1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Evden alınıp edildi
Evden alınıp edildi

Evden alınıp edildi

Diyarbakır'da bir araya gelen kayıp yakınları cinayete kurban giden ya da kaybedilen yakınlarının faillerini sormaya devam etti.

A+A-
İHD ve Kayıp yakınların, Diyarbakır'da "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 312'ncisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi.
 
Kayıp yakınlarını, bu haftaki eylemlerinde de kentteki çok sayıda dernek ve platform temsilcileri yalnız bırakmadı. Her hafta bir "faili meçhul" cinayet ya da kayıp öyküsünün kamuoyu ile paylaşıldığı eylemde bu hafta 1994 yılında, Batman'ın Kozluk ilçesinde özel hareket timleri tarafından misafir olarak gittiği evde gözaltına alındıktan sonra infaz edilen M. Emin Çelik'in hikayesi paylaşılarak, faillerinin bulunması istendi.
 
'İŞLENEN CİNAYETLERİN FAİLLERİNDEN HESAP SORUN'
 
M. Emin Çelik'in katlediliş hikayesi anlatılmadan önce İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici konuştu.   312 hafta boyunca bulundukları alandan adalet için haykırdıklarını dile getiren Bilici, buna karşın bugüne kadar bir adım atılmadığına işaret etti.
 
Bilici, "Biz hukuk istiyoruz. Biz bu kayıpların bulunmasını istiyoruz. Hükümet gerçekten samimi ve dürüstse, zerre kadar insan haklarına inanıyorsa, bir an önce çoluk çocuğu katletmekten vazgeçip geçmişte işlenen bu cinayetlerin faillerinden hesap sorması gerekir. Zaman aşımı denen bilinçli politikadan bir an önce vazgeçilmeli ve failler yargı önüne çıkarılmalıdır. Siz bunu yapmadığınız sürece, geçmişteki katliamlardan siz sorumlusunuz. Çünkü bu devleti şu anda siz idare ediyorsunuz. O nedenle yüzleşmeniz gerekiyor" diye konuştu.
 
'KARARLAR ALAN İDEOLOJİK BİR KURUMDUR'
 
Hasta tutsaklara da değinen Bilici, Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) tutsaklar aleyhine kararlar alan ideolojik bir kurum haline geldiğini ve bir an önce devreden çıkarılması gerektiğini ifade etti. Bilici, ATK yerine bağımsız ve bilime inanan kuruluşlar tarafından verilecek raporların geçerli olması önerisinde bulundu.
 
'SİZİN YAŞATMAYA DEĞİL YÖNELİK BİR POLİTİKANIZ YOK'
 
Konu ile ilgili Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın, "Adli Tıp raporları ile hasta raporların raporları uyuşmuyor" şeklindeki açıklamasını hatırlatan Bilici, "Bunu ifade eden Bozdağ, beraberinde Meclis'in çok yoğun olduğunu ve Güvenlik Yasası ile ilgili paketin gündemde olduğunu söylüyor. Yani insan haklarının, insan yaşamının bir öneminin olmadığını söylüyor. Yani öncelikle biz kolluk kuvvetlerinin elini güçlendirip, insanları darp etmelerini, işkence etmelerini sağlayacağız, yaşatmaya öncelik vermeyeceğiz diyor. Eğer sizin yaşatmaya yönelik bir politikanız olsaydı, bir an önce hasta mahpusları serbest bırakırdınız. Uygun ve sağlıklı ortamlarda tedavi olmalarının koşullarını oluştururdunuz" ifadesinde bulundu. Bilici, hasta tutsaklar ile ilgili derhal yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulunarak konuşmasını sonlandırdı.
 
MİSAFİR BULUNDUĞU EVDEN GÖZALTINA ALINDI, İNFAZ EDİLDİ
 
Bilici'nin ardından İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Abdullah Zeytun, M. Emin Çelik'in hikayesini paylaştı.
 
Zeytun, 30 Ağustos 1994 tarihli Özgür Ülke Gazetesi'nde yer alan haber ve İHD Diyarbakır Şubesi arşiv çalışmalarından edinilen bilgiler doğrultusunda Çelik'in katlediliş öyküsünü şu sözlerle anlattı: "Kozluk ilçesi ilçesinde ikamet eden M. Emin Çelik ve Medi Çelik, Yeni Mahalle'de bulunan akrabaları Muzaffer Durmaz'ın evine misafirliğe giderler. Gece saat 23.30'da eve gelen özel harekat timleri, 'ifade vermesi gerektiği' gerekçesiyle M. Emin Çelik ve Medi Çelik'i evden dışarı çıkarır. Yaklaşık 15 metre uzaklaştırıldıktan sonra M. Emin Çelik, uzun namlulu silahlarla taranarak öldürülür. Medi Çelik ise karanlık olması sebebiyle kaçarak kurtulmayı başarır."
 
'OLAY YARGISIZ İNFAZDIR, SAVCI VE KAYMAKAMIN BİLGİSİ DAHİLİNDEDİR'
 
Olay ilişkin bir görgü tanığının anlatımlarını paylaşan Zeytun şöyle devam etti: "Olaydan kısa bir süre önce Muzaffer Durmaz'ın evine, evin önünde bulunun askeri bir panzerin geçişinden yaklaşık on dakika sonra özel hareket giyimli iki kişi gelir.
 
Kendilerini asker olarak tanıtır. Sonra evdekilerin kimliklerini göstermelerini isterler. Kimliklerin gösterilmesi ardından, evde misafir bulunan M. Emin ve Medi Çelik, ifadeleriniz var deyip evden çıkarıldı. Kısa bir süre sonra silah sesleri geldi. Olay yerine gittik. M. Emin kanlar içindeydi ve yaşamını yitirmişti. Olay yeri boş kovanlarla doluydu. Her ne hikmetse Kozluk Kaymakamı Ali Hikmet Şen, Savcıyla birlikte olay yerine geldi. Bir gün sonra Cenaze Hastane morgundan alındıktan sonra, 3 bin kişilik bir kitleyle Kozluk mezarlığında defin edildi.
 
Defin sırasında yol kenarlarına ve mahalle aralarında panzerler yerleştirildi. Konuyla ilgili Kaymakamla yapılan görüşmede "olay olur olmaz nasıl oldu da Savcıyla birlikte olay yerine geldikleri" sorulunca 'ben İlçe Kaymakamıyım, oraya gelmem benim görevim' dedi. Ancak halk, bu olayın planlanmasında, savcı ve Kaymakamın da bilgisi dahilin de gerçekleştiği ve yapılanın bir infaz olduğunu söylüyorlardı. İnfazla ilgili kaymakam bilgi vermekten kaçındı."
 
Eylem 5 dakikalık oturma eylemi ile son buldu.
 
 

HABERE YORUM KAT