Endişe büyük

Endişe büyük

Diyarbakır’ı temsilen 22 kurum, Sur içinde devam eden çatışmaların tüm kente sıçrayacağı ve durdurulamayacak noktalara varacağı endişesiyle Başbakan ve Bakanlardan acil randevu talep etti.

A+A-

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde çatışmaların şiddetlenmesi, olayların tüm kente hatta bölgeye sıçrayacağı ve durdurulamayacak noktalara varacağı endişesini taşıyan Diyarbakır’ı temsil eden 22 kurum; Başbakan Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’dan acil randevu talep etti. Diyarbakır temsilcilerinin, ilk talebi ise buzdolabına kaldırılan Çözüm sürecinin yeniden başlatılması.


Diyarbakır'da Dört Ayaklı Minare, Paşa Hamamı ve Fatih Paşa (Kurşunlu) Camii'ne yönelik saldırılar sonrası her kesimden büyük bir tepki yükseldi. Sur ilçesinde çatışmalar, ölümler ve tarihi yapıların yanıp yok olması ise devam ederken, bu gelişmelerin tüm kente ve bölgeyi sarabileceği yönünde endişeler de oluştu.
 
Sayar: Büyük hüsran söz konusu


Bu durumda ülkenin Irak ve Suriye olma ihtimali özellikle kent bileşenlerini ciddi anlamda endişelendiriyor. Konuyla ilgili endişelerini ve sıkıntıları Başbakan ve bölgeyi iyi tanıyan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Kalkınma Bakanı Cevdet aktarmak isteyen Diyarbakır’daki 22 kurum temsilcisi acil randevu taleplerini iletti. Taleplerine bir an önce karşılık isteyen Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Sayar, bu çatışmaların 5 ay öncesinde hiçbir insanın tahmin edemediği, ön göremediği, beklemediği bir durumun yaşandığını belirterek şöyle dedi:


 “Şu anda hangi çerçeveden yaklaşırsanız yaklaşın büyük bir hüsran söz konusudur. Diyarbakır’ın Unesco’ya girmiş özellikle Sur içinde tarihi değerleri olan binlerce yıllık medeniyetlere ev sahipliği yapmış birçok değerin olduğu ve önümüzdeki süreçte bu değerler üzerinden kentin kaderinin belirleneceğini umut ederken hem can kaybı yaşıyoruz hem anlatılamaz bir durum.
 
Sayar: Başkalık odasında silah ve bomba sesleri geliyor
Şu anda sizinle konuşurken Ticaret Sanayi Odası’ndaki başkalık odasında silah ve bomba sesleri geliyor. Patlama sesleri geliyor.

 

Ekonomik faaliyet yürüten kentin en önemli kurumlarından biri silah ve bomba sesleri çatışma sesleri içinde personeliyle hizmet vermeye çalışıyor. Ve en son tarihi değerleri maneviyatı yüksek olan kadim ve kutsal bir kentin camisi bile yakılıyor. İnancımıza göre Allah’ın evleri bile bu kirli savaşın içinde yanıyor. Bu çatışmanın savaşın bir an önce sonlandırılması gerekiyor. Böyle giderse korkarım geri dönüşü olmayan noktalara sürükleyebilir. Çok enteresandır bir merkezde böyle bir olay yaşanırken, başka bir merkezde böyle bir gündem yok, duyarsızlık söz konusudur. Bu gidişat gidişat değildir. Biz sürekli olarak bunu aktarmaya çalışıyoruz. Ciddi anlamda buna ses veren olmuyor.
 
 
 
Başbakan, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’dan Diyarbakır’ı temsil eden 22 kurum olarak randevu talebinde bulunduk ve cevap bekliyoruz. En büyük endişemiz sıkıntıların büyümesi ve önünün alınamayacak derecelere gelmesidir. Mevcut can kayıpları bile aslında bu endişeye yeterdir. Her yönüyle bölge ve ülke kaybediyor ve bizim büyük kaygılarımız var bunu en tepedeki ilgili makama iletmemiz gerekiyor. Randevu talebemizi ilettik bekliyoruz”
 
 
Özkılıç: Çözüm sürecine acil dönüş şart
 
Diyarbakır Organize Sanayici İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Özkılıç da, acil bir biçimde terk edilen ve buzdolabına alınan çözüm sürecine geri dönülmesi gerektiğini, aksi takdirde çatışma ve ölümlerin onarılması güç yerlere gittiğini söyledi.
 
Özkılıç, “Sur içindeki yaşanan çatışmalı ortam hem oradaki tarihimizi tahrip etmekte.

 

Bundan önce eşsiz Dört ayaklı minare, şimdi 500 yıllık Kurşunlu camiinin yakılması çok üzüntü vericidir. Diyarbakır surlarının Unesco kültür mirasında olmalarına rağmen bunlar yaşanıyor ve bunlara kesinlikle dur demek gerekiyor. İkincisi hem toplumsal, hem siyasal hem de ekonomik anlamda çok büyük sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Özellikle alışverişin kalbinin attığı Sur’da esnaf bitti, birçoğu iflasın eşeğindedir. Çekleri yazılan ödemesini yapamayan esnafımız, hem iş adamlarımız var.  Bir an önce buna el atılması gerekiyor.

 

Esnaf kredilerini faizsiz ötelenmesini talep ediyoruz. Üzücü olaylar yaşanıyor. Biz bu kapsamda hem kalkınma bakanı, hem ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı hem de Başbakan Davutoğlu’ndan Ticaret Sanayi Odası öncülüğünde acil randevu talebinde bulunduk.  Talebimize cevap verilmesini bekliyoruz.
 
Özkılıç: Çatışma ve ölümler onarılması güç yerlere gidiyor
 
Burada yaşananlarla ilgili ve buradaki sıkıntılarımızı iletip çeşitli taleplerde bulunacağız. Diyarbakır, bölge ekonomisi çökme noktasına gelmiştir. Buna bir an önce dur demek gerekiyor. Çatışmalar ve ölümler onarılması güç yerlere gidiyor. Bu çatışmalarda zarar gören tek bir taraf değil, hem devlet, hem devletin vatandaşları hem de çatışmaya taraf olanların hepsi zarar görüyor. Acil tekrar masanın etrafına davet ediyoruz herkesi çatışma değil, barış istiyoruz”  
 
Yeşil: Artık ekonomi pek önemli değil
 
Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil de benzer endişeleri taşıyor. Yeşil, çatışmalardan bölge ekonomisinin büyük kayıplar yaşadığını ancak artık ekonomiyi düşünecek durumlarının bile kalmadığını belirterek şöyle dedi:
 
“Sur içindeki çatışmalar ve tarihin yok olması bizi inanılmaz üzüyor. Aslında bu sadece sur içinde değil, bölgede yaşanan tüm gelişmeler tek parçadır. Silvan olmus, Nusaybin olsun, Hazro, Lice olsun, diğer ilçeler olsun. Bölge ekonomisi için büyük bir kayıptır. Daha önce yüzde 70-75 çalışan fabrikalarımız şu anda yüzde 20 kapasiteyle bile çalışamıyor.

 

Ancak biz artık ekonomiyi bıraktık, ekonominin, paranın peşinde değiliz artık, ekonomi o kadar önemli değil, bu olayların ve çatışmaların götürdüğü nokta çok vahim olabilir. Bizim için bölge için Türkiye için sürecin devam etmesi elzemdir. Bizim için bir insanın canı dünya malına bedeldir. Çatışmalar ekonomik anlamda bizi çok kötü duruma getirmiş, kendimde ben sanayiciyim. Şu anda çok büyük sıkıntı yaşıyoruz. Daha önce Diyarbakır OSB’ye büyük başvurular artık sıfır. Son safhada tarihimizin yok olmasına gönlümüz parçalandı. Bunu kimse kabul etmez, bizim kabul etmediğimiz gibi uluslar arası kamuoyunda kabul etmez bunu kim yapmış ise fark etmez lanetliyoruz. Bizim çabamız bir an önce buzdolabına alınan çözüm sürecinin yeniden başlaması için olmalıdır”
 
 
 
Ebedinoğlu: Afet bölgesi ilan edilmeli
 
 
Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı (DESOB) Alican Ebedinoğlu, bölgedeki çatışmaların can yakıcı hale gelmeye başladığını ifade ederek, bölgenin acil olarak ‘Afet bölgesi’ ilan edilmesini istedi.
 
Bölge ekonomisinin özellikle küçük işletmeler üzerine kurulu olduğunu anlatan Ebedinoğlu, küçük işletmelerdeki özellikle hizmet sektörü, son beş altı ay bölgede yaşanan olaylarla birlikte bölge adeta çöküşe geçtiğini dile getirdi.
 
Çatışmaların yoğun olduğu ve yasakların uygulandığı ilçelerde bu durumun daha da vahim bir hal aldığını aktaran Ebedinoğlu, “Diyarbakır’a dönersek kent esnafının yüzde 20’si Sur içinde ve istihdamın yüzde 30’u da Sur içindedir. Bu bölgede bulunan bir kafede 20-30 kişi çalışıyor. Bir lokantada 40-50 kişi çalışıyor ve bunların yüzde 90’ı işten çıkarılmış, otellerin yüzde 90’ı kapılarına kilit vurmuş.

 

Yine kafeteryalar turizmle ilgili alanlar öyle. Yanık çarşı gibi alışveriş merkezlerinde özellikle ekonomik hareketliliğin yoğun olduğu yerde ekonomi çöküştedir. Sur içinde 400’ün üzerinde faaliyetini tamamen durdurdu. Belki bir o kadar da kapattı ancak henüz gelip işyeri terkini vermemiş esnaf vardır. Diğer ilçelerde de durum aynı cirolar yüzde 60’a kadar düşmüş durumda,  vatandaşlar temel ihtiyaç malzemeleri dışında kimse alışveriş yapmıyor” dedi.
 
Ebedinoğlu: Sıkıntılar ülkenin tamamını etkileyecek
 
Konuyla ilgili daha önce Başbakan ve Bakanları raporlar gönderdiğini anlatan Ebedinoğlu,  “Bölgenin mutlaka ‘Afet bölgesi’ ilan edilmesi için. Mutlaka afet bölgesi ilan edilmelidir. Aksi takdirde sosyal sıkıntılar ve boyutlar bölgeyi değil, ülkenin tamamını etkileyecek.

 

Çünkü işsizler ordusu bir genç var. İşten çıkarılan ve işsiz kalanlar gittikçe çoğalıyor ve bunun tedbirini devlet almaz ise şimdiden sosyal boyutlarını sadece Diyarbakır ve bölge değil, İstanbul, Ankara, İzmir, Akdeniz, Ege bölgeleri, turizm kentleri de bu sosyal sıkıntıdan nasibini alacak. Ondan dolayı taleplerimizi yerine getirmesi gerekiyor. Esnafa biran önce faizsiz kredi verilmesi, vergilerin bir yıl ertelenmesi, SSK, Bağkur primlerinin desteklenmesi buna benzer birçok desteğin acil verilmesi gerekiyor. Tarihimiz özellikle ibadet evinin yakılmasının kabul edilecek bir şey değildir. Bunu yapanların Allah belasını versin net olarak bunu söylüyorum. Bunu yapanların hesabını halk soracaktır kim olursa olsun. Bu noktada dünya kültür mirasına, tüm dünyaya, insanlık tarihine mal olmuş kendi kentimizde bulunan yapıların yakılması içimizi inanılmaz acıtıyor şiddetle kınıyorum” diye konuştu.   
 
 
 
Ezgin: Keşke çözüm süreci 2,5 yıl değil de 122,5 yılda sürseydi
 
 
Çözüm Süreci İçin Sivil İnisiyatif Derneği (ÇÖZÜM-DER) Genel Başkanı Avukat Ercan Ezgin de, sıkıntının çatışmaların ilk başladığı günden çok daha vahim bir noktada olduğunu söyledi.
 
Sorunların çatışma, silah ve ölümlerle çözümünün mümkün olmadığını anlatan Ezgin,


Gelinen noktada çözüm sürecinin ne kadar önemli olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını, herkes tarafından daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Gerçekten insan daha konuşacak bir şey bulamıyor. 2,5 yıllık bir çözüm süreci vardı belli aksaklıkları. Sıkıntıları, kısmen belli zafiyeti kör topal ilerlemesi olsa da yani 2,5 yıl değil de 122,5 yılda sürseydi yeter ki insanlar bu şekilde ölmeseydi. Çözüm süreci bu 100 yıllık cumhuriyet döneminde en insani, en akıllı ve en vicdani bir projeydi. Türkiye şaha kaldıracak çok güçlü bir projeydi. Ama maalesef son yaşadığımız olaylarla birlikte buzdolabına kalktı” dedi.
 
 
“Görünen o ki son yaşananlarda gösteriyor ki; ölümle,  kavgayla, silahla Türkiye’de hiçbir sorun çözülmüyor. Yani ölmek ve öldürülmekle de insanlar bitmiyor. Bu bizim özellikle Kürtlerin yaşanmış en büyük tecrübelerinden birisidir” diyen Ezgin, yani başımızdaki Suriye’nin Türkiye için en yeni ve can yakıcı bir örnek olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
 
“Suriye’de ölümler sürüyor. Yani 400 binden fazla insanın ölümü ve hala savaş devam etmektedir. O yüzden bir an önce Türkiye’de siyasetçilerin yeniden vatandaşların onları yükledikleri sorunları azami bir gayretle yerine getirmesi gerekiyor. Bu şiddet hendek barikat sorunu görünüyor ki büyük bir yara gibi olduğundan bundan sadece güvenlik endeksli asker polis takviyesiyle çözülecek bir sorun değil. Çünkü bir yerde bitiyor, başka bir yerde başlıyor.  Hendek ve barikat sorunu şiddetle, çatışma, operasyonla bitirmek mümkün değildir” 

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler