1. HABERLER

  2. TANITIM VE KÜLTÜR

  3. Diyarbakır’ın Güvercinleri
Diyarbakır’ın Güvercinleri

Diyarbakır’ın Güvercinleri

"Kuşçu dediğinde yok hırsız, yok esrarcı, yok psikopat diye düşünüyorlar.

A+A-

BİRCAN DEĞİRMENCİ YAZDI

Tekstil işi yapıyorum. Ama evimizi, işimizi ihmal etmiyoruz. İş çıkışı kuşlara bakmaya geliyorum, iki saat onlarla ilgileniyorum, yemlerini ilaçlarını veriyorum. Seslerini dinliyorum, uçuruyorum, yavrularını beslemelerini izliyorum. Kuşlar beni kötülüklerden uzaklaştırıyor."

Yer: Diyarbakır Melikahmet Semti, Savaş Mahallesi, Küçükkavas Sokak

17 yaşındaki Ayetullah Dalgın ve 19 yaşındaki Ali Çelik’in aileleri 9 gündür kayıp olan çocuklarını arıyor. Çalmadık kapı bırakılmamış Sanki yer yarılmış da içine girmiş Ali ve Ayetullah. Aileler çocuklarından emin, şüphe uyandıracak hiçbir şeyleri yok, dağa gitmiş olamazlar, bu mümkün değil. Onların tek sevdası tutkuyla bağlı oldukları güvercinleri.

Zaman: Mevsim sonbahar, Ekim 2016

Yer: Yine Diyarbakır. Bağlar Dörtyol'da kahvehaneye dönüştürülmüş eski bir pasaj.

İçerisi tıklım tıklım dolu. Bir tarafta içerisinde onlarca güvercinin bulunduğu kafesler sıra sıra dizilmiş.

Avukatından, doktoruna, imamından esnafına, memurundan işçisine her kesimden insan dört gözle biraz sonra başlayacak mezatı bekliyor.

Diyarbakırlı Kanatlı Hayvanseverler Derneği tarafından haftada bir bu pasajda güvercin mezatı yapılıyor.

Derneğin kurucusu Mehmet Batmaz, açık artırmanın açılış ve kapanış fiyatını belirliyor. Önünde duran deftere kimin kaç güvercinle mezata katılacağını yazıyor.

“Eski Diyarbakır evleri ve Suriçi'nin iki üç katlı, bahçeli evleri güvercin yetiştirmeye uygundu, fakat şehir hayatı ve apartman kültürü, güvercin yetiştirmenin fiziki koşullarını da ortadan kaldırdı. Güvercin tutkusuna sahip insanlar da apartmanların damına ve evlerin balkonuna sıkışıp kaldı.” diyor.

Aklıma Ayetullah ve Ali geliyor. Keşke o zamanlar onlar da apartmanların balkonuna sıkışıp kalmış olsalardı diyorum içten içe. Gitmezlerdi belki o zaman güvercinlerin peşinden.

“Güvercin sevdası yüzünden kaybettiğiniz bir şeyler oldu mu hiç” diye soruyoruz. Mezata katılan Erdal gülerek alıyor sözü: "Bir kızı seviyordum. Neredeyse evlenmek üzereydik. Kuşlara olan tutkum kız arkadaşımı tedirgin etmiş olmalı ki; ‘ya beni ya güvercinleri tercih edeceksin’ dedi, ben tereddüt etmeden güvercinler dedim."

Acaba Ali ve Ayetullah’ın da böyle bir sevgilisi olmuş muydu, diye düşünüyorum. Bir sevgilinin elini tutabilmişler miydi? Güvercinler dışında kalpleri başka bir sevda için çarpış mıydı?

Mezat henüz başlamamış.  Mehmet Batmaz güvercin yetiştirmenin bir sevgi, tutku olduğunu büyük bir aşkla anlatıyor: "Biz bu işin sevgisini dağıtıyoruz, baksanıza şu insanlara herkesin inancı, fikri, ideolojisi, işi ayrı ama bir sevgi etrafında bir araya geliyorlar. Bence psikolojiniz bozuksa doktora gitmeyin, güvercin, kuş yetiştirin, ne kadar iyi geldiğini göreceksiniz."

Belki Ali ve Ayetullah da psikoloğa gitmek yerine kuş yetiştirmeyi tercih etmişti kim bilir. Onları gökyüzüne uçururken özgürleştiklerini hissediyor, böyle sağaltıyorlardı belki kendilerini. Şimdi olsalar buraya gelip izlerler miydi güvercinleri, ellerine alıp gagasını inceleyip, tüylerini okşarlar mıydı?


500-333.jpg
 

Erdal Uruk da, 14 yaşından beri kuş besliyormuş. Toplumda güvercin besleyenlere yönelik olumsuz bir algıyı yaratan kuşbazlara kızgın.

"Kuşçu dediğinde yok hırsız, yok esrarcı, yok psikopat diye düşünüyorlar. Tekstil işi yapıyorum. Ama evimizi, işimizi ihmal etmiyoruz. İş çıkışı kuşlara bakmaya geliyorum, iki saat onlarla ilgileniyorum, yemlerini ilaçlarını veriyorum. Seslerini dinliyorum, uçuruyorum, yavrularını beslemelerini izliyorum. Kuşlar beni kötülüklerden uzaklaştırıyor."

Kötülüklerden uzaklaşmak için mi tutulmuşlardı bu sevdaya Ali ve Ayetullah? Ve bu sevda onları karanlık ve kötülüğü can suyu olarak belleyenlerin ellerine mi düşürmüştü?

Ali ve Ayetullah’ın aileleri çocuklarını aramaya devam ederken Hizbullah’a yönelik operasyonlar devam ediyor. İstanbul ve Ankara’da yapılan baskınlarda mezarevler tespit ediliyor. Domuz bağıyla bağlanmış henüz ölmeden gömülmüş cesetler kan donduruyor.

Gözaltına alındıktan sonra itirafçı olan Mehmet Dağtekin’in verdiği bilgiler doğrultusunda Melikahmet’te iki mezarev tespit ediliyor. Emniyet mensupları Savaş Mahallesi Küçükkavas Sokak'taki tek katlı binalardan 13 numaralı eve baskın yapıyor.

Ekipler, boş olan evin güvercin kümesinde, elleri ve ayakları zincirle bağlanan iki kişinin cesedini buluyor. Bu kişilerin aynı semtte oturan ve 21 Ocak gününden bu yana kayıp olan Ayetullah ile Ali olduğu, henüz birkaç gün önce öldürüldükleri saptanıyor. Ayetullah ve Ali’nin güvercinlerinin peşinden yanlışlıkla bu eve gittikleri, Hizbullahçıların bu gençleri şüphelendikleri için öldürdükleri ortaya çıkıyor.

500-281.jpg

Ve mezat başlıyor... Güvercinlerin satışını gerçekleştirecek olan Murat ve Okan adındaki gençler biraz sonra gür bir sesle birkaç saat sürecek açık artırmanın başladığını duyuruyorlar.

"Evvett, Gögala açılış fiyatı 100 TL, küreği 150..."

Güvercinler salonda dolaştırılıyor, izleyiciler ve müşteriler güvercini alıp tek tek inceliyor ve ona göre fiyatı artırıyor. Mezatçılar salonda dolaşmaya devam ediyor.

"Evvvet yok mu artıran, 250, 500, 2500, son fiyat 5 bin, evvett yok mu artıran 5 bine, satıyorum, satt-tım!" (BD/EKN)

* Fotoğraflar: Ömer Faruk Baran
Bircan Değirmenci

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Özgür Gündem, Özgür Radyo, TRT, Star ve Esmer Dergisi'nde çalıştı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Birimi Basın Sorumlusu olarak görev yapıyor.

BİA Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT