1. HABERLER

  2. ALINTI YAZARLAR

  3. Diyarbakır hukuku farklı işliyor!
Diyarbakır hukuku farklı işliyor!

Diyarbakır hukuku farklı işliyor!

DİYARBAKIR, 5. ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri, BDP milletvekillerini yine tahliye etmedi.

A+A-

Mustafa Balbay hakkında Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararı da Diyarbakır Mahkemesi için yeterli olmadı.

Anayasa Mahkemesi, 04.12.2013 tarihinde oy birliğiyle Mustafa Balbay'ın bireysel başvurusu hakkında bir karar verdi. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bu kararda mahkemece; iki ana başlık altında tespit yapılmış. Birincisi; seçilme hakkının ihlal edildiği, bu hak ihlalinin de Anayasa'nın 67/1. maddesi ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 19/7. maddesine aykırı bir durum oluşturduğu, ikincisi; tutukluluğun makul süreyi aştığı, bu durumun da Anayasa'nın 67/1. maddesi ile bağlantılı olarak yine 19. maddesinin ihlal edildiği şeklindedir.

Anayasa'nın 67. maddesi “vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme, bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma … hakkına sahiptir” şeklinde seçilme hakkını güvence altına alır. 19. maddesi ise kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenler. Söz konusu maddenin 7. fıkrası hükmü “tutuklanan kişilerin, MAKUL SÜRE içinde yargılanmayı ve soruşturma ve ya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır” der. Fıkrada geçen makul süre kriteriyle güvence altına alınan husus; masumiyet karinesinin uygulanabilirliğidir.

Anayasa Mahkemesi'nin Mustafa Balbay'la ilgili atıf yaptığı bu iki Anayasal hak dışında, kanunların tüm bireylere eşit uygulanacağı kaidesi de Anayasa'da güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 10. maddesinde eşitlik ilkesi: “herkes dil ırk renk cinsiyet … ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” şeklinde düzenlenmiştir.

Kanun önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin KCK'lı vekillerle ilgili vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğu aşikardır. Mustafa Balbay tahliye edildikten sonra BDP'li milletvekillerinin avukatları da bu tahliye kararını emsal göstererek Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerine başvuruda bulundular.

KCK Davası'na bakan Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri, aynı kalemden çıkmış gibi benzer gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiler. Her iki mahkeme de, “Anayasa Mahkemesi kararlarının farklı etkileri bulunduğunu, Balbay hakkında Anayasa Mahkemesince verilen kararın üçüncü kişiler için bağlayıcı olamayacağını, bu nedenle bu kararın emsal kabul edilemeyeceğini” söyledi.

Hukuken karar sadece Balbay açısından geçerlidir. Ama Balbay'la aynı nitelikte, aynı koşullardaki kişiler için de Anayasa Mahkemesi'nin aynı şekilde karar vereceği ortadayken, mahkemenin “bu karar beni bağlamıyor” diyerek ret kararı vermesi, KCK'lı vekiller konusunda, yargının içinde bulunduğu dirence işarettir. KCK'lı vekiller de bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurduklarında, Mustafa Balbay hakkında verilen kararın aynısı bu kişiler hakkında da verilecektir.

KCK'lı vekiller 2010 yılından bu yana tutuklular. Hem tutukluluk süresi itibariyle hem de milletvekili seçilmelerinden dolayı seçilme hakkının ihlali nedeniyle Anayasa'ya aykırılık oluşmuştur.

Hukuki ihtilafta uygulanan normun, uygulanan kişi ve olaya göre farklılık arz etmesi normaldir. Bazı normlar var ki hukuksal yorum gerektirmeyecek ve yorum farklılığına yol açmayacak kadar nettir. Söz konusu norm İstanbul'da da, Diyarbakır'da da, yurdun herhangi bir yerinde de aynı şekilde uygulanır.

Mustafa Balbay'la ilgili olarak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye kararını verirken gerekçesinde; Mustafa Balbay'ın Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre hükmen tutuklu olduğu vurgusuna rağmen “Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcılığı” kriterine vurgu yaptı. KCK davasındaki vekillerin durumu, Mustafa Balbay'ın yargılamadaki durumuna göre bir aşama daha lehe durumdur. Çünkü KCK'lı vekiller hakkında yargılama hala devam ediyor. Onlarla ilgili henüz bir hüküm verilmemiş. Yani Balbay gibi hükmen tutuklu statüsünde değiller.

Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza Mahkemeleri, Anayasa Mahkemesi'nin tutuklu vekillerle ilgili vermiş olduğu kararı iyi değerlendiremedi. Bu kararı fırsat bilip özgürlükçü bir yorumla vekilleri serbest bıraksaydı, çözüm sürecine de olumlu katkı sağlanırdı. Bu karar, Kürtler, Kürt siyasetçiler söz konusu olduğunda yargının nasıl bir direnç içerisinde olduğunu bir kez daha gösterdi.

Devletin bütün mekanizmaları Kürt meselesi konusunda bir anlayış değişikliğine giderken yargının bunun gerisinde kalmış olması çözüm süreci önündeki en büyük engeldir. Yargı, Kürt meselesine bakışı değiştirmediği sürece siyaseten atılacak bütün adımlar başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkumdur.

KCK davasında, vekillerle ilgili verilen kararın neresinden bakılırsa bakılsın hukuka aykırıdır. Gerici bir karardır. Hukuk nosyonundan yoksundur. Tamamen ikilikçilik yaratacak bir karardır.

Mustafa Balbay'ın tahliyesiyle kimse zarar görmedi. KCK'lı vekiller de serbest bırakılmış olsaydı, Balbay'ın tahliyesinin siyasete vermiş olduğu olumlu mesajlar gibi çözüm sürecine katkıda bulunacak mesajlar verilip olumlu adımlar atılacaktı. Red kararı, barış sürecini negatife çevirecek nitelikte bir karar oldu maalesef. Tahliye kararı çıkmış olsaydı; durağan olan barış süreci yeniden ivme kazanacaktı. Barış adına bir fırsat daha kaçırıldı.

Cesim PARLAK

Bu haber toplam 6341 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT