1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. DTK’de Kürdistani kesimlere birlik çağrısı
DTK’de Kürdistani kesimlere birlik çağrısı

DTK’de Kürdistani kesimlere birlik çağrısı

DTK Olağanüstü Kongresi'nde konuşan eşbaşkan Selma Irmak, "Mandela cezaevinde çıktığında herkes ona yöneldi, ama o barıştan yana hep tavrını gösterdi ve ölene kadar bu tavrını sürdürdü.

A+A-

Kürt halkı da kendi iradesini kendi önderliğinde görüyor, onun yolundadır. Bu yolun muhatabı Sayın Öcalan'dır. KCK'nin çağrısı önemli bir çağrıdır, Sayın Öcalan özgür olmadan bu sorun çözülmez" dedi. Irmak, Kürdistani tüm kesimlere de birlik çağrısı yaptı.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 1. Olağanüstü Kongresi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konferans Salonu'nda başladı. Salona PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı ile "Özyönetimler kadınla doğdu, kadınla yaşam bulacak" yazılı pankart asıldı. Kongreye, DTK Eşbaşkanları Hatip Dicle ve Selma Irmak, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP'li vekiller katıldı. Kongre, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Kongrenin açılış konuşmasını DTK Eşbaşkanı Selma Irmak yaptı. Irmak, çok zorlu bir süreçten geçildiğini belirtti. Irmak, Silopi'de katledilen 3 Kürt kadını ve Cizre'de katledilen Mehmet Tunç'u anarak, bu insanların hiçbir zaman Kürt halkı nezdinde unutulmayacağını dile getirdi. Irmak, Kürt halkının büyük bir katliam ve zülüm altında olduğunu belirterek, "Her şart ve koşul altında büyük bir direniş gösterenlerin duruşlarını kutluyoruz. Cizre sonucunda ortaya çıktı ki, Kürtler alınlarının ortasından vuruluyor, ama asla boyun eğmiyor. Kürtleri öldürebilirsiniz ama onların dimdik başını eğemezsiniz. O direnişi ve duruşu saygıyla selamlıyorum ve eğiliyorum" dedi.

 

Olağanüstü bir süreçte kongrenin yapıldığına dikkat çeken Irmak, bundan dolayı çok daha kapsamlı bir çalışmanın yürütülmesi ve koşulların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Irmak, perspektifin ne olması gerektiği konusunda bir netliğin olması gerektiğini ifade ederek, "KCD, Kürtlerin sorunlarıyla bire birebir ilgilenen, Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından önemli bir kongredir. Bundan dolayı da bu projenin ağırlığı ekseninde kapsamlı geçmesi gerekiyor. Birçok görev vardı önümüzde, kimilerini hayata geçirdik ama kimilerini de yaşadığımız koşullar ekseninde yerine getiremedik. Elbette bizim dışımızda kimi koşullar bize bazı engelleri çıkarsa da, bunlara sığınmadan kendi kurumumuz adına halkımızdan bizi mazur görmelerini istiyoruz, bu konuda özeleştirimizi veriyoruz. Eksiklikler ekseninde kendimizi yeniden gözden geçirip hareketimizi daha ileri bir düzeye getirmek için yeni bir perspektifle hareket etmek istiyoruz. Yeniden bir ruhla bu yürüyüşte önümüzdeki görevleri yerine getirmek istiyoruz. Bu yeni dönem kendisiyle beraber bir başarıyı da getirecektir" şeklinde konuştu.

 

Irmak, sürecin tıkandığını ancak bunu aşmak için barış ve demokrasinin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Kimi kesimlerin bu barış ve demokrasi yolunu kapatmaya, engellemeye çalıştığını belirten Irmak, kendilerinin asla buna müsaade etmeyeceklerini söyledi.

 

Irmak'ın konuşmasından satır başları şöyle:

 

Demokratik özerklikten vazgeçmeyeceğiz

 

"Bizleri ne kadar suçlu göstermeye çalışsalar da çalışsınlar, bizler bu tutumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Bizler bu sürecin yeniden başlaması için Ocak 26-27'de bir deklarasyon yayınladık. Bu deklarasyon ekseninde birçok soruşturma açıldı, fezlekelerimiz meclise gönderildi. Açılan bu davalar bizler için onurdur. Kimi kesimler barış sürecinin gelişmesini istemiyor, bunun önünde engeldirler. Kürtlerin demokratik bir anayasa ekseninde haklarına ulaşması için ne gerekiyorsa bunu yapmaya çalışacağız. Kürtler demokratik özerklikten vazgeçmeyecektir, statüsüz yaşamayacaktır artık. Bundan dolayı da demokratik bir anayasa bizler için önemlidir. Bizler KCD olarak yayınladığımız deklarasyonun arkasındayız ve bu eksende hareket edeceğiz. Top ve tanklar ekseninde Kürt sorunu çözülmeyecektir, bu kendisiyle beraber barikatları getirir, kanı getirir, bu bir çözüm değildir.

 

Amed Newrozu'nun iki mesajı

 

Umutlarımız vardır, umutlarını kaybeden her şeyini kaybeder. Umudumuz Amed Newrozu'dur. Burada iki mesaj verildi, birincisi devlete verildi. 'Ey devlet sen ne kadar bizi öldürseniz de, cenazelerimize hakaret etsen de bizim irademizi kıramazsınız, bizler özgürlüğümüzden ve taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz' dediler. Diğer mesaj da biz siyasetçilereydi; bu sorunu çözmek istiyorsanız, 'Ey siyasetçiler demokratik siyasetin ve çözümün önünü açın' dediler.

 

Sykes Picot yeniden devrede

 

Bizler şimdi bu süreçte nasıl yaklaşım göstereceğiz. Birçok saldırı var, halk bu konuda geri adım atmamıştır. Halkımız birçok sıkıntı yaşıyor. Bunu en iyi atlatmanın yolu, Kürtler arasındaki ittifakın oluşmasıdır. Bir çizgide yürümek esas olmalıdır bizler için. Bu ittifak farklı düşünmemizin önünde engel değildir. Bugün eğer yeni bir sözleşme yapılmazsa, ittifak yapılmazsa, Sykes Picot Antlaşması yeniden devreye girecektir. Tekrar söylüyoruz, Rojava'daki başarı hepimizin başarısı olacaktır. Rojava'da var olan zorluklar hepimizin zorluklarıdır.

 

Kürdistani kesimlere çağrı

 

Tüm Kürdistani kesimlere çağrımızdır, bunu bilerek hareket etmeliyiz. Yürütülen siyasette salt kendimizi kurtarayım mantığından uzaklaşmalıyız artık. Sayın Mesut Barzani bir söz söyledi, bizler bunu eleştiriyoruz, bu doğru bir yaklaşımdır. Hiçbir kurumumuz PKK'lı bir kurum değildir. Bir Kürt diğer bir Kürt'e PKK'lı diyemez, tarih bunu onların önüne getirecektir. Düşmanlarımız yarın bu topraklardan gidecektir, bizler yüzyüze kalacağız. Barzani rol ve misyonunu oynayarak Türkiye ve Kürt halkı arasında üzerine düşeni yapabilir. Bizler Mesut Barzani'ye çağrımızı yapıyoruz, bu tutumundan vazgeçsin. Mele Mustafa Barzani'nin oğlu olarak üzerine düşeni yapmalıdır. Bizim alanlarda da kimi aşiretleri ve aileleri birbirine düşürmeye çalışma politikaları uygulanmaya çalışılıyor. Bundan dolayı bu oyunları görmek gerekiyor. Her dalın bir kurdu var, bunları yaşatmayalım. Düşman karşısındaki duruş ağacın kurduna göstereceğimiz tavırla özdeştir.

Kurtuluş mücadelesi Kürt kadınının öncülüğünde gerçekleşiyor

Günlerce cenazelerimiz yerlerde bıraktılar, panzerlerle üzerlerinden geçtiler, şimdi de bizim illerimize el koyup işgal etmeye çalışıyorlar. Bu süreçte şunu söylemek istiyorum, bir kadın olarak da belirtmek istiyorum, bu süreçte Kürdistan'ın temel kurtuluş mücadelesi Kürt kadını öncülüğünde gerçekleşiyor. Sêvê Demir, Fatma Uyar, Pakize Nayır arkadaşlar bunun öncüleriydi. Biz sadece bir ilin özgürlüğünden, bir bölgenin özgürlüğünden bahsetmiyoruz, burada temel özgürlük kadın özgürlüğünün oluşmasıdır, temel esasımız da budur. Kadınların aklı başındadır, ruhundadır, teşhir edilmeleri burada eril kesimin teşhiridir aslında. Devlet Bakanı, burada yapılan tecavüzlere karşı bir savunmayı esas alıyor, onların arkasında duruyor. Bu ahlaksızca bir yaklaşımdır, bunu kınıyoruz. Bu zihniyet ekseninde de mücadelemizi yürüteceğiz.

Öcalan özgür olmadan bu sorun çözülmez

Sonuç olarak, Mandela cezaevinde çıktığında herkes ona yöneldi, ama o barıştan yana hep tavrını gösterdi ve ölene kadar bu tavrını sürdürdü. Kürt halkı da kendi iradesini kendi önderliğinde görüyor, onun yolundadır. Bu yolun muhatabı Sayın Öcalan'dır. KCK'nin çağrısı önemli bir çağrıdır, Sayın Öcalan özgür olmadan bu sorun çözülmez. Bizler de bunu tekrardan belirtiyoruz.

Bir buçuk yıldır bu çalışmaları yürütüyoruz. Bundan sonra da bu çalışmalar başka arkadaşlar tarafından yürütülecektir. Bu sürece aday değilim. Bir nefer, bir kadro olarak üzerime düşen çalışmaları yürüteceğim. Gelen arkadaşlara ve hepimize başarılar diliyorum."

Kongrede konuşan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, şunları kaydetti:

"Günümüzde halkımıza karşı yürütülen vahşet saldırılarına ancak buna karşı muazzam bir direnişin yaşandığı bu tarihi süreçte özgürlük ve demokrasi adına halklarımızın özgürlüğü ve geleceği adına yaşamlarını yitiren gerek Cizre'deki ve diğer şehitlerimiz önünde saygıyla ve minnetle eğiliyorum. Değerli arkadaşlar, hepimiz Ortadoğu'nun, Kürdistan'ın nasıl kan revan içinde olduğunu, televizyon izlerken, gazete okurken, bunu canlı canlı görüyoruz. Bütün bu belaların nereden kaynaklandığı üzerine, fazla zamanınızı almadan tarihe bir göz atmak istiyorum.

Kürt halkı statüsüz bırakıldı

100 yıl önce Ortadoğu başta Fransa, İngiltere, Çarlık Rusya'sı büyük bir saldırıya uğradı, Bir Sykes Picot Antlaşması yapılmıştı. Ekim devriminde Lenin bütün gizli anlaşmaları deşifre etmişti. Otoriter, faşist eğilimlerin tümünü adeta Ortadoğu'da oluşan ulus devletlere aşılamak istiyorlar. Ulus devletler ilk etapta oluşurken, biraz daha demokratik yönleri vardı, ama daha sonra hegemonyacı ve faşist bir öze dönüştüler. En büyük zararı gören Kürt halkı oldu. Fiziki katliamlar dışında, iradesi bölünerek, dört ayrı ulus devletlerin boyunduruğu altına girdiler. Statüsüz bırakıldılar. Ama Kürt halkı hiçbir zaman bunu kabul etmediler.

Güney Kürdistan hükümetine çağrı

Güney Kürdistan'da sorunlar olmasına rağmen bir statüye kavuşmuş durumda. Rojava'da henüz güvence altına alınmamış olsa da bir statüye kavuşmuş durumdadır. Bu statü Rojava'da yapılan ilanı selamlıyoruz. Aynı zamanda aynı günde Sêmelka Sınır Kapısı'nın kapatılmasını ve yeni doğan bu Kürt statü yapısının adeta boğma amacıyla Güney Kürdistan hükümeti tarafından yapılması, biz Kürtler açısından büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Bir çağrı yapmak istiyoruz: bu kararınızı gözden geçirin. Kürt halkını dünya halkları karşısında zor durumda bırakan bu kararınızı bir an önce kaldırın.

Öcalan'ın demokratik ulus modeli

Bugün Kürdistan'da ve Ortadoğu'da ulus devletlerle bir çıkışın olamayacağı, bir huzurun olamayacağı açığa çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı'nda bir çalkalanma olduysa da Avrupa merkezli olarak, bakın ulus devlet ve kapitalizm bizim coğrafyada doğdu. Üç yüz yıl bu sistemin savunuculuğunu yaptık, bu olgunun en uç noktası olan faşizm burada ortaya çıktı ve biz bunu terk ediyoruz diyerek Avrupa Birliği oluşumunu yarattılar.

 

Eğer bugün Avrupa dıştan birçok saldırıya uğramazsa, kendi sorunları kendi içinde demokratik bir şekilde çözmeye çalışan bir yapıya ulaşmıştır. Mademki Ortadoğu'ya ulus devleti getiren, bize zorla dayatan bu güç bugün bize dönüp tarihten ders çıkardığını söylüyoruz, artık ulus devletin nemenem bir şey olduğunu görmesi gerekiyor. İşte Sayın Öcalan tarihten ders çıkarak Demokratik Ulus Modelini ortaya koymuştur. Büyük çaba ve emek sarf ederek Üçüncü Dünya Savaşı denilen bu Ortadoğu'daki bu durumun Türkiye ve Kürdistan'a yansımaması için büyük çaba sarf etti.

Dolmabahçe Mutabakatı tarihi bir yol haritasıydı

Dolmabahçe Mutabakatı tarihi bir yol haritasıydı. Sadece Kürt sorununu çözmeyecek, ulus devletle sorunu olan bütün kesimlerin, azınlıkların, dindarların, Alevilerin sorunlarını da çözebilecek bir perspektif ile hazırlanan bir müzakere yoluydu. Ama AKP ve Cumhurbaşkanı tarafından bu masa devrildi. Bu Ortadoğu'daki kötü durumun, Kuzey Kürdistan'ı da bağrına alacak şekilde tetiğini çekmeye başladılar. Artık bu vahşetin, bu savaş konseptinin her gün vahşet boyutlarındaki insanlık suçu sayılacak gelişmelerine tanık oluyoruz. Bu zihniyet aslında Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, hatta öncesindeki İttihat Terakki zihniyetinin bir yansımasıdır. Irkçı partilerin Şark Islahat Planı'nı destekleyen anlayış ekseninde Ermeni ve Süryanilere yaptığı soykırımı bugün Kürtlere uygulamaya çalışıyor. Bu yüzden de çok ciddi bir şeyle karşı karşıyayız. Bir savaş boyutu geliştirilerek bir katliam gerçekleştirilmek isteniyor. Bugün Sur'u kamulaştırma kararıyla hafızamız silinmek, bu kadim kimliksiz hale getirilmeye çalışılıyor. Bu aynı zamanda bir halka onursuzluk dayatılmak isteniyor.

Doğru yol müzakere masasıdır

Halkımızın özgür iradesi dışında bize cennet de vaat etseniz biz sizin cennetinizi reddediyoruz. Siyasi ayırım yapmadan tüm Amed'e çağrı yapıyoruz; yarından erkeni yok, bunu tartışalım. Bu ciddi ve vahim bir durumdur. Belediyelerimizin öncülüğünde Amed halkı olarak bu pervasızlığın önüne geçelim. Bugün bunu başarırsalar, bunu Kürdistan'a soykırımına götürecekler. Devlet yetkililerine ve hükümete sesleniyoruz: Bir yıldır bu ülkeyi büyük bir yıkıma götürüyorsunuz, bundan vazgeçin. Barış demekte artık zorlanıyor. Korkarız ki bir süre sonra halkımız da artık bundan vazgeçebilir. Kürt halkı koyun değildir. Evet, doğru yolu göstereceğiz. Doğru yol, Sayın Öcalan'ın özgürlüğü olmak üzere, müzakere masasına dönüp tahkim edilmiş bir ateşkes sürecini başlatmakla olacaktır. Yol erkenken hasat çoğalmadan bu yola dönmeliyiz. Herkes bizi anlamalıdır. Bunlar bizi de zorlayan çağrılardır. Henüz tahribat çok büyük bir aşamaya gelmeden, çözümü Türkiye'de geliştirebiliriz. Ama yarın çok geç olabilir.

Newroz Tertip Komitesi bırakılsın

İrade beyanında bulunan Selma arkadaşımızın birlikte çalıştığımız dönemde ortak olarak uyumlu bir çalışma yürüttüğümüzü belirtip, kendisine çok teşekkür ederim. İnanıyorum ki yeni görevlerinde başarılı ve ön açıcı olacak ve bundan sonra da çalışmalarına ve kongremize de başarılar diliyorum. Başta Seydi Fırat ve diğer Newroz komitesindeki arkadaşların bırakılmasını istiyorum"

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT