1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Esnaf krizde, halk göç yolunda
Esnaf krizde, halk göç yolunda

Esnaf krizde, halk göç yolunda

Bölgede artan çatışmalı süreç nedeniyle bölge esnafı krizin eşiğine gelirken, yasaklar ve çatışmalar nedeniyle yeni bir göç dalgası başladı. Özgür Haber’e konuşan kent dinamikleri ortak çağrı yaparak, barış istedi.

A+A-

Bölgede artan çatışmaların sosyal, siyasal ve ekonomi alanlarında yarattığı tahribatlar her geçen gün büyüyor. Çatışmalar, sokağa çıkma yasakları nedeniyle esnaf krizin eşiğine gelirken, kırsal alanlarda ilan edilen güvenlik bölgeleri ve çatışmalar nedeniyle de yeni bir göç dalgası başladı.

 

Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde de benzer bir durum yaşanırken, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütleri, esnaf ve yurttaşlar çatışmaların bir an önce durdurulması ve demokratik siyasi yollarla barışın gelmesi yönünde çağrı yaptı.


Bölgede artan çatışmalarla birlikte yaşanan tahribatlar her geçen gün daha da büyüyor. Çatışmalar ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle esnafın krizin eşiğine geldiği Diyarbakır’da aynı nedenlerden dolayı yeni bir göç dalgası da başladı. Merkez Sur İlçesi’nde uzun süredir yaşanan olaylar, sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar esnafı ve yurttaşları zor durumda bırakıyor. Bazen tüm gün kepenk açamayan esnaf, borcunu ödeyemeyecek duruma gelirken, bazıları da işçi çıkarmalarıyla kemer sıkma politikasına gitti. Yine mahallede yaşayan bazı yurttaşlar farlı yerlere taşınarak göç ediyor. Yaşanan gelişmelerle ilgili Özgür Haber Gazetesi’ne konuşan, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütü temsilcileri, esnaf ve yurttaşlar savaşa politikalarına ve çatışmalara tepki gösterdi. Kent dinamiklerinin çağrısı ise sorunların diyalog ve müzakere ile çözülerek barışın hakim olması oldu.
 
Belediye Eşbaşkanı Anlı: Hayat, yaşanılmaz hale getiriliyor


Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı: “Her şeyden önce savaş ve çatışma kimsenin istemediği bir şeydir. Bu coğrafya 30 yıl boyunca savaşın ne olduğunu herkesten daha iyi bilen bir coğrafyadır. Bugün başta Amed olmak üzere birçok ilimizde kimsenin istemediği görüntüler var. Her gün sivil insanlar ölüyor. Ama bugüne nasıl gelindi bunun biraz sorgulanması lazım. 7 Haziran’da ve öncesinde insanlar barışa demokratik çözüme müzakereye inanarak büyük bir sahiplenme içine girdiler. Ve 7 Haziran sonrası da beklenti bunun devam etmesine yönelikti ama maalesef ülkeyi yöneten anlayış bunu hazmedemedi ve o günden bugüne bu halka neredeyse ‘siz neden böyle bir tercihte bulundunuz’ diye burnundan fitil fitil getirmeye çalışıyor. Yaşanmaz hale getiriyor.

 

Coğrafyada özel güvenlik bölgeleri, iç güvenlik paketleri, sokağa çıkma yasakları gibi uygulamaların sürdürülebilinir olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Hele Amed gibi bölgenin en büyük en önemli şehrinde insanların şehir merkezinde sokağa çıkmaya korkacak şekilde sokağa çıkma yasaklarının ilan edilmesi orada yaşayan insanlarının, çocukların ve bir bütün halkın güvenliğinin ihlal edilmesi kabul edilmez bir şeydir.
 
‘Bu kaderi birlikte yaşadık, geleceği de birlikte inşa edeceğiz’


Orada yaşayan insanlarımızın içindeyiz, onları ziyaret edip onları dinliyoruz. Silvan, Lice, Sur gibi bölgedeki birçok yeri görüyoruz. Elbette sıkıntılar var ama halkımız son derece kendinden emin bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışıyor. Elbette zorluklar var nihayetinde böylesi bir ortamda herkesin gündelik hayatını sürdürmediğinin farkındayız ama insanlarımızın taleplerinden vazgeçecekleri yada bu güne kadar ifade ettikleri toplumsal haklarından feragat edeceklerini kimse beklemesin. Burada kamuoyu görevlileri ve devlete düşen halkın bu taleplerini rahatlıkla ifade edebilecekleri bu koşulların sağlanabilmesidir.

 

Eğer öz yönetim yıllardır bu coğrafyada bir talep olarak ifade ediliyorsa ve temel bir hak olarak kabul ediliyorsa bunun da önünün açılması lazım. Her gün polisiye operasyonlarla, zırhlı araçlarla, her gün şehrin üzerinde helikopter uçurarak siz insanları taleplerinden vazgeçiremezsiniz. Biz esnafımıza ve insanlarımızla her zaman iç içeyiz. Sorunlarını çözmek için de birlikteyiz. Daha iyi koşullarda hayatın yeniden örgütlenmesi için de üzerimize düşeni yapacağız. Belediye olarak da bu şehirdeki sivil toplum örgütleri olarak da her zaman bir aradayız. Sadece iyi günde değil kötü günde de dayanışmayı öreceğiz. Bu günlerin en önemli kavramı bence birliktir. Birliğimizi sağlamamız ve birlik içinde olmamız lazım.


Kim ne derse desin. Sonuçta bu kaderi bu halk birlikte yaşadı ve geleceği de birlikte inşa edecekler. Bu birkaç gün sıkıntılarımızı çözdükten sonra geleceğimizi inşa etmenini arayışı içinde olacağız. Amed gibi şehirlerin önü her zaman açıktır. Ortadoğu’nun aslında en gözde şehridir Amed. İnsanların ismi geçtiği zaman insanların üstünde ayrı bir duygu hissettiği bir şehirdir. Yanı başımızda Rojava ve Suriye’deki gelişmelerin Amed’ten kopuk olmadığını görmek lazım. Orada bugün bir şey yaşanıyorsa bu Amed’i de etkiler ve Amed’te olan bir şey orayı etkiler. Kobanê yönetimi kendisi açısından Amed’i kardeş şehir ilan etti ve bütün dünyada yaptığı görüşmelerde Amed’in önemine vurgu yapıyor. Böylesi önemli bir şehirde yaşıyoruz, böylesi önemli bir şehirde mücadele ediyoruz, taleplerimizi ileri sürüyoruz. Bunu da el birliği ve birlikte aşacağız ve hep birlikte güzel bir geleceği inşa edeceğiz.”
 
DTSO: Enaf çok ciddi bir biçimde zarar görüyor


Yaşanan gelişmeleri değerlendiren Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sayar, “Özellikle hem bölgede hem Diyarbakır’da yaşanan çatışmalı ortam işin çatışmalı süreçten önceki gündemleşen sosyo-ekonomik boyutunu maalesef konuşulamayacak bir boyuta getirdi. Maalesef her gün cenazeler kalkıyor, çatışmalar yaşanıyor, sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor.

Daha öncekinden farklı olarak şehir merkezlerinde gerçekleşiyor. Ekonomi ticaretin döndüğü çatışmalı ortam bomba silahlı saldırılar için sosyo-ekonomik boyutuna zarar veriyor,.Dlayısıyla esnaf çok ciddi bir biçimde zarar görüyor. Yapılması gereken şudur; 3-4 ay öncesine dönülmesi gerekiyor. Türkiye toplumunun hiç bir ferdine faydası olmadığı gibi, maddi manevi zarar veriyor. Bizim talebimiz, beklentimiz öncelikle bu çatışmanın bitmesini üzerine olmalıdır. Sonrasında da yine diyalog ve çözüm sürecinin kaldığı yerden devamı yani masaya geri dönmedir” dedi.
 
DESOB: Bankalar, savaş bölgesi diye yeni kredi açmıyor


Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu: “Olaylar, çatışmalar etki alanı sadece Sur ile sınırlı değil, Bismil, Silvan, Lice, aynı durumda. Bağlar aynı pozisyonda. İlin büyük kısmı esnaf ve sanatkar üzerinedir. Esnafın üzerin 100 binin üzerinde istihdam sağlıyor. Sur ilçesinde bu oran yüzde 30’a yakındır. Mesela Dağkapı’da bir ciğercide 30-40 kişi çalışıyor. Çarşıya şewiti, eski tarihi mekanlar, kafeler, hanlar, turistik yerler her yerde esnaf büyük bir istihdam yapıyor. Bu meseleler nedeniyle bankalar kredileri durdururken, önceden verdikleri kredileri de geri istiyorlar. Savaş bölgesi diye yeni kredi açmıyorlar. Somut bir olay Diyarbakır’da bir ciğerci 45 çalışanından 30’unu bu olaylar nedeniyle işten çıkarmak zorunda kalmış. Neden çünkü daha önce 250 kilogram ciğer satarken, olaylar nedeniyle giden turist ve artık Sur ilçesine gelmeyen insanlar. Ciğerci arkadaş artık 50 kilo bile satamıyor nasıl çalıştırsın 45-50 kişi. Kent merkezinde eylem yapmak hiç doğru bir iş değildir. Kent merkezinde eylemleri toplumlarca şiddetle reddedilen bir eylem biçimidir.

Esnafın belini doğrultması için öncelikle bu çatışmaların durdurulması gerekiyor. Sonrasında özellikle kentimizde istihdamı ayakta tutan esnafımıza dönük özellikle kredi kullananların kredilerinin 1 yıl ertelenmesi, yeni bir can suyu olacak olan ilk iki yıl ödemesiz kredi ve mevcut teşvik yasasının hizmet sektörü ve esnaf sanatkar içinde sağlanması gerekiyor. Hükümet bunlarla ilgili çalışmalara derhal başlamalı ve çatışma ortamının derhal son bulması için çalışmalar başlatmalı, müzakereler başlamalı ve PKK’da tabanına hakim olmalı”
 
Sıtkı Zilan: Eğitim, ticaret her şey sabote oluyor


Azadi Hareketi Genel Sekreter Sıdkı Zilan: “Mesela Lice’ye gittiğimizde orada mahalle muhtarı Ziya bey diyor ki ‘Biz kendimize ayna tutmadan, hep devleti suçlayarak bir yere varamayız.’ Devletin 80 yıllık imha inkar politikalarını her şeyi biliyoruz. Devletin caniliği, katliamı soykırıma varan Dersim’den başlayıp bugünlere kadar. Ama bu çözüm değil. PKK’nin de kendine çeki düzen vermesi lazım. Kürt siyasetinin bunu yüksek sesle söylemesi lazım. Hayatın sabote edilmesini konuşuyoruz. Hayat nasıl sabote ediliyor? Eğitim, ticaret her şey sabote oluyor. İnsanlar kendi evinde barınamıyor. Diyelim ki Sur’dan, Silvan’dan, Cizre’den göç eden bir aileye karşı sorumluluğumuz yok mu? Öz yönetimden mi kaçıyor, PKK’den mi kaçıyor, şiddetten mi kaçıyor, devletten mi kaçıyor bunu ortaya konulması lazım. Devlet savaş istiyor diye biz buna çanak tutamayız. Gençler silahla önde olmamalı, biz önde olalım, milletvekilleri, siyasiler, kanaat önderleri biz tartışalım.
 
Muhtarlar: İnsanlar göç ediyor


Şefik Güler/ Abdaldede Mahalle Muhtarı: “Son dönemlerde yaşanan bu olaylar bizi de endişelendiriyor. AKP Hükümetinin savaş tamtamları çalması ve Kürt halkına savaş diretmesi doğru bir yaklaşım değildir. Bu gelişmeler halkımızı endişelendiriyor. Son günlerde 12 Eylül’de bile görmediğimiz anti demokratik uygulamalara maruz kalıyoruz. Bu uygulamalar sıkıyönetimi bile geçti. Polisler rastgele milletin üstüne ateş açıyor ve evleri tarıyorlar. Bu şekilde hiçbir çözüm olmaz. Çözüm, müzakere ve diyalog yoluyla yapılır.

 

Tarafların bir an önce kini ve nefreti bir kenara bırakıp, birinin sen bilmem nereyi bombaladın, diğerinin bilmem sen ateşkesi bozdun deyip bir birlerini suçlamadan gelecekte insanlarımızın huzurlu ve güvenli bir ortamda yeniden bir arada yaşaması için çaba sarf etmelidir. Sur ilçesinde insanlar çok yoksul durumdadır. Bu olaylardan sonra mahallemden 3 aile gitti. Asgari ücretle burada zar zor geçinen bu aileler, muhtemelen şimdi çok daha kötü koşullarla baş başa kalmış durumda. Bu insanlara yazık. Tarafların mutlaka diyalogla bu sorunu çözmesi gerekiyor” dedi. 
 
‘Halk tedirgin’


Koçero Topdemir/ Cemal Yılmaz Mahalle Muhtarı: “Yaklaşık bir aydan beridir Sur ilçesinde şiddetli çatışmalar var. Bu ortam halkı tedirgin ediyor. Benim de mahallemden 4 ev göç etti. Genel anlamda halk evini terk etmiyor, zaten gidecekleri bir yer de yok. Ancak genel anlamda bir tedirginlik var. Özellikle polisler mahalleye girdiği zaman ve evlere ateş ettiği zaman halk tedirgin oluyor. Sur içinde çok sayıda ev tahrip olmuş durumda. Sur içindeki esnafların tamamı Sur ilçesinin dışında yaşıyor. En ufak bir silah sesiyle kepenklerini kapatıp gidiyorlar. Onlar gidiyor biz kalıyoruz. Onların canı bizimkinden tatlı değildir. Biz buradaysak onlar da dükkanlarını kapatıp gitmesinler, provokasyona gelmesinler.”
 
Esnaflar: 3 gün dükkanımı açamadım


Hacı Zülfikar Keleşçioğlu (Manav): “Ben bu işlerin, bu ölümlerin durmasını istiyorum. Kimseye bir faydasının olmadığı gibi, herkese zararı olduğunu kesindir. Allah’ın sevmediği işleri bende sevmiyorum. İnşallah bir an önce biter ve eski huzurlu günlerimize döneriz. Ben kendim bu yaşında 10 nüfusa bakıyorum. Ben bu olaylar başladığından bu yana üç gün dükkanımı açamadım ve evde çocuklarım perişan olduğu gibi sebzelerimde hepsi çöpe gitti. Orada ölen insanlara da burada eziyet çeken insanlarda hepsi çok yazıktır, günahtır.”
 
‘Artık yeter, durun’


Mehmet Dalkılıç (Tohum Satıcısı): “Sur ilçesinde esnaf 65 yaşında, “Bu işler artık herkesi rahatsız etmiştir. Artık yeter durun artık. İki tarafta bu ülkede yaşıyor ve ekmeği de bu ülkeden geliyor. Birbirlerini öldürerek ne elde edecekler. Böyle devam ederse insanlar perişan olacak. Bu iki aydır tek iş bile yapamadık artık durun Allah rızası için”
 
‘Evdeki insanlar ne yiyecek, ne içecek?’


Ömer Balkaş (Cep telefon bayii): “Durumumuz çok kötü, ekonomi çökmüş iflas eşiğindeyiz. Darabaları indirmek üzereyiz. Herkes diyor ki darabaları açamıyorlar. Mesele tek daraba değil ki, işyerinin masrafı dışında evdeki insanlar ne yiyecek, ne içecek. Dükkanın darabasının açılışı günlük 200 TL masrafı var. Burada çalışan insanlar var ve buradaki insanların çoluk çocuğuna bakmak zorundadırlar. Barış olsun, barış istiyoruz, insanlar ölmesin. İnsanlar gitsin Karakolun önünde, Dört ayaklı minarenin önünde iki tarafında arasında dursun ‘barış nöbeti’ tutsun. Ölenler kim? Müslüman kardeşlerdir. Polis de, asker de, karşı taraftaki de bizim insanımızdır. Diyarbakır’ın her tarafı aynıdır ve kesinlikle gücüm maddi kuvvetim olsaydı bende Sur bölgesinden ayrılmıştım. Gücü olan burada kalmadı.”
 
Yurttaşlar: Diyarbakır’ın kalbi yaralıdır


Ahmet Günistan (43): “Artık bu savaş, çatışma son bulsun. İnsanlar huzur istiyor. Esnaf huzur istiyor, insanlar böyle yaşamaya mahkûm edilmemeli. Diyarbakır’ın kalbinin olduğu yerdir Sur bölgesi ve Diyarbakır’ın kalbi yaralıdır. Kentte bir tane turist kalmadı hepsi kaçıp gitti yazık günahtır.”

 

Bu haber toplam 5209 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler