1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. DÜ Genel Sekreterinden ODTÜ'deki eylemlere ilişkin açıklama
DÜ Genel Sekreterinden ODTÜ'deki eylemlere ilişkin açıklama

DÜ Genel Sekreterinden ODTÜ'deki eylemlere ilişkin açıklama

DİYARBAKIR - Dicle Üniversitesi (DÜ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Sabri Eyigün, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) meydana gelen öğrenci eylemleri ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, ODTÜ'de yaşananların ve arkasından koparılan kıyamet gürültüsünün, Maya takviminin öngördüğü kıyamet senaryosundan daha fazla ses getirdiğini söyledi.

A+A-

DÜ Genel Sekreterlik makamında İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Eyigün, ODTÜ olayının yanlış bir mecrada tartışıldığını, kamuoyu, üniversitelilerin protesto nedeninden ziyade, şiddeti konuştuğunu ifade etti. Olay ve olguları doğru analiz ederek, toplumun demokratik gelişim sürecine katkı sunacak yerde, konuyu siyasi arenaya çekip rakipleri zayıflatmak için fırsat kollayan ve kışkırtan bir muhalefet anlayışının olduğunu savunan Eyigün, "Burada muhalefet derken, yalnızca siyasal parti anlamında değil, her türlü düşünsel, ideolojik, kısaca dünya görüşü temelindeki bir muhalefetten söz ediyorum.

Çünkü burada da görüldüğü gibi, şiddetle, demokratik eleştirel hak birbirine karıştırıldı veya öyle gösterilmeye çalışıldı” dedi. Türkiye'de iktidardayken, üniversiteliyi apolitik, tepkisel bir yüksek lise öğrencisi konumunda görme ve gösterme eğiliminin olduğunu ifade eden Eyigün, muhalefete geçince, iktidarın yolunu açacak devrimci kahramanlar gibi gösterme geleneğinin söz konusu olduğunu dile getirdi. Eyigün, “Çünkü öğrenciye medenice tartışma, konuşma ve düşüncelerini açıklama yöntemi verilmemektedir. Ya ODTÜ'de olduğu gibi sınırları zorlayan sözde bir özgürlük anlayışı telkin edilmekte, ya da bahar şenlikleri, kır gezileri ve şov gösterileriyle adeta düşünmeyi, özgürce eleştirmeyi, tepkisini dile getirmeyi unutturacak ve yasaklayacak bir gençlik yetiştirilmektedir.

Üniversitelere eleştirel düşünce biçimlerinin önünü kapatmadan, tepkisel bakış açılarını karartmadan özgürce, ama şiddetsiz, engelsiz bir öğrencinin nasıl davranması anlatılmalı ve o öğrenciye bu yaşatılmalıdır. Üniversiteli özgür bir ortamda konuşabilmeli ve tartışabilmelidirler. Bunun için de öncelikli olarak siyasi kimliği ön planda olan konuşmacılardan ziyade, sosyal, sanatsal ve bilimsel kimliği ile öne çıkan aydınlarla sık sık bir araya gelmelidirler. Böyle ortamlarda öğrenci, hem konuşarak enerjisini boşaltmış olacak hem konuşma ve tartışma kültürü kazanacak, hem ötekini kabullenmeyi öğrenecek, daha da önemlisi, pasif ve ilgisiz kalmayıp sosyal ve siyasal sorunlara karşı eleştirel bir bakış açısı kazanacaktır” diye konuştu.

Şiddet, özgürlük ve demokrasinin birbirine ters kavramlar olduğunu bildiren Eyigün, “Her türlü şiddetle müdahalenin adına faşizm denir. Demokrasi diyerek şiddeti mazur gösteremezsiniz. O zaman, polisin de yaptığı aşırı güç kullanımına, demokrasilerde böyle şeyler olur dememiz gerekmez mi? Hayır, demokrasilerde ne polisin yaptığı gibi, gereksiz müdahaleler ne de öğrencilerin protesto amacıyla taşla, sopayla saldırması yoktur” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT