1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Emniyet Müdürü Güven'in açıklamaları
Emniyet Müdürü Güven'in açıklamaları

Emniyet Müdürü Güven'in açıklamaları

Eski bakanlardan Salim Ensarioğlu: ''O dönemde bu müdürümüz gibi insanlar olsaydı Ankara farklı bakardı olaya. Oysa hiç kimse öyle düşünmüyordu ve yalnız kalıyordum'' -CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu: ''Emniyet müdürünün geçtiğimiz 20 yıla dikkat çekmiş olması ve bunu çarpıcı cümlelerde ifade etmesi önemlidir ve değerlidir'' -Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi: ''Sayın emniyet müdürü ve bölgede çalışıp olayı kavrayan diğer kişilerin görüşleri ciddiye alınmalı ve buna göre çözüm politikaları geliştirilmelidir''

A+A-

Güneydoğu'daki STK temsilcileri ile bazı kanaat önderleri Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in açıklamalarına destek vererek, değerlendirmelerde bulundular.

Diyarbakır'da emniyet görevlisi olarak görev yaptığı 1990'lı yıllardaki uygulamaları değerlendirirken ''Dağda ölenağlayamıyorsanız insan değilsiniz, Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk'' ifadelerini kullanan Diyarbakır Emniyet Müdürü Güven'in açıklamalarına destek veren Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, açıklamayı öncelikle insani bir tepki olarak değerlendirdiğini söyledi. ''İnsanların ölmesine sevinmek, ölen bizden ya da değil demek insani bir tarz değil, emniyet müdürünün açıklamaları bu açıdan önemli'' diyen Aktar, ''Dinsel inanışımız ve etnik kimliğimizden öte insani bir şey. Kürt sorununun çözümünde birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Gençlerin dağa çıkmasının altındaki sebepleri sorgulayan bir açıklama, insani duygusunu dışa vurmuş'' dedi. Emniyet Müdürü Güven'in kamu görevlisi ve yıllardır bu bölgede görevli olarak çalıştığından Kürt sorununda fikir sahibi olduğunu gördüğünü ifade eden Aktar, şunları söyledi: ''Bu işin istihbarat ve güvenlik kısmında yer alan bir insanın söylediklerinin farklı bir yeri var. Bu coğrafyada yaşayan herhangi birimiz ile devletin bir güvenlik bürokratının söylemesinin arasında çok fark var. Yaşanan sorunda, herkes kendi ölüsüne ağlarsa savaş ve çatışma bir skorboarda döner ve insanlığımızdan uzaklaşırız. Bu tehlikeli ve toplumu ayrıştırır. Bu açıklama herkesi bir vicdan muhasebesi yapmaya iter ve ortak bir duygudaşlık yaratır diye düşünüyorum

Biz de gençtik ama söylediklerimiz dikkate alınmıyordu
1991 yılında Diyarbakır milletvekili seçilen ve 1990'lı yıllarda bakanlık yapan Salim Ensarioğlu da, Güven'in söylediklerine hak verdiğini söyledi. O tarihte siyasette aktif görevde olduğunu fakat ortam çok karışık olduğundan kimseye doğruları dinletemediklerinden yakınan Ensarioğlu, ''İdama, JİTEM ve koruculuğa karşı çıktım. 1991'de milletvekili seçildiğimde bir gazete söylediklerimi manşet yaptı. Ancak sayın Demirel beni çağırarak 'tekzip et' dedi. Oysa demokrasi ve barışın gerektiğini söylüyordum. Ankara Tunalı'da alışveriş yaparken gazetedeki haberi gören tezgahtar bile 'niye böyle diyorsunuz' dedi. Ben de bu sorunu çözemezsek gün gelir şu Tunalı'da bile rahat edemeyiz dedim.'' ''1990'lı yıllarda ismi konulmamış iç savaş yaşanıyordu'' diyen Ensarioğlu, o dönemde sivil siyasetin bürokratlara söz geçiremediğini ifade ederek, şunları anlattı: ''Şırnak'a gittik. Bir bakan ve 4 milletvekili olarak helikopter istedik ama bize helikopter yok dediler. Çıkarken baktık ki bir korucubaşı helikopterle indi... Böyle bir durum vardı. Hakimin, savcının sözü değil korucunun sözü geçiyordu. Hiçbir OHAL uzatma kararına oy vermedim.

Bugün emniyet müdürümüzün söylediklerini o zaman söylüyordum ancak konuştuğumuzda hep yalnız kalıyordum. Buna rağmen susmadım konuştum. O dönemde bu müdürümüz gibi insanlar olsaydı Ankara farklı bakardı olaya. Keşke siyasetçi olarak bürokrattan böyle bir destek alabilseydim. Oysa hiç kimse öyle düşünmüyordu ve bakan, milletvekili üstü hareket ediyorlardı. Yalnız kalıyordum. Öyle olmasa çözüm daha erken ve kolay olurdu. Bana göre hala geç kalmış değiliz.''

HABERE YORUM KAT