1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır’da tarlalar betona teslim
Diyarbakır’da tarlalar betona teslim

Diyarbakır’da tarlalar betona teslim

Doksanlı yıllardaki göç dalgası nedeniyle ile konut talebinin zirveye çıktığı Diyarbakır’da, tarım arazisi kaybı Türkiye ortalamasının üzerinde.

A+A-

Son on yılda 2 milyon dekar tarım arazisinin kaybolduğu Diyarbakır'da çiftçi ‘karpuz yetiştirecek alan bırakmadılar’ diyerek isyan ediyor.


Diyarbakır dendiğinde akla ilk gelen şeylerden biri ağırlığı 45 kilograma kadar çıkabilen Diyarbakır karpuzu... Oysa Dicle Nehri’nde karpuz yerine artık kum ocakları ve şantiyeler var. Kentin düz ve tarıma uygun arazileri de konut işgaline uğramış.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2003 ile 2013 yılları arasındaki on yılı kapsayan sürede 1 milyon 968 bin dekar arazi yapılaşmaya açılmış. Bu rakam Diyarbakır’daki toplam tarım arazilerinin yüzde 24,66’sına denk geliyor. Yani: Diyarbakır tarım arazilerinin dörtte birini kaybetmiş durumda. Kentin çevresinde tarım sadece Hevsel Bahçeleri'nde yapılıyor.


'Nefesimiz kesilir'


Hüsnü Özelçi 30 yıldır Diyarbakır’ın Dicle kıyısındaki Hevsel Bahçeleri'nde çiftçilik yapıyor. Marul, biber, domates ve patlıcan başta olmak üzere mevsimine göre nane, kara reyhan, roka ve maydanoz da eken Özelçi, yakın zamanda tarlasından vazgeçmek zorunda kalabilir. Çünkü Hevsel Bahçeleri çevresinde gittikçe artan yapılaşma her geçen gün tarım alanını daraltıyor:


“25-30 yıldan beri Hevsel’de bahçe ekiyorum. Sebze yetiştiriyorum. Bölgede kaçak olarak işletilen lokanta ve kafeler gün geçtikçe artıyor. Ayrıca hafriyat kamyonları pek çok atığı yasak olmasına karşın buralara döküyorlar. Şimdi Hevsel Bahçeleri'nin yapılaşmaya açılacağı konuşuluyor. Burada 500'ün üzerinde insan bahçe ekiyor. Şehir bu noktadan nefes alıyor. Eğer yapılaşma olursa hem nefesimiz kesilecek hem de pek çok aile gitmek zorunda kalacak.”


'Gidecek yerimiz yok'


Aynı yerde besicilik yapan Abdülvasih Moçu’da Hevsel Bahçeleri ile ilgili gelişmelerden rahatsız. Alanın yıllar içerisinde küçüldüğünü savunan Moçu, böyle devam ederse ortada kalacaklarını söylüyor.


 “Ben Hevsel’de besicilik yapıyorum, hayvan yetiştiriyorum. 22 yıldan beri bu işi yapıyorum. Buralar imara açılırsa gidecek bir yerimiz yok. Ortada kalırız. Zaten yıllardır buralara dökülen çöp ve molozlar nedeniyle iyice küçüldü. Buralara zarar verilmesini istemiyoruz. UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınacaktı, daha önce bunun için çalışma yapılmıştı, hatta helikopter gelip üzerinden çekimler yapmıştı. Şimdi yapılaşmaya açılırsa o listeye de giremez burası”

Toprak nereye gidiyor?


Diyarbakır Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Jehat Şengal, tarım alanı dışına çıkarılan arazilere konut, petrol istasyonu, fabrika ve kum ocağı yapıldığını anlatıyor. Hevsel Bahçeleri üzerinde de böyle bir çalışma yürütüldüğünü belirten Şengal, 'rekreasyon' tanımına dikkat çekiyor. Şengal'in verdiği bilgilere göre 8 bin 629 dekar olan Hevsel Bahçeleri’nin 7 bin 517 dekarı Diyarbakır Toprak Koruma İl Kurulu tarafından 14.11.2014 tarih ve 71/4 sayılı kararla tarım alanı dışına çıkarıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü de 05.12.2014 tarih ve 8933 sayılı yazıyla Diyarbakır Toprak Koruma İl Kurulu’nun kararını onayladı. 7 bin 517 dekar 'rekreasyon alanı' olarak belirlendi. Şengal bu düzenlemeyi şöyle açıklıyor:


"Yani doğal park olarak kullanılması şartıyla tarım dışına çıkarılmış. Bizim itiraz noktası şu: Rekreasyon tabiri aynı zamanda yüzde beş oranında yapılaşmayı hukuki olarak getiriyor. Yani alana otel, kafe gibi alanlar yapılabilir anlamı taşıyor. Rekreasyon bizim için tehlikeli bir ifade. Hevsel Bahçeleri’nin 8 bin yıllık geçmişi bulunuyor. Rekreasyon ile yapılacak ağaçlandırma tarım anlamına gelmiyor. Ayrıca bu çalışma Dicle Nehri’nin debisini bozacak ve bölgede yüzlerce kuş türü ile dünyada nesli tükenen Rafetus kaplumbağasının yaşamını tehdit edecek."

 

 ‘Topraklar korunamıyor’


Şengal’e göre toprağın korunamamasının en önemli nedeni rant. Miras yolu ile arazinin bölünmesi ve denetimsizlik de etkili:


 “Tarım arazileri ranttan dolayı korunamıyor. Denetimsizlik var ve arazilerin üzerine konut, işyeri ve ahır yapılıyor. Yolunu bulmuşlar, temeli döktükten sonra gidip izin için başvuruyorlar, Toprak Koruma Kurulu da nasılsa temel dökülmüş diye izin veriyor ve alan tahrip edilmiş oluyor. Dicle Nehri yatağında kum ocaklarına ruhsat verilmesi ve kontrolünün yapılmaması da tarım arazilerini heba ediyor. Miras yolu ile bölünme de arazinin vasıf dışına çıkmasını kolaylaştırıyor. Bölünmemesi için kriter zorlaştırıldı ama yine de 20 dönüme kadar bölünebiliyor. Sonuçta 20 dönüm de bölünmüş demektir.”


Tarım arazilerinin azalmasının sonuçlarını tehlikeli bulan Şengal, durumun devam etmesi halinde ‘kırsal’ diye bir tanımlamanın kalmayacağını savunuyor. "Tarım politikaları değişmezse tarımdan uzaklaşan insanlar göç ederek kentlere gidip hayatlarını kazanmak için başka işler görecekler ve büyük işletmeler dışında çiftçi tabiri kalmayacak. Köy yoğurdu ve köy yumurtası tarih olacak" diyor.


 ‘Sihirli değneğe ihtiyaç yok’


Peki hem tarım arazilerinin korunması hem de insanların barınması için konut ve sanayileşme bir arada olamaz mı? Şengal’e göre bu mümkün, üstelik sihirli bir değneğe de ihtiyaç yok.


“Sadece alternatif alanlara bakmak yeterli olacaktır. Tarım vasfını yitirmiş, temizlenemeyecek kadar taşlık, kayalık ve dağ tepe gibi yüksek alanlar konut ve sanayileşme için kullanılabilir. Karacadağ etekleri bu iş için uygun. Bu durumu Konya için de, Bursa için de konuşabiliriz. Ancak düz ve şehrin merkezine yakın tarım arazilerinin getirisi daha fazla. Bu nedenle buralar tercih ediliyor. Diyarbakır’da TOKİ’nin bile son yaptığı konutlar tarım arazileri üzerinde. Tarım politikası düzeltilirse araziler korunarak sanayi de geliştirilebilir.”


 ‘Tarım dışı talepler reddediliyor’


Tarım arazilerinin tarım dışı kullanımı ile bağlayıcı yasaların bulunduğunu söyleyen Diyarbakır Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar ise, TÜİK verileri ile ilgili rakamların doğruluğunu bilmediğini söylüyor. Atalar'ın verdiği bilgilere göre, tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılmasının şartlı imkânları var ve bunlar Toprak Koruma Kurulu tarafından belirleniyor. Kamu yararı olan enerji yatırımları, organize bölgeler, güvenlik alanları gibi durumlarda izin verilebiliyor ancak bunlar kurul kararıyla incelendikten sonra yapılabiliyor.


Atalar, "Bizim elimizdeki rakamlara göre, Diyarbakır’da resmi olarak tarım arazisi dışına çıkan arazimizin miktarı 63 bin dekar. 2014 yılında 5403 sayılı Kanun kapsamında 96,3 dekar tarım dışı arazi kullanım izni verilmiş. 124 dekarlık kullanım izni talebi de reddedilmiş” diyor.


 ‘Tarım dışı alanları tarıma kazandırıyoruz’


Zorunlu olarak yitirilen tarım arazilerinin yerine tarım dışı alanların tarıma kazandırıldığını da söyleyen Atalar, bunun için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü anlatıyor. “Tarım dışı arazilerin tarıma ve hayvancılığa kazandırılması için yoğun bir faaliyet yürütüyoruz. Hazine arazileri veya tescil harici yerler tescil edilerek, tarım alanlarına veya meralara dönüştürülüyor. 2014 yılında 96,3 dekar tarım dışı kullanım izni verilmiş, ancak 9431 dekar alan da meraya dönüştürüldü.”


 ‘Cezai müeyyidelerimiz var’


Tarım arazilerinin tarım dışına izinsiz çıkarılması durumunda cezai müeyyidelerinin bulunduğunu söyleyen Atalar, Toprak Koruma Kurulu izni olmaksızın yapılan yapıların da yıkıldığını vurguluyor. “İzin olmaksızın tarım arazileri üzerinde yapılaşma olamaz. 5403 sayılı yasamız var ve bu yasanın belirlediği kriterlerin dışına çıkılamaz. Bir alanda imar çalışması yapıldığında önce alternatif alanlar gözetilerek olaya bakılır. Başka bir alan gösterilir ve orada faaliyet yürütülmesi istenir. Bu yapılmazsa cezai müeyyide uygular, hatta yapılaşma yıkılır. Kanunda yeri var ve bizim bu anlamda pek çok uygulamamız bulunuyor” diyor.


 ‘Hevsel Bahçeleri imara açılmıyor’


Hevsel Bahçeleri’nin tarım alanı dışına çıkarıldığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını da söyleyen Atalar, bahçelerin tarımsal alan olarak kalacağını söylüyor.


“Hevsel Bahçeleri bu işin dışında. Hevsel Bahçeleri içerisinde kalan arazilerin olduğu gibi koruma kararı alındı. Yani bu projenin içerisinde Hevsel tarımsal alan olarak kalması kararlaştırıldı. Rekreasyon, Hevsel’in dışındaki kısımlarla alâkalı. Proje, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın projesi. Fakat Hevsel ile ilgili projede herhangi bir izinlendirme yapılmadı. Hevsel olduğu gibi korunacak. Çevresi ise doğal park olacak. Başka amaçla kullanılamaz. Bina dikemezsiniz oraya. İmara açamazsınız.”


 ‘Karpuz ekecek yerimiz kalmadı’


Taraflar topraklar için olumlu ve olumsuz görüş bildiriyorlar. Ancak Diyarbakır’da tarım arazilerinin tarım alanı dışına çıktığına ilişkin çarpıcı örnekler de var.  Diyarbakır’ın ünlü karpuzunun yetiştirildiği Dicle Nehri’nin kumsallarının çoğu kum ocaklarına tahsis edilmiş. İş makinelerinin çalışmaları ve artan-azalan su debisi de karpuz yetiştirmeyi artık çok mümkün kılmıyor.


20 yıldan beri karpuz yetiştiren Hasan Malçok onlardan biri ve iki yıldan bu yana evde yemek için bile karpuz yetiştiremediğini söylüyor:


"Elli yıldır Dicle Nehri’nin kenarındaki Fiskaya Mahallesi'nde yaşıyorum. 20 yıldır nehrin sürükleyip getirdiği kumlarda karpuz ekiyorduk. Ancak artık nehrin yatağından kum çıkarıyorlar. Öyle olunca su bir geliyor, bir gelmiyor. Bahçelerimize yol bile kalmadı gitmek için. 80 aile bu durumda ve eskiden satmak için ektiğimiz karpuzu şimdi kendi evimize götürmek için bile yetiştiremiyoruz.”

 

(Al Jazeera)

Bu haber toplam 5121 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT