1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır'da açık emar sorunu
Diyarbakır'da açık emar sorunu

Diyarbakır'da açık emar sorunu

Her geçen gün büyüyen ve gelişen Diyarbakır'da, buna paralel olarak olumlu gelişmeler de yaşanıyor.

A+A-

Ancak bazı konularda öyle eksikler var ki, kent genelinde yaşayan bütün vatandaşları olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle sağlık alanında yaşanan bazı sorunlar karşısında ciddi sıkıntılar yaşayan vatandaşlar, yetkilileri bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorlar.

Konuyla ilgili Bir Açıklama yapan Derman Baba Yetiş Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yılmaz Acu, yetkililerin kalıcı ve köklü çözümler üreterek, artık bir metropol kent olan Diyarbakır'da bu tür sorunların yaşanmaması gerektiğini belirtti.

Uzun yıllardır insanların sağlığına kavuşması için çaba sarfeden ve bu konuda bir hayli deneyimi olan Acu, şunları söyledi:

'Diyarbakır gibi, nüfusu 1.5 milyonu Aşan ve artık sağlık turizminden ciddi anlamda faydalanması gereken bir kentte, böylesi bir eksiklik, gerçekten kabul edilemez.Açık EMAR'ın olmaması kentimiz ve hatta bölgemiz adına büyük bir kayıptır. Bir çok hasta, kapalı EMAR'a girmek istemiyor. Bu nedenle tedavileri yarım kalmakta ve bu durum, ileride çok ağır sonuçlara yol açıyor.

İç organ ve dokuların çok rahat bir şekilde görüntülenmesiyle vazgeçilmez tanı yöntemlerinden biri haline gelen MR cihazı, kapalı yer korkusu (klostrofobi) olan hastalar için, Adeta Bir kâbus haline geliyor.

Bazı hastalar, doktorundan bir sakinleştirici istiyor. Bazı durumlarda Anestezi altında da MR çekilebiliyor. Eğer korkunun boyutu baş edebileceğimiz boyuttaysa, en faydalı çözümlerden birisi de nefes egzersizleridir. Nefes almak, en doğal sakinleştiricilerden biridir.Pek çok hasta, MR çekme korkusu yaşıyor.

Adeta, silindirik bir mıknatıs olan MR cihazı, klostrofobiyi en net tetikleyen etmenlerden biridir. özellikle kişinin o an orada çaresiz ve kapalı olduğu, istese de çıkamayacağı, yardım alamayacağı fikri hissidir.

Klasik psikolojideki bu öğrenilmiş, koşullanma açıklamasının yanı sıra, biyolojik yönden de açıklaması var. O da beyinde duyguları yöneten amygdala isimli alanın klostrofobik kişilerde daha küçük olduğunun araştırmalarla gösterilmesidir. Bir diğer görüş ise bazı ailelerde klostrofobinin daha sık olduğu, bunun genetik bir yatkınlıkla açıklanabileceğidir. Çocuklukta kafası parmaklıklar arasına sıkışan, bir havuza düşüp boğulma tehlikesi geçiren, karanlık bir odada kilitli kalan, aile tarafından kilitli bir arabada bırakılan çocuklarda, ileride klostrofobi gelişme riski daha fazladır. Bu da klostrofobinin öğrenilen bir tarafı olduğunu düşündürür.

Klostrofobisi olan insanlar bunu bazen dile getirirler, bazen önemsemezler hatta normal bile karşılarlar. En çok karşılaşılan alanlar asansöre binememe, dar alanlarda duramama, tünel gibi yerlerden geçememedir. Bazı kişiler ise klostrofobik olduğunu tıbbi bir nedenden dolayı MR çekileceği zaman geçirdiği kriz sırasında öğrenir. Pek çok hasta için tünel gibi dar bir cihaza girmek, tıbbi zorunluluk da olsa tabuta girip mezarın içinde beklemekten farksızdır. MR çektirmeye başvuranların yaklaşık yüzde 10'un da klostrofobi saptanmıştır'.

ÖLECEKMİŞ GİBİ HİSSEDİYORLARKlostrofobik kişilerin MR çekilirken daha çok nefes alamamak, boğulacakmış, kalbi yerinden çıkacakmış, en önemlisi ölecekmiş gibi hissettiğini belirten ve Derman Baba Acu, 'insanlar için MR çektirmek çok zor. Bu kişilere ya anestezi altında uyutularak çekim yapılır, ya açık MR'a girerler ya da klostrofobi için tedavi görüp ilaç alarak girebilirler' dedi.
Acu, MR sırasında bu korkuyu yönetmek ve kontrol altına almak için ise şu önerilerde bulundu:'Öncelikle klostrofobimizi biliyorsak bunu MR'ımızı çekecek sağlık personeliyle paylaşmalıyız. Eğer baş edemeyeceğimiz kadar yoğun korku yaşıyorsak MR'dan önce doktorumuzdan bir sakinleştirici isteyebiliriz. Çok yoğunsa bazen anestezi altında da MR çekilebiliyor. Eğer korkularımız baş edebileceğimiz düzeydeyse en güzel çözümlerden birisi nefes egzersizleridir. Derin derin burundan nefes alıp ağızdan vererek vücudumuzun gevşemesini sağlayabiliriz. Nefes almak en doğal sakinleştiricidir.Zihnimizi bize en iyi gelen anıları düşünmeye yöneltebiliriz. Böylelikle dikkatimizi korktuğumuz durumdan başka 'olumlu yöne' çevirmiş oluruz'.

Bu haber toplam 9130 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT