1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Demirtaş:'Diyarbakır aşığıyım'
Demirtaş:'Diyarbakır aşığıyım'

Demirtaş:'Diyarbakır aşığıyım'

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş (41) ülke siyasetinde sivrilmiş bir isim. Güleç, esprili... Genel seçimler öncesinde söyleştik ve çocukluk aşkıyla evlenmiş bir erkeğin samimi itiraflarını dinledik. Bu röportajda bir siyasetçiyi değil, bir eş ve babayı bulacaksınız

A+A-
Selahattin Demirtaş: Eşim çocukluk aşkım
- Tüm ülkenin tanıdığı bir siyasetçi olmanın ilk kıvılcımı ne zaman ve nasıl çaktı?
Siyasal kimliğimin şekillendiği gün, 1991'de Vedat Aydın'ın cenaze töreninde yaşadığım duygusal yoğunluktur. Ama siyasete girişim çok daha sonraki yıllara denk gelir. 2007 Genel Seçimleri'nde milletvekili oldum, sonra Grup Başkan Vekili seçildim.
- Neden hukuk okudunuz?
İşletmeyi kazanmıştım ama sevemedim o bölümü. Ağabeyim tutuklandı, İzmir gibi bir yerde avukat bulamadık. Çok öfkelendim. Ağabeyimin davasını ücretsiz üstlenen avukatın tavrı da mesleği seçmemde etkili olmuştu. 90'larda davaları üstlenen avukatlar baskı görüyor, tutuklanıyorlardı.
- Siyasete girmenize eşiniz ne tepki göstermişti?
2007'de aday olurken “Halk adına, bizler adına iyi olacak fakat kendi adıma üzülüyorum, çünkü seni kaybedeceğim. İstemeyerek de olsa destekleyeceğim seni” dedi. Ailem de eşim de fedakarlık yaptılar. Çocukların yükünü yıllardır eşim çekiyor. Sanki kocası cezaevinde... Arada bir açık-kapalı görüş yapabiliyoruz...
- First lady olma hevesine girmedi mi?
Asla. Bu yukarıdan dayatılan bir kültürdür. Kadını tamamlayıcı bir süs olarak gören, incitici bir şeydir. Ne ben başkan havasındayım ne o first lady.
“Şanslı bir erkeğim”
 
10417815_843377835742865_995739612433956611_n.jpg
- Eşinizle nasıl tanıştınız?
Başak'la aynı mahallede büyüdük. Ailelerimiz hala iç içe.
- Onu kollar mıydınız?
Liselerde Hizbul-kontra dediğimiz kesimin Kürt öğrencilere karşı saldırıları vardı. Kezzap atarlar, döverler, bıçakla yüzlerini keserler, öldürürlerdi. Kız kardeşim ve eşim aynı okuldaydılar. Külüstür arabamızla onları okula götürüp getirirdim. Üniversite için Ankara'ya gittiğimde ilişkimiz resmen başladı. Çocukluk aşkımla evlendim yani. Bir aşk evliliği... Bu yüzden şanslıyım.
- Siz okumak için Diyarbakır'dan ayrıldığınızda eşiniz ne yaptı?
O, Diyarbakır'da, evimizin arkasında, duvarı neredeyse bitişik olan Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde okudu. İşin tuhafı, o benden daha akıllı, matematikte filan daha başarılıydı. Sınavda bir şanssızlık yaşadı, eğitim fakültesini kazandı. Yeniden sınava da girmedi. Çünkü yoksul aileleriz, kafamıza göre tekrar tekrar sınavlara giremiyoruz.
“Balayına çıkamadık”
- Evlilik kararını nasıl verdiniz?
Çay bahçesinde oturuyorduk. “Biz evlenelim” dedik. Çok sıradan olmuş, şimdi düşünüyorum da. Belki de o bana teklif etti, hatırlamıyorum (kahkahalar). Ailelere söylemeye karar verdik ama epey bir zaman söyleyemedik. O dönem evlilik bize lüks ve ağır geliyordu. Toplumsal baskılar çok fazla, terörize bir ortam vardı. Ağabeyim cezaevindeydi. Birkaç ay sonra evlendik. Davullu zurnalı, mütevazı bir düğünle...Gelinlik-damatlık giymedik, fotoğraf için ulusal kıyafetler giydik. Ne balayına çıktık ne tatile gittik.Tatil lüksümüz yoktu. Aileler çok yoksuldu, evi kendi imkanlarımızla kurduk.
“Kız babası olmayan afra tafra yapmasın”
- Sonra?..
Büyük kızım Delal (12) doğdu. Küçük kızım Dılda da 8 yaşında. Kız babası olduktan sonra hanyayıKonya'yı anlıyor insan. Kızı olmayan afra tafra yapmasın 'ben babayım' diye.
- Diyarbakır aşığısınız. Başka bir kentte yaşamayı düşünmediniz mi hiç?
Diyarbakır'dan birkaç günlüğüne uzaklaşmak bile zor geliyor. Oraya tutkunuz. Diyarbakır'ın küçeleri dediğimiz taşlı sokaklarında büyüdüm. Tarihsel dokusu içinde, son demlerine yetiştik. Artık bir metropol. Ama Anadolu'daki birçok şehir gibi kimliğini korur.
'Aşk, çaktırmadan deli gibi sevebilmektir'
- Aşkın size göre tarifi nedir?
Çaktırmadan deli gibi sevebilmektir.
- Hobiniz var mı?
Tamirat yapmayı çok severim. Evde bozuk bir şey görsem dayanamam, hemen tamir ederim.
 
- Favori filmlerinizi ve oyuncularınızı sorsam?
Yerli de olsa yabancı da romantik olanları tercih ediyorum. En beğendiğim oyuncular da Yılmaz Güney, Mehmet Aslantuğ, Fırat Tanış.
 
- En son ne zaman duygusal bir an yaşadınız?
Başbakan'ın Cumhurbaşkanı karşısındaki hali beni çok duygulandırmıştı (gülüyor).
“Popülerlik korkutucu”
 
- Türkiye'deki siyasetçi tipini nasıl tanımlıyorsunuz?
Makam sahiplerinde toplumdan ayrıcalıklı, Allah tarafından özel yaratılmış insan havası var. Toplum hep altta, siyasetçi hep üstte... Ortaçağ'dan kalma, çirkin bir tarz bu. Biz geniş konvoylarla karşılanmaları yasakladık mesela. Başkan Obama bile 60 araçlık konvoyla gezmiyor. Bu ihtişam kültürü Ortadoğu'dan... Bizimki de o saraylara gide gele hevesleniyor sanırım.
 
- Popüler bir siyasetçi olmak nasıl bir duygu?
Bunun için özel bir çaba göstermedim. İnsanlar, aralarından birinin etkili hale gelmesi nedeniyle yakınlaşma duygusunu tadıyorlar. Bundan böbürlenmiyorum. Hatta sorumluluğum artıyor. Bu sevgi ve güvene karşılık verememe duygusu korkutuyor beni. 
 
Röportaj: Ali R. KARADAĞ

HABERE YORUM KAT