1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Diyarbakır Barosu: Öcalan'la görüşmeye hazırız
Diyarbakır Barosu: Öcalan'la görüşmeye hazırız

Diyarbakır Barosu: Öcalan'la görüşmeye hazırız

Yaşanan çatışmalı sürece dikkat çeken Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, "Çatışmalı sürecin sona ermesi için Öcalan ile görüşmeye hazırız" çağrısı yaptı.

A+A-

Diyarbakır Barosu, çözüm sürecinin dondurulması ve Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan'ın açıklamalarının ardından başlayan çatışmalı süreç ve yaşanan gelişmelere dikkat çekmek için önemli açıklamalarda bulundu.

Açıklamayı yapan Diyarbakır baro Başkanı Tahir Elçi, çatışmalı sürece nasıl gelindiğinin toplum tarafından dikkatle izlendiğini belirterek, toplumun bu süreci anlaşılmaz bulduğunu ve kabul etmediğini söyledi. Elçi, "Aslında Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümü yolunda pozitif gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, toplumun hayli umutlandığı bir dönemde hızla işlerin tersine dönüşünü toplum büyük bir şaşkınlıkla izlemektedir ve bu süreci kabul edilemez bulmaktadır" dedi.

'Erdoğan'ın açıklamaları bu sürece getirdi'

Öcalan'ın silahların bırakılması için yaptığı çağrıyı hatırlatan ve bu sürecin buna rağmen başlatıldığını ifade eden Elçi şunları belirtti:

"Yüzyıllık bir derinliği olan ve son 30 yılı çatışmalarla geçen ve 50 bin insanımızın canına mal olan bir çatışma sürecinin taraflarından birinin Kürt silahlı hareketinin lideri Sayın Öcalan'ın Türkiye Cumhuryeti devletine karşı silahların tümüyle devreden çıkarılması ve bu amaçla bir kongre çağrısının yapıldığı bilinmektedir. Dünyanın hükümet dışı en büyük militan yapısına sahip ve bir toplumsal desteği bulunan silahlı hareketin liderinin bu kararı karşısında bu sorunun gerçekten demokratik ve barışçıl yollarla çözme fırsatımız varken, bu şans kapımıza kadar gelmişken, yine Dolmabahçe mutabakatı olarak bilinen bir çerçeve metin ortaya çıkmışken bu meselenin silah yerine demokratik araçlarla çözümün fırsatı ortaya çıkmışken Cumhurbaşkanının bilinen açıklamaları ve tutumunu anlaşılmaz bulduğumuzu ve bu sürece gelmemizde temel etkenlerden birdir.

'Bu sürecin ne Türkiye halklarına ne de Kürt halkına hiçbir yararı yoktur'

Elçi devamla şunları söyledi: Sayın Cumhurbaşkanı toplumumuzun birliği beraberliğinde bizzat kendisinin başlattığı ve geliştirdiği bu sürecin ve yine bizzat kendisinin elleriyle darbelendiğini büyük bir üzüntü ve şaşkınlıkla izledik. Bu sürecin Türkiye'nin tüm toplumuna bir yararı olmadığı gibi Kürt toplumuna da hiçbir yararı yoktur. Kobanê direnişi ve İŞİD vahşetine karşı sergilenen kahramanca direniş karşısında Kürt direnişçileri başta Türkiye toplumu olmak üzere dünya halklarının büyük bir sempatisini kazanmış, desteğini sağlamış Kürt siyasal hareketi büyük bir uluslar arası meşruiyet sağlamıştır. 7 haziran seçimleri ile birlikte muazzam bir başarı elde edilmiştir. Öcalan'ın Türkiyelilik projesi, birlikte yaşama ve HDP projesi büyük ölçüde başarın sağlamış, hedeflerine ulaşmışken tam da böyle bir dönemde yeniden çatışma ve silahların devreye girmesinin en büyük faturası Kürt toplumuna olacaktır."

'Savaş hukuku ilkelerine uyulmalıdır'

"Bu sürece gelmemizde bu sürecin zeminin oluşmasında hükümetin tutumu özelikle de sayın cumhurbaşkanının tutumunun belirleyici olmakla birlikte Kürt siyasal hareketi de daha özeni olabilir ve bu sürecin devamına daha fazla katkı sunabilirdi" diyen Elçi şunları ifade etti: "Ne olursa olsun savaşa karşıyız ve bu meselenin barışçıl yolarla çözümünün yanındayız. Bu nedenle Kürt sivil toplumu bu sürece destek vermiştir. Bu çatışmalar önlemezse bile çatışma hukukunun yani savaş hukukunun asgari ilkelerine de uyulmalıdır. Güvenlik güçleri de olsa silahsız kişilere yönelik toplumun vicdanını rahatsız eden uygulamalara ve işkencelere son vermelidir."

'Hava operasyonunda, Kürt Yönetimi ve Irak Hükümeti'nin rızası yoktur'

Sınır ötesi hava operasyonun hukuka aykırı olduğunu ifade eden Elçi, "Sınır ötesi hava operasyonlarının hukuka uygun değildir. Bir haftadır Kürt Bölgesel Hükümeti'nin egemenlik alanında yada Irak devletin egemenlik alanında bulunan bölgelerde ve sivil yerleşimlerinin de bulunduğu bölgelere yoğun bir hava harekatı düzenlenerek bombalanmış ve devam etmektedir. Bu operasyonların hukuka özellikle de uluslar arası hukuka açıkça aykırı olduğunu ifade etmek isterim. Ne Irak merkezi ne de Kürt Bölgesel hükümetinin bu askeri operasyonlarda bir rızası yoktur. Her iki tarafta Türkiye'nin silahlı güçlerinin orada operasyon yapmasına yönelik bir rızası yoktur. Ayrıca bu operasyonların Kürt meselesinin çözümüne de bir yarar sağlamayacağını daha önce de defalarca yaşayarak hep birlikte tanık olduk" dedi.

'HDP'nin kapatılması, sorunun barışçıl yollarla çözülmesinin ilelebet toprağa gömülmesi demektir'

HDP'nin kapatılması ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması tartışmalarına da dikkat çeken Elçi şöyle devam etti: "Başta Kürt toplumu olmak üzere bu meselenin demokratik bir şekilde çözülmesine büyük bir destek sunmuş büyük bir değer biçmiş olan HDP büyük bir irade ortaya koymuştur.

Bu irade sorunun silah yerine demokratik yollarla çözümüne yönelik bir iradedir. Silahların devreden çıkması siyasetin devreye girmesini sağlayan bir iradedir. Tam da böylesi bir dönemde henüz bu iradenin ortaya çıktığı bir sırada bu partinin kapatılmasında ve bu partiye mensup milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve onlara cezaevi yolu gösterilmesini büyük bir şaşkınlık ve hayretle izliyoruz. Bu partinin kapatılması, kapatılma sürecinin başlatılması ve bu partinin genel başkanı olmak üzere milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve ceza soruşturmasına maruz kalması silahların toprağa gömülmesi yerine, Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesinin ilelebet toprağa gömülmesi anlamına gelecektir. Buradan hükümeti uyarıyoruz bir kez daha böyle bir tarihi yanlış yapmayın. Bir kez daha tarih tekerrür etmesin. Bu toplum hala DEP travmasını atlatmış değildir. O süreçten çok daha ağır yaralar açacak böyle bir sürece asla tenezzül edilmemelidir."

'Öcalan'a tecrit ile yasalar ihlal edilmiştir'

Öcalan'a uygulanan tecridin hukuki olmadığının altını çizen Elçi "Benimsemediğimiz karşı olduğuz ve toplumumuza hiçbir yararı olmayan bir süreçle karşı karşıyayız. Bu sürece gelmede Öcalan'la yapılan siyasi görüşmelerin durdurulmasının büyük bir etkisi bulunmaktadır. Diyarbakır Barosu olarak, bu meselenin barışçıl yollarla çözülmesi için heyetlerin yeniden İmralı'ya gitmesinin sağlanmasını dileriz. Ayrıca Sayın Öcalan bir hükümlüdür. Hem Türkiye hem de uluslararası hukuktan kaynaklı hakları vardır. Türkiye'de kim olursa olsun, hücre cezasına çarptırılsa bile avukatlarıyla görüştürülme hakkına sahiptir. Ancak Öcalan'ın bu hakları yıllardır elinden alınmış, avukatları ile görüştürülmesine izin verilmemiş ve yasalar ihlal edilmiştir" dedi.

'Diyarbakır Barosu olarak Öcalan'la görüşmeye hazırız'

Yaşanan çatışmalı sürecin sona ermesi için Diyarbakır Barosu olarak İmralı Adası'na gidip Öcalan ile görüşmek istediklerini açıklayan Elçi şunları belirtti: "Bu sürecin sona ermesi ve krizin bitmesi için Diyarbakır Barosu ve yönetim kurulu olarak Sayın Öcalan'la görüşmeye hazırız. Hükümetin uygun görmesi durumunda ve gerekli iznin verilmesi durumunda bu sürecin sona ermesinde çok büyük bir katkı sağlayacağını düşündüğümüz Sayın Öcalan'la görüşerek mesajlarını hükümete ve topluma sunmaya ve bu yangına, bu ateşe böylelikle bir kova su dökmeye hazır olduğumuzu ifade etmek isterim."

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler