1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Elçi cinayeti için TBMM Araştırması istendi
Elçi cinayeti için TBMM Araştırması istendi

Elçi cinayeti için TBMM Araştırması istendi

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin 28 Kasım günü katledilmesi için TBMM Araştırması açılması istendi.

A+A-

Önergeyi veren Diyarbakır Barosu eski başkanlarından CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu “Daha önce katıldığı bir TV programında sarf ettiği sözler üzerine gözaltına alınması, hakkında dava açılması ve günlerce ölüm tehditleri alması, Sayın Elçi’ye yönelik saldırının temellerini oluşturmaktadır. Kendisi de bu süreçte yaptığı açıklamalarda ölüm tehditleri aldığını açıklamasına rağmen Sayın Elçi’ye tehditlere karşı yakın koruma verilmeyip, korunmamış olması anlamlıdır” dedi.


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Barosu eski başkanlarından Sezgin Tanrıkulu, haleflerinden Tahir Elçi’nin 28 Kasım günü katledilmesi ile ilgili olarak TBMM Araştırması açılması için önerge verdi. Önergesinde Tahir Elçi’nin, katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği sözler üzerine hedef haline getirildiğini, gözaltına alınıp, yurt dışına çıkma yasağı tedbiri ile serbest bırakıldığını hatırlatan Tanrıkulu “Günlerce ölüm tehditleri alan Diyarbakır Barosu Başkanı Sayın Tahir Elçi, 28 Kasım günü Diyarbakır’da bir basın açıklaması sırasında ensesinden vurularak öldürülmüştür. Tahir Elçi’nin öldürülmesinin öncesinde ve sonrasında yaşananlar, toplumda yaşanan infial ve adalet beklentileri, olayın bir an önce aydınlatılması talebinin ne kadar elzem olduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu cinayetin arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması için Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini saygılarımızla arz ve teklif ederiz” dedi.


Elçi’nin, 28 Kasım 2015 tarihinde, tarihi Dört Ayaklı Minare’nin kurşunlanmasına tepki amacıyla gerçekleştirilen bir basın açıklaması sırasında yapılan bir saldırı sonucu hayatını kaybettiğini de hatırlatan Tanrıkulu “Daha önce katıldığı bir TV programında sarf ettiği sözler üzerine gözaltına alınması, hakkında dava açılması ve günlerce ölüm tehditleri alması, Sayın Elçi’ye yönelik saldırının temellerini oluşturmaktadır. Kendisi de bu süreçte yaptığı açıklamalarda ölüm tehditleri aldığını açıklamasına rağmen Sayın Elçi’ye tehditlere karşı yakın koruma verilmeyip, korunmamış olması anlamlıdır. Sayın Elçi, ölümünden dakikalar önce bölgede çatışma istemediklerini, çözüm ve barış taleplerinde ısrarcı olduklarını açıklamıştır.

 

Sayın Elçi, 1990’larda işlenen faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bölgede yaşanan insan hakları ihlallerine karşı etkin bir hukuk ve insan hakları mücadelesi yürütmesiyle Türkiye ve uluslararası platformlarda tanınan, bilinen, insan hakları mücadelesi dolayısıyla takdir gören önemli bir şahsiyettir. Savaş karşıtlığıyla, barış yanlısı tutumuyla bilinen Sayın Elçi’nin sarf ettiği sözler yüzünden günlerce manşetlerde hedef haline getirilmesi, böylesi bir saldırının habercisi niteliğindeydi. Dolayısıyla 28 Kasım günü gerçekleştirilen saldırının Emniyet ve istihbarat birimleri tarafından öngörülemeyeceği ihtimali zayıftır” diye konuştu.


Kameralar önünde, adeta canlı yayında Türkiye’nin en büyük barolarından biri olan Diyarbakır Barosu’nun başkanının öldürülmesinin, olayının planlı olduğu iddialarını ve şüphesini artırdığına dikkat çeken Tanrıkulu “Ayrıca, açıklamanın yapılacağı alanda saat 10:30 sıralarında bir eylem yapılacağı ve eylemcilerin bir ticari taksi ile geleceği istihbarat bilgisinin (bu istihbaratın doğru olduğu ana cadde üzerindeki duran taksiyi durdurmaya çalışan 2 polisimizin şehit edilmesi olayından anlaşılmaktadır) alınmasına rağmen Sayın Elçi’nin bu alanda açıklamasına neden izin verildiği izaha muhtaçtır. Ayrıca olay yerinde emniyet birimlerinin acilen bir “olay yeri incelemesi” ve “kanıt topla” işlemi yapması gerekirken, bu işlemlerin neden yapılmadığı da kamuoyunda derin şüphe yaratmaktadır. Cinayet araştırması yapılırken kriminal durumun gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Bu durum hakkında olay yeri “keşif ve incelemesi” yaptırılmalıdır. Savcılık olay yeri incelemesine 4-5 saat sonra gitmiş ve inceleme yapmadan geri dönmüştür.

 

Olay yerinde inceleme yapılmaması ve delillerin toplanmaması yaşanan olayın “faili meçhul bir cinayet” olarak kalmasına sebebiyet verecektir. Tahir Elçi’nin öldürülmesi olayı her yönüyle,  kapsamlı bir araştırmaya tabi tutulmak durumundadır. Bu öldürülme olayını araştırmak için, Sayın Elçi’yi ölüme götüren süreç ve sonrasını kapsamlı bir biçimde inceleyerek sorumluların ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kurularak araştırılması elzemdir” görüşlerine yer verdi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler