1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Diyarbakırlı STK’ları memnun etti
Diyarbakırlı STK’ları memnun etti

Diyarbakırlı STK’ları memnun etti

Başbakan Binali Yıldırım’ın Doğu ve Güneydoğu’da 4 şehrin cazibe merkezi ilan edileceği ve buralara 5 yılda 35 milyar TL yatırım yapılacağını açıklaması, gözleri bölge illerine çevirdi.

A+A-

Başbakan’ın açıklamasını değerlendiren, Diyarbakırlı sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini, projenin bir an önce hayata geçmesi için ivedi adımların atılmasını isteyerek, “Bölgemiz ekonomik ve sosyoekonomik olarak Türkiye ortalamasının 2,5–3 kat altında. Bölgemizin ekonomik yönden kalkınması için özel politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Bu anlamda cazibe merkezleri çok önemlidir” diyerek açıklamaların olumlu olduğunu ifade etti.

DİYARBAKIR, ŞANLIURFA, VAN VE KARS

Başbakan Binali Yıldırım’ın Doğu ve Güneydoğu’da 4 şehrin cazibe merkezi ilan edileceği ve buralara 5 yılda 35 milyar TL yatırım yapılacağını açıklaması, gözleri bölge illerine çevirdi. Başbakan Yıldırım'ın açıkladığı Kars'ın yanı sıra Diyarbakır, Şanlıurfa ve Van'ın cazibe merkezi haline getirilecek şehirler olacağı öğrenildi.

Diğer şehirlerin ‘Biz neden olmadık?’ tepkisiyle karşı karşıya kalmak istemeyen hükümetin sayıyı artırabileceği de ifade ediliyor. Cazibe merkezleri projesinin, son yapılan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK ) toplantısının da gündeminde yer aldığı kaydedildi.

Hükümet, cazibe merkezleri projesi ile az gelişmiş bölgelerde, büyüme merkezi işlevi görecek kentsel merkezlerin oluşturulmasını ve desteklenmesini amaçlıyor. Turizm potansiyelini geliştirici projeler ile tarihi kent dokusunun ortaya çıkarılması, cazibe merkezi şehirlerin ana eksenlerini oluşturuyor.

KAMUYA YÖNELİK ALIMLARDA CAZİBE MERKEZİ ŞEHİRLERDE ÜRETİLEN MALLARA ÖNCELİK VERİLECEK

Büyüme ve çevrelerine hizmet verme potansiyeli yüksek illerden seçilecek olan cazibe merkezlerinin öncelikle ulaşılabilirliği iyileştirilecek, fiziki ve sosyal altyapısı güçlendirilecek.

O bölgenin potansiyeline uygun fabrikalar kurulacak. Oluşturulacak istihdamın yanı sıra devlet alımları bu fabrikalardan yapılacak. Türkiye'nin yurtdışına yaptığı yardımlarda ve kamuya yönelik alımlarda cazibe merkezi şehirlerde üretilen mallara öncelik verilecek.

BAKAN ELVAN: KALKINMA HAMLESİNİ BAŞLATACAĞIZ

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, geçmişten bugüne AK Parti iktidarları olarak bölgeler arası gelişmişlik farkını ortadan kaldırmaya yönelik programlar uyguladıklarını belirterek, “Bölgede kalkınma ajanslarımız var. Ciddi çalışma içerisindeler” dedi.

Elvan, geri kalmış bölgeler için bir merkez oluşturulması, daha sonra o merkezin çevresindeki illerin geliştirilmesi şeklinde özetlenecek yöntemin kalkınma açısından çok önemli olduğunu söyleyerek, “Örneğin Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı'yı paket olarak ele aldığınızda Kars'taki gelişmenin yansımalarını diğer illerde yavaş yavaş görürsünüz" diye konuştu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik kalkınma hamlesini başlatacaklarını kaydeden Elvan, "Altyapı yatırımlarını destekleyerek, ilin hinterlandındaki diğer iller ile etkileşim içerisinde kalkınmasını sağlayacak mekanizmaları ortaya koyacağız” ifadesini kullandı.

DİYARBAKIRLI STK TEMSİLCİLERİ MEMNUN

Başbakan Binali Yıldırım’ın Doğu’ya 3–4 cazibe merkezi kurulacağını söylemesi, Diyarbakırlı sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerini oldukça memnun etti. STK temsilcileri, projenin bir an önce hayata geçmesi için ivedi adımların atılmasını istedi.

SAYAR: CAZİBE MERKEZLERİ ÇOK ÖNEMLİ

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSD) Başkanı Ahmet Sayar “Bölgemiz ekonomik ve sosyoekonomik olarak Türkiye ortalamasının 2,5–3 kat altında. Bölgemizin ekonomik yönden kalkınması için özel politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Bu anlamda cazibe merkezleri çok önemlidir.

Bölgenin en başında altyapı sorunlarının giderilmesi gerekiyor. Şu anda planlamada yer alan ama henüz projelendirilmeyen, bölgeyi limanlara bağlayacak hızlı demiryolu projesinin bir an önce yapılması bizim önemli beklentilerimiz arasındadır.

Hızlı demiryolu Mürşitpınar bağlantısı ile İskenderun ve Mersin limanına bağlanmış olması durumunda özellikle lojistik maliyetleri açısından da kente artı değer kazandıracaktır. Şanlıurfa Diyarbakır otoban bağlantısının Habur'a kadar olan kısmının da projelendirilip bir an önce yapılması yine kentin sosyoekonomik yönden gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır.

Devam eden karayolu projeleri var. Özellikle Diyarbakır'ın çember şeklinde kuzey, güney, doğu kısmını birbirine bağlayan çevre yolunun bir an önce yapılması taleplerimiz arasındadır, fakat bunun için ilk başta huzur, barış ve güven ortamının tesis edilmesi gerekiyor.” dedi.

YEŞİL: GAP’IN ARDINDAN EN BÜYÜK PROJE OLACAK

Diyarbakır Ticaret Borsası (DTB) Başkanı Engin Yeşil, “Cazibe merkezleri, gerçekten olması geren bir adım ancak paketin içeriği hakkında tam bilgimiz yok. Birçok ili de kapsaması gerekirdi diye düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde bunu net olarak göreceğiz ve bunun iyi olacağını düşünüyoruz. Bölgenin özellikle ekonomik ve sosyo ekonomik kalkınması için çok iyi olacağını düşünüyorum ancak barış ve huzur ortamının da tesis edilmesi gereklidir.

Çatışmalı ortam devam ettiği müddetçe yatırım yapılması zor görünüyor. Bu paket mevcut yatırımcıya moral motivasyon verebilir. Mevcut yatırımcıyı rahatlatabilir ancak bölgeye insanları çekmek için huzur ve güven ortamının sağlanması gerekir. Bu bölge için GAP’ın ardından en büyük proje olacak. Herkese hayırlı olmasını diliyorum” 

ÖZKILIÇ: BÖLGEYE ÖZEL BİR TEŞVİK PAKETİNİ BEKLEMEKTEYİZ

Diyarbakır Organize Sanayici İş Adamları Derneği (DOSİAD) Başkanı Aziz Özkılıç, Başbakan ve yeni hükümet Diyarbakır ve bölgeye ziyaretleri ve buradaki durumu, sosyal ekonomik gidişat ve durumun vahimliğiyle ilgili çok iyi analizlerde bulundular ve durumun bence farkına vardılar ve bu bölgedeki ekonomik kalkınmayla hedefleyen bir program çiziyorlar öyle görünüyor.

Doğu ve batı arasındaki refah seviyesinin ortadan kalkması ekonomik eylem planı açıklanması gerekiyor. Bunun içinde doğu ve güneydoğudaki büyük yatırımcılara vergi istisnasıyla mümkün olabileceğini görmekteyiz. Bölgeye ayrı ve özel bir teşvik paketini beklemekteyiz. Bir yatırımcı bütün vergilerden 15–20 yıl muaf olması gerekiyor ve hiçbir vergi ödememesi gerekiyor.  0 faizle kredi kullanabilmesi ki doğu ile batı arasındaki farkın ortadan kalkması için yoksa birçok teşvik paketi gördük ve istenilen ekonomik kalkınmayı yakalayamadık. Çok ciddi radikal kararlar alınmasını bekliyoruz. Bununla birlikte huzur ve güven ortamının sağlanması, çatışmalı ortamın bitmesi eski çözüm sürecindeki huzuru istiyoruz.

Onu yakaladığımız zaman bu tür teşviklerle birlikte ekonomik ve sosyo ekonomik durum düzelir. Şu anda bir tedirginlik var ve bunun için huzur ve güven ortamının sağlanması gerekiyor. Ondan sonra bu tür teşvikler çok çok olumlu olur. Hatta 35 milyar TL belki yetmeyecektir ancak ilk başlangıç için çok olumludur. Devlet eliyle de yatırımların olması gerekiyor. Yıkılan yerlerde halkın mağduriyeti acil giderilmesi de gerekiyor.

BEDİRHANOĞLU: CAZİBE MERKEZLERİ OLMAZSA OLMAZDIR

Doğu ve Güneydoğu İş Adamları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu ise, “Son yaşadığımız kötü süreç büyük sıkıntılar yarattı, ortada ağır bir tablo var. Halk moralsiz, motivasyon yok. Yatırımcıda da yatırım yapma motivasyonu yok, bölgeye ilgisi yok. Bundan dolayı bütün altyapısının devlet tarafından yapıldığı cazibe merkezleri olmazsa olmazdır ve önemlidir. Yatırımcının bölgeye ilgisi artar” diye konuştu.

KAYA: SONUÇ OLMAYINCA BU TÜR AÇIKLAMALARA İNANÇ ORTADAN KALKIYOR

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya ise diğer STK’ların aksini düşünüyor. Başbakan’ın ve hükümetin bu tür açıklamalarının artık heyecan yaratmadığını aksine, toplumsal ayrıştırmayı bile etkiler bir hal aldığı uyarısında bulunan Kaya şunları söyledi:

“Maalesef eskiden bu tür açıklamalar, bölgenin ekonomik geri kalmışlığından ötürü büyük heyecan yaratırdı bölgede, fakat artık bu tür açıklamalar AK Parti bölgede desteğini kaybettiğinde yeniden bir destek arayışında olduğu algısı yaratıyor. Tabi bunlar sonuç olmayınca süreç içerisinde bu tür açıklamalara olan inanç ortadan kalkıyor hem de insanların bu tür açıklamalardan beklentileri de heyecanları da ortadan kalkıyor.

Dönüp baktığımız zaman cazibe merkezleri projesi AK Parti hükümeti tarafından gündeme getirildi ve hatta Diyarbakır ve Şanlıurfa illerinin isimleri de zikredilerek yatırımların yapılacağı ve çevre illerinde cazibe merkezi haline getirileceği belirtiliyordu ama dönüp baktığımızda Türkiye’deki sosyo ekonomik gelişmişlik ve yaşam endeksi sıralamasında boş verin yerinde kalmayı ve gelişmeyi daha da geri gittiğini görüyoruz.

Aynı şeyi GAP eylem planı içinde söyleyebiliriz. 2008’de hükümet tarafından bütün sulanabilecek arazilerin biteğiyle ilgili açıklama yapıldı ancak 2014’te Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı açıklamada enerji boyutunun neredeyse yüzde 95’lere vardığı, sulama boyutunun de hala yüzde 17’lerde kaldığını görebiliyoruz.

“BIRAKIN HEYECANI, TOPLUMSAL AYRIŞTIRMAYI ETKİLER BİR HAL ALDI”

Böylesi açıklamalar artık heyecan yaratmayı bir tarafa bırakın toplumsal ayrıştırmayı etkiler bir hal aldı. Batıda yaşayan insanlar, ülkedeki paranın büyük bir kısmı sanki bölgedeki Kürt sorunundan kaynaklı bölgeye aktarılıyormuş gibi bir algı oluşmasına sebep oluyor ve hem kaynak aktarılıp hem de sorun devam edince bu başka bir algının oluşmasına neden oluyor. İnsanlar sanki kendi yaşadığı ekonomik sıkıntıların kaynağının da Doğu ve Güneydoğu’ya aktırılan paralar olduğunu zannediyor.

Ama dönüp baktığımızda yine sosyo ekonomik ve yaşam endeksi sıralamasında son 20 ilini hala bölge illeri oluşturuyor. AK Parti 15 yıllık iktidarı boyunca hala bölge illerinin gelişmişlik düzeyini bir türlü düzeltemedi. Bunun da temel sebebi; bu tür açıklamalar yapılıp açıklama sonrası adımların atılmaması veya atılsa da çok küçük seviyede atılıp sonuca götürülmemesinden kaynaklanmaktadır.

Bunun için sürekli ifade ettiğimiz şudur; evet, bölgede ekonomik adımlar hızla atılmalı ve bu makro göstergelere yansıyacak şekilde atılmalı yani insanlara yansımalı ama dönüp baktığımız zaman Sur’da olsun, bölgede çatışmalardan kaynaklı bu kadar mağduriyet varken ve henüz bunlarla ilgili adımlar atılmamışken, bu açıklamaların hayata geçirilme olasılığını zayıf görüyorum. Türkiye öncelikle Kürt sorununu bir şekilde çözmek zorunda ve Kürt sorununu çözerken aynı anda atbaşı şeklinde ekonomik adımları da atmak zorundadır. Bu ikisi birlikte yürümediği sürece hem sorun derinleşir hem de kaynaklarımız boşu boşuna heba olmuş olacak”

(Engin Öztürk)

HABERE YORUM KAT