1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Faili meçhule takipsizlik kararı!
Faili meçhule takipsizlik kararı!

Faili meçhule takipsizlik kararı!

Toplu mezarlarla ilgili olarak ailelerin başvurusu ve dosyaya gönderilen ihbar mektuplarındaki ayrıntılara rağmen Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 3 PKK'li ve bir sivilin infaz edilmesine ilişkin dosyaya takipsizlik kararı verdiği ortaya çıktı.

A+A-

Bölgede 90′lı yıllarda faili meçhul şekilde kaybedilenlerin ve çatışmalarda yaşamını yitirenlerin defnedildiği toplu mezarlar bir bir ortaya çıkarken, failler ise bir türlü yargı önüne çıkartılmıyor.

Bölgede bulunan 253 toplu mezarda 3 bin 248 kişinin olduğu tahmin edilirken, toplu mezarların açılması için ailelerin yaptığı başvurular da sonuçsuz kalıyor. Sonuç alınamayan bir soruşturma dosyası da, Bitlis'te bulunan bir toplu mezarın açılması için ailelerin başvurusuna takipsizlik kararı veren savcılığın, dosyada yer alan ihbar mektuplarını “asılsız” görerek skandal bir karara imza attığı ortaya çıktı.

Şüpheliler Mahkemece aklandı

Başvurunun ardından ailelere gönderilen “Soruşturma evrakı incelendi” yazısında dosyaya ait iki ihbar mektubunu dikkate almayan savcılık, 3 PKK üyesi ve bir sivilin infaz edilmesine ilişkin açık kimliği olan kişileri ise akladı. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasında, 30 Mayıs 1993 ve 21 Mayıs 1997 tarihlerinde Bitlis'e bağlı Esenburun ve Müzik köyü, Kemertepe mevkisi ve Duav bölgesinde işlenen suçlara ilişkin Y.U, T.U. ve E.O. ile birlikte Bitlis İl Jandarma Komutanlığı görevlileri ve Bitlis Belediyesi görevlileri hakkında “Kasten öldürme, kasten nitelikli öldürme ve kişinin hatırasına hakaret” iddialarıyla açılan soruşturmayı dosyada yer alan ihbar mektuplarında olaylara ilişkin tüm detaylar olmasına rağmen takipsizlik kararı ile sonuçlandırdı.

İddialar görmezden gelindi

Dosyaya ilişkin skandal ise toplam 35 mezarda 485 kişinin cenazesinin bulunduğu Bitlis'te Deliklitaş olarak bilinen ve kent çöplüğünün bulunduğu alanda olduğu iddia edilen toplu mezarın açılması için ailelerin başvurusunun ardından verilen takipsizlik kararıyla ortaya çıktı. 16 Mart 2011 tarihinde Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'na İstanbul Fındıkzade PTT Şubesi'nden daha önceden korucu olduğu iddia edilen bir kişi tarafından gönderilen “T.U. ve E.O. ile ihbarcının da katılımı ile birlikte Müzik köyü yamacına iki erkek bir bayan örgüt üyesinin götürülerek orada infaz edilip gömülmesi. Şüpheliler T.U. ve Y.U. ile ihbarcının Kumaş köyünden bir çocuğu takip ederek Arap Köprüsü'nde minibüse silah zoruyla bindirip Karçınbaşı olarak bilinen yerde şüpheli T.U'nun çocuğun kafasına bir el silahla ateş etmesi ve oraya gömmeleri” şeklindeki ihbar mektubunda 3′ü PKK'li 4 kişinin infazının kimler tarafından gerçekleştirildiği açık bir şekilde yer alıyor.

Savcılığın, faillerin olay yerinin ve olaya ilişkin ayrıntılı bilgilerin yer aldığı ihbar mektubunu dikkate alıp, bölgede inceleme yapması ve failleri açığa çıkartarak, toplu mezarı açması yönünde karar vermesi beklenirken, iddiaları “Soyut nitelikte olup, kişisel husumet nedeniyle gönderilmiş de olabileceğini” öne sürerek, iddiaları görmezden geldi.

Sadece şüphelilere ulaşılmış

Dosyada geçen söz konusu bölgelerde inceleme yapmayan ve şüphelilerin beyanlarına dayanan savcılık kararında, mektupta isimleri geçen T.U, Y.U ve E.O'ye ulaşarak ifadelerine başvurup “üzerlerine atılı iddiaları kabul etmedikleri” yönündeki beyanları dikkate alındı. İhbar mektubunda yer alan iddiaları değerlendiren savcılık, “soyut nitelikte kaldığının anlaşıldığı gibi ihbar edenin ihbar dilekçesinde kendisinin daha önce korucu olarak görev yaptığını beyan etmesine rağmen iddiaya konu olaylarda 'gerilla' kelimesinin kullanmasının da dikkate değer olduğu” ifadesine yer vermesine rağmen, o dönem bölgede koruculuk yapanların bilgisine başvurmaması ise dikkat çeken bir diğer husus oldu.

Askerin iddialarına itibar edilemez

Yine aynı soruşturma dosyasında yer alan bir başka ihbar mektubu da savcılığı dosyayı masa başında kapatarak, tozlu raflara kaldırma çabasını ortaya koyuyor. Savcılık, o dönem Bitlis'te 1970/3 tertip asker olan başka birinin “1991 yılında Mutki yolunda ölü olarak ele geçirilmiş biri kadın, toplam 6 örgüt üyesinin cesedini üzerlerine kireç dökerek gömüldüğü” yönündeki iddialarını da askerin “paranoid şizofreni” tanısı konulduğundan dolayı iddialara esas oluşturmayacağı sebebiyle itibar edilemeyeceğine karar verdi.

İhbar eden askerin hastalığını bu şekilde değerlendiren ve anlattıklarının doğru olabileceği ihtimalini araştırmayan savcılık, ihbar edenin verdiği bilgilerin doğru olup olmadığını genel ve taraflı, kâğıt üzerinde yapılan değerlendirmeler sonucunda değil, ihbarda belirtildiği şekilde ve belirtilen yerlerde bu olayların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırarak, tespit etmeden takipsizlik kararı verdi.

'Beyanlar dikkate alınmadı'

İhbar mektubundaki ifadeleri varsayımlardan yola çıkarak değerlendiren savcılığın kararına itiraz ettiklerini belirten Avukat Rehşan Bataray Saman, “Tabi yaptığımız araştırmalar sırasında bazı tanıklıklara denk geldik. Bu toplu mezarlardaki örgüt mensuplarının aslında birçoğunun sağ yakalandıktan sonra askerler ve korucular tarafından infaz edildiğine dair bazı bilgiler de vardı. Savcılığın uzun bir aradan sonra verdiği takipsizlik kararını aldığımızda ailelerin ve bizlerin iddiasıyla ilgili tek delilin bizim tespit ettiğimiz deliller olmadığını gördük. Dosyada buna ilişkin birçok delil olduğunu gördük. Bu olaylara ilişkin o dönem orada koruculuk ve er olarak askerlik yapan iki kişinin dosyaya ihbar mektubu gönderdikleri ve olaylar hakkında ayrıntılı bilgiler verdiklerini gördük. Hem şüphelilerin isimlerini vererek, hem de olayların ayrıntılarını verdiklerini gördük. Ama savcılık maalesef bu beyanları da dikkate almayarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verdi” dedi.

'Karara itiraz ettik'

Bataray, ihbar mektubu gönderen askerin iddialarının psikolojik rahatsızlığından dolayı “beyanlarını güvenilir olmadığı” gerekçesiyle savcılık tarafından reddedildiğini; ancak o dönem bölgede askerlik yapan kişilerin çoğunda psikolojik sorunların yaşandığının herkes tarafından bilindiğini kaydetti. Bu hastalıkların kaynağında bölgedeki yaşanan savaş koşullarının olduğunu dile getiren Bataray, “Savcılık bu yönü görmek istemeden bu rahatsızlığını beyanlarının gerçek olmadığına yorup reddetti. Bizler de bu karara itiraz ettik. Bu şekilde bu beyanların yalan olduğu, gerçeğe aykırı olduğu sonucuna varılacağına, onların anlattıkları ve tarif ettiği bir toplu mezar var. Bu şekilde ret edileceğine, onların tarif ettiği yere gidip bakılır. Gerçekten burada toplu mezarlar var mı, yok mu? Savcılığın yapacağı tek işlem buydu. Varsa onların beyanlarının doğruluğunu gösterildi. Ancak bu işlemi yapmadan takipsizlik kararı verdi” diye belirtti.

Bu haber toplam 6275 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT