1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Fırçalar Rojava için
Fırçalar Rojava için

Fırçalar Rojava için

Asya, Avrupa, Afrika, Amerika ve Kürdistan'ın dört parçasında yaşayan sanatçılar Diyarbakır'da bir araya gelerek fırçalarını Rojava'ya destek için ellerine aldılar.

A+A-
Uluslararası Kürdistan Sanat Buluşması kapsamında 33 sanatçı Sümerpark Resepsiyon Salonu'ndaki sempozyumda resim ve heykellerini yapıyor.
 
6 Şubat'a kadar devam edecek sempozyumun ardından 7 Şubat'ta 230 sanatçının eserlerinden oluşan Kürdistan Sergisi açılacak ve bu eserler burada Rojava'ya destek için satışa sunulacak.
 
Sempozyuma; Ahmad Hussein Elzaaim, Ali Asker Bal, Aziz Tilki, Bahar Demirtaş, Bahram Hajou, Barış Seyitvan, Dilşad Questani, Eido Alhussein, Ergin Kaya, Êvar Husseyni, Hama Haşim, Hanif Hamou, Hasan Abdalla, Inayat Attar, Lokman Huseyin, Metin Çelik, Mourad Abdullaoi, Munîr Şêxê, Newroz Azizoğlu, Nursun Hızlan, Omran Younis,  Rania Kakarli, Rana Ali Abbas, Rêbuvar Said, Remzi Sever, Reshid Husso, Rıdvan Kuday, Saleh Nemir, Samr Draie, Sitar Ali, Şengül Acil, Zouheir Hassib ve Walid Alagha adlı sanatçılar katılarak çalışmalarını yapmaya başladılar.
 
Küratörlüğünü  Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sümerpark Amed Sanat Galerisi Koordinatörü Barış Seyitvan'ın yaptığı “Rojava Özgürlüğün ve Eşitliğin Perspektifidir” sloganıyla yapılan sempozyuma katılan sanatçılara yapılan çalışmaya ilişkin duygu ve düşüncelerini sorduk.
 
Etkinliğin organizasyonunda bulunan ancak aynı zamanda Suruç ve Kobani'deki direnişi anlatan çalışmasıyla sempozyuma katılan Rojavalı Sanatçı Munîr Şêxê:  “Suruç ve Kobani direnişini resmedeceğim. Çünkü iki direniş birbiriyle ilintili. Tablomda da kuzey ve güneyi ayıran sınırlar gibi iki parçalı olacak. Üst kısımda  Suruç' taki direniş, alt kısımda Kobani' deki askeri direnişin yansımasını resmetmeye çalışıyorum. Birbirinin aynısı olmasına rağmen ortaya konulmuş keskin bir hat var.
 
Daha önce dört paçadan sanatçılar bir araya gelmemişti. Yapı itibarıyla bu tarz bir çalışma ilk defa olacak. Bütün parçalardan Kürt sanatçıların bu festival aracılığıyla bir araya gelmesi, Kürt sanatçıların birbirini anlayacakları bir atmosfer olması nedeniyle önemsiyorum. Sanatsal bakış açımızı ve üretim şeklimizi tanıyoruz. Çünkü Kürt toplumu Türk, Arap ve Fars kültürünün etkisinde kaldı. Bu çalışmayla ortak bir üretim dili, Kürt sanatının ortak dilini yakalamaya da bir şans sunacak. Diğer parçalarda yaşayan kardeşlerimizin tutumu ve üretim biçimi bize de zenginlik katacaktır. “Rojava özgürlüğün ve eşitliğin  perspektifidir” sloganıyla bir araya geldik. Çıkış noktamız bu. Beslendiğimiz kaynak bu olacak ama herkesin bir üslup ve ifade anlayışı var.”
 
Rojava'daki yaraya merhem olmalı
 
Diyarbakır'dan katılan Resim Öğretmeni Remzi Sever: “15 yıldır bu işi yapıyorum. Kendi kişisel atölyem var. Böylesi bir çalışma beni çok mutlu etti. Rojava bir yara ve herkes bu yaraya merhem olmak için sanatı bir ifade tarzı olarak kullanabilir. Çalışmamda insanın doğanın akışına müdahalesini, Kobani'nin savaş sonrası özgürleştikten sonraki halinin biz insanlara ne anlattığını ifade etmeye çalıştım”
 
Halep Üniversitesi Resim Hocası Hanif Hamou: “Diyarbakır'da yapılan organizasyon sanatçılar açısından da çok yüksek bir değeri ifade ediyor. Sanatçıların birbirlerini tanımaları ve yaptıkları çalışmaları görmeleri önemli. Umuyoruz ki, bu tür çalışmalar tekrarlanır. Bu çalışmayla dünyaya ve  dört parça Kürdistan'a Kürt sanatını tanıtabiliriz. Birkaç yıl önce gittiğim Hasankeyf'teki doğal ve tarihi yapılar çalışmama ilham kaynağı oldu. Bende bıraktığı etkiyi resmetmeye çalışıyorum.”
 
Kürt sanatını dünyaya duyurmalı
 
Sanatçı Zouheir Hassib: “Kürdistan'ın başkentine, atalarımızın, dedelerimizin topraklarına geldik. Haseke'liyim ama Şam'da kalıyorum. Bugün Kürt sanatçıları Amed'de  sanatımızı birbirimizle paylaşmak için toplandık. Kürt halkının yaşamını acılarını, efsanelerini, sözlü kültürünü, Kürtlerin renkleriyle ifade etmeye çalıştım. Bu tabloda Siyabend û Xecê' yi, Mem û Zîn'i ve diğer efsaneleri görebilirsiniz.
 
Tablonun toplamı Kürt kültürünü yansıtıyor. Kürtlerin yaşadıkları acılar şimdiye ait değil. Çok eskiye dayanıyor. Bu çalışmamda herkese yaşadığımız acıları göstermek istiyorum. Kültürümüz çok zengin, çok kültürlü bir halkız ama düşmanlar kültürümüzün ortaya çıkmasına engel oldular. Bu tür çalışmalarla sesimizi, sanatımızı dünyaya duyurabiliyoruz. Kobanî bizim için çok büyük bir yara, biz sanat aracılığıyla bu yaramızı dünyaya göstermek istiyoruz. Benim için burada olmak bir rüyaydı. Burada olmakla bu rüyam gerçekleşti. Çalışmayı yapanlara teşekkür ediyorum”
 
25 yıldır Fransa'da yaşayan Afrinli sanatçı Inayat Attar: “ Böyle bir çalışma ilk kez yapılıyor ve dolayısıyla hepimize sorumluluk düşüyor. Çalışmanın iki amacı var. Birincisi sanatçıların bir araya gelerek ortak etkileşim yaratmak. Bir de halk ve sanatçıyı bir araya getirmek. Eskiden halkın sanatçıya bakış açısı farklıydı. Kız istemeye bile gittiğinde onu deliymiş gibi görürlerdi. Bu tip çalışmalar toplumumuzda bu tür yargıların kalkmasında ve değişmesinde pozitif etkisi oluyor.
 
Projeksiyon yöntemi kullanarak Diyarbakır'ın tarihi surları ve kapılarını resmediyorum. Bu yöntem sanatçıya farklı bir yorum katma şansı veriyor ve ben farklı bir şekilde yeniden yorumlayarak resmediyorum. Dağkapı veya Ongözlü Köprü orijinalindeki gibi değil, benim tarihi surlar içinde yerleştirdiğim farklı bir yerde. Yani fotografik bir Diyarbakır değil.”
 
Almanya'da yaşayan Rojavalı heykeltraş Saleh Nemir: “Bu kapsamlı çalışmaya biri ahşap diğeri tel malzemeden oluşan iki çalışmayla katılıyorum. Ben eserlerime herhangi bir ad koymuyorum, çünkü izleyenlerin yorum gücünü sınırlar. Bu organizasyonu sanatsal açıdan çok önemsiyorum”
 
Londra'da hukuk ve resim eğitimi alan 21 yaşındaki genç sanatçı Evar Husseyni: “İlk kez böyle kapsamlı bir çalışma içerisinde yer alıyorum. Sempozyuma nü tabloyla katılıyorum. Bunun nedeni de özellikle kadın bedeninin çıplaklığıyla,  toplumsal anlamdaki çıplaklık, kadın bedeninin mahrem ve ayıp olarak görülmesine karşı bir duruş sergilemek, bunu eleştirmek içindi.  Mahremiyet kadını kapatan bir düşünce ama bu bizim doğamız. Toplumsal ayıp sınırlarımızı kadının bedeni üzerinde yaratılan bu tabloyla eleştiriyorum.”  (Diyarinsesi.org BB)
Bu haber toplam 798 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT