1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Engel tanımayan engelli
Engel tanımayan engelli

Engel tanımayan engelli

DİYARBAKIR (İHA) - Çocuk yaştayken düştüğü tandırda 10 parmağını da kaybeden Fatma Öncü, hayata dört elle sarılarak, iki üniversite bitirip, siyasi alanda önemli başarılara imza attı.

A+A-

DİYARBAKIR (İHA) - Çocuk yaştayken düştüğü tandırda 10 parmağını da kaybeden Fatma Öncü, hayata dört elle sarılarak, iki üniversite bitirip, siyasi alanda önemli başarılara imza attı.

1976 yılında İzmir'de doğan Fatma Öncü, çocukken kaza sonucu düştüğü tandırda 10 parmağını da kaybetti. Aile sevgisiyle büyüyüp biri psikoloji diğeri hukuk alanında iki üniversite bitirmeyi başaran Fatma Öncü, şuan uluslararası bir özel şirkette yöneticilik ve aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) MKYK üyeliğini yapıyor. Hayat hikayesi başarılarla dolu olan Fatma Öncü, İngilizce ve Fransızca'yı anadili gibi konuşuyor. Engelli vatandaşların sadece 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle hatırlanmasına karşı olduğunu belirten Öncü, engellilerin hayattan kopmamaları tavsiyesinde bulundu.

“AİLE SEVGİSİ OLMAZSA OLMAZ”

Anne ve babasının üniversite mezunu olmadıklarını, ancak aile sevgisi ve büyük destekleri ile iki üniversiteyi bitirdiğini kaydeden Fatma Öncü, "Benim annem ve babam üniversite mezunu değiller. Bana en büyük eğitimi sevgiyle verdiler. Bir çocuğa en önemli eğitim sevgidir. Siz onun koşullarını ne hale getirirseniz getirin sevgisini tam olarak vermezseniz, onun için hiçbir şey yapmış anlamı taşımaz. Ben ortaokula başladığımda hadiseye vakıf oldum. Ben ellerimi o ana kadar doğuştan olduğunu biliyordum. Ailem bana bunun hikayesini hiç anlatmamıştı. Okulda arkadaşlarımın merakı üzerine ben de sormaya başladım. Ailem bana, ellerin çocukken tandıra düşüp yandığını söyledi.

Annem çok iyi yürekli bir anneydi. O zamandan beri mutfaktan yemek yapma ve ev işine kadar her şeyi beraber yaparak beni birey olarak topluma kazandırma çabası vardı. İlk üniversitem psikoloji bölümüydü. Daha sonra Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni okudum. Tabi hukuk okumak biraz daha bireysel kimliği daha bir netleştiriyor. Daha çok özgüven veriyor. Birey, kendi farkındalığını anlıyor.

Engelli arkadaşlarımız en büyük sorunu özgüven eksikliğidir, bu da anne ve babamın yeterli sevgi sunmadığından kaynaklı. Toplumsal kaygıdan dolayı dışarı çıkarıp çıkarmama gibi bir durum yaşıyorlar. Bu da çocuğu içsel olarak eziyor. Kendisini birey olarak kabul edemiyor.

Bunu yapamayınca da hiçbir anlamda başarı kazanmıyor" dedi.2 çocuk annesi Fatma Öncü, toplumda engelli vatandaşlara karşı bir ön yargını olduğunu belirterek, “Ben bunu en çok evlendiğimde yaşamıştım. Benim eşim engelsiz bir vatandaş. Toplumun bakış açısı o kadar enteresandı ki ben evliyim dediğimde eşinin engelli nedir diye soruyorlar. Bu bile bir ön yargının olduğunu gösteriyor. Ben engelliyim ve iki çocuk annesiyim. Gururla çocuklarımı büyütüyorum. Engelli arkadaşlarıma en büyük tavsiyem hayattan kopmalarıdır" diye konuştu.

SİYASİ HAYATTAN KOPMADI

Engelli olmasına rağmen hayattan kopmayan Öncü, iş hayatının dışında siyasi hayata da atılarak, AK Parti'den Diyarbakır milletvekili adaylığına soyundu. Tüm amacının engellilerin sesini duyurabilmek ve sorunlarına çözüm üretmek için mücadele yürüttmek olduğunu aktaran Öncü, "Psikolojik ve hukuk eğitimi aldım. Şuan özel bir şirkette insan kaynakları olarak görev yapıyorum. AK Parti MKYK üyesiyim. Geçtiğimiz dönemde Diyarbakır'da milletvekili adayı olmuştum. Bu adaylık süresinde de gerçekten engelli temsil yetisine ihtiyacımızın olduğunu gösteren bir durumun söz konusu olduğunu anlattım. Bu konuya daha da çok ilgilenmek için siyaseti bırakmadım. Halen siyasi faaliyetlerime devam ediyorum. Yaptığım görevden son derece mutluluk duyuyorum. Sayın Başkanımızın teveccühüyle bu göreve getirildim" şeklinde konuştu.

"35 BİN KAYITSIZ KADER ARKADAŞIM VAR"

Fatma Öncü, bölgede 35 bin civarında kayıtsız engelli kader arkadaşının bulunduğuna dikkat çekerek, yeni bir dernek yapılanmasına da başladığını ifade etti. Öncü, engelli vatandaşlara 'Kader arkadaşım' diye hitap ederek şöyle konuştu:

"Bölgemizde engelli nüfusu çok fazla. 8 bin kayıtlı 35 bin kayıtsız olarak tahmin edilen bir engelli nüfusumuz var. Bunların tümü benim kader arkadaşlarımdır. Şuan bu kader arkadaşlarımız için kurulmuş birçok Sivil Toplum Kuruluşu (STK) var. Ama biz bunun yanı sıra kendimiz bir STK kurarak, bölgemizdeki engelli kadın ve çocuklara yönelik proje ve çalışmalar yapmaya karar verdik. Yakın bir zamanda Güneydoğu Girişimciler Derneği'ni oluşturduk. Bu derneğin alt yapısında bölgemizde bulanan gelir durumu yüksek ailelerden ciddi bir destek aldık.

Amacımız tamamıyla topluma, kadına ve çocuklara sosyal amaçlı hizmetler sunmaktır. Önümüzdeki süreçte engelli arkadaşlarımız için çok önemli projeler gerçekleştireceğiz. Bölgemizdeki en önemli sorunların içerisinde yer alan istihdam sorunu olarak görülüyor. Ama en önemlisi yerel yönetimlerin çevre dizayn anlamında yaşanabilir hale getirmesi gerekiyor. Bizim en büyük sorunlarımız arasında biri de budur. Toplu taşımaca araçları olsun, kamu kurumları olsun, özel kurumlar, süper marketler, hastaneler, okullar engelli arkadaşlarımızın ulaşabilir şekle dönüştürülmesi gerekiyor. AK Parti hükümeti tarafından 2005 yılında gündeme getirilen Engelli Yasası pek dikkate almadılar. 2013 yılı Temmuz ayına kadar yasal süre bu anlamda dolacaktır. Tüm yerel yönetimlerin bu değişime ayak uydurması gerekiyor. Bizim de isteğimiz belediyelerin çevreyi yaşanılabilir getirmeleridir."

“BİREY OLARAK BİR GÜNLE ANILMAK, BİZİM SORUNLARIMIZI ÇÖZMÜYOR”

Tüm engellere rağmen iyi bir bilgisayar kullanıcısı olan Fatma Öncü kimsenin yardımı olmadan kişisel yazışmalarını da yapıyor. Evde mantı ve sarma gibi birçok yemeği parmakları olmadan yapan Öncü, engeli vatandaşların bir günde anılması ile sorunlarının çözülemeyeceğini dile getirdi.

Kendisi gibi diğer engellilerinde bir birey olarak toplumda sürekli bulunduklarını kaydeden Öncü, "Dünya Engelliler Günü'nün oluşması önemli bir durum. Bir gün de olsa anılmak güzel ama ben, günleri çok önemseyen biri değilim. Çünkü biz bir bireyiz. Bu toplumda 8,5 milyon nüfusu oluşturuyoruz. Yaşayan birey olarak bir günle anılmak, bizim sorunlarımızı çözmüyor. Önemi ise, insanların günün anlamı nedeniyle dikkatini çekiyor. Ama bunun dışında, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ciddi bir değer kattığına inanmıyorum. Önemli olan biz birey olarak ciddi anlamda farkımıza varılmasıdır" ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT