1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Diyarbakır'da 'Çarşamba' gerilimi
Diyarbakır'da 'Çarşamba' gerilimi

Diyarbakır'da 'Çarşamba' gerilimi

Demokratik Toplum Kongresi'nden (DTK) yapılan açıklamada Paris'te öldürüler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez'in cenazelerinin Çarbam günü Diyarbakır'a getirilerek düzenlenen törenin ardından memleketlerinde toprağa verileceği belirtildi.

A+A-

Demokratik Toplum Kongresi'nden (DTK) yapılan açıklama şöyle;

"DTK'den Kürt Halkına ve dostlarına çağrı: 3 Kürt kadın siyasetçinin cenazesi Çarşamba günü saat 09.00'da Diyarbakır havaalanında karşılanacak. Üç Kürt kadını için Diyarbakır'da genç, yaşlı, kadın, çocuk 7'den 70'e tüm halkımızın katılımıyla kitlesel bir törene hazırdır. Cenazeler havalanından konvoyla Batıkent Meydanı'na götürülerek burada kitlesel tören yapılacak. Törenin ardından Sakine Cansız Dersim'e, Fidan Doğan cenazesi Elbistan'a ve Leyla Şaylemez'in cenazesi ise Mersin'e uğurlanacaktır. Diyarbakır'a gelecek olan devrimci yoldaşlarımızın yaşam ve onurlarına yakışır şekilde uğurlamak olmalıdır. DTK bileşenleri, ulusal, toplumsal kesimleri ve halkımızı, evlatlarına yaraşır bir törenle uğurlamak için havaalanında olmaya çağırıyoruz."

Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş, bugünkü yazısında konuyla ilgili gelişmeleri şöyle yorumluyor:

Paris cenazelerinde 'Habur Sendromu'

Paris'te öldürülen 3 PKK'lının cenazesi perşembe günü Diyarbakır'da. Hükümet, cenaze töreninin yeni bir “Habur Sendromu” yaratmasından çekiniyor. BDP'li Nazmi Gür ise “Habur'la kıyaslamak yanlış. Bu arkadaşlarımız katledildi. Biz Kürt halkına tepki vermeyin, cenazeye gelmeyin diyemeyiz. Kamuoyu ve hükümet bizi anlasın” dedi Teslim olan PKK'lıların Habur'dan girişi tepkiye neden olmuştu.

Paris'te hafta başında 3 PKK'lı kadına yönelik tüyler ürpertici suikast, İmralı'da başlayan barış sürecini 'baltalamış' olmasa da, siyaseti şimdiden 'gerdi.' Allah'tan Türk siyasetinin en değişmez geleneği olan ”karşılıklı suçlama yarışı” henüz devreye girmiş değil. Ancak ortalık, tam de katillerin arzuladığı gibi, toz duman. Siyasiler, Paris cinayetinin pratik sonuçlarını ve sürece etkisini henüz kestirebilmiş sayılmaz.

Başbakan Tayyip Erdoğan, saldırının İmralı sürecine yönelik bir adım olduğunu teslim etse de, hafta sonu yaptığı konuşmalarda hem PKK, hem de Fidan Doğan'ı tanıdığını itiraf eden Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'a yönelik tepkisini dile getirmeden edemedi. (Oysa yeni Fransız lider, Suriye konusunda Türkiye ile birlikte çalışmak isteyen ve Sarkozy döneminin nahoşluklarını geride bırakmak isteyen biri. Birkaç ay içinde Türkiye'yi ziyaret etmesi söz konusu olabilir.) CHP, Paris cinayeti konusunda sessiz. Hatta sessiz olmanın da ötesinde, Genel Merkez'den partiye 'Hiçbir şey söylemeyin' talimatı var. BDP ise, bu saldırıdan travmatize olmuş durumda; ancak tam olarak kime öfkeleneceğine karar vermiş değil. Sakine Cansız, başta Gültan Kışanak ve Aysel Tuğluk olmak üzere BDP içindeki birçok kadın vekilin bizzat tanıdığı veya idolleştirdiği bir isimdi. BDP'liler, saldırının hemen ardından “PKK içi hesaplaşma olabilir” tezini ortaya atan Hüseyin Çelik'e büyük tepki gösterdi, ancak ondan sonraki günlerde, 'süreci zedelememe' adına öfkelerini dizginledi. Hükümeti ya da Türkiye'yi doğrudan hedef alan açıklamalardan kaçınıyorlar.

Dün konuştuğum BDP'nin dış ilişkilerden sorumlu milletvekili Nazmi Gür, “Biz çok dikkatli bir dil kullanıyoruz. Medyada İsrail'den tutun da İran ya da Fransa'ya kadar her türlü spekülasyon yapılıyor ama bizler komplolara dayanarak fikir beyan edemeyiz. Dün Kürtler olarak Paris'te tepki ve taleplerimizi net bir şekilde ilettik. Umarım Fransa da Kürt halkının bu talebini duyar...” dedi.

Sakine Cansız Habur sendromu korkusu BDP'nin sessizliği ve siyasi ithamlardan kaçınması, müzakere sürecinin selameti açısından doğru politika. Ancak Ankara'nın 'serinkanlı' karşılaması gereken bir başka unsur da, Paris'te öldürülen 3 kadının cenazesi. Her 3 aile de cenazelerin Türkiye'ye gelmesini istiyor ve nakil işlemleri için Türkiye elçiliğine resmi başvuru bugün yapılacak. Cenazeler muhtemelen çarşamba veya perşembe günü gelecek ve ertesi gün 3 kadın için Diyarbakır'da ortak bir cenaze töreni olacak.

İşte bu noktada, hükümet gergin. Medya fazla yer vermese de, PKK'lıların cenazeleri, genelde Öcalan posterleri ve Kürtçe atılan 'Şehitler ölmez' sloganlarıyla duygusal dozu anlar. (Anladığım kadarıyla, Başbakan Erdoğan da bu yüzden Ak Partili vekillere geçen ay vefat eden Şerafettin Elçi'nin cenazesine gidilmemesi talimatı vermiş.) Bu kez Sakine Cansız gibi PKK kurucularından biri söz konusu olunca, Öcalan vurgusu ve kitlesel desteğin çok daha büyük olması bekleniyor. Hükümetin derdi, bu görüntülerin yeni bir Habur Sendromu'na dönüşmesi. Ya Diyarbakır'da yüz binlerce kişinin Öcalan posterleriyle yürüyüş yapması, Türkiye'nin Batı'sında yeni İmralı sürecine yönelik bir tepki dalgası yaratırsa?

Paris'ten dönen Nazmi Gür, dün aradığımda, “Habur'la karşılaştırmak çok yanlış. Habur'da insanlar canlı ve barış amacıyla geldiler. Bu arkadaşlar katledildiler. Halkımızın cenazelere olan ilgisi, inançlarımız ve geleneklerimiz açısından gereken ritüeller yerine gelecek. Memleketlerine uğurlanacaklar” dedi. Nazmi Gür Hükümet cephesinden cenazelerle ilgili bir telkin gelip gelmediğini sordum. “Hükümetten böyle bir talep geleceğini düşünmek istemiyorum. Vahim olur. Kürt halkına bu 3 evladı için, aman tepki göstermeyin, kitleselleşmeyin demeye hakkımız yok. Bizim açımızdan kabul edilir bir durum değil. Bu arkadaşlarımız katledilmiştir. Diyarbakır halkı evlatlarını geride bırakmaz, nasıl karşılayacağını bilir. Kamuoyunun, hükümetin bizi anlamasını ve inançlarımıza ve ritüellere saygı göstermesini bekleriz.”

Aslında ortada karanlık bir suikast varken “Eyvah cenazeler nasıl olacak?” diye bir vehme kapılmak gerçekten gereksiz. Diyarbakır şu zamana kadar birçok kitlesel eylem ve cenazeye tanık oldu. En son Şerafettin Elçi'nin cenazesinde de on binler yürüdü, Öcalan posteri açıldı, ancak medya büyük ölçüde TBMM'deki tören ve Elçi'nin şiddet karşıtı siyasi tavrına odaklandı. Bu kez de merkez medya, 'barış dilini' öne çıkaracak, Öcalan posterleri yerine Kürtlerin çözüme olan açlığına odaklanacaktır. Umuyorum ki...

HABERE YORUM KAT