1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. “Devlet cinayetlerden sorumludur”
“Devlet cinayetlerden sorumludur”

“Devlet cinayetlerden sorumludur”

Tanrıkulu faili meçhul cinayetler için TBMM Araştırması açılması için önerge verdi.

A+A-

Diyarbakır Barosu eski başkanlarından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de işlenen faili meçhul siyasi cinayetler için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırması açılması talebinde bulundu.

 

TBMM Başkanlığı’na konuyla ilgili önerge sunan Tanrıkulu, faili meçhul cinayetlerin, yurttaşlarda derin travmalar yarattığını vurguladı. Özellikle toplumda saygınlığı olan kanaat önderlerinin, gazetecilerin, yazarların, hak ve özgürlük savunucularının uğradığı suikastların veya yaşanan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmadığını vurgulayan Tanrıkulu “Bu cinayetlerin failleri korunmuştur. Sebahattin Ali’den Musa Anter’e, Uğur Mumcu’dan Hrant Dink’e ve en son Tahir Elçi cinayetine kadar aramızdan alınan sayısız insanın sorumlularının cezasız kalmasına sebebiyet verilmiştir. Faili meçhul cinayetlerin her yönüyle kapsamlı bir araştırmaya tabi tutularak araştırılması ve cinayetlerin arkasındaki sorumluların ortaya çıkarılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını istiyoruz” dedi.

 

Önergesinin gerekçesinde, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 1 Kasım seçimleri öncesinde Van’da gerçekleşen seçim mitingi sırasında 1990’lı yılların faili meçhul cinayetlerine dikkat çekerek "Biliyorlar ki; AK Parti iktidardan indirilirse buralarda PKK çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak" dediğini hatırlatan Tanrıkulu “Başbakanın ifade ettiği “Beyaz Toros”, 1990’larda sayısız yurttaşın bindirilip ölüme götürüldüğü ve faili meçhul cinayetlerle özdeşleşmiş bir otomobil modelidir. AKP döneminin en büyük faili meçhul katliamı Roboski’de gerçekleşmiştir. Burada “faili meçhul” tabiri, yalnızca faili bilinmeyen cinayetleri değil, faili bilindiği halde gizlenebilmesini de ifade etmektedir. Bu açıdan Roboski Katliamı da failler yargılanmadığı için “faili meçhul bir katliam” olarak bırakılmıştır” dedi.

 

1990’lı yıllar kadar yoğun ve sistematik olmasa da 2000’li yıllarda da faili meçhul cinayetlerin sürdüğüne ve özellikle son bir yılda hızlı bir artış gösterdiğine dikkat çeken Tanrıkulu “Türkiye İnsan Hakları Vakfı raporlarına AKP Hükümetleri döneminde de “Beyaz Toroslar” faaliyetini sürdürmüştür. AKP Hükümetleri döneminde 227 yeni faili meçhul cinayet yaşanmıştır. Yıllara göre faili meçhul cinayetlerin sayısı şöyledir:  2015 (Ekim ayı itibariyle)- 19, 2014-    47, 2013-    8, 2012-   16, 2011-   15, 2010-   9, 2009-   18, 2008-   30, 2007-   2, 2006-  21, 2005-   4, 2004-   8, 2003-   16, 2002-   8” diye konuştu.

 

2015 yılında 138 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıların da esas sorumluları ortaya çıkarılmadığını kaydeden Tanrıkulu, dolayısıyla bu katliamların da faili “meçhul” bırakılmak istenildiğini söyledi.

 

1990’lı yıllarda gözaltında kaybedilenlerin, evinin önünden arabayla alınıp bir daha haber alınamayan binlerce kişinin, ve o dönemin bıraktığı kolektif acının hafızalarda olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, şöyle devam etti:

 

“Faili meçhule kurban giden evlatlarının kemiklerini arayan Cumartesi Anneleri, evlatlarının kemikleri bile çok görülen bu anneler o dönemin canlı tanığıdır. Yakın zamanda yeniden gündeme gelen JİTEM ve kolluk kuvvetleri içinde oluşturulduğu iddia edilen gayri resmi infaz timleri o dönemki cinayetlerle birlikte anılmaktadır.

 

Eski Özel Harekat memuru Ayhan Çarkın’ın Ankara Barosu avukatlarından Yusuf Ekinci’nin öldürülmesinde kendi parmaklarının olduğunu ifade etmesi ve bazı siyasileri işaret etmesi o dönem içindeki yapılanma hakkında bize ipucu vermektedir.

 

90’lı yıllarda her güne cinayet haberleri ile başlayan ülkemiz, gelinen noktada geçmişle hesaplaşmadan toplumsal barışı inşa edemeyecektir. Toplumsal barış, acıda ve sevinçte ortaklaşmakla mümkündür. Evladının kemiklerini isteyen Berfo Analar, evladının mezarına dahi kavuşamadan bu dünyadan göçüp gittikçe toplumsal barış umudu giderek azalacaktır.

 

Faili meçhul cinayetlerle ilgili diğer bir husus ise denetim mekanizmalarındaki sistematik atalet halidir. Bunu kırmak isteyen yargıç ve savcılar olmuştur ancak sürgünlere maruz kalmışlardır.  Kamu görevlilerinin kirli işlere bulaştığını işaret eden pek çok delil yakın zamanda yürütülen soruşturmalarda kendini göstermiştir”

 

16 Ağustos 2015 tarihinde başlayıp aylardır devam eden sokağa çıkma yasakları boyunca da çok sayıda faili meçhul cinayet işlendiğine dikkat çeken Tanrıkulu “Cenazeler sokak ortasında bırakılmış, bebekler kurşunlara hedef yapılmıştır.

 

28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin kurşunlanmasına tepki olarak gerçekleştirilen basın açıklaması sırasında başından vurularak öldürülmüş ve bu cinayetin sorumluları hala ortaya çıkarılmamıştır. Elçi cinayetinden sonraki delil karartma girişimleri ve sürecin işleyişinin, 1990’larda işlenen siyasi cinayetlerden hiçbir farkı olmadığını, faillerin yine korunup kollandığını ortaya koymaktadır” dedi.

 

Devletin, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde gerçekleşen her türlü cinayetten, ölümden, yaşam hakkı ihlalinden doğrudan sorumlu olduğuna işaret eden Tanrıkulu, şöyle devam etti:

 

“Kişilerin can güvenliğini sağlamak, faili belli veya meçhul cinayetleri önlemek Devletin öncelikli görevlerinden biridir. Ancak ne yazık ki göz göre göre gerçekleşen cinayetlerin önü alınmamakta, failler de sistematik olarak korunmaktadır. 1990’lı yılların faili meçhul cinayetleriyle ilgili açılan davaların tümü nakledilmiş ve sorumluların çoğunluğu beraat ettirilmiştir. AKP döneminde işlenen faili meçhul cinayetlerin hiçbiri aydınlatılmamış, sorumlular hesap vermemiştir.

 

Faili meçhul cinayetler her yönüyle,  kapsamlı bir araştırmaya tabi tutulmak durumundadır. Bu olayı araştırmak ve cinayetlerin arkasındaki sorumluların ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırması açılması elzemdir”

Bu haber toplam 672 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler