1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. DİTAV’dan kültür tarihine bir katkı daha
DİTAV’dan kültür tarihine bir katkı daha

DİTAV’dan kültür tarihine bir katkı daha

Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Diyarbakır Şubesi yüz yıldan fazla bir zaman evvel yazılmış ve tarihin tozlu sayfaları arasında saklı kalmış bir eseri daha Türkçeye kazandırarak kültür tarihine katkı sunmaya devam ediyor.

A+A-

 “Amida” 1910 yılında Max van Berchem, Jozef Strzygowski ve Gertrude Lowthian Bell tarafından yazılıp fotoğraflanmış bir şehir ve mimari kitabı.
 
Kısa adı DİTAV olan vakıf geçtiğimiz yılda Albrert Louis Gabriyel’in “Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler” kitabını Türkçeye çevirtip yayınlamıştı. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Diyarbakır Şubesi Amida için hazırlanan önsözde şunları diyor:
 
“Şehirler, geleceğe dair biriktirdikleri kültürel ve tarihi miraslarını mekânlar üzerinden insanlığa bırakırlar. Bu mekânsal ve kalıtsal izdüşümler, şehrin bütün geçmiş tarihsel arka planı hakkında an’ı yaşayanlara fikirler verir.
 
En eski tarihleri kayıt altına almış verilere baktığımızda bizlere ipucu veren bilgi kaynaklarında şehre ad olarak Amid ya da Omid adına rastlıyoruz. Bu adlar sırasıyla, Amida, Dikranagerd (Tigranagert), Diyarbekir, Amed ve Diyarbakır olarak sıralanıp geliyor.
 
İsimler elbette şehrin sicilini kayıt altına almak anlamında çok önemli. Ama en az isimler kadar mekânlar ve mekânları yapısal öğeleri, mimari özellikleri, hatta kimlikleriyle birlikte geleceğe bırakan kavimler, şahsiyetler de önemli.
 
Yüzyıl önceki bir “hikâye”den size merhaba diyoruz elinizde tuttuğunuz kitapla. Eskiçağ, Ortaçağ gezginlerinin yolu bir şekilde içinden, çeperlerinden geçmiş tarihin kavşak noktasındaki stratejik bir şehir ve hinterlandıdır söz konusu olan.
 
Kadim metinlerin izini süren üç şahsiyetin ortak serüveninin bir anlamda adıdır Amida. Bir İsviçreli, Bir İngiliz, Bir de Avusturyalı geçtiğimiz yüzyılın ilk çeyreğinde 1910 yılında oturur ve bir kitap yaparlar. Adı Amida olur kitabın.
 
Hikâyesi, anlatısı tümüyle bir şehir üzerine olan kitabın üç yazarı; Max van Berchem, Jozef Strzygowski ve Gertrude Lowthian Bell Amida’yı birlikte kurgularlar. Kitabın üç yazarı hakkında muhetemelen bugüne kadar Türkçe’nin okurunun bu denli ayrıntılı bilgi sahibi olmadığı; biyografilerine bakıldığında görülecektir ki, en ünlüleri Gertrude Bell’dir. Onu birçok okur atının sırtında bütün Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyasını defalarca gezip fotoğraflayarak belgeleyen bir aristokrat gezgin olarak tanır.
 
Etik bir mesleki kaygı ile ve entelektüel sorumlulukla Amida’yı hazırladıkları hemen göze çarpar yazarların. Strzygowski ve Berchem titiz bir merakla şehrin anıtsal mekânlarını adeta didik didik edercesine çalışırlar. Eski Pers sanatından Grek uygarlıklarının sanatsal yapılarına
 
ve dahi Avrupa ile Ortadoğudaki tarihi yapılara varıncaya kadar çok ince ayrıntılara girerek yorum yapar, kayıt düşerler tarihe.
 
Mimari kaygı biraz öne çıksa da tarihsel arka plan ve bağlantılandırdıkları farklı coğrafyaların mekânsal hikâyeleri, özellikleri hatta ilişkilenme biçimleri Amida’yı vazgeçilmez kılan ve her daim gündemde tutan bir öğe olur.
 
Neden böylesine bir kitap bugüne kadar Türkçe’nin okuru ile buluşmadı sorusu elbette ki meraklı okurun ilk sorusu olacaktır. Şehir hakkında böylesine hacimli ve önemli bir kitap şimdiye kadar nasıl oldu da ihmal edildi ve okuruyla buluşamadı? Amida 1910 yılında yayınlanmış bir kitap. Amida’nın özenli bir kopyası vakfımızın arşivinde yerini hep koruyordu. Defalarca çevirisini yaptırıp vakıf yayını olarak yayınlamak istedik. Hatta kentin çeşitli kurumlarına defalarca sunduk basılsın diye, olmadı. Kendi vakıf olanaklarımızla da çok çeşitli nedenlerle yapamadık! Hep erteledik, mümkün olmadı / olamadı. Ama gündemimizden de hiç düşmedi.
 
Amida’da tıpkı bir önceki kitabımız Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler gibi önemli bir boşluğu dolduracak. Şehrin yüzyıl öncesinin, çok daha evveliyatından, anılan tarih olan 1910’a kadar biriktirdiği tarihi ve kültürel miras hakkında karşılaştırmalı mekân anlatıları sunacak. Ayrıntılı mimari özelliklerin dünyanın hiç ummayacağınız bir başka coğrafyasındaki mekânında bir ayrıntı üzerinden tarih tartışması! Hatta öncelikler sıralaması ve özellik vurgusu sizi şaşırtacak. O vakit şuna kanaat getireceksiniz ki; meğerse ne denli önemli zenginliklere sahipmişiz! Farkına varmak için elinizde tuttuğunuz Amida gibi kitaplarla buluşmanın gereği o vakit daha çok anlamlı olacak.”
 
Gabriyel’in “Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler” kitabından sonra saklı kentin sahici hikâyelerinin kayıt altına alınan bir başka hazinesi olan “Amida”nın da okurla buluşturulması Diyarbakır’ın kültür tarhi açısından önemli bir kazanım. DİTAV Diyarbakır şubesi bundan sonra da desteklenmesi mümkün oldukça benzer çalışmaları sürdüreceklerini ifade ediyor.
 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler