1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Fırat Anlı: Ortak aklı hâkim kılacağız
Fırat Anlı: Ortak aklı hâkim kılacağız

Fırat Anlı: Ortak aklı hâkim kılacağız

Fırat Anlı, Sivil toplum örgütlerinin özellikle Diyarbakır'da çok ciddi denetim mekanizmaları kurmak durumunda olduğunu vurgulayarak, Ortak aklı hakim kılmanın gerekli olduğunu söyledi.

A+A-

Barış ve Demokrasi Partisi Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Fırat Anlı, Özgür Haber Gazetesi'ni ziyaret etti. Gazetenin İmtiyaz Sahibi Mesut Azizoğlu, Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü Sait Bayram ile Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya tarafından karşılanan Anlı, seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Yerel medyanın çıtayı yakalaması gerekir

Diyarbakır olarak çok yüksek çıtalar koyduklarını ifade eden Anlı, “Fakat alt başlıklara indiğimiz zaman tel tel dökülüyoruz. Yani total bir başarı olmazsa, şu alanda iyiyiz, bu alanda iyiyiz. Demekle yürümüyor. O açıdan yerel medya biraz artık o çıtayı yakalaması lazım. Şimdi bu da sermaye ile alakalıdır. Maddi güç ile ilgilidir. Gazete denetimini yapmalıdır, kamuoyunu bilgilendirmelidir. Art niyet, kötü niyet bunlar ikincil tartışmalardır. Önce gerçekten objektif habercilik ve bu konuda duyarlı bir şekilde kamuoyuna eleştirilerini, eksiklerini ortaya koymalıdırlar. Ben kendim de yaptım. Gazetelerde haber geçince mekanizmalar harekete geçiyordu. Açıkça denetleyen bir mekanizmanın olması Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Fikri takipte çok önemlidir” diye konuştu.

Belediyeler eleştirilmek zorundadır

“Sivil toplum örgütlerinin de bu geleneğe girmesi lazım” diyen Anlı, Yani belediye bir iktidar kurumudur. Eleştirilmek zorundadır. Eleştirmezseniz, belediyenin mevzuatı ve fiiliyatı derebeyi sistemidir. Belediye başkanına ne ulaşabilir, ne söz geçirebilirsiniz. O ne planlıyorsa, öyle gider. Buna hakkı yok. Sivil toplum örgütlerinin özellikle Diyarbakır'da çok ciddi denetim mekanizmaları kurmak durumundadır.

Kurulmazsa, bugün eleştirdiğimiz birçok başlığı biz yine uygulamaya devam ederiz. İmar'dan tutun, Kentleşmeye kadar, Sosyal politikalar, mesela uyuşturucu meselesinden bahsediyoruz. 16 yaşındaki kız Sur'lardan atılıyor. Bu kent ayaklanmalıydı, bu kent o surların etrafından günlerce nöbet tutmalıydı. Bunun üzerine gitmeliydi. Ama biz yokmuş gibi davranmayı tercih ettik. Bu çok kötü bir gelenektir. Hem toplum hem de kent olarak bu noktaya doğru gidiyoruz. Hem olumlu yönlere vurgu yapan, pozitif yönlerini öne çıkaran. Bu bir tanıtım faaliyeti değildir” dedi.

Bu geleneğin altında ezilmişlik var

Anlı, Bu geleneğin altında ezilmişliğin olduğunu vurgulayarak, “Bugün biz değil, AK Parti bu kentte iktidar olsaydı yine bu ruh hali olacaktı. Çünkü ezilmişliği siz bir kuşakta gideremiyorsunuz. Bu ezilmişlik duygusunun giderilmesi lazım. İnsanların rahat, huzur ve bir biçimiyle de eşit hissetmesi lazım. Hiyerarşik yaşam bizde devam ediyor. Yani bir belediye başkanının karşısında rahat rahat şu yanlıştır diyebilecek bir yurttaşlık geleneğimiz çok yok.

Halkı duyarlı kılan mekanizmalar işlemezse böyle olur. Bir basın niye vardır. Bunu siz 3 gün manşette taşırsanız, birileri hafiften kıpırdamaya başlar. Mekanizmalar işlemeye başlar. Buna uygun örgütlü mekanizmalarınız dernekleriniz, STK'larınız, kurumlarınız, meslek odalarınız varsa, peş peşe devreye girer. Ve işte kent ruhu çıkar ortaya.

Hiçbir yönetici, bir tane MHP'li belediye başkanının getirelim oturtalım. Gerçekten kendisini dört dörtlük örgütlemiş olsun. O bile aynı bugün neyi yapıyorsak oda aynısını yapmak zorunda kalır. Müslüman Mahallesinde salyangoz satılmaz. Mesele bunu yedirmek. İşte çok yetenekli belediye başkanları var. Diyoruz ki, işte en azından gözümüz arkada değil, yeteneklidir yapar. Bu da bence doğru bir düşünce değil. Elbetteki işin ehli olması önemlidir. Doğru insanları bulmak önemlidir. Nitelikli insan bulmak önemlidir. Ama sizin mekanizmalarınız nerede? Bunu işlettirecek, bunu devam ettirecek mekanizmaların yoksa.

Valla Melih Gökçek 3 dönemdir seçiliyor, 4. dönemde seçilecek. Bu bizim örnek alacak bir belediyecilik değil. O açıdan daha özgün modellere gitmek lazım. Diyarbakır'ı öncelikle gerçek anlamda bir tespit, analiz ve yeni hedefler, ulaşılabilir hedefler koyup, uçucu böyle dönemsel ve duygusal şeylerden arınmak lazım”

İktidarı tek noktaya götürürseniz yozlaşma olur

Bu konuda Belediyenin bir model'i olup olmadığı yönündeki soruyu da yanıtlayan Anlı, şöyle dedi:

“1215'te İngiltere Kralı, o dönemde Tanrısal yeteneği olduğuna inanılan, Tanrı'nın yeryüzünde vucüt bulmuş hali olarak kabul bir pozisyonda. Diyor ki, kendi kendine, alttan baskı da var ama. Benim böyle bir gücüm yok. Ve onları deniz kenarına götürüyor. Dalgalara emrediyor. Tabi dalgalar durar mı? devam ediyor haliyle. Onunla gelişen magna-karta süreciyle, dağıtılması süreciyle birlikte 800–900 yıldır insanlık bu konuda bir tartışma içerisinde. Siz ne kadar iktidarı tek noktaya doğru götürürseniz ister yerelde, ister merkezde yozlaşmayı getirir. Kim olursa olsun. Bakın Dünyanın en mükemmel insanını getirin, yozlaşır. Sistem yozlaşır.

Ama ne yapmalı? Şeffaf. Büyükşehir Belediyesini örnek verirsek, dipsiz bir kuyudur. Hiçbir belediye başkanı belediyeye hakim olamaz. İmkansız bir şeydir. Çünkü onlarca Daire Başkanlığı, onlara müdürlük, onların altında şefler, birimler ve bu yeni yasa ile birlikte 15 bin kilometrekarelik alan. Ama diyelim ki,. Yerel basın bu konuda o işlevini görse,Diyarbakır barosu, hukuksal anlamda ciddi bir şey geliştirse, İnsan Hakları, Mazlum-Der Yurttaş hakları konusunda geliştirse, Eczacılar odası ayrı bir çalışma yürütse, TMMOB çok ciddi kent ve kentleşme noktasında Anayasa ve toplumsal sözleşme çizse ve ben bunun ötesine geçmeyeceğim dese. Her birim bu şekilde bir çalışma dayatırsa ve takip ederse, bir müddet sonra o sistem işler. Kent Meclisi diyelim, senato diyelim, parlamento diyelim. Yani isimler ve şekiller üzerinden çözemeyiz”

Diyarbakır'ın bir senatosu var

Anlı, Diyarbakır'ın artık bir senatosu olduğuna işaret ederek, “Bu nettir. Diyarbakır'ın tüm sorunlarının tartışılacağı bir senatomuz, insanlar gelecek, bunun resmi olarak bir parçası olacak, orada sorunlar tartışılacak, çözüm önerileridir.

Bakanlar Kurulu gibi. Her bir ihtisas komisyonu gibi çalışmalarını yürütecek. Kent ve kentleşme, sağlık, eğitim, tarımsal kalkınma, hayvancılık, kadın meselelerin her birisi bir komisyon çalışması üzerinden yürütülecek. Ama bunun aktif bileşenleri kentin resmi kurumları, sivil toplum örgütleri ve bireysel yurttaşlardır. Sadece bir tek noktaya odaklanan değil., Yerel gündem 21 uygulaması Türkiye'nin en iyi uygulaması seçildi. Gerçekten çok iyi bir uygulamaydı. Ama onunda eksikliği neydi? Kurumsal temsiliyetlere açıktı, kişisel temsilliyetler çok zayıftı. Birey olarak, Benusen'de oturan bir insan olarak, bu toplantıya giremiyordum. Kurum üzerinden girebiliyordum. Onu da dengeleyen bir yapı. Kadın Meclisleri, Gençlik Meclisleri, Engelli Meclisleri, Mahalle meclisleri var.

Belki yarın ihtiyaç olacak başka Meclisler açılacak. Dicle Nehri Vadisi Sevenler meclisi ya da Derneği gibi ona uygun bir örgütlenmeye dönüşecek. Bu örgütlü yapının tek gündemi olacak. Bunun üzerinden çalışacak, bunun üzerinden yoğunlaşacak. Fikir tartışmasından başlayarak, uygulama noktasına kadar prosedörlerin sürmesi lazım. Buda çok zor bir şey değil”

Her bir kuruma bir gazete kampanyası

Anlı, Yerel basının güçlendirilmesi anlamında Belediyelere ve bağlı kurumlara birer gazete alınması yönünde bir kampanya başlatmak istediklerini ifade ederek, “Göreve geldiğimiz zaman, yerel basına destek sunmak amacıyla her bir kurumumuza yerel gazete aldıracağız. Bu konuda STK'lar ve diğer kurumların da aynı şekilde uygulamaya gitmesi için bir kampanya başlatmayı düşünüyoruz” dedi.

Bu haber toplam 7289 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT