1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'daki 4 ayaklı minarenin sırrı
Diyarbakır'daki 4 ayaklı minarenin sırrı

Diyarbakır'daki 4 ayaklı minarenin sırrı

Diyarbakır Suriçinde bulunan ve halk tarafından "Dört Ayaklı Minare" olarak bilinen Şeyh Mutahhar ya da Şeyh Matar Camii'nin 4 ayaklı minaresi, hayretler içinde bırakıyor.

A+A-

Diyarbakır, “çözüm süreci”nin yaşanmasıyla birlikte şimdilerde keşfedilmeyi bekliyor. Sur içi denilen eski şehir (kadim şehir) bölgesi, bir açık hava müzesi gibi. İş kadınlarıyla birlikte hafta başında Diyarbakır'a gittiğimde kenti şimdiye kadar olmadığı kadar gezme fırsatı buldum. Yıllardan bu yana bu şehre gidip gelmişliğim vardı. Ancak, hep bir iş için gider, gruptan ayrılmaz ve sonra da gittiğimiz grup, hangi programı uygularsa ben de aynı şeyleri yapar döner gelirdim. Gerekçe belli: Güvenlik. Bu kez gidişimde, iş kadınlarıyla olan toplantı bittikten hemen sonra kendimi ara sokaklara vurdum. Daldığım ilk sokakta; adını duyduğum, birkaç kez de resmini gördüğüm ama şehrin neresinde olduğunu bilmediğim “Dört Ayaklı Minare” beni karşıladı. Balıkçılarbaşı denilen semte giden herkesin bir tarif noktası imiş meğer burası. Minare caminin kuzeydoğu tarafındadır ve bugün yol ortasında yer almaktadır. Minare günümüzde Balıkçılarbaşı semtine giden herkesin bildiği bir tarif noktasıdır. Bu ilginç mimariye sahip olan minare, 500 yılı aşkın bir süreden beri 4 ayak üzerinde sapasağlam bugüne gelmiş. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ın fethine çıkmadan hemen önceki yıllarda yapılmış. Yani 1500'lerin başında. Bölgede Osmanlı değil, Akkoyunlular hüküm sürmekte. Camiyi ve minareyi yaptıran da Akkoyunlu hükümdarı Kasım Han. Bu görülmeye değer mabedin adı Şeyh Mutahhar Camii. Diyarbakırlılar “Şeyh Matar Camii” olarak adlandırıyor. Şeyh Mutahhar adlı bir zatın mezarının olduğu yere yapıldığı için bu isim verildiği biliniyor. 4 ayağı üzerinde duran Şeyh Matar Camii'nin minaresi, türünün tek örneği. Türkiye'de bu tarzda bir minare hiç bulunmuyormuş. Minarenin hemen yanında yıllardır kepenk (yerel tabirle daraba) üretimi yapan Abdullah Usta ve kalfası Ümit'le çay içip sohbet ediyoruz. Minare ile ilgili anlatılan farklı efsaneleri paylaşıyorlar. Bunlardan birisi, minarenin ayakları arasından 7 kez geçenlerin dileklerinin kabul edildiğine dair olanı. Bu doğru mudur bilmeyiz. 7 kez geçenleri bulup onlara sorma fırsatım da olmadı doğrusu. Ama bildiğim bir şey var. Yapının çok ilginç olması. Görenlerin dönüp tekrar tekrar bakma ihtiyacı duymaları ve şaşkınlıklarını gizleyememeleri. Kimilerine göre, 4 ayak, Diyarbakır surlarının dört kapısını temsil ediyor. Mardinkapı, Urfakapı, Saraykapı ve Dağkapı. Fakat en bilinen yorum ise 4 mezhebi temsil etmesi. 4 temel üzerine oturan minare ise İslam dininin tekliğini ifade ediyor olması. YOL ORTASINDA KALMIŞ Bu dört ayak üzerinde yüzyıllara meydan okuyan görkemli eser, şimdilerde yol ortasında kalmış mahzun bir minare. Dahası, her gelen belediye başkanı yolun üzerine bir ilave yaptığı için çevre dükkanlarla birlikte minarenin ayakları da kısa kalmış. Kepenk üretimi yapan Ümit kalfanın söyledikleri çok acı. Büyük kamyonlar yol ortasındaki minarenin yanından geçerken ayaklara sürtüp geçiyormuş. Bir ay kadar önce bir kamyon geçerken kancaları minarenin taşlarından birinin köşesini kırmış. Minare geçtiğimiz aylarda da orta çaplı bir restorasyona tabi tutulmuş. Çalışmalar iki ay kadar sürmüş, Diyarbakır Valiliği, İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından Kalkınma Bakanlığı Cazibe Merkezleri Destekleme Programı kapsamında yapılmış. Ne var ki, bu çalışmalar, minareyi yolun ortasından kurtarmaya yönelik değil. 500 yıllık Dört Ayaklı Minare, oradan geçen bir kamyon şoförünün insafına teslim edilmiş.

HABERE YORUM KAT