1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da sürgün zamanı
Diyarbakır'da sürgün zamanı

Diyarbakır'da sürgün zamanı

Diyarbakır’dan 200 tutuklu ve hükümlü, son birkaç hafta içinde batıdaki hapishanelere sürgün edildi.

A+A-

Diyarbakır’da son bir hafta içinde cezaevlerinden aralarında PKK’lilerin de olduğu 200 dolayında tutuklu ve hükümlü, Adalet Bakanlığı tarafından kiralanan özel uçaklarla başka kentlere sürgün edildi.

Sürgüne gönderilenler arasında özerk yönetim ilanları sonrasında tutuklanan DBP’li belediye eş başkanları ile parti yöneticilerinin yanı sıra, tahliye edilen Vice News muhabirleri de bulunuyordu. Diyarbakır Barosu Başkanı avukat Tahir Elçi’ye göre ise bu sürgünlerin zamanlaması anlamlı. Elçi “Acaba bölgede son bir ay içerisinde artan olaylara paralel bir biçimde başlatılan soruşturma ve tutuklamalar karşısında ve giderek bu operasyonların tutuklamaların artacağımı düşünülüyor. Sürgünlerin bu planlama dahilinde gerçekleştiğini düşünüyorum” dedi.


Son birkaç ay içinde bölgede artan çatışmalara başat olarak, gözaltı ve tutuklama furyası da başladı. Özellikle bazı DBP’li belediye başkanlarının da katıldığı özerklik ilanları sonrasında, cezaevlerine yeni tutuklular da gönderilince, bölgede zaten tıka basa olan cezaevlerinde kapasite dolup taştı. Öyle ki toplam kapasitesi 2 bin kişi olan Diyarbakır D ve E Tipi cezaevlerinde bir anda 250 kişilik fazlalık oluştu.


Özel uçakla sürgün


Bu aşamada Adalet Bakanlığı tutuklu ve hükümlülere haber vermeksizin, cezaevlerinden sürgünlere başladı. Diyarbakır’da yüksek güvenlikli D Tipi ve E Tipi cezaevlerinden aralarında PKK’lilerin de olduğu 200 dolayında tutuklu ve hükümlü, son bir hafta içinde bakanlık tarafından kiralanan özel uçaklarla başta Karadeniz kentleri olmak üzere batıdaki cezaevlerine sürgün edildi. Bölge kentlerindeki sürgünler de dahil edilince sayının 300’ü bulduğu belirtildi. Sürgüne gönderilenlerin bir çoğunun Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi, Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi, Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi ve Rize L Tipi Kapalı Cezaevi, Trabzon ve Samsun’daki cezaevlerine götürüldükleri dile getirildi.  


Dikkat çeken sürgünler


Sürgün edilenlerin birçoğu adli tutuklu ve hükümlülerden oluşsa da dikkat çeken siyasi kişiler de bulunuyor. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nden Adana Kürkçüler Cezaevi'ne gönderilen ancak itiraz üzerine tahliye edilen Vice News sitesinin muhabirleri Jacop Philip John Gingell-Hanrahan ve Philip John Pendlebury ile çevirmenleri Muhammed İsmail Resul, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilen Sur Belediyesi Eşbaşkanı Seyit Narin ve DBP Sur İlçe Eşbaşkanı Ali Rıza Çiçekli, Ankara Sincan Cezaevi'ne gönderilen Sur Belediyesi Eşbaşkanı Fatma Şık Barut, Silvan Belediyesi Eşbaşkanı Yüksel Bodakçı ve Kadın Akademisi çalışanı Güneş Ölmez, Nusaybin Belediye Eşbaşkanı Sara Kaya ile DBP Nusaybin İlçe Eşbaşkanı Zinnet Alğan, Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderilen DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Hafize İpek de bulunuyor.


Yeni bir dalga mı?


Tutuklu ve hükümlülerin bu ani sürgünleri akıllara KCK dalgalarına benzeyen yeni bir tutuklama hamlesinin başlayabileceği sorusunu getirdi.


Diyarbakır Barosu Başkanı avukat Tahir Elçi, yaşanan sürgünlerin belli bir plan dahilinde gerçekleştiğini düşündüğünü belirterek “Bu kadar kapsamlı ve çok sayıda ve tam da böyle bir dönemde sevkin yapılması dikkat çekici ve anlamlı gibi geliyor bana. Acaba bölgede son bir ay içerisinde artan olaylara paralel bir biçimde başlatılan soruşturma ve tutuklamalar karşısında ve giderek bu operasyonların tutuklamaların artacağını da düşünerek, muhtemelen cezaevlerinde daha da ihtiyaç olabileceği, daha da kapasite üstü tutuklu ve hükümlünün cezaevlerine geleceği düşünülerek, planlanarak çok sayıda tutuklu ve hükümlünün naklinin bir planlama dahilinde gerçekleştiğini düşünüyorum” dedi.


Tablo çok iç acıcı değil


Türkiye’de cezaevlerindeki istatistikler bakımından adli hükümlüler ve politik niteliği olan tutuklu ve hükümlüler bakımından çok olağanüstü bir tablo olduğuna dikkat çeken Elçi, "Cezaevi nüfusumuz hayli yüksek. Rakamlara baktığımızda bu olağanüstülük ortaya çıkıyor. Örneğin bizimle neredeyse aynı nüfusa sahip Almanya’da halen cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısı 65 bin, Fransa’da 72 bin, İngiltere’de 86 bin, Türkiye’de ise bu rakam 170 bindir.

Yani dünyanın kendi nüfusuna göre en çok tutuklu ve hükümlüyü cezaevinde alıkoyan, barındıran ülkesiyiz. Grafiğe baktığımızda son 15 yıl içerisinde giderek artan hızlı bir artış söz konusu. Örneğin 2000 yılında cezaevlerindeki toplam tutuklu ve hükümlü sayısı 49 binken bugün itibariyle Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 170 bindir. Bu da zaten içinde bulunduğumuz ceza infaz krizini, cezaevleri sorununu çok çarpıcı şekilde ortaya koyuyor"


Yeni cezaevi yapılıyor


Diyarbakır’da bulunan D ve E Tipi cezaevlerinde ortalama standartlara göre kapasitenin çok üstünde üstü tutuklu ve hükümlü bulunduğuna dikkat çeken Elçi “Bu ihtiyaçtan olmalı ki halen Diyarbakır’da çok büyük bir bölgesel cezaevi inşaatı devam ediyor. Şu ana kadar da cezaevlerinin yetersizliği nedeniyle özellikle geçtiğimiz bir kaç yıl içinde KCK davalarında yargılanan tutukluların çok büyük bir kısmı Türkiye’nin batısındaki cezaevlerine nakledilmişti. Bunların yargılanmalarını SEGBİS dediğimiz ekranlar üzerinden yapılabiliyordu. Giderek artık neredeyse yüz yüze yargılama, adil yargılanma hakkı, doğrudan doğruya yargılanma hakkı, yüz yüze yargılanma hakkı, yani sanığın doğrudan kendisi hakkında hüküm verecek hakimle yüz yüze gelerek, kendisini doğrudan savunması ve masumiyetini kanıtlamaya çalışması usulü ve yolu neredeyse bir istisnaya dönüşmüş.

Artık neredeyse tutukluların çok büyük kısmı binlerce kilometre ötedeki bir cezaevinin, bir odasından bir kamera karşısına geçerek kendisini savunabiliyor. Bu hem adil yargılama hakkını olumsuz etkiliyor, hem insanların kendisi etkili şekilde savunmalarına engel oluşturuyor. Ayrıca çok önemli bir insani soruna da yol açıyor. Yoksul ve imkanları kısıtlı olan tutuklu ve hükümlü yakınları binlerce kilometre ötedeki cezaevlerine gitmek durumunda kalıyor. Bu aynı zamanda tutukluların yakınlarını da mağdur eden bir uygulamaya dönüşüyor” dedi.


İHD Cezaevi Komisyonu üyesi Necla Şengül, tutsakların cezaevlerinde yükselen seslerine karşı cezaevleri idarelerinin, gardiyanların, tutsaklara dönük işkence, darp, kötü muamele gün geçtikçe artığına işaret etti. Şengül, "Osmaniye, Siverek Balıkkesir, Malatya, Siirt ve birçok cezaevinde tutsakların odalarına girerek tutsaklar darp ediliyor. Cezaevi idaresi, gardiyanlar ve özel müdahale timleri tutsaklar üzerinde baskı oluşturmak ve iradelerini kırmak için sık sık şiddete başvuruyor. Tüm bu yaşananlara rağmen tutsakların cezaevlerinde yükselttiği ses dışarıya ulaşmaya devam ediyor" dedi.
 
'Tutsaklar her gün sürgün ediliyor'
 
İşkence ve kötü muamelenin dışında tutsakların iradelerini kırmaya dönük tutsakların sürgün edildiğini ifade eden Şengül, bu yönlü sürgünleri KCK ana davalarında da yaşandığını ve bir ayda 2 bin 459 kişinin sürgün edildiğini söyledi. KCK ana davasına benzer bir uygulamanın bu günlerde de yaşandığına dikkat çeken Şengül, "Diyarbakır, Siirt, Adıyaman, Elazığ ve daha birçok cezaevinde yüzlerce tutsağın bulunduğu cezaevlerinden Karadeniz'de bulunan cezaevlerine sürgün ediliyor. Bu sürgünler açlık grevinde bulunan tutsakların dirayetlerini kırmak için yapılıyor. Günlerdir açlık grevinde bulunan tutsaklara idare tarafından B1 vitamini verilmiyor. Bu bizim için çok kaygı verici bir durumdur" dedi.
 
'Hasta tutsaklar yaşamsal ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor'
 
Hasta tutsakların durumuna ilişkin ise Şengül, gün geçtikçe cezaevlerindeki hasta tutsakların durumu ciddiyetini korurken, hükümetin hiçbir şey yapmaması kabul edilmez olduğunu söyledi. Birçok hasta tutsak cezaevinde yaşamsal ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını ifade eden Şengül, bu hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyledi.


İHD Şırnak Şube Başkanı Avukat Emirhan Uysal ise tutsak ailelerinin telefon etmesiyle sürgünleri öğrendiklerini belirterek, komisyon olarak tutsaklarla görüştüklerini söyledi. Sürgünlerin bir provokasyon şeklinde gerçekleştiğine dikkat çeken Uysal, "Hiç kimseye ne şahsi elbiselerini ne de başka bir şeyini almalarına izin verilmedi. Ve robokoplarla, kalabalık bir grupla ve sanki çokta hukuki bir şey yapıyorlarmış gibi kameralarla bunu belgelendirip alımlar gerçekleşmiş. Bu düpedüz bir provokasyondur" sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi. Türkiye genelinde yapılan sürgünlere dikkat çeken Uysal, "Şunun iyi bilinmesi gerekir, devlet yine terörizm uygulamakta. Yani bu insanların talep ettikleri şeyleri hukuki ve uzlaşacak şekilde yerine getirmek yerine kişisel eşyalarını almalarına dahi izin vermeden sürgün ediyorlar" sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi.


HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan da sürgünleri Meclis gündemine taşıdı. Ayhan, konuya ilişkin Adalet Bakanı’nın yanıtlaması talebiyle Meclis gündemine soru önergesi sundu. Ayhan, cezaevlerinde bulunan tutsakların cezaevlerindeki doluluk oranları gerekçe gösterilerek batı illerde bulunan cezaevlerine sürgün edildiğini hatırlatarak, yurttaşlarda "KCK operasyonları" benzeri bir operasyon hazırlığı yapıldığına dair kaygılar oluştuğuna dikkat çekti. Ayhan, yine bu sürgünlerin maddi durumları iyi olamayan aileleri mağdur edeceğine dikkat çekerek, "Belki de her hafta düzenli olarak gerçekleştirdikleri cezaevi görüşleri aylara ve yıllara sarkacaktır" ifadesini kullandı. Ayhan, bu bağlamda sürgünlerle ilgili olarak Adalet Bakanı İpek'in şu soruları yanıtlamasını istedi:


"Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan cezaevlerindeki doluluk oranları yüzde kaçtır? Bu oranlar Türkiye ortalamasının neresindedir? En çok siyasi tutuklu ve hükümlünün bulunduğu cezaevleri hangileridir? Bu cezaevlerinde doluluk oranı durumu nedir? 2015 Ağustos ayı içerisinde sürgün edilen tutuklu ve hükümlü sayısı kaçtır? Hangi cezaevlerinden hangi cezaevlerine sürgünleri gerçekleşmiştir? Bunların kaçı tutuklu kaçı hükümlüdür? Bakanlığınızın talimatı ile yaşanan ve yaşanmakta olan sürgünlerin başlıca nedenleri nelerdir? Cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar, Sayın Öcalan'a dönük tecrit ve siyasi tutuklamaları protesto amaçlı 15 Ağustos'tan bu yana süresiz dönüşümlü açlık grevinde bulunmaktalar.

 

Gerçekleşen sürgünlerin bu eylemle bir ilgisi bulunmakta mıdır? Kamuoyunda sürgünlere dönük oluşan algı, seçimler öncesi bölgedeki cezaevlerini boşaltarak KCK operasyonları benzeri bir siyasi operasyon yapılacağı yönündedir. Oluşan bu algı ve benzeri iddialar doğru mudur? Son günlerde artan gözaltı ve tutuklama furyası bölge halkında oluşan yeni operasyonlar algısını doğrulamıyor mu? Son bir ayda kaç siyasi tutuklaması gerçekleşmiştir? Yapılan tutuklama ve sürgünlerle ilgili bir açıklamanız olacak mıdır?"

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler