1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Eş Başkanlardan Kalkınma Bakanı’na çağrı
Eş Başkanlardan Kalkınma Bakanı’na çağrı

Eş Başkanlardan Kalkınma Bakanı’na çağrı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, sokağa çıkma yasakları ve çatışmalı ortamın belediye hizmetlerini de olumsuz etkilediğini belirterek, herkesin birincil önceliğinin barış olduğunu dile getirdiler.

A+A-

Sur’un tarihi ve kültürel dokusu değiştirilmeden ayağa kaldırılması, vatandaşın zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini söyleyen Eş Başkanlar, Kalkınma Bakanı’na çağrıda bulunarak, Diyarbakır Hafif Raylı Sistem Projesi’nin 2016 Yılı Kalkınma Programı’na alınmasını istediler.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı, ikinci hizmet yılının tamamlanması vesilesiyle yerel ve ulusal basının temsilcileriyle bir araya gelerek, sorularını yanıtladılar.

Eş Başkanlar, Sur’un tarihi ve kültürel dokusu değiştirilmeden ayağa kaldırılması gerektiğini, ‘niye, niçin oldu, kimin sorumluğunda ne kadar oldu’ sorularının siyasetin konusu olduğunu,  vatandaşların zararlarının hemen tazmin edilmesi gerektiğini ifade ettiler. Sur’da acele kamulaştırma kararı nedeniyle hükümet ve yerel yönetimler arasında bakış açışı farklılığı olduğunu dile getiren Eş Başkanlar, Alipaşa ve Lalebey’le ilgili sorulan soruları da yanıtlayarak, “İnsanlara siz çıkın başka yere gidin, demiyoruz, demeyeceğiz.” dediler.

Sokağa çıkma yasakları ve çatışmalı ortamda belediye hizmetlerinin olumsuz etkilendiğini, yol ve kaldırım hizmetlerinin yasaklandığını, temizlik ve itfaiye hizmetlerinin yaptırılmadığını, bu sorunları diyalogla aşmaya çalıştıklarını anlatan Eş Başkanlar, herkes için birincil meselenin barış olduğunu dile getirdiler.  Sur’daki göç nedeniyle sosyal hizmet çalışmalarının ve tüm enerjinin göç edenlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzerine harcandığını belirten Eş Başkanlar, kenti ilgilendiren konularla ilgili bakanlıklara yaptıkları görüşme taleplerinin hepsine olumsuz yanıt verildiğini açıkladılar.

Eş Başkanlar, Diyarbakır Hafif Raylı Sistem Projesi’ne Dünya Bankası’nın kredi verdiğini, ancak Kalkınma Bakanlığı’ndaki küçük prosedürler nedeniyle ilerleme sağlanamadığını ifade ederek, Kalkınma Bakanı’na projenin 2016 yılı yatırım programına alınması çağrısında bulundular.

Eş Başkanların, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

‘Sur’un tarihi ve kültürel dokusu değiştirilmeden ayağa kaldırılmasından yanayız’

Sur’da hükümet tarafından alınan acele kamulaştırma kararı ve Davutoğlu’nun açıkladığı projenin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin ne yapmak istediği yönündeki soruya yanıt veren Eş Başkan Gültan Kışanak, yerel yönetimlerin Sur’un tarihi ve kültürel dokusu değiştirilmeden ayağa kaldırılmasından yana olduğunun altını çizerek,  “Bu konuda kurum olarak hem bu çalışmaları bizzat üstlenmek ve yapmak istiyoruz hem de bu anlayışla çalışma yürütmek isteyen bir merkezi hükümet varsa birlikte çalışmaya hazır olduğumuzu da ifade etmek istiyoruz.” dedi.  

‘Niye, niçin, kimin sorumluğunda ne kadar oldu’ soruları siyasetin konusu,  vatandaşın zararları hemen tazmin edilmeli’

Sur’un tarihi ve kültürel dokusunu değiştirmeden yeniden ayağa kaldırılmasının mümkün olduğunu vurgulayan Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarihi ve kültürel doku  değişmeden yeni bir inşa süreci başlayacak mı? Bu konuda kaygılarımız çok fazla ve kaygılarımızın da somut nedenleri var. Uzunca bir zamandır operasyonların bittiği ilan edilmiş olmasına rağmen bölgenin abluka altında tutulması, UNESCO kriterlerine aykırı bir şekilde çalışmaların sürdürülmesi, Koruma Kurulu’nun baskı altında olması, Koruma Kurulu’na bazı kararların dikte edilmesi, yerel yönetimlerle hiçbir paylaşım içerisinde bulunmama yaklaşımı, ısrarlı katılma çabalarımıza olumsuz yaklaşılması gibi birçok nedenle biz kaygılıyız. Şu anda biz Sur’u da gerçekten de Koruma Amaçlı İmar Planı’na, SİT alanı ve UNESCO’nun kriterlerine uygun olarak yeniden imar edebiliriz, kentimizi ayağa kaldırabiliriz. Bunun için kamulaştırmaya ihtiyaç yoktur. Kamulaştırma mülkiyetin el değiştirmesi demektir. Neden mülkiyet el değiştiriliyor. Biz bu soruyu güçlü ve kuvvetli bir şekilde soruyoruz.

Demokratik bir hukuk devletinde devletin kusursuz sorumluluğu vardır. Herhangi bir yıkımı önleyememişse, sebep olmuşsa bile demiyorum, önleyememişse bile, hani kendi kusuru yoksa bile vatandaşın zararını tazmin etmek zorundadır. Vatandaşın evi, işyeri yakıldı, yıkıldı, tahrip oldu, şimdi devletin demokratik bir hukuk devletinin yapması gereken bu tahribatı tazmin etmektir. Yani vatandaşın zararını karşılamaktır. Vatandaşın zararını karşılayacak, hasar tespit raporlarının hakkaniyetli, doğru düzgün tutulduğu bir çalışma sonucunda insanlara paraları verilirse biz yerel yönetim olarak da her türlü desteği sunarak herkesin kendi evinde kendi dükkanını da yeniden inşa ederek orada yaşamasını sağlayabiliriz.”

 “Çok net soruyoruz, eğer Sur’u ihya edecekseniz kimin için edeceksiniz. Neden mevcut mülk sahiplerine ben size kamulaştırma parası veriyorum, siz mülkü bana verin ben ondan sonra ihya edeceğim diyorsunuz. Bu soruyu bütün Diyarbakır soruyor, sadece biz sormuyoruz. “ diyen Kışanak, o nedenle çok kısa bir süre olmasına rağmen binden fazla mülk sahibinin kamulaştırma kararına karşı dava açtığını kaydetti. Sur’da yıkım yaşandığını, “niye, niçin oldu, kimin sorumluluğu ne kadar oldu?” sorularının siyasetin konusu olduğunu ifade eden Kışanak, ancak hukukun ve demokratik hukuk devleti olmanın gereğinin devletin kusurlu ve kusursuz sorumluluğuna bakmadan vatandaşın zararını tazmin etmek olduğunu, bunun Anayasa’da da yazdığını ifade etti.

Diyarbakır’ın dört dönemdir HADEP geleneğinden gelen partilerin elinde olduğunu,  17 yıl içerisinde Suriçi’nin kentsel değişim ve dönüşümüne yönelik Büyükşehir Belediyesi’nin ve alt kademe belediyelerin tek bir hizmeti olmadığı yönünde kanaat belirten gazetecinin “Siz neler yapacaksınız” sorusunu yanıtlayan Eş Başkan Fırat Anlı ise Suriçi’nde 596 adet tescilli yapının olduğunu, Koruma Kurulu’nun izni olmadan tek bir çivinin bile çakılamayacak bir alan olduğunu hatırlatarak, başka şehirlerde uygulaması görülen kentsel dönüşümün burada mümkün olmadığını ifade etti. Büyükşehir Belediyesi’nin Cemilpaşa Konağı’nı, Surp Gragos Kilisesi’ni ayağa kaldırdığını, Mehmet Uzun Evi’nin restore edilmesinde, Ulu Cami’nin çevresindeki düzenlemede, Sur içerindeki birçok tescilli yapının düzenlenmesinde adımlar attığını, 2014 yılı içerisinde 91 tane tescilli yapının restorasyonu için çalışma başlatıldığını, Mardinkapı’daki değirmenlerin restorasyonu için çalışma yürütüldüğünü anlattı.

'Algı operasyonu değil bakış açısı farklılığından kaynaklı'

“2007 yılında TOKİ, Valilik ve Büyükşehir Belediyesi’nin imzaladığı protokoldeki uygulama ile şu anda acele kamulaştırma arasında çok büyük fark olmadığını” ileri sürerek taraflarca karşılıklı bir algı üretildiğini, bunun bir siyasi rekabetten mi kaynaklı olduğu yönündeki soruyu yanıtlayan Eş Başkan Kışanak ise “eski kentler nasıl dönüştürülecek” konusunu gerçekten önemli olduğunu, sadece Diyarbakır’da ve Sur’da değil, Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde yaşandığını dile getirdi.

Yenilenmeye ve dönüşüme ihtiyaç olduğunu, fakat bunun hızlı, yıkıcı, tarihsel dokuyu değiştirici ve mülkiyeti el değiştirici bir şekilde mi yoksa yavaş, oradaki mülk sahiplerinin haklarını koruyarak tarihi ve kültürel dokuya zarar vermeden mi yapılacağı konusunun dünyada birbiriyle çatışan tezler olduğuna dikkat çeken Kışanak, ortada bir algı üretimi olmadığını, farklı bakış açısından kaynaklı bir sorun yaşandığını, kendilerinin ikinci bakış açısından yana olduğu açıkladı.

'Alipaşa ve Lalebeyde geçmişte yapılmak istenen…'

2007 yılında Alipaşa ve Lalebey’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi’nin TOKİ ile kamulaştırmaya dayalı bir kentsel dönüşüm protokolüne imza koyduğunu hatırlatan Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönem yönetimde olan arkadaşlarımızla konuştuğumuzda bize söyledikleri şudur: ‘Bizden ayrı zaten Valilikle TOKİ protokolü yapmıştı. Bu süreç işleyecekti. Bari biz belediye olarak müdahil olup hiç değilse kiracıların da hakkını korumak, aynı koşulda kiracılara da ev verilmesini temin etmek hem de aynı aileden birden fazla kişinin ailede yetişkin evli erkek kız çocuk varsa onlara da bu imkanların sağlanması yönünde yani halkın yanında biraz daha onların çıkarlarını savunabilmek için bu protokolün tarafı olduk.’ Fakat Alipaşa ve Lalebey’de kamulaştırılan alanlara ne yapılacak sorusunu başından beri Belediyemiz sormuştur. Ne yazık ki TOKi ve merkezi hükümet Alipaşa ve Lalebey’de kamulaştıracaksınız, insanlar oradan çıkaracaksınız, araziler sizin olacak, yerine ne yapacaksınız sorusuna cevap vermemişlerdir. Ortada bir uygulama projesi yoktur ve bu da her zaman belediyenin tereddütle karşıladığı bir konu olmuştur.”

‘Siz çıkın başka yere gidin, demiyoruz, demeyeceğiz’

Alipaşa ve Lalebey’deki son durum hakkında da bilgi veren Kışanak, şunları söyledi: “Şu anda biz çok açık belediye olarak şunu söylüyoruz:

Alipaşa ve Lalebey’de zaten seyreltme yapılmıştır. Yani aynı nüfusu olduğu gibi buraya sığdıramıyoruz diye bir tartışma var, nüfusun yarısı zaten yeni yapılan 500 Evler’deki TOKİ konutlarına gitmiştir, geri kalan yarısı mevcut olan Alipaşa Lalebey arazisinin üzerinde yapılacak evlerde rahatlıkla yaşayabilir. Kentsel dokuyu değiştirebilecek bir durum söz konusu değildir. Yerinden dönüşüm politikasına dönsünler biz belediye olarak yanlarındayız. Orada yaşayan insanlara gelsinler, şu anda yaklaşık 500 aile var. Bizde beraber o ailelerle toplantı yapalım. Burada yapılacak evler sizin olacak, evler yapılıncaya kadar size kira yardımı vereceğiz. Evler yapılınca kendi evlerinize döneceksiniz, diye bir anlaşma imzalasınlar, biz bunun tarafıyız. Ama o insanların oradan çıkartılmasını doğru bulmuyoruz. Tartıştığımız konu dünyanın en değişmez hakkı olan, kutsal haklardan biri olan mülkiyet hakkıdır.

Biz mülkiyet hakkının korunmasından yanayız. Orada yaşayan insanlar iyi evlerde yaşamaya layık insanlardır. O iyi evleri yaratma konusunda mali kapasiteleri yoksa hükümetlerin, devletlerin, yerel yönetimlerin görevi onlara bu desteği sunmaktır. Onlara sizin şehir merkezinde yaşama hakkınız yok, çünkü sizin paranız yok, siz yoksulsunuz, bu evi de dönüştüremezsiniz, siz çıkın başka yere gidin, diyemeyiz, demiyoruz, demeyeceğiz. Onun için bütün bu konuları polemik konusu yapmaya hiç gerek yok. Buradan çok açık ve net söylüyoruz. Hiç algı filan yaratmıyoruz. Net kriterlerimizi söylüyoruz: Mülkiyet, kültürel doku, tarihsel doku, sosyal yapı değişmeden bir programınız varsa koruma amaçlı imar planına uyacağınızı söylüyorsanız, bunu samimiyetle söylüyorsanız, biz Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak buradayız, gelin birlikte çalışalım. “

‘Belediye çalışmaları olumsuz etkilendi, hepimizin birincil önceliği barış’

Gazetecilerin çatışmalı sürecin belediye çalışmalarını nasıl etkilediğine dair sorusu üzerine Eş Başkan Gültan Kışanak, çatışmalı sürecin belediye çalışmalarını birkaç açıdan çok ciddi olumsuz etkilediğini belirterek, insanların yaşamını yitirdiği, göç ettiği, evsiz kaldığı bir ortamda yerel yönetimin doğal olarak öncelik alanı bu yarayı sarabilmek, acıyı, travmayı azaltabilmek yönünde olduğunu söyledi. Sosyal hizmet alanındaki çalışmaların büyük bir kısmını savaşın tahribatını yaşayan, göç etmek zorunda kalan insanlara yönelik kullanmak zorunda kaldıklarını kaydeden Kışanak, Sur’da zorunlu göçün göçün başladığı aralık ayında 23-24 bin insana ulaşarak ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade etti.

‘Belediye hizmetleri engellendi’

Belediye hizmetlerinin fiziki olarak engellendiğine dikkat çeken Kışanak, Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağının olduğu mahallelerin dışındaki alana temizlik araçlarının girişi ile bu alanda çıkan yangınlara İtfaiyenin müdahalesinin engellendiğini açıkladı. Yol ve kaldırım çalışmalarının tamamının durdurulmasına ilişkin Diyarbakır Valiliği’nden yazı geldiğini hatırlatan Kışanak, kentin 17 ilçesini kapsayan asfalt, yol ve kaldırım çalışmalarının durdurulmasına yönelik kararın yanlış olduğunu, bu engelleri diyalogla aşmaya çalıştıklarını, ancak sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti.

‘Görüşme taleplerimize olumsuz yanıt verildi’

Gazetecilerin merkezi hükümetle görüşülüp görüşülmediğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Kışanak, herkesin birinci önceliğinin barış olduğuna işaret ederek, barış olmadan ne belediyenin ne gazetecinin ne de sanayicinin işini yapamadığını dile getirdi. Yerel yönetimler olarak çözüm sürecine dönülmesi için defalarca buradaki mülki amirle görüştüklerini ve merkezi hükümete seslerini duyurmaya çalıştıklarını kaydeden Kışanak, barış dışında bir çıkış olmadığına dikkat çekti.

Yerel yönetimler olarak 2015 ve sonrasında kentin çıkarları doğrultusunda yapılması gereken işler için ilgili bakanlıkların kapısını ve telefonlarını çaldırdıklarını, görüşme talebinde bulunduklarını ifade eden Kışanak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na defalarca görüşme talepleri olduğunu, bunların tamamına olumsuz yanıt verildiğini dile getirdi.

'Hafif raylı sistem Bakanlığa takıldı'

Hafif raylı sistemle ilgili soruyu yanıtlayan Eş Başkan Fırat Anlı, merkezi hükümet ve Cumhurbaşkanı’nın Konya’da dördüncü hattın açılışında tramvayı sürdüğünü, EXPO ile Antalya’ya büyük hizmetler kazandırıldığını, Eskişehir ve İzmir’e yatırımlar yapıldığını, ancak Diyarbakır halkına hafif raylı sistemin çok görüldüğünü kaydetti. Türkiye’de Dünya Bankası’na sunulan bir numaralı projenin Diyarbakır Hafif Raylı Sistem Projesi olduğuna dikkat çeken Anlı, “Dünya Bankası yetkilileri bunu kendi raporlarında söylüyorlar. 100 milyon dolarlık nakdi krediyi İller Bankası üzerinden şehrimize vermek istiyorlar. Bunun 1.5-2 yıldır ısrarla istiyorlar. Ancak iki sebep yüzünden bu gerçekleştirilemiyor. Biri Kalkınma Bakanlığı’ndaki küçük bir onay prosedürü, ikincisi ise İller Bankası’nın bu süreçte onaylayıcı olması gerekiyor. Buradan sizin vasıtanızla bir kez daha söylüyoruz. Bu dediğiniz o temasların sağlanması, diyalogun oluşmasında da önemli bir işlev görebilir. Biz üzerimize düşen her türlü katkıyı sunabiliriz.” dedi.

Gazetecilere toplantıya katıldıkları için teşekkür eden Eş Başkan Kışanak, hafif raylı sistem projesinin gerçekleşmeme nedeninin projenin Kalkınma Bakanlığı’nın programına alınmaması olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Projeyi programa aldıkları vakit, biz kredimizi alacağız. 2016 kalkınma programı için henüz vakit var. Birkaç hafta içinde netleşecek. Biz sizlerin aracılığıyla bir kez daha Kalkınma Bakanımıza çağrıda bulunuyoruz. Bütün Diyarbakır’ın konforlu bir toplu taşıma hizmetine ihtiyacı var. Proje mükemmel, hazır. Ulaştırma Bakanlığı tarafından onaylanmış bir proje. Bu proje için yapacağınız tek şey, 2016 kalkınma programına almaktır. Size başka bir külfet getirmiyor, işi biz yapacağız, krediyi biz alacağız, biz borçlanacağız, bunu bu kente çok görmeyin diye bir çağrıda bulunmak istiyorum.”

HABERE YORUM KAT