23 Mayıs 2012 Çarşamba
  • Diyarbakır12 °C
  • Ankara13 °C
  • İstanbul18 °C
  • Antalya17 °C
  • İzmir18 °C
  • IMKB
    57.079
    %0.95
  • Altın
    623,04
    %-0.54
  • Dolar
    1,8245
    %-0.33
  • Euro
    2,3295
    %-0.26
SON DAKİKA:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Diyarbakır'da Kadın Kutsaldır

Diyarbakır'da Kadın Kutsaldır07 Mart 2011 Pazartesi 15:36

Diyarbakır'da kadın HÜRME dir, hürmete layık olandır.

Diyarbakır'da kadın HÜRME dir, hürmete layık olandır.
Diyarbakır'da kadın HÜRME dir, hurma tadındadır.
Diyarbakır'da kadın HÜRME dir, HÜR iradeye sahiptir.
 
Birer saray yavrusu olan evlerinde kocalarının gönül tahtına oturmuş olarak saltanat süren Diyarbakırlı hanımlar, saray terbiyesi görmüş görgülü hatunlardı. Saygın sultanlardı. Evlatları onlara hürmette, padişahların “Valide Sultanlar” a gösterdiği hürmetten geri kalmazlardı.
En son Artuklular'a ve Akkoyunlular'a başkentlik yapan Diyarbakır'ın İçkale'deki sarayında nice “melike” ler saltanat sürmüşlerdir.
Havva anamız ile başlayan kadının “yöneticilik vasfı” Diyarbakır tarihinin bir çok dönemine damgasını vurmuştur.
İçkale'de şimdilerde yıkıntısı duran sarayın halk arasındaki adı “Belkıs Sarayı” dır. Saba melikesi Belkıs, Hz. Süleyman'la  buluşmadan  önce babasının yerinde yıllarca hükümdarlık yapmış bir kadındır.
Yunus Peygamber zamanında Amalikalar'dan bir kadının Diyarbakır'da hükümdar olduğunu Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinden okuyoruz.
Bizans döneminde, Selahattin Eyyubi'ye Mısır'a götürdüğü yüzotuzbin cilt kitap için  (yetmiş deve yükü olduğu söylenir) “Sana her deve yükü kitaba karşılık bir deve yükü altın vereyim, yeter ki bu kitapları buradan götürme!) diyen de, çok zeki bir kadın olan Meryem-e Dara da kadın hükümdardı.
Şehri kuşatan İmp. Çımışgik'in “Ben bu şehrin surlarını yıkmaya yemin ettim, fakat ahalisinin canlarına dokunmayacağım”demesine karşılık şehrin surunun üzerine çıkıp “Bir kadına karşı muharebe etmekle kendini küçük bir mevkie düşürmüş olduğunu düşünmüyormusun? Git, Dicle nehri üzerinde bulunan köprüyü yık, böylelikle yeminini ifa etmiş olursun” diye hitap eden hükümdar  yine bir kadındı.
1940 lı yıllarda Diyarbakır'da Belediye Meclisine seçilmiş olan Makbule KALENDER hanımefendi ve 7 köyün muhtarı SAKİNE hanım asaletleriyle ve dik duruşlarıyla halkın sevgisini ve saygısını kazanmış yürekli kadınlarımızdandı.
Hem kocalarını hemde evlatlarını başarı ile yöneten ve yönlendiren kadınlarımızın, “Havva anamızdan kendilerine miras kalan” bu yöneticilik vasfı takdire şayandır. (Bu vesileyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda Genel Müdür Yardımcılığı'na kadar yükselmiş, son olarak da Avusturalya'da Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu Çalışma Ateşiliği görevinde bulunmuş olan değerli eşim Hicran GÖRAL'ı bu vesileyle takdirle anıyorum.)
Bir şeyi sevmek ve de saymak için onu çok iyi tanımak gerekmektedir. Kadınların, yüce Allah'ın erkeklere bir lutfu olduğunun bilincinde olan Diyarbakırlı erkekler, kadınlara karşı hem sevgili hemde saygılı davranmayı başarabilmişlerdir. Kadını sadece karşı cins olarak görmemişler, onun yalnız cismini değil ruhunu da okşamasını bilmişlerdir. Kadınları tanımlayan şu veciz sözlere onlar da içtenlikle katılmışlardır:
Kadın cins-i latiftir, kadına şehvetle değil şefkatle yaklaşılır.
Kadının kalbi merhamet kaynağıdır.
Kadınların kalb gözleri devamlı açıktır.
Bir kadının kalbi on erkeğin gözüne bedeldir.
Kadının sayıldığı yerde Tanrı sevinir, kadının hakarete uğradığı yerde Tanrı gazaba gelir.
Kadını erkek değil, ârı ve namusu korur.
 
Annesi, Pirinççizade'lerden Salih Ağa'nın kızı Zeliha Hanım olan Ziya Gökalp, kadının kıymet gördüğü, sözünün dinlenir olduğu çevrede yetişmiş ve bunun sonucu olarak 1919 yılında: “Ben kadınların yetenekçe erkeklerle eşit olduklarını ve hukukça da eşit olmaları gerektiğini dilimin döndüğü ve kalemimin yazabildiğince anlattım” diyebilmiştir.
Şark bülbülümüz, merhum Celal Güzelses de kadına olan saygısını bir türküsünde:
Arpa orağa geldi
Zülüf darağa geldi
Kalkın selama durun
Nazlım odama geldi.
Diyerek,  dile getirmiştir. Bütün bunlar hiç kuşkusuz, bu insanların Peygamber efendimizin yaşam tarzını kendilerine örnek almış insanlar olmalarından kaynaklanmaktadır.
 Peygamber efendimiz:
-İnsanların en kötüsü, ailesine sıkıntı verendir. Buyurmuşlardır. Bunu işiten bir sahabe de efendimize:
-Aileye sıkıntı vermek nasıl olur? Diye sorar.
Peygamberimiz:
-Kişi, eve geldiğinde, hanımı ürperir, çocuğu ise korkarak ondan kaçar, diye buyurmuşlardır.
Erkek hanımını, çocuklarını hoş tutmalı onlara sert ve haşin davranmaktan kaçınmalıdır. Evin dışında karşılaştığı olayların sıkıntısını eve taşımamalıdır. Hele başkalarına olan kızgınlığının acısını evdekilerden çıkarmaya kalkışmamalıdır.
Kadına kötü davranmak bir yana kocasının ona küsmesini bile doğru bulmayan Peygamber efendimiz:
-Bir kimse hanımına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse bir başka huyunu beğenir. Buyurmuşlardır.
Eşi herhangi bir şeye üzülüp ağlamışsa eli ile eşinin göz yaşlarını silen, onu teselli eden Peygamberimiz her işte eşine yardımcı olur ona kolaylık sağlarmış. Hatta eşi bineğe binerken mübarek dizlerini kırarak basamak yapıp binmesinde kolaylık sağlarlarmış. Bir yere davet edildiği zaman “Hanım da olursa” kaydıyla icabet ederlermiş.


Diyarbakırlı hanımlar da kocalarına karşı son derece hürmetkârlardı. Kocalarını isimleriyle çağırmazlar onlara  “Müsülman” diye hitap ederlerdi. Birilerine kocalarından bahsetmek durumunda kaldıklarında, ya “bizimki” ya da “çocukların babası” gibi ifadeler kullanırlardı.


Kocası askerde olan bir hanım, kocasına olan hasretini maniye dönüştürürken kocamı özledim demekten mahcubiyet duyduğundan, kocasını ifade ederken “kaynımın kardaşını” demek yolunu seçmiştir:
Bizim bağın başını
Ayıklamışlar taşını
Ele çoh öksemişem
Kaynımın kardaşını.


Bir erkek evinden huzurlu ve güler yüzlü çıkarsa o gün her işinin rast gideceğine inanıldığından kadınlar kocalarını hoşlukla ve dualarla kapıdan çıkarırlardı. Merhume Adalet HAMZAOĞULLARI hanımefendi, bir sohbet sırasında bu kutsi davranışı şu dizeleri okuyarak dile getirmişti:


Her sabah seherde kılaram namaz
Mevladan kavuşmayı eylerem niyaz
Kocam için ettiğim duaları
Gökte melek yerde katip yazamaz.


Diyarbakır'da sabah işine gidenlerin, öğlenleri eve yemeğe gelenlerin, akşamleyin de işinden dönenlerin dışında erkekler sokakta pek görülmezdi. Sokakta yürürüyen erkeklerle kadınlar birbirilerine karşı son derece saygılı davranırlardı. “Bir kadın yolda bir erkeğin önüne geçerse o erkeğin işi rast gitmez” inancı içersinde erkeğin önünde yürümezlerdi. Arkadan bir erkeğin geldiğini hissedince yüzlerini duvara dönerek ona yol verirlerdi. Erkeklerde önlerinden bir kadın geçecek olursa başlarını öne eğer ve hafifçe yan taraflarına dönerek onların tedirgin olmalarını önlerlerdi.


Diyarbakır erkeği evine, çoluk çocuğuna çok düşkün olduğu kadar rahatına da düşkündür. Dışarıda ne kadar çalışkansa evde de o kadar tembeldir. Oturduğu yerden onu kaldırmak, deveye hendek atlatmak kadar zordur. Evdeki bu tembelliğini “Erkek adam evde iş görmez” diyerek örtbas etmeye çalışır.
Kaburgası kalın olduğundan, Diyarbakır erkeğini idare etmek, dünyayı idare etmekten daha zordur. Ne zaman, nerede ve ne şekilde  patlak vereceklerini önceden kestirmek mümkün değildir.


Bu konuda dertli bir teyzemiz “ Ah! evladım ah..!” diyerek söze başlamıştı:
Bi gün bizimki evle yemegine eve geldi. Her şeyi hazırlamış sofraya koymiştım. Bi tek pilavi koymamıştım. Onunda yağını dökmiştim, rehetlesin diye dinlenmağa bırahmiştım. Bi de bahtım ki; bizimki tavadaki kızgın yağ gibi kızdi da kızdi, saman alavi gibi birden bire parladi: 


-Ya huuu! Allah'tan korh! Ben acımdan öliyem sen hâla yemek getirecahsan! Dedi, demağinan kahıp getmaği bir oldi. Akşam oldi bi çalımnan içeri girdi. Sofraya oturur oturmaz   yemegi götürdüm ögüne koydum. Koymağımnan bereber, gürgür baba gibi üstüme gürledi:


-Ya huuu! Hele dur birez nefes alayım! Nedir oturur oturmaz yemegi ögüme koyisan! Dedi. Yani anliyacağın,  ele de etsah kabahetti, bele de etsah  kabahetti.
Bu sabırlı teyzemizin anlattığı gibi huysuzdular, asabiydiler ama karılarının kıymetini de bilirlerdi. Onlara toz kondurmaz, onları rahat ettirmek için gerekirse gece gündüz koştururlardı. Hanımları da “Çeken arvat olur, çekmeyen berbat olur” diyerek onların huysuzluklarına katlanırlar ve Diyarbakır'da beyaz gelinlikle başlayan evlilik, beyaz kefene sarılıncaya kadar sürer giderdi.


Diyarbakır'da boşanma kelimesinin ağıza alınması bile hoş karşılanmazdı. Boşanma kelimesini ağzına sakız yapan erkeğin  nikahından şüphe edilirdi.
 

“Boş düşmemek” için hassas davranılırdı. Bir kadın  kocasına “Ben falan yere gidiyorum “ dediğinde, erkek ona “Git! ” demez, “Git gel” derdi. Eğer kızgınlıkla “Git!” diyecek olursa karısının “boş” düşeceğine ve nikahın tazelenmesi gerektiğine inanılırdı.


Peygamber efendimizin “Dünyada bir talâk (boşanma) oldumu, semalar titrer” Hadis-i şerifinin derin anlamına binaen, kadın kadınlığını, erkek de erkekliğini bilir, iyi günde de kötü günde de birbirinin yanında olurlardı. Kadın, hayatın müşterek olduğunu erkeğine şöyle dile getirirdi :


Sen erkeksin ben kadınım
Ben senin kolun kanadınım
Sen yarın askere gider
Ben senin evini bekler
Senin bana zulme
Benim sana tahakküme
Hakkımız yok müsaviyiz
Aynı değere haviyiz.
 
Erkek de kadınına “berhem (kuzucuğum), hanımım, hatunum” diye hitab eder ve:
Senin yeren senin yeren
Gül sevdim senin yeren
Sen ölme canan yazıh
Ben ölüm senin yeren, diyerek onun için her türlü fedakârlığa hazır olduğunu ifade ederdi.
 
“Cevahir Çıkını” adlı kitabımdan bir bölümünü buraya aktardığım yazımın devamını önümüzdeki günlerde sizlerle buluşturmaya çalışacağım. Sevgi ve saygılarımla.
 
M. Kadri GÖRAL

Haber Kaynağı :
Okunma Sayısı : 3937


YORUMLAR
tebrik
a.kadir ceylan
Değerli Kadri Göral ağabeyimize kendisini şahsen tanımasamda çok minettarım.Diyarbakır kültürünü olduğu gibi yazdığı için Allah ondan razı olsun.Evet kendisinin kitaplarını okuyoruz hemde misafir geldiğinde bazen kahkahalarla tabiki ders alarak okuyoruz.Cenabı Hak ona çoluk çocuğuna hepsine rahat huzur ve mutluluk bahşetsin.Amin.Selamlar
07 Mart 2011 Pazartesi 21:09
88.226.1.244
  • Akşam
  • Birgün
  • Bugün
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Fanatik
  • Fotomaç
  • Fotospor
  • Güneş
  • Haber Türk
  • Hürriyet
  • Milli Gazete
  • Milliyet
  • Posta
  • Radikal
  • Sabah
  • Sözcü
  • Star
  • Takvim
  • Taraf
  • Tercüman
  • Türkiye
  • Akit
  • Vatan
  • Yeni Asya
  • Yeni Şafak
  • Zaman
  • İstanbul Ticaret

SON HAFTANIN SKORU

3
1
Bugsaşspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya