1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da çözüm süreci paneli
Diyarbakır'da çözüm süreci paneli

Diyarbakır'da çözüm süreci paneli

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Maya Arakon, vatandaşlık sisteminin getirilmesi ve devletin bütün vatandaşlarına eşit mesafede durmasının sağlanması gerektiğini söyledi.

A+A-

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü'nce Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Konferans Salonu'nda "Müzakere Süreci ve Taraflar" başlığıyla panel düzenlendi. Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Maya Arakon, çözüm süreciyle ilgili siyasi bir projenin olması gerektiğini, silahların bırakılmasının sonrası için bir proje oluşturulmazsa, silahların susmuş olması ile bir yere varılamayacağını ileri sürdü.
 
Sürecin paralelinde yasal, demokratik, hak ve özgürlükler düzeyinde önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Arakon, sorunun 2-3 ayda bitecekmiş gibi bir hava yaratmanın halkta büyük bir hayal kırıklığına neden olabileceğini kaydetti.
 
Üzerinde durulması gereken şeylerin bulunduğunu, öncelikle yeni, sivil ve katılımcı bir anayasanın oluşturulması gerektiğini dile getiren Arakon, "Vatandaşlık sisteminin getirilmesi ve devletin bütün vatandaşlarına eşit mesafede durmasının sağlanması lazım. Terörle Mücadele Kanunu'nun tamamen kaldırılması, KCK tutuklularının serbest bırakılması lazım. Koruculuk sistemi nasıl tasfiye edilecek- Bunlar planlanmalı, seçim barajı yüzde 3'e indirilmeli" diye konuştu.
 
Yargıda adaletin sağlanması
 

İrlanda ve İspanya'da barış süreciyle ilgili çalışmalar konusunda örnekler veren Arakon, yargıda adaletin sağlanması gerektiğini anlattı.
 
Arakon, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kimse bahsetmiyor, dağdaki çocuklar ne olacak- Nasıl bir geçiş süreci öngörülüyor, bunları bilmiyoruz. Bunların konuşulacağı bir nokta gelecektir. Türkiye'de Kürdistan bölgesinde öncelikli ekonomik bölge ilan etmek lazım. Silahların tamamen gömülmesinde uluslararası bir komiteye ihtiyaç duyulacak. Bizim barışma deneyimimiz yok. Deneyimli bir kadronun olması gerekiyor. PKK'nın geleceği ne olacak- Bunları bilmiyoruz. Toplumun buna hazırlanması lazım. Öyle bir toplumsal kırılma yaratıldı ki insanlara özellikle Türklere Kürt sorununu bilmeyen insanlara barışı anlatmaya çalışıyoruz. Anlamıyorlar doğal olarak. Onların gözünde resmi ideolojinin biraz eşkıya teması çok iyi işlenmiş. Öncelikle bu insanlara neden bu noktaya geldi, niçin böyle bir acı yaşandı bu topraklarda bunların anlatmamız gerekiyor."
 
Toplumsal entegrasyon sürecinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Arakon, barışı sağlamak için ortak bir irade ortaya koyulması gerektiğini, bunun da uzun bir süre alacağını bildirdi.Arakon, "Hiç hayal kurmayalım, umutlu olalım, barışı destekleyelim ama gerçekleri görerek ilerlemekte fayda var" dedi.
 
Türkiyenin demokratikleşmesi
 
Sosyolog yazar İsmail Beşikçi de Türkiye'nin demokratikleşmesiyle Kürt sorunu çözülür anlayışının sağlıklı bir yaklaşım olmadığını ileri sürdü. Beşikçi, şunları söyledi: "Kürtler kendi kendilerini yönetebilmelidir. Kürtler kendi geleceklerini tayin hakkına dahil olmalıdır. Temel ilkeler bunlar olmalıdır. Sudan demokratik bir ülke değil. Ama Güney Sudan'da referandum yapıldı ve Sudan'dan ayrıldı. İsrail Ortadoğu'nun en demokratik devletidir. Arapça eğitim vardır ama Filistin sorununu çözememektedir. Demokrasi, ulusal kurtuluş mücadelelerinde bir çözüm gücü değildir. Kendi geleceğini tayin hakkına sahip olmak, kendi kendini yönetmek çok daha belirleyicidir."
 
Daha sonra Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Çelik ve Şırnak eski belediye başkanı Ahmet Ertak konuştu.
 
KÜRT SORUNUNDA İRA MODELİ
 

Buarada, Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını savunan ve yıllarca savaşan İra örgütü mensubu ve Sinn Fein partisi milletvekili Conor Murphy, İrlandalıların Britanya'ya karşı İrlanda Cumhuriyet hareketini yüzlerce yıl savunduklarını belirterek, bu mücadelenin çoğunun da silahlı mücadele olduğunu söyledi. Murphy, "Biz İrlandalılar Britanya'ya karşı İrlanda cumhuriyet hareketini yüzlerce yıl sürdürdük. Britanya'ya karşı mücadele etmiştir. Bu çoğu zaman silahlı mücadele ile olmuştur. Ben İrlanda'nın birleşmesi gerektiğini ve bağımsız yaşaması gerektiğine inanıyorum. Daha önce İra'nın bir mensubu olarak hapse atıldım. Sonra legal parti Shin faininn bir üyesi oldum. Burada çatışma aslında bir çıkmaza girmişti. İki taraf da kazanamıyordu iki taraf da kaybetmiyordu.

Bir siyasi çözüm ihtiyacı vardı. Bu yeni sorunlar ortaya çıkardı tabi. Bir siyasi süreç oluşturulmalıydı ki her taraf kendi açılarından barışmayı umut edebilsin. Burada sorun çok ciddiydi. Çünkü Britanya hükümeti açıkça burada bir askeri pat durumunda olduğunu kabul etmiş durumdaydı. Gerçek sahici bir barış süreci sadece gerçek bir barış getirebilir ama beraberinde bir de amaçlar oluşturması lazım. Askeri mücadelenin getirmediği sonuçları barış süreçleri getiremez. Bunun için bir müzakere süreci gerekiyor. Britanyalılar sadece barış peşindeydiler. Ateşkesler müzakereler yeni koşullar, sürecin çöküşü, müzakere olmadan önce sonuçları belirleme vb. yeniden müzakereler başlıyordu" diye konuştu.
 
SÜRECE KATKI ÖNEMLİ
 
İrlanda'daki barış sürecinin en önemli tarafının herkesi sürecin içerisine dahil etmek olduğunu belirten Murphy, her tarafın kendi amaçlarını masaya getirebilmesi gerektiğini ifade etti. Murphy, "İrlanda'daki barış sürecinin önemli yanları bir herkesi, her aktörü ve tarafı işin içerisine sokmak. Her tarafın iyi niyetle bu işe katılması barışçıl bir ortamın oluşması. Her iki taraf kendi amaçlarını masaya getirebilmelidir. Bu çatışmanın merkezi ya da içeriği olarak tanımlanabilecek meseleler tartışılabilmeli. Dinamik bir barış süreci çok önemli. Ayrıca uluslararası destek son derece önemlidir. Bizim durumumuzda Britanya hükümeti çok daha güçlü bir aktör uluslararası arenada. Türkiye de tabi ki PKK'dan daha güçlü uluslararası arenada. Yeni hedeflere girdikten sonra yeniden müzakereler başlayabilir. Ortada garantörlerin olması mümkündür" şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT