1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Doğal Karacadağ’da doğal yaşam
Doğal Karacadağ’da doğal yaşam

Doğal Karacadağ’da doğal yaşam

Birlik ve beraberliğin şart olduğunu, ayrılık ve gayriliğin yasak olduğu nadide bölgelerden Karacadağ’da da komünal yaşam benimseniyor.

A+A-

Diyarbakır’ın özel bölgelerinden olan Karacadağ eteklerinde kendi imkanları ile tüm ihtiyaçlarını karşılayan Otlu Mahallesi sakinleri, yol, su ve kanalizasyon gibi ekinlerini de kendi imkanları ile oluşturduğu göletten çektiği elektrik ile suluyor.

 

Komünal bir şeklide ekip, biçtiği ürünleri de hasat zamanında eşit bölüşen mahalleliler, “Bizde zengin fakir, alt, üst, sınıf ayrımı yoktur” diyor.


Diyarbakır’ın adına türküler yakılan hem sıcağın hem de soğuğun en üst seviyede hissedildiği önemli nokta, bölgelerden olan Karacadağ’ın eteklerinde bulunan Otlu Mahallesi yıllardır tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılıyor.
Komünal yaşamın vücut bulduğu 30 hanelik mahallede, her şeyi ortak ekip, ortak biçip, eşit paylaşan mahalle sakinleri, kurduğu komünal yaşam tarzı ile diğer mahallelere de örnek teşkil ediyor.

 

Devletin hiçbir imkanından yararlanmayan mahalle halkı, yol, su, kanalizasyon ve tarım gibi birçok ihtiyacını kendi imkanları hayata geçiriyor. Ekinleri sulamak için yapay göletler oluşturan mahalleliler, santrafiş tekniğiyle ekinlerin su ihtiyacını gideriyor.

 

Mahalle halkının yaşamını idame ettirmek için ektiği pirinç, domates, ayçiçeği, arpa, buğday ve mercimek, ekin zamanında özel mülkiyeti aşan mahalle halkı dönümün miktarına bakmasızın birlikte ekip, biçtiği hasadı da eşit bir şekilde bölüşüyor.


“Her şey komünal emekle yapılıyor”


Yıllardır kendi ihtiyaçlarını sağladıklarını ifade eden mahalle sakini Salih Yıldız (52), mahallelerinde her şeyin eşit, ortak ve komünal emekle yapıldığını belirtti.

 

Devletten hiçbir şey istemediklerini vurgulayan Yıldız, "Devlet bizi rahat bıraksın yeter. Suyu bile kendi emeğimizle yaptığımız göletlerden karşılıyoruz. O suyu bile elektrikle değil, mazotla santrafiş ile tarlaya ulaştırıyoruz. Buna rağmen gelip bizden para alıyorlar. Sadece eve gelen elektriğimiz var ve ona da günde 6 saat kesinti uygulaması getirmişler. Kesinti dışında da en az bir 6 saat daha keyfi olarak kesiyorlar" dedi.
 
Tarlalar Karacadağ pirinci için ayrıldı


Bu yıl tarlalarının 3 bin 500 dönümlük kısmını dünyaca ünlü Karacadağ pirincine ayırdıklarını söyleyen Yıldız, geri kalanını ise domates, buğday, arpa ve ayçiçeğine ayırdıklarını dile getirdi. Elde ettikleri ürünleri devlete değil, özel şirketlere sattıklarını ifade eden Yıldız, şunları aktardı:

 

"Aynı şekilde desteklemesini de almıyoruz. Yıllardan beri biz bu sistem ile devam ediyoruz. Bütün her şeyimizi kendimiz hallediyoruz. Devletten hiçbir şey beklemiyoruz. Zaten yollarımızı yapmıyorlar. Çevre mahallelerin hepsinin evlerinin önüne kadar asfalt ve parke taşıyla yapılmış yolları var. Yeter ki bizden uzak dursunlar.

 

Elektrik kullanmadığımız halde bizden 'tarlanız sulu görünüyor' gerekçesiyle haksız yere ceza verip, para alıyorlar. Normalde tarlamız kurudur. Bu emeğimiz yok edilmek isteniyor. Devlet kaç defa bu sistemimizi bozmaya çalıştı. Bunlara karşı çok direndik. Birlik olduğumuz için, dayanışma içinde olduğumuz için zorlarına gidiyor”
 
“Komün ile sorunsuz bir şekilde yaşıyoruz”


Halil Çetin Kıran (22) isimli genç ise, mahallelerinde oluşturulan komünal sistemin dünyada başka bir benzerinin olmadığını belirterek, imece usulü, eşit ve sorunsuz bir şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini kaydetti.

 

Komünal sistemin her yerde oluşturulması gerektiğine vurgu yapan Kıran, "Bu sistemin her yere yayılması lazım. Eşitlik, adalet, özyönetim, kardeşlik her şeyi bulabilirsiniz" şeklinde konuştu.
 
'Devlet yok huzur var'


Bir diğer mahalle sakini Lutfi Yıldız (26), iki üniversite bitirmiş olmasına rağmen devlet kurumlarında yer bulamadığını ifade etti. Komünal yaşamın halkın üzerindeki etkisine vurgu yapan Yıldız, şöyle devam etti:

 

"Kendimi bildim bileli ailem ve mahalle halkıyla birlikte çalışıp, ortak hareket ediyoruz. Bizde zengin fakir, alt, üst, sınıf ayrımı yoktur. Dönümlere bakılmaksızın herkese eşit pay düşer. Burada elektrik neredeyse yok. 12 saat var 12 saat yok. Burada devlet de olmadığı için huzur ve saadet var.

 

Kendi alın terimizle ürettiğimiz ürünlerimizi de devlete değil, özel şahıs ve şirketlere satıyoruz. Özellikle Karacadağ pirincimiz dünyada nam salış bir kalite. Pirince olan ilgi yüksek derecede. Aynı şekilde Karacadağ'ın domatesi de en çok rağbet gören bir diğer ürünümüz. Yalnız fiyatları çok düşük. Elimizden geldiğince tüccarları da zor durumda bırakmamak istiyoruz”

 

Diyarbakır’ın özel bölgelerinden olan Karacadağ eteklerinde kendi imkanları ile tüm ihtiyaçlarını karşılayan Otlu Mahallesi sakinleri, yol, su ve kanalizasyon gibi ekinlerini de kendi imkanları ile oluşturduğu göletten çektiği elektrik ile suluyor. Komünal bir şeklide ekip, biçtiği ürünleri de hasat zamanında eşit bölüşen mahalleliler, “Bizde zengin fakir, alt, üst, sınıf ayrımı yoktur” diyor.


Diyarbakır’ın adına türküler yakılan hem sıcağın hem de soğuğun en üst seviyede hissedildiği önemli nokta, bölgelerden olan Karacadağ’ın eteklerinde bulunan Otlu Mahallesi yıllardır tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılıyor.
Komünal yaşamın vücut bulduğu 30 hanelik mahallede, her şeyi ortak ekip, ortak biçip, eşit paylaşan mahalle sakinleri, kurduğu komünal yaşam tarzı ile diğer mahallelere de örnek teşkil ediyor.

 

Devletin hiçbir imkanından yararlanmayan mahalle halkı, yol, su, kanalizasyon ve tarım gibi birçok ihtiyacını kendi imkanları hayata geçiriyor. Ekinleri sulamak için yapay göletler oluşturan mahalleliler, santrafiş tekniğiyle ekinlerin su ihtiyacını gideriyor.

 

Mahalle halkının yaşamını idame ettirmek için ektiği pirinç, domates, ayçiçeği, arpa, buğday ve mercimek, ekin zamanında özel mülkiyeti aşan mahalle halkı dönümün miktarına bakmasızın birlikte ekip, biçtiği hasadı da eşit bir şekilde bölüşüyor.


“Her şey komünal emekle yapılıyor”


Yıllardır kendi ihtiyaçlarını sağladıklarını ifade eden mahalle sakini Salih Yıldız (52), mahallelerinde her şeyin eşit, ortak ve komünal emekle yapıldığını belirtti. Devletten hiçbir şey istemediklerini vurgulayan Yıldız, "Devlet bizi rahat bıraksın yeter.

 

Suyu bile kendi emeğimizle yaptığımız göletlerden karşılıyoruz. O suyu bile elektrikle değil, mazotla santrafiş ile tarlaya ulaştırıyoruz. Buna rağmen gelip bizden para alıyorlar. Sadece eve gelen elektriğimiz var ve ona da günde 6 saat kesinti uygulaması getirmişler. Kesinti dışında da en az bir 6 saat daha keyfi olarak kesiyorlar" dedi.
 
Tarlalar Karacadağ pirinci için ayrıldı


Bu yıl tarlalarının 3 bin 500 dönümlük kısmını dünyaca ünlü Karacadağ pirincine ayırdıklarını söyleyen Yıldız, geri kalanını ise domates, buğday, arpa ve ayçiçeğine ayırdıklarını dile getirdi. Elde ettikleri ürünleri devlete değil, özel şirketlere sattıklarını ifade eden Yıldız, şunları aktardı: "Aynı şekilde desteklemesini de almıyoruz.

 

Yıllardan beri biz bu sistem ile devam ediyoruz. Bütün her şeyimizi kendimiz hallediyoruz. Devletten hiçbir şey beklemiyoruz. Zaten yollarımızı yapmıyorlar. Çevre mahallelerin hepsinin evlerinin önüne kadar asfalt ve parke taşıyla yapılmış yolları var. Yeter ki bizden uzak dursunlar.

 

Elektrik kullanmadığımız halde bizden 'tarlanız sulu görünüyor' gerekçesiyle haksız yere ceza verip, para alıyorlar. Normalde tarlamız kurudur. Bu emeğimiz yok edilmek isteniyor. Devlet kaç defa bu sistemimizi bozmaya çalıştı. Bunlara karşı çok direndik. Birlik olduğumuz için, dayanışma içinde olduğumuz için zorlarına gidiyor”
 
“Komün ile sorunsuz bir şekilde yaşıyoruz”


Halil Çetin Kıran (22) isimli genç ise, mahallelerinde oluşturulan komünal sistemin dünyada başka bir benzerinin olmadığını belirterek, imece usulü, eşit ve sorunsuz bir şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini kaydetti. Komünal sistemin her yerde oluşturulması gerektiğine vurgu yapan Kıran, "Bu sistemin her yere yayılması lazım. Eşitlik, adalet, özyönetim, kardeşlik her şeyi bulabilirsiniz" şeklinde konuştu.
 
'Devlet yok huzur var'


Bir diğer mahalle sakini Lutfi Yıldız (26), iki üniversite bitirmiş olmasına rağmen devlet kurumlarında yer bulamadığını ifade etti. Komünal yaşamın halkın üzerindeki etkisine vurgu yapan Yıldız, şöyle devam etti:

 

"Kendimi bildim bileli ailem ve mahalle halkıyla birlikte çalışıp, ortak hareket ediyoruz. Bizde zengin fakir, alt, üst, sınıf ayrımı yoktur. Dönümlere bakılmaksızın herkese eşit pay düşer.

 

Burada elektrik neredeyse yok. 12 saat var 12 saat yok. Burada devlet de olmadığı için huzur ve saadet var. Kendi alın terimizle ürettiğimiz ürünlerimizi de devlete değil, özel şahıs ve şirketlere satıyoruz. Özellikle Karacadağ pirincimiz dünyada nam salış bir kalite. Pirince olan ilgi yüksek derecede.

 

Aynı şekilde Karacadağ'ın domatesi de en çok rağbet gören bir diğer ürünümüz. Yalnız fiyatları çok düşük. Elimizden geldiğince tüccarları da zor durumda bırakmamak istiyoruz”

Bu haber toplam 5381 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler