1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da kadınlar, mutfağını sahneye taşıyor
Diyarbakır'da kadınlar, mutfağını sahneye taşıyor

Diyarbakır'da kadınlar, mutfağını sahneye taşıyor

Diyarbakır'da hiçbiri önceden tiyatro eğitimi almayan kadınlar, Mutfak adlı oyunu 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde sahnelemek için harıl harıl çalışıyor.

A+A-
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Birimi'nce oluşturulan tiyatro atölyesinde hayatlarında daha önce hiç tiyatro eğitimi almamış kadınlardan oluşan ekip mutfak adlı oyunu sahnelemek için harıl harıl çalışıyor. Oyunun yönetmeni Ayşe Sır'ın yönetiminde hazırlanan ekip, oyunu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne yetiştirip sahneleme amacında.
 
KENDİLERİNE AYIRACAK ZAMANLARI BİLE YOKKEN
 
Kimisi işçi, kimisi memur hepsi belediyede çalışan kadınlar. Ancak onlar için mesai saati sonsuz. Maalesef akşam evlerine gittiklerinde kumandayı ellerine alıp, ayaklarını uzatarak yorgunluk atamıyorlar. Onlar çocuğu bakıcıdan ya da kreşten almak için koşturan, alışveriş yapan, yemek pişiren, çocuğuyla kaliteli zaman geçirmeye çalışan, ütüyü, çamaşır gibi onca hengame arasında kendileri için ayıracak kısacık bir zamanları bile yok.
 
HARIL HARIL HAZIRLANIYORLAR
 
Hep başkalarının mutluluğu için çaba sarf ederken kendi hayatlarını ihmal etmiş bu kadınlarda Büyükşehir Belediyesi Kadın Birimi'nin küçücük bir ilanı ayrı bir heyecan yaratmış. Kimi çocukluk hayalini gerçekleştirmek isterken kimisi onca sorumluluğun yanı sıra tiyatro çalışmasını sürdürebilmenin ütopik bir düşünce olduğunu sanmış. Yüksek sesle kendini ifade edemeyen kadınlar şimdi harıl harıl tiyatro oyununa hazırlanıyor. Yönetmen Ayşe Sır'ın uzattığı eli sıkıca kavrayan kadınlar sahnede nasıl duracaklarından, seslerinin nasıl çıkacağına kadar birçok şeyi sıfırdan başlayarak öğrenmeye çalışıyor. Onlar şimdi hayata ve kendi iç dünyalarına tiyatro perdesinin aralığından daha pozitif bakıyor.
 
AMATÖR RUH PROFESYONEL RUHUN ÖNÜNE GEÇTİĞİ VE KADINLARIN YARATMA GÜCÜ FARK EDİLİNCE OYUN İÇİN KARAR VERİLDİ
 
Hazırladıkları oyunun adı ise Mutfak. Murathan Mungan'ın yazdığı ve "Kadınlar için hem siper hem sığınaktır mutfak ve her zaman bir yuvanın içimizi ısıtan sembolü anlamına gelmez, yaşayan ölüler haline gelmiş kimi kadınların morgudur aynı zamanda. Toprağa verilene kadar bekledikleri yerlerdir. Bilirsiniz bedenler sonra ölür" diye tanımladığı Mutfak. Büyükşehir Belediyesi kadın çalışanları toprağa verilmeyi beklemeyerek, ömür törpüsü mutfaklarını sahneye taşıyor.
 
Büyükşehir Belediyesi Kadın Birimi Sorumlusu Müzeyyen Anık tiyatro atölyesi oluşturmaya karar verirken Yönetmen Ayşe Sır'dan istediği desteği geri çevrilmiyor ve verilen ilana kadınlar büyük ilgi gösteriyor. Hiçbiri tiyatro eğitimi almayan kadınlar yapılan atölye çalışmasında önceleri çok zorlanıyor. Sahnede nasıl durulması ve konuşulmasına ilişkin Ayşe Sır'ın büyük yardımı dokunuyor. Ardından amatör ruhun profesyonel ruhun önüne geçtiğini ve kadınların yaratma gücünü yeniden fark edince oyun çıkartmaya karar veriliyor. Belediye personeli kadınlardan Rezan Çatuk, Deniz Tantekin, Şevin Şükran Anık, Şeyma Yelliler, Şükran Avcı, Gül Ege, Civar Açığ, Bahar Kelekçioğlu ve Nuray Erkaplan Buylakutluyurga Murathan Mungan'ın Mutfak adlı oyununu sahneye çıkartmaya hazırlanıyor. Oyun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne yetiştirilecek.
 
ARTIK KENDİLERİ İÇİN BİR ŞEY YAPIYORLAR
 
Oyunun yönetmeni Ayşe Sır: Bu çalışma Tiyatro Atölyesi yapmak isteyen kadın biriminin teklifiyle geldi. Ben de seve seve kabul ettim. Uzun zamandır benim kafamda vardı. Daha önce çocuklarla yapmıştık. Sonra kadınlarla bir araya geldik. Atölyeye başladık. Önceleri çok büyük beklentimiz yoktu. Sonra içimizde bu enerjiyi görünce 'neden olmasın?' diyerek, bir oyun çıkartmaya karar verdik. 'Bir kadın oyunu çıkartalım' dedik ve tamamen kadınlardan oluşan bir oyun olan Mutfak oyununu seçtik. Bu şekilde başladık. Zor tabi. Halen de bu çalışma çok zor ilerliyor. Çünkü sabah 8 akşam 5 mesaisi yapan işçi, memur kadınlardan oluşuyor. Akşam 5'ten sonra evine, eşine, çocuklarına yemek yetiştirmeye çalışan kadınlar. Bu kadınlar şimdi artık farklı bir şey yapıyorlar.
 
Sadece masa başında çalışmayıp sadece evde yemek yapıp, eşine ve çocuklarına hizmet etmiyorlar. Artık kendileri için buradalar. Başka bir algı başka bir yaşam alanı oluşturdular. Sahneye çıkıyorlar, üretiyorlar ve bu üretim kendini göstererek, giderek daha da açığa çıkıyor. Onlardaki değişen bu algı eve de, işyerine de pozitif biçimde yansıyor. Hepimiz için çok verimli bir çalışma oluyor. Hiçbirinin daha önce tiyatro eğitim yok. Sahnede çalışırken zorlanıyoruz. Sahnede durmak, nasıl konuşulması gerektiği konusunda sürekli bilgi veriyorum. Açıkçası sıfırdan bir oyuncu yaratmaya çalışıyorum. Mükemmeli aramıyoruz ama bunu aramak için çaba gösteriyoruz. Amatör ruh her zaman için profesyonel ruhun önündedir. Yaratıcı ruhu daha geniştir. O yüzden çok mutluyuz. Onlar çok korktu ama ben korkmadım. Belki erkekler kızacak ama kadınlar erkeklerden çok daha fazla yaratıcı Güce sahip. Önemli olan o gücü fark etmek, tetiklemek ve açığa çıkartmak.
 
HAYAT MUTFAKTA PİŞER
 
Oyun 4 kadının bir araya gelip mutfak kurmasıyla başlıyor. Hepsi okumuş, yazmış, üniversiteli kadınlar ama eşlerinden ya da ailelerinden kaynaklı hayatta dikiş tutturamamışlar, hayat bunları epeyce hırpalamış. Artık bir araya gelip kendileri için bir şeyler yapmak istiyorlar ve mutfağı oluşturuyorlar. Biz aslında burada kadınların hikayelerini öne çıkartıyoruz. Çok farklı hikayeleri var. Çok fazla yemek muhabbeti geçmeyecek. Belki bir ekmek pişecek, onun kokusu alacağız ama daha çok hikayeler ön planda. Murathan Mungan'ın derdi de bu. Biz de onun derdini kendi dertlerimiz ve toplumsal dertlerimiz üzerinden açığa çıkartıyoruz. Hayat mutfakta pişer. Her yaptığın işin mutfağında pişersin. Kadınların hayatının mutfağı da kendi mutfağıdır aslında. Onlar da kendi mutfağında pişiyor. Hepimizin hayatında mutfaklarımız var. Hayatta yaşadıklarımız, deneyimlerimiz bizi pişirir. Bu da bizim mutfağımızıdır. Bu kadınların da mutfağı burada, o hikayelerin içerisinde açığa çıkıyor"
 
HAYAT ARTIK DAHA EĞLENCELİ
 
Deniz Tantekin: Tiyatro Atölyesi ile ilgili çağrı yazısını gördüğümde çok heyecanlandım. Hayatımız sadece ev ve işyeri arasında geçtiğinden dolayı biraz neşe katması hiç de fena olmaz diye düşünüp katılmak istedim. Önce çok fazla korktum, tamam ben biraz gevezeyim, çok rahat konuşuyorum. Ama bu sahnede sesimin çıkacağına hiç inanmıyordum. Burası benim yaşamıma farklı mutluluklar ve eğlenceli zamanlar kattı. Ben üç çocuğu olan bir kadınım. Hem çalışıp hem de çocuklarla zaman geçirmek gerçekten çok yorucu. İşten eve gidip yemek hazırla, çocukları doyur, sofrayı topla ve ertesi günün yemeğini yap. Bu kadar yoğunluğun arasında burası bana müthiş bir şekilde heyecan veriyor, acayip eğleniyor ve dinleniyorum.
 
Çıkartacağımız oyunun metnini aldığımdan beri evde eşim ve çocuklarımla birlikte çalışıyoruz. Onlar da oyun oynadığımızı sanıp hep birlikte eğleniyoruz. Böylece daha güzel zaman geçirmiş oluyoruz. 9 kadını bir araya getirmek gerçekten zordu ama hepimiz güzel bir oyun ortaya çıkartacağımıza inandığımız için birlik olup bu işe kalkıştık. Tiyatronun ne olduğunu, nasıl olduğunu tam olarak bilmesek de bu işten iyi bir başarı elde edeceğimizden eminim.
 
ÇOCUKLUK HAYALİMİ GERÇEKLEŞTİRDİM
 
Rezan Bahar Çatuk: Öncelikle böyle güzel bir çalışmanın içerisinde olmak benim için inanılmaz gurur verici ve önemliydi. Biz dokuz kadın gerçekten çok kısıtlı zamanımıza rağmen bir araya gelmeyi ve bu işe başlamayı başardık. Başlamak başarının yarısıdır, buna inanıyoruz. Kaldı ki bu benim çocukluk hayalimdi. Ama tabi ki hayatın bize dayattıkları yapmak istediğimiz her şeyi yapabilmemize imkan tanımıyor. Arkadaşlarımızla sıcak bir ortamda heyecanımızı paylaşıyoruz. Provalarımız çok keyifli geçiyor. Çok güzel dostluklar kazandık. Monoton geçen hayatımızdan sıyrılıp sadece istediğimiz ve inandığımız bir şeyi kendimiz için yapmayı, kendimize zaman ayırarak daha mutlu olmayı öğrendik. Benim hayatıma çok güzel bir renk kattı. Ev-iş ve çocuklar arasında yaşadığım kısır döngüye yeni bir pencere ve ışık oldu. Oyun dokuz kadının farklı hayatlarının bir mutfakta buluştuğu ama aslında birbiriyle kesişen ortak acılarının hikayesini anlatıyor. Her kadının kendinden mutlaka bir şeyler bulup çıkartacağı bir hikaye. Bize böylesi bir fırsat sunan Kadın Birimi Sorumlusu Müzeyyen Anık'a ve sonsuz sabrıyla bize yüreğini açan Ayşe Sır hocamıza teşekkür ediyorum.
 
BU HAYATTA ARTIK BEN DE VARIM
 
Şevin Şükran Anık: Tiyatroya ilgim vardı, hep oyunları izlemeye gider, oyuncuların yerinde olduğumu hayal ederdim. Ama hiçbir zaman bu hayalin gerçekleşeceğini düşünmemiştim. İlanı ilk gördüğümde çok heyecanlandım ancak yapabileceğime inancım yoktu. Bizi bu konuda destekleyen ve cesaretlendiren arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum. İşyerinde çalışırken sadece selamlaştığım arkadaşları daha iyi tanıma fırsatı buldum.
 
Birbirimizi anlamaya başladık, birbirimizin içine inmeyi öğrendik. Hepimizin çalıştığı birim ve çalışma alanı farklı. Sanırım en stresli alanda çalışanlardan biri de benim ve bu bana da yansıyor. Ben iş önlüğümü çıkartıp eve gidenlerden değilim. Benim önlüğüm hep sırtımda. Ama buraya geldiğimde ortamın sıcaklığından ya da bir ürün ortaya çıkartmanın heyecanından veya kendim için bir şeyler yapmaktan duyduğum hoşnutluktan olsa gerek o önlüğü çıkartabiliyorum. Ben yüksek sesle konuşmayanlardanım ama şu anda kameraya karşı konuşuyorum, arkadaşların karşısında konuşuyorum, belki de oyunu çıkarttığımızda birçok izleyici karşısında konuşacağım. Şimdi konuşabiliyoruz. Özgüvenimiz arttı. Ne olursa olsun artık gözü kapalı bu hayatta ben de varım demeyi öğrendim. 

HABERE YORUM KAT