23 Mayıs 2012 Çarşamba
  • Diyarbakır22 °C
  • Ankara17 °C
  • İstanbul18 °C
  • Antalya22 °C
  • İzmir22 °C
  • IMKB
    57.079
    %0.00
  • Altın
    623,04
    %-0.54
  • Dolar
    1,8432
    %0.94
  • Euro
    2,3361
    %0.26
SON DAKİKA:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Evlat Aziz, Terbiye Evlattan da Azizdir"

Evlat Aziz, Terbiye Evlattan da Azizdir05 Aralık 2011 Pazartesi 09:50

Hayırlı evlat, anasına babasına rahmet okutturan evlattır.

Ne mutlu o anne ve babaya ki; bu dünyadan göçüp gittikten sonra geride bıraktıkları evlatları kendileri için:

“İçelim Ab-ı hayat neş'e versin bedene Allah rahmet eylesin seni bırakıp gidene." Dedirten evlatlar yetiştirebilmişlerdir. Apartman dikmek yerine, iyi meyva veren fidan diker gibi hayırlı evlatlar yetiştiren bu anne ve babalar çocuklarını sevginin, saygının, hoşgörünün, dürüstlüğün, dayanışmanın, yardımlaşmanın, fedakârlığın, hak ve hukuka saygının hakim olduğu bir ortamda sevgiyle mayalayarak, kültürle yoğurarak, ahlak ile pişirerek; sevgili, saygılı, yürekli, kendinden emin, dürüst, çalışkan, gerçekçi, hukuka saygılı, vatansever insanlar haline getirmişlerdir.

İnsan neye bakarsa onu görür. Neyi görürse onu düşünür. Neyi de düşünürse onu yapar. Bu nedenle çocuğun bulunduğu ortam onun yetişmesinde büyük önem arzetmektedir. “Çocuk boğulduktan sonra kuyuyu örtmenin faydası yoktur.” Sözünde olduğu gibi kötü alışkanlıklar edindikten sonra  çocuğu içinde bulunduğu ortamdan çekip almanın faydası yoktur. Bunun bilincinde olan ebeveyinler bu nedenle çocuklarına iyi bir çevre, iyi bir okul ve iyi bir arkadaş edindirebilmek için büyük çabalar sarf etmekte maddi ve manevi sayısız fedakârlıklara katlanmaktadırlar. Çünkü:

“Çocuk yüreklilik veren bir çevrede yaşarsa kendine güvenmeyi,Dürüst işlem görürse adaleti,
Doğruluk içinde yaşarsa gerçeği,Kendisine güleryüz ve anlayış gösteren çevrede yaşarsa dünyanın yaşanacak güzel bir yer olduğunu,

İyi seçilmiş oyunlar oynarsa dayanışmanın, fedakarlığın, hoşgörünün, sabretmenin, kurallara uymanın, hak aramanın ve haksızlığa karşı direnmenin, kazanmanın ve kaybetmenin ne demek olduğunu öğrenmiş olur.
 

“Çok çocuk anayı şaşkın babayı düşkün yapar”

Artık ne devir eski devirdir ne de çocuklar eski çocuklardır. Bu itibarla, aileler mevcut hayat şartlarını da gözönünde bulundurarak  doyurabilecekleri kadar değil bakabilecekleri kadar çocuk yapmaya yönelmelidirler. Çünkü “Ana, ne doğuran ne de doyurandır. Ana, doğurduğunu terbiye ile yoğurandır.”

Anne ve babalar “Çok çocuk anayı şaşkın babayı düşkün yapar” Atasözündeki kişilerin durumuna düşmemek için zamane çocuklarını iyiden iyiye gözlemlemelidirler. Günümüzün kandırılmaya gelmeyen çocukları yalnız anneyi değil Berkoş örneğindeki gibi anneanneyi de şaşkın yaparlar:

Berkoş altıncı sınıf öğrencisi (eskinin orta bir öğrencisi), muzur mu muzur bir çocuktur. Bir gün annesine masum bir eda içersinde gelir ve:

-Anneciğim canlıların üreme konusunu seninle işlemek istiyorum. Der. Anne de oğluyla yüz-göz olmamak için:-Oğlum, görüyorsun benim işim var, üstelik de yorgunum, sen git anneannenle bu konuyu konuş, o benden daha iyi bilir. Diyerek oğlanı başından savar.

Berkoş çaresizlik içersinde anneannesine gider ve:-Anneanneciğim, erkeklerin yumurtalıklarına ne ad verilir? Deyince anneanne biraz şaşırarak biraz da utanarak:

-Daşş.. deyince, Berkoş ayak tabanlarını tavana dikip karnını tutarak bir yandan güler öte, yandan: -Anneanneciğim ona Testesteron denir Testesteron. Deyince anneanne:

-Vaaa! Yüzüme kara. O ne biçim kelimedir. Yanlış oğlum yanlış (bastıra bastıra) “Daşş..tır daşş..” Deyince, Berkoş: -Anneanne, bize derste öyle öğretmiyorlar. Demesi anneannenin tansiyonunun yükselmesi için yeter de artar bile. Anneanne bir “Vuuuş kele!” çektikten sonra:

-Neee? Derste size bele şeler ögretiler he? Ne günlere kaldıh anam ne günlere, başımıza daş yağacah daş. Yüzüz döküle…(işaret parmağını iki kaşının arasına koyarak ) Ar damarız çatlamiş…Haya, edep kalmamiş…Milli Eğitime gidip bunları şikayet etmah lazım. Benim abemgil buni Tıbbiye mektebinde ohurken ögrendiler. Bunlara şimdiden neler neler ögretiler kele!

Yangının üzerine körükle giden Berkoş “bebeğin nasıl oluştuğunu” anlatmaya başlayınca anneanne :
-Get oğlum get! Get anannan çalış. Ben edemiyem seni dinleyeyim. Bende abdest mabdest de kalmadi, diyerek odayı terk eder.


 
“Cevahir Çıkını” adlı kitabımdan alıntı yaptığım bu yazıma  “Küçe Kapısı” kitabımdaki bir şiirimi ekleyerek sevgi ve saygılarımla son veriyorum.


ŞEHO'NUN RÜYASI
 
Şeho kendi halında fıkara bir çocuhti
Mahle-i Kotik'teki örtmede oturidi
Başi ögünden kahmaz
Dönüp kimseye bahmaz
Derslerden geri kalmaz
Çalışkan bir çocuhti
Ne kari da ne kız da Şeho'nun gözi yohti
Yüzi sivilce doldi
Oğlana bir hal oldi
Gözi kızlardan başka
Heç birşey görmez oldi.
O eski Şeho getmiş bir başkasi gelmişti
Çiçosundan burnuna herşeyi degişmişti
İlk insandan bu yana kural degişmemişti
Büluğa eren gencin bıyıği terlemişti
Şeho'nun da bıyıhlari terlemiş
Sesi de kartlaşmişti
O yaştaki her genç gibi onun da iti azmişti
Geceleri rüyasında
Gündüzleri kafasında
Gönlünün bahçasında
Huriler dolaşidi
Hurilernen yatidi hurilernen kahidi
Şeytan bile Şeho'dan bıhmişti usanmişti
Şehoya gösterecah rüyasi kalmamişti.
Şeho artık hemama babasinan gididi
Karilar hemamının ögünden bile geçmidi
Son gettıği hemamda
Tas yemişti kafasına
Karinın biri herslenmiş
Vermişti arhasına
"Kocan da getir!" deyip çatmişti anasına.
Şeho'nun hayatında zor günler başlamişti
Görduği rüyalari başına iş açmişti
Kaç kere tumanıni kendisi yıhamişti
Anasından utanıp köşe bucah kaçmişti
Allah'ın bildığıni
Kullardan sahlamışti
Savuh sicah demeden
Kimseye görünmeden
Sabahleyin erkenden
Yıhanıp paklanmişti
Kış güni Balıhli'ya balıhlama dalmişti
Heste düşüp günlerce yatahlarda yatmişti
Kimse işin aslıni ona anlatmamişti
"Şeytan kandırdi" deyip oni kandırmişlardi.
Şeholar'ın kaderi nedense heç degişmez
Kimse işin aslıni çocuğuna ögretmez
Babanın işi vardır oğlinan ilgilenmez
Ananın hulki dardır dertlerine egilmez
Mektepte ögretmenler daği taşi anlatır
Şeho sori sordimi heçbiri cevap vermez.
Bu işler bele gelmiş
Her zaman bele getmez!
Legleglernen,şeytannan
Çocuhlar egitilmez!
Doğrusuni ögretah bırahah yalanlari
Güzelcene egitah o güzel Şeholar'i
 

M. Kadri GÖRAL (Küçe Kapısı)
 

Okunma Sayısı : 6135


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • Akşam
  • Birgün
  • Bugün
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Fanatik
  • Fotomaç
  • Fotospor
  • Güneş
  • Haber Türk
  • Hürriyet
  • Milli Gazete
  • Milliyet
  • Posta
  • Radikal
  • Sabah
  • Sözcü
  • Star
  • Takvim
  • Taraf
  • Tercüman
  • Türkiye
  • Akit
  • Vatan
  • Yeni Asya
  • Yeni Şafak
  • Zaman
  • İstanbul Ticaret

SON HAFTANIN SKORU

3
1
Bugsaşspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya