1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da 'Türk sorunu' tartışıldı
Diyarbakır'da 'Türk sorunu' tartışıldı

Diyarbakır'da 'Türk sorunu' tartışıldı

Diyarbakır'da Genç Siviller Oluşumu tarafından düzenlenen toplantıda, Kürt sorununun çözümüyle birlikte ortaya çıkan 'Türk sorunu' tartışıldı.

A+A-

Prof.Dr. Mehmet Ö.Alkan, çözüm sürecinin zafer üzerine kurulmaması gerektiğini, zafer üzerine kurulan müzakere sürecinin kaybedileceğini dile getirdi. Kürt sorunun çözülürken Türklerin tedirgin edilmemesini isteyen yazar Mümtaz'er Türköne ise, "Türk sorununun en şiddetli evresi yaşanıyor. Ancak bu devam etmez, bir süre sonra kendiliğinden biter" dedi. Araştırmacı Sevan Nişanyan da, "Bir şeylerin çok radikal bir şekilde değiştiğini, bir takım kutsalların ciddi bir şekilde sorgulandığını ve bir takım yeni bir düşünce platformunun oluşma halinde olduğuna" dikkat çekti. Toplantıya izleyen bazı gençler ise, 'Türk sorunu'nun Diyarbakır'da tartışılmasını eleştirdi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda Genç Siviller Oluşumu tarafından düzenlenen Diyarbakır Forumu'nda, 30 yıllık çatışma ortamının sona ermesi için girişimler devam ederken, barış sürecinin parametreleri, Kürtlerin beklentileri ve Türklerin hassasiyetleri ve Türk sorunu konusunda katılımcılar görüşlerini dile getirdi. Toplantıya Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Ak Parti İstanbul Milletvekili Bilal Macit, Genç Siviller Koordinatörü Fatih Demirci, Zaman Gazetesi yazarı Mümtaz'er Türköne, Araştırmacı Yazar Sevan Nişanyan, Taraf Gazetesi yazarı Yıldıray Oğur, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasi Tarih Anabilimdalı Başkanı Doç.Dr Mehmet Ö. Alkan, eski DEP Milletvekili Sedat Yurtdaş, Akil adamlar listesinde yer alan bazı akademisyenler katılırken, açılış konuşmasını yapması beklenen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemiş ise toplantıya katılmadı.

KEŞKE KÜRTÇE ÖĞRENSEYDİM

Toplantıda "Kürt sorununu demokrasi ile çözmek" bölümünde konuşan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr Mehmet Ö. Alkan, Kürtlerin ve Türklerin birbirine yabancı kaldığını belirterek, İngilizce'yi öğrenmeye harcadığı emeğin onda birinin Kürtleri tanımak için sarf etmediğini söyledi. Doç.Dr. Alkan, "İngilizce için harcadığım emeğin onda birini keşke Kürtçe bir şeyler öğrenmeye harcasaydım. Çok Kürt dostum oldu. Onlar Türkçe'yi öğrendiler, ama bana Kürtçe'yi öğrenmek hiç doğal gelmedi. Keşke öğrenseydim. En azından bundan sonra bunları yapabiliriz, diye düşünüyorum. Onları normalleştirebiliriz. Doğallaştırabiliriz" dedi.

TÜRKLERİ EN İYİ KÜRTLER ANLAR

Türkiye'de kendini Türk olarak tanımlayan bir kesimin olduğunu kaydeden Doç.Dr. Alkan, onların hassasiyetlerini anlayabilecek en iyi grubun ise Kürtler olduğunu ve bundan dolayı çözüm sürecinde geleceğin düşünülerek hareket edilmesi gerektiğini kaydetti. Süreçte barış dilinin gelecek düşünülerek kullanılması gerektiğini dile getiren Doç.Dr. Alkan, "Dolayısıyla bu süreçte biraz daha hakikaten barış dilini, geleceği düşünerek kullanmak gerekiyor. Daha önemli bir görevleri de var. Etnik kimlik milliyetçiliği, faşizme meyilli bir ideoloji. Kürt aydınlarının burada çok önemli bir rolü var. O milliyetçiliği, ırkçılığa, faşizme meyil halinin önünde demokrat bir kültür oluşturabilmek gerekiyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Sorun farklılıklarla bir arada yaşama derdidir. Çok basit bir dert. Bunu birlikte kurabileceğimize inanıyorum" dedi.

ÇÖZÜM SÜRESİ ZAFER ÜZERİNE KURULMAMALI

Çözüm sürecinin zafer üzerine kurulmaması gerektiğini de dile getiren Doç.Dr. Alkan, "Bu çözüm süreci, barış sürecinin zafer üzerine kurulmaması gerekiyor. Zafer üzerine kurulmuş müzakere süreci kaybedilmiştir. Herkesin en az rahatsız olacağı bir alt sınır inşa etmek gerekiyor. O yüzden de iyi, kötü herkesin az çok tatmin edilmesi gerekiyor. Tam tatmin edilmesini beklememiz ve zafer üzerine dilimizi, jargonumuzu kurmamamız gerekiyor" dedi.

NİŞANYAN: ÇOK ACAYİP BİR DURUMDAYIZ

Türkiye'nin son yıllarda büyük bir değişim geçirdiğini belirten Araştırmacı Yazar Sevan Nişanyan, "Bundan değil 10 sene, 5 sene, 2 sene önce 'Diyarbakır'da Türk sorunu, Türklerin hassasiyetleri ve Türklerin ulusal kimliğine ilişkin bir toplantı yapılacak ve burada Türklerin hassasiyetlerini anlatma görevi Sevan Nişanyan'a verilecek' denilseydi herhalde bu kişinin aklından zoru olduğu kanaatine varırdık. Çok acayip bir durumdayız. Sevan Nişanyan geliyor burada Kürtlere, Türkleri anlatmak için. Yanında Türk milliyetçi hareketinin içinden gelmiş, bir bakıma hala kendini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan Mümtaz'er Türköne bulunuyor. İkisi yan yana bulunuyor. Akşam beraber çay içiyorlar, makara yapıyorlar. Türklerin hassasiyetlerini anlatıyorlar Diyarbakır'daki bir toplantıda. Bunun tarihi bir olay olduğunu düşünüyorum. Böyle bir şeyin kabul edilebilir hale gelmesi, bu derece hassas, duygusal bir konuda Sevan Nişanyan'a söz verilmesi bana çok çarpıcı bir gelişme gibi geliyor" dedi.

HİÇBİR ULUS HOMOJEN DEĞİLDİR

Türkiye'de yaşanan gelişmelerin ülkenin son 10 yılda bir yere geldiğinin göstergesi olduğunu belirten Nişanyan, "Bir şeylerin çok radikal bir şekilde değiştiğini, bir takım kutsalların ciddi bir şekilde sorgulandığını ve bir takım yeni bir düşünce platformunun oluşma halinde olduğunu çok kuvvetli bir belirtisidir. Ulusal kimlik belirsizliklerle dolu bir kavramdır. Hiçbir ulus homojen değildir. Hiçbir ulus temiz bir şekilde tanımlanamaz. Her zaman bir ulusu tanımladığınız zaman bunun içine amalar, fakatlar, bir bakıma öyleler, bir bakıma böyleler girer. Her ulus bir takım şubelere ayrılır. Oğuzlar vardır Kıpçaklar vardı. Birbirlerini bazen severler bazen sevmezler" dedi.

TÜRK SORUNU BİR SÜRE SONRA BİTER

Yazar Mümtaz'er Türköne, Türk sorununun Kürt sorunundan kaynaklı olduğunu, Türk sorunun siyasi etnik değil, sosyal bir sorun olduğunu söyledi. Devletin PKK üzerinden bazı düşmanlar yarattığını belirten Türköne, 2007 yılında ise devletin asimilasyon politikasının iflas ettiğini ilk görenlerin ise askerler olduğunu ve devletin kendini restore etmeye başladığını dile getirdi. Kürt sorunun çözülürken Türklerin tedirgin edilmemesi gerektiğini belirten Türköne, "Türk sorununun en şiddetli evresi yaşanıyor. Ancak bu devam etmez bir süre sonra kendiliğinden biter. Bugün Türkler ve Kürtler ortak çıkarlarını buldular. Ancak ulus ismini neye göre kuracağız. Dün asimilasyondu, bugün ise entegrasyon" dedi.

BİZİM KARDEŞLİĞİ ARAMAYA İHTİYACIMIZ VAR MI?

Toplantıda soru bölümüne geçildiğinde ise, bazı izleyicilerden sert eleştiriler geldi. Kürt sorununu bölgede şimdiye kadar rahatlıkla konuştuklarını kaydeden bazı gençler, "Siz diyorsunuz biz bu sorunu bugüne kadar rahat konuşamadık. Hayır biz Kürt sorununu bugüne kadar Kürdistan'da rahat konuşabildik.Ancak Kürt sorununu Türkiye topraklarında konuşamadık. Kürdistan'dan çıkıp Türkiye'ye gittiğimizde biz bu sorunu konuşamadık. Oralarda biz Kürt'üz bile diyemedik. Bugün gelip burada Türklerin adı altında bir oturum açıyorsunuz ve Türklerin hassasiyetinden bahs ediyorsunuz.

Bugün işgal edilen topraklar Kürtlerin topraklarıdır, esaret altına alınan Kürtlerdir. Bugün dili yasaklanan, dili zincirlere vurulan prangalar atılan yine Kürtlerdir. Burada bir hassasiyet konuşulacaksa Türklerin değil Kürtlerin hassasiyeti konuşulmalıdır. Kardeşlikten bahsediyorsunuz. Şunu anlamak çok zor. Bu kardeşliği neden biz Kürtler hep arıyoruz. En son Samsun ve Sinop olayları. Oradaki ırkçıları gördük. Bizim elimiz hep havada kalıyor. Biz neden kardeşliği arıyoruz. Bizim ihtiyacımız var mı kardeşliği aramaya? Bir yandan barıştan bahs ediyorsunuz, barışacağız diyorsunuz ancak Suriye'de Kürtler bir statü elde etmesin diye her oyuna başvuruyorsunuz. Bu mu kardeşlik?" dediler.

İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

Nişanyan ise, kendisinin Ege'nin bir köyünde oturduğunu ve oradaki Türklerinde bazı sorunlar yaşamaya başladığını belirterek, "Mesele bir komşum bana diyor ki '2'inci Kurtuluş Savaşını ne zaman başlatacağız' bu bir sorundur" dedi.

TÜRKLER KÜRTLERE EZİYET ETMEDİ

Mümtaz'er Türköne ise, bir Türk sorunu bulunduğunu tekrarlayarak, "Kürtler doğal olan haklarını alabilmek için itirazlarında haklılar. Ancak bu haklarını almalarına Türkler engel olmadı. Kürtleri ezenler Türkler değildi, devletti" diye karşılık verdi.

HABERE YORUM KAT