1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Diyarbakır futbolunun yenilmezlik grevi
Diyarbakır futbolunun yenilmezlik grevi

Diyarbakır futbolunun yenilmezlik grevi

3. Lig 1. Grup'ta ilk 11 maçını da kazanıp rekor kıran Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'u teknik direktörleri Turhan Özyazanlar'la konuştuk.

A+A-

Diyarbakır takımları için geçen yıl çok kötü geçti: Diyarbakırspor 2. Lig'den 3. Lig'e düştü. Erganispor ve Kayapınar Belediyespor ise 3. Lig'den amatör kümeye! Şehrin tek tesellisi ise 2. Lig'e yükselmek için play-off maçlarına katılma hakkı elde eden Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'du.

Geçen sezon ortasında Diyarbakır'ın sarı-kırmızılı takımının başına getirilen Teknik Direktör Turhan Özyazanlar, Metin Kurt ve Serpil Hamdi Tüzün gibi isimlerle çalışmış bir futbol adamı. Özyazanlar'la Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'u ve bir İstanbullu olarak Diyarbakır'daki hayatını konuştuk.

Hemen hemen sadece İstanbul'da çalışmış bir teknik adam olarak Diyarbakır'dan teklif geldiğinde tereddüt ettiniz mi?
Hiç tereddüt etmedim. Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'un önceki yönetiminden Murat Tuğrul aramıştı ilk. İnternet sitelerinde yazdığım yazıları görüp ilgilenmişler. Görüştük ve çok çabuk anlaştık. Üstelik bugüne kadar çalıştığım takımlar içinde de en düzeyli ve kaliteli yöneticiler topluluğunu burada gördüm. Geçen yıldan bu yana yönetim de değişti ancak gelenler de gidenler gibi. Böyle insanlarla çalışınca mutlu olmamak da mümkün değil elbette. İnsanlar açısından çok iyi bir ortam var. Aslında yıllarca İstanbul'da aradığım futbol ortamını, bin 500 kilometre ötede buldum ben. Ama onlar da aradıklarını bende buldular diye düşünüyorum.

Diyarbakır'a daha önce gitmiş miydiniz?
Güngören Belediye'nin başında iken Diyarbakırspor ile maça gitmiştim ve futbol hayatımın en kötü günüydü o. Ama Diyarbakırspor farklı zaten. Orada devletin takımı Diyarbakırspor. Devletin tayin ettiği insanlar, devlet bürokratları yöneticilik yapmışlar yıllarca ve “ne pahasına olursa olsun kümede kalsın” denilerek her şey yapılmış. Bugün bu hale düşmesinin nedeni de odur zaten. O maçta öyle bir küfür yağmuru altında kaldık ki! Soyunma odasına giderken kafamızı kaldırsak öldüreceklerdi sanki bizi! Görevli kartı takmış kişiler küfrediyordu hem de! Diyarbakır Belediyespor çok farklı bir camia ama… Diyarbakırspor düşüşe geçerken Belediyespor'un çıkış yapması da çok normal.

Diyarbakırlılarla, gençlerle ilgili izlenimleriniz nasıl?
Diyarbakır öncelikle İstanbul'dan çok daha rahat bir yer. O yakıldı, bu kırıldı olayları İstanbul'da da oluyor ama ben orada hiçbir rahatsızlık yaşamadım. 1.5 milyonluk bir şehir ve 4'te 3'ünün yaşı 25'in altında. Böyle bir şehirde ne yeterli tesis, ne de olanak var. Bu çok üzücü. Mesela Yozgat'a yapılanın 10'da 1'i veriliyordur Diyarbakır'a. 450 bin gencin spor yapma imkanı yok! Futbol dışında ise Diyarbakır'ı yürüyerek dolaşıyorum, bazen kahve içiyoruz. Genelde tesislerde antrenmanlar, futbolcularla ayak voleybolu oynayarak ve sohbet ederek geçiyorum zamanımı.

Futbolcularınız futbol dışındaki zamanlarda neler yapıyor?
Tesislerimize her gün 6 gazete alınıyor ve bu gazetelerin okunmasını, spor gündeminde, ülke ve dünya gündeminde olanların öğrenilmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunları oturup konuşuyoruz. Mehmet Uzun, Sunay Akın, Aziz Nesin gibi yazarların kitaplarını veriyoruz futbolculara. Hem ben hem de yöneticilerimiz. Zaten ben bugüne kadar bu kadar çok kitaptan, sinemadan, tiyatrodan söz eden bir yönetici topluluğu görmedim. Futbolcular kitapları okuyor, üzerine konuşuyoruz. Bazıları da okumayı pek sevmiyor. Aytaç var mesela onun da pek arası yok okumakla. Mehmet Uzun'un bir kitabını verdim, “Aytaç 10 sayfa olsun oku dedim”. Gitti geldi kitabı geri veriyor, “Hocam 10 sayfa okudum” diye!

Deplasmanlarda nasıl karşılanıyorsunuz rakip takımlar tarafından?
Eskiden Diyarbakır adı yüzünden büyük sıkıntılar yaşanmış tabii. Ancak son dönemde yönetimler öyle güzel karşılayıp ağırladılar ki Diyarbakır'a gelen takımları şimdi gittiğimizde taraftardan bir olumsuz tepki gelecek olsa önce ev sahibi takımların yöneticileri müdahale edip susturuyor. Kart görmeyen, kışkırtmayan bir takımız bir de, bunun da etkisi vardır tabii.

Takımdaki Diyarbakırlı oyuncu sayısı kaç?
29'da 11. 8'i benim gelişimle birlikte çıktı altyapıdan A takıma.

UNSUR - 1
Turhan Özyazanlar: 'Şans' lafına savaş açan teknik direktör

1977-80 arasında Fenerbahçe altyapısında futbol oynayan Turhan Özyazanlar burada Alpaslan Eratlı'yı kesip takıma girememiş. Lüleburgazspor'a Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı Türkiye Kupası'ndan elediği sene transfer olmuş ancak 12 Eylül darbesi devam mecburiyeti getirince İTÜ'deki okulunu tercih ederek futbola veda etmiş. Kardeşinin oynadığı takımda 'hatır için bir maçlık' başladığı teknik direktörlüğü ise çok sevmiş. Devlet Su İşleri (DSİ), İSKİ Spor (Bugünkü İBB. Özyazanlar İBB olduktan sonra da takımda bir sezon kalmış), Sahrayıceditspor, Yalovaspor, Alibeyköyspor, Güngören Belediyespor, Samsunspor ve Eyüpspor'u çalıştırmış. Bu takımların hepsi de ya onun döneminde ya da bıraktığı sene şampiyon olmuş.

Özyazanlar'ı en çok rahatsız eden konu ise spor basınının 'klişeleri' olan, “Şans/şanssızlık”, “seriyi sürdüreceğiz” gibi kalıp sözler: “7'de 7 yapacağız” demişim! Belki beraberliğe gidiyorum ben yahu! Ya da yenilginin ardından, “Şanssız maçtı” demişim! Bunu demem imkansız çünkü ben şans lafını futboldan çıkarmak için savaş açmışım!

UNSUR 2
Metin Kurt, “yalnız adam” değildi

Metin Kurt'la tanışmasıyla futbola bakışının değiştiğini söyleyen Özyazanlar'a, Kurt'u da soruyoruz: Metin abinin ardından medyadan arayıp sendika ile ilgili soru sordular. Onlara dedim ki, 'Ona niye hiç sormadınız yaşarken?' Fatih Terim'in kaşında sivilce çıksa 20 gün şok haber olur televizyonda, Metin abi can derdindeydi kimsenin haberi olmadı! Bence tanıdığımız hocaların hepsini terazinin bir kefesine koy, Metin abi tek başına ağır basar. Bir de 'yalnız adam', 'ceza sahası içinde yalnızdı' deyip duruyorlar, şarkı bile yaptılar böyle! Ama Metin abi kalabalıklarla birlikte olmak için sendika kurmuş adamdı, gidip arkasında toplanan az olduysa o sendika pankartının, o Metin abinin yalnızlığı değildir! Taraftar grupları olarak 1 Mayıs'a katılıp dayanışma gününde tribündeki gibi küfürlü tezahürat yapanlar mesela daha yalnızdır aslında.

Barış AVŞAR/Radikal

HABERE YORUM KAT

1 Yorum