1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Geçkil, bu kez Elçi anısına şiir yazdı
Geçkil, bu kez Elçi anısına şiir yazdı

Geçkil, bu kez Elçi anısına şiir yazdı

Diyarbakırlı İşadamı Mehmet Sait Geçkil, bu kez hem hemşerim hemde arkadaşım dediği Sur’ İlçemizde dört ayaklı minarenin altında faili meçhul bir cinayete kurban giden Diyarbakır eski Baro Başkanı Tahir Elçi adına şiir yazdı.

A+A-

Tahir Elçi'nin Rüyası isimli şiirine klipte çeken İşadamı Mehmet Sait Geçkil, şiirinin sosyal medya sitelerinde paylaşıldığını ve olumlu tepkiler aldığını söyledi.  
Geçkil, “Şiirimi Tahir Elçi’nin ailesi Türkan Elçi ve Avukatı Neşet Giresun hemşerimle de paylaştım. Şiirim birkaç gün önce youtube sosyal paylaşım sitesinde yayınlanmaya başlandı. Şiirle ilgili ciddi olumlu tepkiler alıyorum. Şiirin klibini yönetmen Hekim Aydın’la beraber Diyarbakır’daki malum sıkıntılardan dolayı uzun bir çaba ve uğraştan sonra bitirebildik” dedi.  


Tahir Elçi’yle uzun yıllardır tanıştığını belirten Geçkil, “Rahmetli Tahir Elçi, hem hemşehrim hem arkadaşımdır. İkimizde uzun yıllardır Diyarbakır’da ikamet etmekteyiz. Yine ikimizde Diyarbakır’dan evlendik ve hanım köylü olduk. Bir çok insan gibi bizde ekmeğimiz için gurbeti seçtik. Her ne kadar o hukuk, bende ticaret alanında mücadele ettiysekte, sonuçta iki hemşehri olarak zaman zaman bir araya gelir hasbehal ederdik. Tahir bey kendini tamamen insan haklarına, faili meçhul cinayetlere, yargısız infazlara ve kürtlere uygulanan baskı, zulüm ve işkence davalarına vermişti. Gerçek bir hümanistti. Yılmaz bir insan hakları savunucusu idi. 30 yıl pes etmedi mücadele etti. Bu alandaki davaları Avrupa İnsan hakları Mahkemesine taşıdı. Büyük başarılar elde etti” dedi.  
Merhum Elçi’nin insani yönünün ağır bastığını da belirten Geçkil, “Tahir Elçi insani yönü ağır basan, munis ve aynı zamanda ilkelerinden asla taviz vermeyen güçlü bir duruşu vardı. İçinde yaşadığı çalkantıları ve sıkıntıları asla bir başkası ile kolay kolay paylaşmaz, kendi becerisi ile içinden çıkmaya çalışırdı. Reklamı sevmez ve mücadelesinde elde ettiği başarıları kimseye söylemez ve duyurmazdı. İyi bir aile babasıydı. İyi bir avukat ve iyi bir idareciydi. Baro seçimlerinde bile son derece sessiz ve çok yapıcı davranırdı. Kolay kolay hayır demez, dese bile bunu karşıdakini rahatsız etmeyecek şekilde farklı bir dil kullanarak yapardı” diye konuştu.  
28 Kasım 2015 günü Tahir Elçi’ vurulduğunu duyduğu zaman inanılmaz bir acı hissettiğini de belirten Geçkil, “Tabi günün birinde Tahir Elçi hemşehrimin feci bir suikast sonucu vurulması sonrası bende yaratacağı karmaşık duygularla bir şiir yazıp okuyacağımı tahmin edemezdim. 28 Kasım 2015 günü o kötü haberi duyunca, inanılmaz acı hissettim. Bu acı ve duygularla Kafamda şekillenmeye başladı bu şiir. Şiirin Adını TAHİR ELÇİ’NİN RÜYASI olarak koydum. Şiiri Barış ve kardeşlik adına Türkçe ve Kürtçe karışık yazdım. Cizre ve Diyarbakır’ın tarihini ve kültürünü harmanladım. Her iki yerin tarihe mal olmuş önemli yer ve kişiliklerini işledim. Barış ve kardeşlik için verdiği mücadeleye yer verdim. Dört ayaklı minare üzerinden tarihi eserlerimize ve mabetlerimize verdiği öneme ve mücadelesine yer verdim. Şiirim Türkçe Kürtçe karışık yazılmış olup, içinde geçen şahsiyet ve yerleri herkes bilmediği için şiirin hikayesini, aşağıda vermeye çalışacağım” dedi.  
Geçkil’in Tahir Elçi için yazdığı o şiir:  
TAHİR ELÇİ’NİN RÜYASI Bir rüya gördüm Anne. 28 Kasım 2015’in gün ortasında. Karışmıştı birbirine, Diyarıbekirin, Cizira botanın, Sokakları,dağları,bahçeleri. Bir yanım
2/3
xançepek, Öbür yanım mehela kelhe. Bir yanım kırklar dağı, Diğer yanım çiyaye Cudi Bir tarafım raz’e mir’a, Bir tarafım hewsel bahçeleri. Sırt sırta vermişlerdi sanki, Dört ayaklı minare ve Cizre Büyük Cami. ……………………………………………… Mem’e botan Zin’ini arıyordu Anne. Haykırıyordu aşkı barışı,kardeşliği. Yankılanıyordu Türküler,Stranlar Türk’çe, Kürt’çe Hewsel ve mir bahçelerinde. Düet yapıyorlardı ozanlarımız, dengbejlerimiz. Mukabele ediyorlardı ak sakallı dedelerimiz Mahşeri kalabalık içinde. Pusu kurdular kestiler yolunu Mem’in. Çiyanlar,akrepler,bekolar, zalimler. Tek evin’u aşiti idi niyeti yiğidimin. Mektubunu okuyordu yürekli garibim, Barışın sembolü kınalı güvercinim. Amacını anlatıyordu botanlı elçim, Budur dedi uğruna bir ömür verdiğim. …………………………………………………………… Sarmıştı etrafını aç toriler keftarlar. Saldırdılar haince arkasından mem’in Vurdular zehirli kurşunla paslı mavzerin. Sendeledi düşmedi, dik durdu agidim Bakındı etrafa güçlükle bir müddet, Gözü gözüne geldi soysuz katilin. Tanımıştı bakışından o kalleş zalimin. Kocaman yarasındanda mavzerini kafirin. Bir küçük hamle daha yapacaktı tam, Durmadı damarlarda hızlı aktı kan. Kalmadı vücudunda ne kuvvet ne derman, Yığıldı yere yüzüstü o koca Elçi’ye botan Öylece uzandı önüne minareya çarlıngan, O hafifçe kaldırdı başını vek camer u meran. Minare de eğdi dost’a başını jı’cerg’u dılan. Bakıştılar öylece teşbihe caran, Aldılar karşılıklı son xatır ‘u selam. …………………………………………………………… Boşaldı gözyaşları oldu sel u revan Olamadılar birbirlerine çare u eman. Vurulmuştu minare ön iki ayağından, Botan elçiside kalleşçe tam arkasından. Kalmamıştıki yade ne mertlik’ nede zelam Götürdük mem e botanı cem hekim’u lokman Geç kaldınız dediler çok geçmişti zaman Kırıldı dizleri ye malbat’ u dostan Başladı havar’u şin, feryad ‘u figan. ……………………………………………………… Diclede yıkadık yiğidi koyduk tabuta Makber’e kadar taşıdık yüzbinlerle omuzda Arin’u Nazenin, u dayka va Türkan’la Anne Sen ve zin’de vardınız mezarı başında Gözyaşlarını sildim Arin’im bilmedi beni Destek oldum Nazenin’ime görmedi beni Ağlama dedim Türkan’ıma duymadı beni Anladımki Anne vurulanda mem’e botanda benmişim Dündendir yanımdan hiç ayrılmayan tek senmişsin Anladımki Anne vurulanda Elçi’ye botanda benmişim. Anladımki yade vurulanda ölende benmişim.  
ŞİİR’İN ANLAM VE AÇIKLAMASI  
Tahir Elçi vurulduğu andan itibaren defnedilip herkes mezardan ayrılana kadarki süre içinde başından geçenleri bir rüya görmüş gibi mezara yanına ilk gelen merhum Annesine anlatır. Vurulduğu andan itibaren gördüğü rüyasında ömrünün yarısını geçirdiği Cizre ve diğer yarısını geçirdiği Diyarbakır ile ilgili hayatında önemli yer etmiş şahsiyetler, mekanlar ve tarihi yapılar geçer. Bizler Kürt tarihinde önemli yer etmiş şahsiyetlerden ve yapılardan çok etkilenmiş bir toplumuz. Böyle olunca da Tahir Elçi başından geçenleri Kürt edebiyatının en önemli eserlerinden olan MEM U ZİN aşkı kahramanlarından MEM in başına gelmiş gibi görür. Yani oda bizim gibi dışardan izler olayları. Ama aslında Burada MEM kendisidir. ZİN de barıştır. Nasıl ki MEM ZİN e kavuşmak için mücadele etmiş ve bu uğurda acılar ve işkenceler yaşamış ve neticede kavuşamadan bekolar ve zalimler yüzünden öldü ise, Tahir Elçi de barışa kavuşamadan yine aynı şekilde katledilmiştir. Herkes mezardan ayrılıp gidince, tek annesi ile kaldığını gören Tahir Elçi o zaman Mem’in de vurulanında ve öleninde kendisi olduğunu anlar. 

 

HABERE YORUM KAT