1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da 'Türk Sorunu' konferansı
Diyarbakır'da 'Türk Sorunu' konferansı

Diyarbakır'da 'Türk Sorunu' konferansı

Diyarbakır'da siyasetçi ve yazarların katılımıyla "Türk Sorunu" konulu konferans düzenlendi.

A+A-

Diyarbakır'da Genç Siviller Grubu tarafından düzenlenen "Türk Sorunu" konulu konferansa AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Bilal Macit, Mehmet Alkan, Mümtazer Türköne, Sevan Nişanyan, Yıldıray Oğur, Sedat Yurtdaş, Vahap Coşkun, sivil toplum örgütleri temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

Genç Siviller Koordinatörü Fatih Demirci, Kürt sorununun çözümü konusunda Türk hassasiyetlerin neler olduğuna bakmak, bunu da Diyarbakır'da konuşmak istediklerini söyledi. Siyaset bilimcisi Mehmet Alkan da, "Genel olarak baktığımız zaman Kürt meselesi Türklerin ve Orta Doğu coğrafyasına ait değil, AB ve ABD'ye dair bir mesele. Bugün eğer rahatlıkla 'Ne mutlu Türküm diyene' sözü söylenemiyorsa, Cumhuriyetin Türk kimliğini bir üst kimlik olarak oluşturamadığı anlamına gelir" diye konuştu.

Sürecin çok önemli ve hassas olduğunu, Türkiye'nin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini vurgulayan Alkan, bu dönemde Kürt aydınlarına önemli rol düştüğünü ifade ederek, "Kendisini Türk olarak tanımlayan ve bazı hassasiyetlere sahip bir kesim var. O insanların da hassasiyetini anlayabilecek en iyi grup şuan Kürtler" şeklinde konuştu.

"Türk Sorunu: Türklerin Hassasiyetlerini Anlamak" konulu bölümde konuşan yazar Mümtazer Türköne ise, Türkiye'nin özellikle 2009 yılından itibaren çok hızlı değiştiğini, ilk başta söylenen laflar ile bugün söylenenler arasında çok fark bulunduğunu söyledi. 'Türk sorununun' aslında sosyal olduğunu kaydeden Türköne, "Kürt sorunu etnik bir sorun ama Türk sorunu değil. Etnik kökenle takıntılı bir tavır değil. 2007 yılında devletin zorunlu asimilasyon politikası bitti. Devlet kendisini restore etmek için bunlardan vazgeçti. Türkiye yeniden toparlanıyor. Kürt sorunu, Türk kimliğini savunma durumuna sokarak çözülmez. Böyle bir karşıtlık yaratmak çok yanlış. Kürt sorunun çözümünden bir Türk savunması yaratılmamalı. Tepkiler duygusal. Bu tepki yaratılmamalı. Ortak paydalar, geçmiş, ortak gelecek kuvvetle vurgulanmalı. Tarih her zaman yeniden yazılır. Ortak bir dünyayı paylaşarak bir arada yaşamak, kader birliğini sürdürmek bazı şeyleri hatırlamak, bazı şeyleri unutmaya bağlıdır. Millet olmak biraz da unutmaktır. Ortak paydalar vurgulanmalı. Kürt sorunun en şiddetli evresi yaşanıyor. Uzun sürmez. Sabırlı olunmalı, yangına körükle gidilmemeli. Türkiye'nin batı kesimlerinde, belirsizliği, cevabı verilmeyen soruların, entrikanın karşılığı olan duygusal bir patlama yaşanıyor. Kendiliğinden, çok kısa bir zamanda soyut şeyler somutlaştığında sönecek ve kaybolacaktır. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey sabır, empati ve tahammül" ifadelerini kullandı.

Yazar Sevan Nişanyan da, 10 yılda Türkiye'de radikal değişiklik yaşandığını, yeni bir düşünce platformun oluşma halinde olduğunu ifade ederek, "Barış süreci başarılı olduğu takdirde siyasi sonucu muhtemelen Tayyip Erdoğan'ın yüzde 60 küsur oyla cumhurbaşkanı seçilmesi olacaktır. Bu CHP, MHP gibi partilerin ölümle karşı karşıya gelmeleri demektir. Bu partilerin varlık nedeni kalmıyor. Memlekette bir Türk sorunu var. Türk ulusal kimliğinin yeniden tanımlanması memlekette nüfusun yüzde 30-40'a gelen kesimin işine gelmiyor. Bundan ötürü kendilerini mağdur hissediyorlar. Kurulu dünyalarının yıkılmakta olduğunu düşünüyorlar. Sonuçta böyle bir olgu var. CHP ve MHP de varlığını sürdürecekse bu platform üzerinden sürdürecektir. Başka bir oyun yok ki, ellerinde" diye konuştu.

Bu haber toplam 8715 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT