1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Diyarbakır'dan Dikili'ye öz güven...
Diyarbakır'dan Dikili'ye öz güven...

Diyarbakır'dan Dikili'ye öz güven...

Geçtiğimiz haftayı Diyarbakır'da geçirdim. Diyarbakır dönüşü ise ayağımın tozuyla Emek Gençliği'nin öncülüğünde İzmir Dikili'de düzenlenen bini aşkın gencin katıldığı 11. Gençlik Yaz Kampı'na katıldım.

A+A-

Diyarbakır'da, Dikili'deki kadar yoğun olmasa da çok sayıda gençle ağırlıkla güncel siyaseti konuştuk.Diyarbakır'daki sohbetler ile Dikili'deki sohbetler, bakış açılarında farklılık taşısa bile başlıklar itibariyle esasen çok farklı değildi.

Her iki ortamda da 'Barış ve Çözüm Süreci'nden Rojava'daki gelişmelere, Güney Kürdistan'da yaşananlardan Sêmalka sınır kapısının durumuna, 2014'te yapılacak yerel seçimlerden Kürdistan Ulusal Kongresi'ne kadar birçok gelişme ve olası sonuçları, sohbetlerimizin ana konusuydu. Dikili'de ek olarak Kürt siyasetinin Gezi direnişindeki tutumu ve Kürt ulusal sorunu ile sosyalizm arasındaki ilişkiyi de geniş bir biçimde konuşma olanağı bulduk.Birbirinden farklı iki ortam ve iki coğrafyada, özellikle gençlerle güncel konuları sohbet etmek benim açımdan da önemli bir deneyimdi.

Diyarbakır'da yalnız gençlerde değil, neredeyse yedisinden yetmişine herkeste müthiş bir öz güven olmakla birlikte, hükümete karşı aynı oranda bir güvensizliğin yaşandığı da rahatlıkla gözlenebilecek belirgin bir durumdu. Henüz savaşın olmadığı bir ortamı görme şansını yakalamamış gençler, hükümetin Kürtleri oyalama taktiği güttüğünü belirterek açık bir güvensizlik hissi içindeler. Bu gençler son 6-7 aydır yeni ölümlerin olmamasını olumlu değerlendirmekle birlikte hükümetin iç ve dış siyasette yaşadığı sıkışmayı atlatabilmek için Kürtlere karşı taktik bir yaklaşım izlediği iddiasındalar.

Dikili'de ise gençlerle ve yüreği genç olanlarla, 4 gün boyunca Kürt Dili ve Edebiyatı Atölyesi yaptık. Arta kalan zamanlarda ise Kürt dili ve edebiyatının yanı sıra ağırlıkla Kürt siyasetinin merak edilenlerini, Ortadoğu'da yaşanan güncel gelişmeleri konuştuk. Elbet teorik yönü ağır basan ulusal sorun/sınıf sorunu eksenli sohbetlerimiz de oldu.

Dikili sohbetlerinin sevindirici yanı Kürt siyasetine olan yakın ilginin merak düzeyini aşıp analitik bir aşamaya gelmesiydi. Birçok genç, geçmişte olduğu gibi artık meraka binaen neler yaşandığını sormuyor, tam aksine Ortadoğu ve Kürdistan'da yaşanan gelişmelerin olası sonuçlarını ve Kürt hareketinin tutumunu analiz ediyorlardı. İletişimin müthiş olanaklarını çok iyi kullanan gençler, bu sayede olacak ki meraklarının önemli bir kısmını giderebiliyorlar ve elbet buna bağlı olarak gelişmeleri daha analitik değerlendirebiliyorlar.

Tabii haksızlık etmemek gerekir; öz güven duygusundaki gelişkinlik Dikili'deki gençlerde de rahatlıkla gözlenebiliyor. Gezi direnişinin sürece kattığı ruh, belirgin, çıplak gözle bile gözlenebilir bir öz güvene de neden olmuş. “Biz istersek her şey olur, her şey değişir” yaklaşımı, Gezi'de ortaya çıkan direnişçi dalganın sonuçları ile birleşerek 'bir kısım kadronun' ajitatif söyleminden geniş bir kesimin inancına doğru evrilmiş.

Kürt siyasetinin kadroları 12 Eylül'ün hemen sonrasında Diyarbakır 5 Nolu'nun zulmü ve işkencesi ile korkudan korkmamayı öğrendi. Kürt gençlerinin ve kadınlarının bu duyguyu yakalaması ise 1990'lı yılların başından ortalarına kadar geçen süreçte yaşanan devletin acımasız zulmü sayesinde oldu.

1990'lı yılların Kürt ulusal mücadelesine kattığı 'korkudan korkmama' eksenli kitlesel direnişçi ruhun bir benzerini, 2013 Gezi direnişi sonrasında Türkiye metropollerindeki gençlik ve kadında da görebiliyoruz, artık.

Hadi haksızlık etmeyelim; Dikili Gençlik Kampı'ndaki az sayıda orta yaş genci de bu durumun sonuçlarından oldukça memnun. Bu grup, yani bizler; bir şeyleri değiştirmek için adım attık, elbet ağır bedeller de ödedik; ne yazık ki değiştiremedik ama çok açıktır ki iyi bir yol açtık.Bu gençler, hiç kuşku yok açılan yoldan kararlı bir biçimde yürüyerek, geleceği inşa edecek.

HABERE YORUM KAT