1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır Memur-Sen’den Çin hükümetine tepki
Diyarbakır Memur-Sen’den Çin hükümetine tepki

Diyarbakır Memur-Sen’den Çin hükümetine tepki

Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilciliği Çin Hükümetini protesto etmek için Diyarbakır’da basın açıklaması gerçekleştirdi.

A+A-

Her türlü zulme karşı dik durduklarını ve seslerini her daim yükseltiklerini belirten  Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilcisi Yunus Memiş, dünyanın Müslümanlara karşı yapılan bütün zulümlerde olduğu gibi Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine de kör  ve sağır kaldığını söyledi. 

Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilciliği Çin Hükümetini protesto etmek için Diyarbakır’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilcisi Yunus Memiş, “Çin hükümetinin Doğu Türkistan Müslümanları üzerindeki insanlık dışı, vahşete varan baskı ve şiddeti artarak devam etmektedir. Maalesef dünya, Müslümanlara karşı yapılan bütün zulümlerde olduğu gibi Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine de kör ve sağır kalmaktadır. Her türlü zulmün karşısında dik duran ve sesini yükselten Memur-Sen’imiz Doğu Türkistanlı kardeşlerimize her türlü zulmü yapan Çin hükümetini protesto etmek için 2 Temmuz 2015 tarihinde saat 12.00’de Güneş Plaza 1. Kattaki Diyarbakır Memur-Sen il temsilciğinde basın açıklaması gerçekleştirilmiştir” dedi.
 
 
“Selam Olsun Uygurlu Kardeşlerimize, Lanet Olsun Faşist Çin’e” diye açıklamasına başlayan Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilcisi Yunus Memiş açıklamasını şöyle sürdürdü: 
 
Doğu Türkistan'daki Çin zulmüne "DUR" demek, zulmü kınamak, “BOYKOT” çağrısı yapmak için buradayız. Önce şunu belirtmeliyim ki; Müslüman Uygur Türkleri toprakları ve vatanları Doğu Türkistan’daki şanlı direnişlerini 257 yıldan beri büyük bir cesaret, kahramanlık örnekleri  ile dolu ve başarı ile sürdürmekte. Müslüman Uygur Türkleri bu kutsal mücadelesini Doğu Türkistan Hür ve Bağımsız olana ve bu topraklarda İlahikelimetullah cari olana kadar sürdürmeye azimli ve kararlıdır. Selam olsun Uygurlu kardeşlerimize, selam olsun şanlı direnişe, lanet olsun faşist Çin’e…
 
15 gündür Çinli faşist askerler bölgeyi tamamen kuşatma altına aldı. Yüreğimiz yaralı. Gönül rahatlığıyla iftar edemiyoruz.
 
Türkistan’da Oruç tutmak da yasak…
 
Başörtülü kadınlar taciz ediliyor, keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor..
 
Kur’an eğitimi engelleniyor, 500 bin civarında çocuk zorla ideolojik eğitimlere tabi tutuluyor..
 
Çin hükümeti, farklı Türkçe lehçelerinde konuşan yerli halkı Çinceyi kullanmaya zorlayarak asimilasyon politikaları uyguluyor.
 
Mal varlıklarına keyfi bir şekilde el konuluyor, seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor.
 
Türkistanlı kadınlar, “plan dışında” hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor.  Nüfus planlaması dışında olan çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi cezalara maruz kalıyor, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin görevine son veriliyor.
 
Bu hukuksuzluklara, zulümlere, yasaklara ve baskılara itiraz edenler evlerinden alınıyor, demokratik eylem hakkını kullananlar sokak ortasında öldürülüyor.
 
İşkenceler ve idamlar ise aralıksız sürüyor.
 
Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı Alimler de zehirlenerek öldürülüyor.
 
Kapalı devre zulümler devam ederken dünyanın sessizliğinden cesaret alan Çin her güne yeni bir katliam ile başlıyor. 15 günde Çin’in resmi verilerine göre onlarca, insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce Müslüman yaşamını yitirdi, binlercesi cezaevine konuldu. Kahrolsun faşist Çin, kahrolsun bu zulme gözlerini kapatanlar.
 
Yardım kuruluşlarının dahi bölgeye girmesi engellenmekte, bölgeden sağlıklı haber alınamamaktadır. Bölgenin dünya ile bağının kesilerek bu şekilde karantinaya alınması, durumun vahametiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır. Çin, Doğu Türkistan’da olup bitenleri, gerçek haber ve bilgilerin üstünün zorla örttürmektedir. Kendi güdümündeki medya’yı müthiş derecede dizginleyerek kör ve sağır duruma getirmektedir. Gerçekleri kontrol ederek ustaca ve sinsice gizlemektedir. Çin’in bu sahtekârlığı bütün dünyaca bilinmektedir.
 
Çin hükümetinin soykırıma dönüşen uygulamaları, her yıl yüzlerce Müslüman’ın hayatını kaybetmesiyle son buluyor.. Dünya bu soykırıma, bu insanlık zulmüne, bu alçaklığa ve vahşete seyirci kalarak, ortak oluyor. Lanet olsun böyle faşizme, lanet olsun Çin zulmüne..  Adaletsizlik, hukuksuzluk bunların kanına işlemiş. Yaşanan zulümler karşısında uluslararası kamuoyunu her zamanki gibi üç maymunu oynuyor. Yere batsın adaletsiz dünya, kahrolsun emperyalizm, kahrolsun vicdansız faşist Çin…
 
Doğu Türkistan söz konusu olunca vicdanını duvara asanları kınıyoruz. Tüm dünya sussa da biz susmayacağız! Yeryüzünde tek başımıza bile kalsak mazlumun ve mağdurun yanında yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onların haklarını savunmaktan katiyen geri durmayacağız. Büyük Memur-Sen ailesi olarak biz var oldukça Doğu Türkistan zulmünü, Gazze katliamlarını, Suriye vahşetini, Mısır ve Arakan’da yaşanan hukuksuzlukları gözlerine sokmaya devam edeceğiz. Gözlerinizi kapayarak vicdanlarınızın sizi rahat bırakmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
 
Buradan faşist Çin’e sesleniyoruz; Doğu Türkistan’a baskı uygulamaktan, vicdanları yaralamaktan, insan haklarını çiğnemekten, din ve vicdan hürriyetini gasp etmekten bir an önce vazgeç… Yeter artık. Uyarıyoruz! Akıttığınız kanda boğulacaksınız Hiç bir zulüm ebedi değildir. Aklınızı başınıza alın.
 
Bir çağrımızda insanlığa;
 
Bu zulme “DUR” demek için tüm vicdan sahiplerini ayağa kalkmaya, Çin zulmü son bulana kadar bir daha oturmamaya davet ediyoruz. Bugün Çeçenistan’ın Ruslardan gördüğü zulmü, Doğu Türkistanlılar Çinlilerden görmektedir. Dünya ise bu zulme göz yummaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir sorunu olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi sahiplenmelidir…
 
Doğu Türkistan’da ki vahşet, alçaklık ve soykırımı protesto etmek için “BOYKOT” çağrısı yapı
 
yoruz. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir. Faşist Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltarak bölgeyi Çinlileştirmektir. Susacak mıyız?  Haydi ilk önce “Boykot” ile başlayalım. Çin mallarına yönelik kapsamlı bir boykotla, yaşananların hesabını sormaya başlayalım. “Çin malına hayır” diyerek, tepkimizi gösterelim, Doğu Türkistan'daki soydaşlarımıza Faşist Çin zulmünü protesto için ve boykot için harekete geçelim.
 
                                          
 

Bu haber toplam 4767 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler