1. HABERLER

  2. ALINTI YAZARLAR

  3. Diyarbakır hatırası
Diyarbakır hatırası

Diyarbakır hatırası

Türkiye'nin çözüm sürecine ilişkin adımlarının ardı ardına gelmesi, demokratikleşme paketinin sonrasında Diyarbakır buluşması, bütün ülkede terörün biteceğine, yeni bir dönemin başladığına dair ümitleri iyice arttırdı.

A+A-

Türkiye'nin çözüm sürecine ilişkin adımlarının ardı ardına gelmesi, demokratikleşme paketinin sonrasında Diyarbakır buluşması, bütün ülkede terörün biteceğine, yeni bir dönemin başladığına dair ümitleri iyice arttırdı.

Ancak süreci başarısızlığa uğratmak isteyenler, doğrudan doğruya süreç üzerinden hareket ederek işi çıkmaza sürmek istediklerini saklayamıyorlar. Şöyle ki, Başbakan Erdoğan'ın "Dağdakiler inecek, cezaevleri boşalacak" sözü, bağlamından koparılarak bunlar tarafından sürece karşı bir "genel af" kampanyasına dönüştürülmek istendi. Oysaki sürecin başından bu tarafa, Başbakan Erdoğan'ın söyledikleri, dağdaki örgütün tasfiye edilmesi, terörün bitmesi ve elbette bu sebeple mezarlıkların ve hapishanelerin artık kurban almaması şeklindeydi.
 
Buluşmadan ürkenler
 
Diyarbakır buluşmasından en çok rahatsız olan KCK ve terör severler korosudur. Onların kamuoyunda oluşan olumlu havadan çekinerek, tepkilerini sınırlı bir şekilde dile getirdiği görüldü.

Bununla beraber, çözüm sürecinin başarısız olmasını isteyen kamuoyu yapıcılarının, medya çevrelerinin önemli bir kısmında "galiba süreç başarılı olacak, hiç olmazsa bir yerinden tutunalım" gibi bir tavırda belirmedi değil. Buna rağmen, bu tavır sahipleri "Diyarbakır hatırası" türünden manzaralar sunarken, bölgede PKK yapılanmasının 30 yılda baskıyla oluşturduğu, mobilize ettiği birtakım faaliyetleri, "işte görüyorsunuz Kürtler Türkiye'den kopmuşlar" gibi sevinç içinde yansıtmaları, Türkiye'ye karşı nasıl bir husumet duygusunun, bu ülkenin egemen sermaye-medya çevrelerinde hakim olduğunun göstergesi olarak okunabilir.

Bunların öfkesi, Türkiye'nin bu sorunu yeniden entegre olarak çözmeye yönelmesi ve bunu da muhafazakâr bir başbakanın, muhafazakâr hükümetinin gerçekleştiriyor olmasıyla ilgilidir. Bu sebepledir ki bu kadro, KCK-PKK çizgisinin bölgede kurduğu otoriter baskıcı oluşumları, totaliter bir anlayışla özerklik adı altında ortaya koyduğu talepleri, demokratik değerler açısından değerlendirmemiş terör örgütünün bütün bu faaliyetlerini Türkiye'ye karşı savunmuşlardır.

Türkiye'nin egemen Batıcı aydın yazar-çizer (eski solcu şimdi liberal ama demokrat olmayan) taifesinin, Türkiye'nin bölünme projelerine destek verirken bu projelerin otoriter silahlı bir örgüt tarafından yapılmasını, uygulamaya sokulmasını görmezden gelmelerini sadece bir ahlaki sorun olarak görmemek gerekir.
 
İktidar kaybı
 
Onlar demokrasi içerisinde asla iktidar olamayacaklarını öngörerek, Türkiye'yi bir cinayet örgütü ile paylaşmayı tercih etmişlerdir. Sık sık cinayet örgütünün şefleriyle buluşmaları, onların mesajlarını taşımaları kimsenin itibar etmediği halde, arabulucu rollerine soyunmaları bir anlamda "sınıfsal karakterlerinin" göstergesidir. Şimdi, bu ülkeyle değersel bağları olmayan, Batıcı-aydın-medya-sermaye gruplarının bütün ümitleri kaybolmak üzeredir.

Bu tür kafa yapısının anlamadığı olay şudur: Türkiye, gücünü demokrasiden alarak büyümektedir ve büyümeye devam edecektir. Büyüyen Türkiye'nin karşısında, ayrılıkçı hareketlerin bir geleceği olmayacağı gibi, bölge ülkelerinin de Türkiye ile işbirliği yapmaktan başka faydalı bir seçenek bulamayacağı bir süreç yaşanmaktadır. Dün "Türkiye yalnızlaştı " diye sevinenlerin şimdi Türkiye'nin Irak'la, İran'la, Rusya'yla, Ukrayna'yla ve diğer bölge ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirdiğini gördükçe ya Mısır'daki Sisi'nin ya da Suriye'deki Esed'in kapısını çalmaktan başka yapacakları bir şey kalmamaktadır.

 

Vedat BİLGİN

Bu haber toplam 7297 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT