1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır normalleşiyor, bunun farkında mısınız?
Diyarbakır normalleşiyor, bunun farkında mısınız?

Diyarbakır normalleşiyor, bunun farkında mısınız?

Diyarbakır, son otuz yılın en güzel baharını yaşıyor. Her tarafı, baharın yeşilliği ve ruhlara ümit veren canlılığı kaplamış.

A+A-

Bu canlılık ve ümit, sadece gözü ve gönlü okşayan maddi âlem için değil, aynı zamanda, otuz yılı aşkın bir zamandır süren ve kardeşlik iklimini hazana çeviren manevi atmosfer için de geçerlidir. Çünkü çözüm süreci çerçevesinde son birkaç aydır yaşananlar,  bölgede inanılmaz derecede olumlu bir değişimin başladığını gösteriyor. Kısaca; Diyarbakır daha düzenli nefes alıyor.

Nasıl mı?  Öncelikli olarak bölgeden Türkiye'nin diğer illerine medya aracılığıyla artık pek olumsuz haber gitmiyor.  Bu da Diyarbakır'daki güvenlikle ile ilgili kafalarda oluşan kaygıları ve korkuları büyük ölçüde giderdiği için, çok sayıda STK'nın, kurum ve kuruluşun ve de tek tek kişilerin buraya gelmesini sağlıyor. Şehir şimdi daha canlı ve cıvıl cıvıl; her şehirden, her bölgeden insanın gelip Ulu Camide Diyarbakırlılarla omuz omuza namaz kıldığı bir yer oldu.  Kültürel olarak çok sayıda medeniyetin mirasından beslendiği için, bölge insanında ötekine bakışta zaten var olan hoşgörü kültürü,  batıdan gelenlerle hemen kaynaşmayı sağlıyor ve de karşı sempatiyi doğuruyor.  Bu buluşmada sık sık “biz kardeşiz, etnik olarak Kürt veya Türk olmamız çok önemli değil,” kabilinden konuşmaların dile geldiğine şahit oluyoruz.

Bölge halkı sadece  “barış isteğini ve çözüm sürecine olan desteğini” dile getirmiyor,  Diyarbakır için “tabu” olan birçok konuda düşüncelerini şimdi daha cesurca anlatıyor.   Örneğin bu hafta sonu Diyarbakır'da “Türk Hassasiyetleri” paneli yapıldı.  Bölgede daha düne kadar, sokakta ve BDP salonlarında tek bir ideolojinin dogmaları dışında başka bir şeyi duymanın neredeyse imkânsız olduğunu düşünüldüğünde bunun ne anlama geldiği daha iyi anlaşılır.

Yalnız düşünceler değil bölge halkı kısmı rahatlığın getirdiği atmosfer içinde, duygularını daha da özgür bırakmış. Sevinçte ve tasada daha bir kendi gibi davranıyor. Bunun en güzel örneğini, 6 Nisan Cumartesi günü Bedirhan Gökçe'nin o şiirsel dilinden Mehmet Akif'i ve Çanakkale'yi dinlemek için Dicle Üniversitesi'nin 2500 kişilik büyük kongre merkezini dolduran öğrencilerin coşkusu gösteriyor.  2500 öğrenci dakikalarca Akif'i ve Çanakkale şehitlerini alkışladı.

Ayrıca duyguların bu özgürce dışa vurulmasını farklı siyasi görüşlere mensup milletvekillerine karşı gösterilen ilgiden de anlıyoruz. Daha önce siyasilere uzak duranlar, şimdi onları kucaklıyor ve samimi tebessüm ediyor, siyasilerin konvoylarının önünü kesip, barış ve huzur isteklerini defalarca dile getiriyorlar.

Bu kucaklaşmanın sağladığı pozitif düşünme biçimi,  daha önce önyargıyla bakıldığı için görülmeyen gerçeklerin her iki taraf için daha net görülmesini sağlıyor. Daha önce gerçeği algılamamıza engel olan bariyerler kırılmaya başladığı için,  daha gerçekçi ve vicdanlı bir değerlendirme yapılıyor. Bir taraf, diğerini olduğu gibi kabullenmeyi, zorla kendisine benzetmemeyi öğreniyor.  Diğer taraf da geçmişin yaralarını kaşımaktansa, kabuk bağlamış yaraları deşip, irin akıtmaktansa, yapılan pansumanları, ortaya çıkan güzellikleri daha iyi algılamaya başlıyor. Şimdi Diyarbakır kahvehanelerinde ve aydınlar arasında, Türkiye'de yaşanan gelişmelere, bakıp, “nereden nereye geldik” cümlesi artık daha bir insafla dile geliyor.

Tüm bunların yanında dil eskiye göre daha itinalı, daha da “bize yakışan” bir biçim kazanmış. Konuşulan konu ne olursa olsun ortak bir noktada buluşabileceğimiz bir dil ve söyleme doğru gidiliyor. Marjinaller yok mu? Var tabii ki, her zaman da olacaktır. Ama onlar bile eskiye göre daha dikkatli ve “sivri olmayan bir dil” kullanıyorlar.

 Tüm bu güzel gelişmeler yaşanırken, ülkeyi yeniden germeye çalışmayı, vatanperverlikle, milliyetçilikle bağdaştırmak ne kadar mümkün, bilemiyorum. Kardeşlerin kucaklaşması, önyargıların yıkılmaya başlanması, huzurun ve barışın dilinin tercih ediliyor olması, Çanakkale ruhunun ve diğer ortak değerlerin yeniden canlanması kimi rahatsız eder, anlayamıyorum.

Türkiye'de yaşananlar gerçekten, tıpkı gerilim dizisindeki senaryoyu benziyor.  Bir yerde gerilim düşerken, mutlu sona ulaşılırken, diğer tarafta artıyor. Artık şimdi insanlar, “BDP'liler bugün hangi söylemleriyle, hangi tutumlarıyla yangına körükle gidecekler” demiyor, şimdi takip edilen MHP'nin oluşturduğu yüksek gerilim.Diyarbakır normalleşiyor, nefes alıyor. Buna herkesin yardımcı olması lazım!

HABERE YORUM KAT