1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. “Devlet cenazeler için ‘Hendek’ pazarlığı yapıyor”
“Devlet cenazeler için ‘Hendek’ pazarlığı yapıyor”

“Devlet cenazeler için ‘Hendek’ pazarlığı yapıyor”

Diyarbakır Sur’da 13 gün önce gerçekleştirilen operasyonda yaşamını yitiren Mesut Sevitek ve İsa Oran ile 5 gün önce yaşamını yitiren Ramazan Ögüt’ün ailelerinin cenazelerini alamadıkları gerekçesiyle başlattığı açlık grevi üçüncü gününe girdi.

A+A-

Özgür Haber’e konuşan aileler, “Yetkililer, bizlere ‘Hendekleri kapatın, cenazeleri verelim’ diyerek pazarlık yapıyor. Hendekleri biz mi açtık biz kapatacağız. Ya da ‘Gidin alın ancak keskin nişancılar sizi öldürür veya öldürmez bunu bilemeyiz’ diyorlar. Bizim de cenazelerimizi almak için açlık grevinden başka çaremiz kalmadı” dediler.


Diyarbakır Sur ilçesinde 6 mahallede ilan edilen sokağa çıkma yasağı ile başlayan çatışmalar 33’üncü gününde sürüyor.

 

Sur’da 13 gün önce Yoğurtçu Pazarı civarındaki operasyonda yaşamını yitiren Mesut Seviktek ve İsa Oran ile 5 gün önce yaşamını yitiren Ramazan Öğüt’ün aileleri, cenazelerinin verilmemesi üzerine başlattıkları açlık grevi de sürdürülüyor.
İHD Diyarbakır Şubesi’nde başlatılan ve 3’üncü gününe giren açlık grevini kararlılıkla sürdüren ailelere, barış anneleri ve yurttaşlarda destek veriyor.

 

Özgür Haber’e konuşan aileler, devleti kendileriyle cenaze pazarlığı yapması nedeniyle açlık grevinden başka şanslarının kalmadığı gerekçesiyle açlık grevi başlattıklarını söyledi.
 
“Mesut öldü, Sur yıkıldı ben ne yapan dünyayı”


Yaşamını yitiren 26 yaşındaki Mesut Seviktek’in annesi Hediye Sevitek, açlık grevinde kararlı olduklarını belirtti.

 

“Biz sadece cenazelerimizi almak istiyoruz” diyen anne Sevitek, kendilerinin bir kimseyi öldürme veya zarar verme istek ve niyetlerinin bulunmadığını, kendilerine ait olan cansız bedenleri alıp dini vecibelerini yerine getirerek toprağa vermek istediklerini belirtti.

 

Anne Sevitek; “Bu zulüm yeter artık. Mesut öldü, Sur yıkıldı ben ne yapayım dünyayı. Bu 12 günden bu yana biz cenazemizin peşindeyiz, bu nasıl bir zulümdür. Verin cenazemizi gömelim. Ben ölene kadar eylemini devam ettireceğim ve cenazelerimin peşinde olacağız. Aylık bebeler katlediliyor, dedeler, nineler katlediliyor. Bu zulmü yapanlar her kim olursa olsun inşallah benim gibi yüreğinden inlesin. Hangi inançta vardır cenazelerin verilmemesi ve ailelerin bu duruma düşürme”
 
“Savcı operasyonun birinci ağzı benim diyor ve hendekleri kapatın gelin cenazenizi alın diyor”


Ağabey İhsan Sevitek ise, cenazelerini almak için yaptıkları girişimlerde bir savcının kendilerine, “Operasyonun birinci ağzı konuşuyor, Hendekleri kapatın cenazenizi alın” dediğini anlatarak, şöyle dedi:


İhsan Sevitek, “Acılı ve kederli ailelerin yeri burası ve açlık grevi değildir. Bu insanlar sendikacı, devlet çalışanı değildirler. Çok eskilerden devletin insanlara, kendi çalışanlarına ve belli hakları gasp edildiğinde insanlar açlık grevine girerler. Yine hak ihlallerinin sık yaşandığı cezaevlerinde de belli haklar elinden alındığı zaman açlık grevine girilir. Şu anda aileler kendi cenazelerini almak için açlık grevine giriyor. Bu Türkiye’nin ayıbıdır. Bu vicdan sorunudur. İnsanlar analar burada ağladığında bizde insanız içimiz yıkılıyor. Ancak ben bu zulmün önünde ağlamayacağım. Elbet zulüm sonuna kadar sürmez. Bu insanlarımız herhangi bir dağda değil, 500 metre yanımızda yatıyorlar.

 

Evlerimiz, işyerlerimiz orada ama maalesef tüm girişimlerimize rağmen insanlarla alay edercesine bir yaklaşım ile yaklaşıyorlar. Bu şehrin birinci ağzı olduğunu söyleyen bir savcı var. Diyor ki, ‘Şu anda operasyonun birinci ağzı ile konuşuyorsunuz, gidin hendekleri kapatın gelin cenazelerinizi alın’ diyorlar. Savcı operasyonun birinci ağzı benim diyor ve hendekleri kapatın gelin cenazenizi alın diyor. Bir savcı ne zamandan beri kentin birinci ağzı olmuş bu nasıl anlayıştır. Hendekleri biz mi açtık, biz kapatacağız bu nasıl bir anlayıştır anlamadık gitti”
 
“Sevitek ailesi köyden kaçarken Mesut’u unutmuş”
Kardeşini anlatan Sevitek şöyle dedi:

 

“Benim kardeşim onlarca kez gözaltına alındı. 1993’te bir bayram günüydü. Devlet köyümüzü yakarken, o zulümden, o acıdan Mesut’u köyde unutmuştuk. 3 yaşındaydı bir gün sonra Mesut’u bizim köyümüze komşu bir köyde bulabildik. Yıl 1993 ve şimdi yıl 2015 bu bizim ayıbımız olamaz. Bu Türkiye’nin ayıbıdır. Zihniyet şu anda biraz daha pişkinleştiğini düşünüyorum. 2000’li yıllarda Başbakan ben dosyaların savcısıyım dedi herkesi içeri attı. Sonra dedi ki ‘bizi kandırdılar paralelciler yaptı’ dedi.

 

Şimdi söylediklerini ileride diyecekler ki, ‘Biz yapmadık ki Esedllah yaptı, DAİŞ yaptı. Biz Kürt kardeşlerimize bunu yapmadık’ diyecekler. İntikamcılık ucuz söylemlerle pazarlık yapılmaz hem de cenazeler üzerinden. Hiç kimse gördü mü ki savaşan iki ülke arasında cenazelerle ilgili böyle bir yaklaşım. Yine söylüyorum, ayıptır günahtır. Bundan vazgeçin. Cenazelerimizi verin onları defnedelim”
 
“Ahlaksız bir yaklaşım söz konusu”


İsa Oran’ın babası Mehmet Oran da, yetkililerin yaklaşımından oldukça rahatsız olduğunu belirtiyor.  Yetkililerin, ‘Hendekleri kapatın gelin cenazelerini alın’ dediklerini aktaran Oran, cenazelerini almak için açlık grevinden başka çarelerinin kalmadığını söylüyor. Oran şöyle devam etti:


“Başvurmadığımız kimse kalmadı. Milletvekilleri, İnsan Hakları Derneği, Vali, Vali Yardımcıları, Savcılar, Gazeteciler görüşmediğimiz kimse kalmadı. Ancak bir sonuç alamadık. Ahlaksız bir yaklaşım söz konusudur. Bizi de çocuklarımız üzerinde katletmek istiyorlar. Bize diyorlar ki, ‘Hendekleri kaldırın sonra çocuklarınızı verelim’ sanki o hendekleri ben oraya yapmışım gibi o hendekleri bana kaldır diyor. Bu nasıl bir anlayıştır.
 
“Bize, ‘Keskin nişancılar sizi öldürür mü? Öldürmez mi? onu bilemeyiz’ diyorlar”


Ya da diyorlar ki, ‘Belediye cenaze arabasıyla iki veya üç kişi gidin cenazelerinizi alın. Ancak keskin nişancılar sizi öldürür mü? Öldürmez mi? onu bilemeyiz’ diyorlar. 10 bin asker ve polis var burada bende dedim ki ‘Madem öyle 1 saat ateşkes ilan edin.

 

Tanklar, toplar askerlerin, polislerimiz var burada kimse buradan çıkamaz bir saat izin ver cenazemizi kaldıralım sonra ne yapıyorsan yine yap’ diyorum. ‘hayır’ diyorlar. Bu cenaze arabasıyla oraya git ve çocuğunu oradan al söyleminde bir oyun bir hile bir pusu seziyorum. Benim acım bana yeter zaten o çocuğumun cenazesini almaya gidenlerin başına bir şey gelirse bunu kabul etmem ve buna da katlanamam.  Bunu kabul etmedim. Bu teklifi devletin cumhuriyet savcısı bana yaptı.

 

Vali, vekile aileler gelsin, özel tim ve bomba imha ekipleriyle gitsin alsın demiş. Bizde güvensizlik olduğundan bunu kabul etmiyoruz. Biz cenazelerin güvenli bir yere gelmesini istiyoruz. Bir başkasını da hayati tehlikeye sokmak istemiyoruz. Bu ahlaksızlığı protesto ediyoruz. Ve bu ahlaksızlık bitmeden bu protestomuzu da sonlandırmayacağız. Ben eşim, çocuklarım ailem ve destek veren insanlarla protestolarımızı sürdüreceğiz.
 
“Erdoğan Valiye emretsin, Vali cenazelerimizi versin”
İsa Oran’ın annesi Saide Oran da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaşı bitirmesini istedi.

 

Anne Oran; “13 gün oldu oğlumun cansız bedenini alamıyorum o betonun üzerinden. Bu hangi kitapta yazıyor. Eğer bu yazıyorsa bir kitapta getirin bize de okuyun, bizde görelim ve bunu kabul edelim. Bize özel olmadığını görelim. Bu anlıyoruz ki Vali veya bu kentteki bir başkası bir şey yapamıyor. Bu direk Erdoğan’ın elindedir. Bu savaşın bitmesi o cenazelerimizi almak onun elindedir.

 

Erdoğan Valiye emretsin Vali de izin versin, cenazelerimizi versin”


Sur içinde 5 gün önceki operasyonda yaşamını yitiren Ramazan Ögüt’ün annesi Elif Öğüt ise, büyük bir yürek yangını içerisinde olduğunu ve bunu anlatmanın mümkün olmadığını söylüyor.

 

Anne Öğüt:  “Benim çocuğumu versinler. Benim cenazemi versinler, cenazemi defnedeyim. Barış olsun, insanlar ölmesin yeter artık. Benim cenazem verilene kadar burada açlık grevinde olacağım. Yüreği olan benim de bu annelerin de bu yüreklerin de sesini duyar” 
 
Barış anneleri: Yalnız bırakmayacağız


Sevitek, Oran ve Öğüt ailelerinin alcık grevi sürürken, kentten yurttaşların da ziyareti ve desteği de sürüyor. Ailelere sürekli olarak da barış anneleri grubu kadınlar en büyük desteği sunuyor.

 

Barış anneleri inisiyatifi kadınlar da sonuna kadar ailelerin yanında olacaklarını ve hiç yalnız bırakmayacaklarını dile getirdiler.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler