1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da barış çalıştayı düzenlendi
Diyarbakır'da barış çalıştayı düzenlendi

Diyarbakır'da barış çalıştayı düzenlendi

DİYARBAKIR - Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi, 'Niçin barış, nasıl bir barış, kimin için barış' konulu Çalıştay düzenlendi.

A+A-

Çalıştayda konuşan gazeteci yazar Cengiz Çandar, “Barış özlemini ifade edersek, yeni bir ivme yeni bir heyecan diyeceğim pek heyecan Fırat'ın doğusunda sezmedim” dedi.

Türkiye Barış Meclisi tarafından düzenlenen barış çalıştayı, Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda düzenlendi. Çalıştaya, Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi Sekreteryası Şemsettin Koç, Cengiz Çandar, Celal Başlangıç, Maya Arakon, Mete Çubukçu, Ali Bayramoğlu, Mehmet Bekaroğlu, Necmiye Alpay, Celalettin Can, Ahmet Faruk Ünsal, Siirt, Batman, Van, Bitlis ve Mardin Barış Girişimi Sekreteryası ile Diyarbakır Girişimi sekreteryası ve üye sivil toplum örgüt temsilcileri ile Barış anneleri, yazarlar ve gazeteciler katıldı.

'Niçin barış, nasıl bir barış, kimin için barış' çalıştayının açılış konuşmasını yapan Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi Sekretaryası Şemsettin Koç, barış dendiği zaman Fırat'ın doğusu ile Batı'daki karşılığının aynı olmadığını söyledi. Koç, barış Fırat'ın batısında bölünme, parçalanma, egemenliğin kaybolması ve egemenliğe itaatsizlik olarak algılanırken, Fırat'ın doğusunda ise demokrasi, özgürlükler, hak, hukuk, adalet ve eşitliğin herkes için eşit uygulanması diye amaçlandığını belirterek, “Dolayısıyla biz her iki taraftaki algıyı ortaklaştırmak zorundayız.

Kandan, düşmanlıktan, nefretten ve faşizan duygularından beslenenler için barış terimi gerçekten tehlikeli bir kavram. Her alanda önce insan ve hakları diyerek, barışa sahip çıkılması lazım. Ülkemizde geçmişten günümüze değişmeyen tek şey tek tipleştiren, ötekileştiren, yok sayan, efendi ve köle ilişki üzerine bir yaşam sağlayan bir anlayış. Bu ülkenin maddi ve manevi değerlerini sömürmek adına çatışmalı ortamlardan, ölümlerden ve düşmanlıklardan nemalanan bir anlayış mevcut.

Toplum öyle bir hale geldi ki, bu manzara Türkiye gerçekliğini çok iyi yansıtmakta. Maalesef yaşamın tüm alanlarında, evde, işyerlerinde eğitim alanlarında hatta ve hatta mecliste bile biz şiddeti benimseyen bir konuma geldik. Bu manzarayı değiştirmeden, sağlıklı yarınlara ulaşmak mümkün değil. Bu şiddet ortamını mutlaka gidermek zorundayız. Türkiye gerçekliğinden çıkarmak durumundayız. Öyle bir hale geldik ki artık dinler, kültürler, birbirine düşman olma durumuna getirildi. 90 yıldır ve özellikle son 30 yıldır her türlü antidemokratik uygulamalara ve çatışmalardan dolayı yaşanan ölümlere rağmen çok önemli bir şey hala halklar ve inançlar, diller birbirine düşman hale gelmedi. Bunu önemsemek lazım. Dolayısıyla halkın bu kesimlerin barış özlemini eşit koşularda bir arada yaşama özlemlerini iyi anlamak lazım. Bu ülke barışa hasret. Barışın gerçekleştirilmesi lazım, ama biran önce” diye konuştu.

Türkiye Barış Meclisi'nin düzenlediği çalıştaya konuşmacı olarak katılan gazeteci yazar Cengiz Çandar ise çözüm sürecinde bölge halkında fazla bir heyecanı görmediğini ifade etti. Çandar, "Abdullah Öcalan'ı merkez alınarak başlayan ve bugüne kadar olan görüşmelerden farklılıklar gösteren görüşmeler bu barış sürecine ilişkin olarak, barış özlemini ifade edersek bile, yeni bir ivme yeni bir heyecan diyeceğim pek heyecan Fırat'ın doğusunda sezmedim heyecanı. Ama merak ilgi var. Bu kez bu iş olacak mı? Galiba bu sefer olacak ya da daha önce hayal kırıklıklarıyla sonuçlanan ümitleri adeta tüketen gelişmeler bu kez öyle olmayacak.

Bu iş hayırlı bir sonuca gidecek beklentisi, en azından kendi payıma söyleyeyim, sadece kendime ilişkin duygu olduğunu da sanmıyorum. Çok sayıda insanla da bunu istişare ettim. 'Bu kez olacak ve inşallah olacak' duygusu ya da isteği, Fırat'ın batısında, Fırat'ın doğusundan daha fazla gözüküyor. Bu iş bitsin isteği anlamında değil, bitecektir modunun Fırat'ın batısında yani Türklerin daha fazla olduğu, Kürtlerin de tam tersine bu işin çilesini, sıkıntısını çekmiş nice zulümle karşılaşmış olmalarına rağmen ve üstelik yıllardır üstünde ısrarla durulan bu iş Abdullah Öcalan ile yapılmalıdır durumu bu kez gerçekleşir gibi gözükmekteyken, Kürtler de son derece tedirgin, dikkatli, ihtiyatlı, temkinli ve mesafeli, bunların tümünü topladığınız zaman sonuç olarak gördüğümüz bu İmralı'da başlayan ve dün yeni bir ivme kazanan bu sürece mesafeli tavır var” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT