1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Demirtaş: Türkiye iki tercihle karşı karşıya
Demirtaş: Türkiye iki tercihle karşı karşıya

Demirtaş: Türkiye iki tercihle karşı karşıya

Meclis'te basın toplantısı yapan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan'ın HDP randevusunu iptal etmesine dikkat çekerek, "'Taybet Anne'nin günlerce cenazesinin yol üzerinde bekletilmesini soracağız' demiştik.

A+A-

Kendisi çıkmış 'Ben hesap vermem' diyor. Hadi bizden kaçtın ama Azrail ile randevundan kaçabilecek misin?" diye sordu. "Hepimizin dokunulmazlıkları bir gecede kaldırılsın" diyen Demirtaş, şöyle dedi:

"Siz ülkeyi tek adama biz halka teslim ediyoruz. Niye seninki değil de bizimki vatan hainliği? Artık Türkiye iki tercihle karşı karşıyadır. Ya diktatörlük ya demokratik halk yönetimi. Hitler modelini önermek serbeste ama İsveç modelini önermek suç. İlginç."


HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis'te basın toplantısı düzenleyerek, önemli değerlendirmelerde bulundu. HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Çağlar Demirel'in de katıldığı toplantıda konuşan Demirtaş, bugün kadın grup toplantısı planladıklarını belirterek, hava muhalefeti nedeniyle Yüksekdağ'ın Ankara'ya ulaşamadığını ve bu yüzden toplantının iptal edildiğini söyledi. Demirtaş, gazetecilere şu değerlendirmelerde bulundu:


"Ülkenin bir bölümünde bu kadar ağır savaş, ölümler, acılar yaşanırken, siyasetin ve toplumun önemli bir kesiminin tepkisiz kalması beklenemez. Türkiye sıradan günlerden geçmiyor. Ortadoğu da olağanüstü koşullardan geçiyor. Ülkemizde bu olağanüstü koşulları 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşamaya başladı. Ülkeyi yönetenler kendi cephelerinden hiçbir suç ve günahlarının olmadığının, olup biten her şeyin sorumlusunun HDP olduğunu söylüyorlar. Bu hükümet bugüne kadar yapılan hiçbir olumsuzluğu üstlenmemiştir. Yapılan iyi şeyler hükümet tarafından, kötü şeyler muhalefet tarafından yapılmıştır. Bu yalanın arkasına saklandılar.


Çözüm süreci buzdolabında diyen kim?


'Çözüm süreci buzdolabındadır' cümlesi kime aittir. Bu basit soruya Türkiye cevap versin. Bunu kim söylediyse olup bitenlerin sorumlusu odur. 'Çözüm süreci buzdolabındadır' diyen biz değiliz. 'Çözüm sürecine karşıyız' diyen biz değiliz. Çözüm sürecini bitirenlerden bu samimiyeti beklerdik. 'Evet çözüm sürecini bitirdik, biz çözüm sürecine inanmıyoruz, askeri seçeneğe dönüyoruz' gibi bir açık yüreklilik bekliyorduk. Ama buna rağmen sanki çözüm sürecini HDP bitirmiş, hendekleri HDP kazmış, tankı topu o sokaklara HDP göndermiş gibi ülkenin bütün günahlarını HDP üzerine yığarak bu durumdan kurtulmaya çalışıyorlar.


AKP'nin ödeyeceği fatura ağır olacak


Herkesin HDP'ye inanmasını yüzde yüz beklemiyoruz. Ama her insanın göğüs kafesinde bir kalp ve vicdanı vardır. Vicdan kırıntısı olan herkes olup biteni anlayabilir. İktidar sizde, bakanlıklar sizde, savaş kararlarını siz veriyor, emirlerini siz uyguluyorsunuz. Biz yapmıyoruz, sabah akşam barış çağrısı yapıyoruz. Hendekler müzakere ile kaldırılabilir diyoruz ama hayır siz bunları tanka topla ölümle kaldırabiliriz diyorsunuz.

Vicdanlarınızda kırıntı varsa buna bir cevap verin. Bütün bu ölümler, askeri, sivili, PKK'linin ölümünden kim haz diyor bir bakın. 'Şu kadar insan öldürdük' diyen kimdir. Hesap vermek yerine bizden hesap sormaya kalkıyorlar. Bir an toplum gerçekleri görmeye başlasa AKP'nin ödeyeceği siyasi fatura ağır olacak. Tank ile topla ben bu sorunu çözerim demek, kan ve gözyaşı demektir. Bu tercihte de bulunan biz değiliz. Başbakan açık aleni şekilde toplumu kandıracak açıklamalarda bulunuyor. Diyalog müzakere kanalları kapalı değil AKP kapattı, HDP ve Kürtler kapatmadı. Kürtler hala bir arada yaşabilmenin kapılarını zorluyor bütün bu ölümlere ve zulümlere rağmen.


Azrail ile randevundan kaçabilecek misin?


Bir yandan böyle bir savaş gerçeği yaşanıyor. Öte yandan ağır insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Öldürülen sivillerin cenazeleri yerde çürümeye terk ediliyor. Cenazelerin alınmasına izin verilmiyor. 'Taybet Anne 70 yaşındaki kadının günlerce cenazesinin yol üzerinde bekletilmesini soracağız' demiştik. Kendisi çıkmış 'Ben hesap vermem' diyor. Hadi bizden kaçtın ama Azrail ile randevundan kaçabilecek misin? Er geç bunun hesabı sorulacak, bundan da kaçacak mısın? Bu soru sana ahrette sorulacak bundan kaçacak mısınız? Anneler Diyarbakır'da evlatlarının ölmüş bedenlerine ulaşmak için açlık grevi yapıyor. Bu ülkenin başbakanı buna izin vermiyor. Diyarbakır'da cenazeleri açıkta çürümeye terk edilmiş, kimisi 10 gün kimisi 15 gündür. Biz bu soruyu Başbakan'a soramazmışız. Sormak istediğimizde randevu iptal ediliyormuş.


Tarafımızı çoktan belirledik: Halkın yanındayız


Bize niye hesap vermiyorsun? Her gece Saray'a hesap vermekten utanmıyorsunuz, bize mi hesap vermiyorsunuz? Tam da sizde hesap sormak için seçildik. Ne siyaseti ne de demokratik kurallarını anlamışsınız? HDP'ye, muhalefete hesap mı vereceğiz diyorlar. Alışmışlar hesap vermek diye bir yaklaşımları yok. Meclis'te, Sayıştay hesabını vermezler. Kanunsuz yapıyorlar. Başbakan alınıyor diye bunu sormayacak mıyız? Çocuk, bebek öldürüyorsun bunların hesabını sormayalım mı? Kızacaksın, küseceksin, oynamıyorum diyeceksin diye bunları sineye mi çekeceğiz? Diyalog kanallarını açmaya çalışıyoruz. Ama bunları yaparken halkımızı sahipsiz mi bırakacağız? 'Ev ev temizleyeceğiz' diyen AKP'nin yanında olmayacağız. Halkın yanındayız.

Biz tarafımızı çoktan belirledik, bize tarafınızı seçin diyorlar. Halkın yanındayız. Biz ne başka bir örgütün uzantısıyız ne silahlı şiddet örgütüyüz ne destekler ne de peşindeyiz. Ama halkımız neredeyse ne önünde ne arkasında oluruz omuz omuza yanında olmayı onur sayarız.


Diyalog ve müzakere çağrılarına nasıl cevap verdiklerini en azından bir gazeteci dönüp baksın. İlçe ilçe dolaştım, miting yaptım orada yaptığım konuşmalara bakın. Demirtaş ne demiş seçim öncesi. Silah kullanmaya gerek yok, ölümler olmasın diyen biziz. O bölge mitinglerinde savaşın durması için misyon üstlendik. Ankara'dan gelen yanıtları görün. Alaycılıkla yaklaşan hakaret eden tehdit eden üslubu görün. İçinizden bir gazeteci buna baksın, kim ne demiş o dönem. Biz sonuna kadar demokratik siyasetten yana tavrımızı koyduk.


Hepimizin dokunulmazlığı bir gecede kaldırılsın


IŞİD'e 'Öfkeli gençler topluluğu' diyen bir anlayış hendek ve barikatlardaki insanları kendi insanlarını bir kez olsun bile anlamıyor. IŞİD'in bu siyasi uzantısı bizi dokunulmazlıklar tehdit ediyor. Çok ilginç, 550 vekil değil miyiz? Hepimizin dokunulmazlıkları bir gecede kaldırılsın. Teklifimiz orada evet oyu vereceğiz. Milletvekilinin ne özelliği var? Niye bu kadar dokunulmazlık var? MHP destekleyecekmiş, dokunulmazlıkların kaldırılmasına eyvallah, biz de hazırız, getirin dokunulmazlıkları kaldırın. Biz kıvırmayacağız. Peki, siz çaldıklarınızı çaldık, diyecek misiniz?

Bunlara dokunulmayacak, Demirtaş ve Yüksekdağ özerklik dedi diye mahkemenin önüne atacaksanız buna da demokrasi diyeceksiniz. Biz dokunulmazlıklardan çekinmiyoruz. Adaletsizlikten yakınıyoruz. Yargınızdan korkmuyoruz. Fakat dokunulmazlıkları şantaj ve tehdit haline getirmenin kimseye bir faydası yok. Cumhurbaşkanı'nın yargıya talimat verme yetkisi yok, suçtur. Anayasa askıda yasalar uygulanmıyor hükümetin kendisi yasaları askıya almış bizi kanun dışı davranmakla suçluyorlar. Hangi kanuna aykırı davranıyoruz, sizin yoktur dediğiniz anayasaya mı aykırı davranıyoruz?


Masadan kaçanlar kendileri


Cumhurbaşkanı, Başbakan de facto anayasayı askıya almış. Siz böyle yaptıktan sonra cemaatin böyle yapması doğal. Bunu zedeleyen sizsiniz hükümetin kendi tavrıdır. Böyle bir ortamda bu kadar kanın ölümünün yaşandığı bir ortamda siyasi gerilimin olduğu bir ortamda anayasayı tartışmakta başka bir tuhaflıktır. Toplumun sivil demokratik bir anayasaya ihtiyacı var, HDP de anayasanın tümden değiştirilmesinden yanadır. Ama böyle bir ortamda anayasanın değiştirilme imkanı var mı? Hükümet bunun olmayacağını bizden daha iyi biliyor.

En son masaya oturduğumuzda 2013 yılında bizler anayasa uzlaşma masasından kalkamadık. O komisyonda bir ilke kararı alındı. 3 toplantı üst üste bir partinin temsilcisi katılmazsa masadan kalkmamış olur. Son 3 toplantıya AKP katılmadı. Meclis Başkanı, Meclis tutanakçısını görmedi. 3 grup kaldık CHP, MHP ve HDP olarak anayasa yapma irademizi ortaya koyduk. Komisyon fes oldu. Uzlaşma komisyonu öyle dağıldı. Masadan kaçan kendileriydi.


Siz ülkeyi tek adama biz halka teslim ediyoruz


Anayasa yapmak istiyorlarmış gibi görünüyorlar ama hayır tek bir maddeye ihtiyaçları var. Başkanlık diğerlerini bunu geçirmek için gündeme getiriyor. Başkanlığı tartışalım diyor.

Tartışalım ama bunu tartışınca niye özerkliği tartışmıyoruz? Siz ülkeyi tek bir adama teslim etmek istiyorsunuz, biz halka teslim etmek istiyoruz. Aramızdaki fark bu. Niye seninki değil de bizimki vatan hainliği. Bakın özerklik konusunu gündeme getirdik. Niye bir savcı harekete geçmedi? Burada bölünme yok. Burada bölünme mi var, birleşme mi var? Burada diktatörlüğün ve tek adam yönetiminin panzeri var. O yüzden bizi suçluyorlar. Artık Türkiye iki tercihle karşı karşıyadır. Ya diktatörlük ya demokratik halk yönetimi. Eğer halk özerklik olmasın biz diktatörlüğe razıyız diyorsa bizim diyeceğimiz bir şey yok. Başbakan'ın ağzına almayı istemediği alerji yaptığı Kürt sözcüğüne alerjiyi bir yana bırakmayız.

Adem-i yönetim, özyönetim hayata geçirilirse hepimiz rahat nefes alacağız. Kürdün ve Türkün kaygı ve korkularını aynı anda giderecek bir öneridir. Başsavcı hazretleri derhal soruşturma açacağına bu metni okusun. Bu metni hazırlayanlar da hukukçudur. Bu bir demokrasi modelidir, bölünme modeli değil. Bugün bütün demokratik ülkelerde özerklik var. Hepsinde mutlaka özyönetim modeli hayata geçirilmiştir. Savcı hazretleri bize dokunmaya çalışacağına gerçeğe dokunmaya çalışsa hayır bu siyasetçinin görevidir derse…


Hitler modeli serbest, İsveç modeli suç


Hitler modelini önermek serbeste ama İsveç modelini önermek suç. İlginç. Biz Hitler modelini önerseydik herhalde tek kişilik hücrede ömür çürüteceğiz. Bu birlikte yaşama teklifi ve önerisidir. Bir bölünme ajandası değil. Çatışmaları, ölümleri, hendeği, barikatı bitirmek sokağa çıkma yasaklarını bitirmek ve tartışmayı siyasi alana çekme önerisidir. DTK toplantısının anlamı budur. İktidar biz ne dersek diyelim kışkırtmaya devam edeceğiz. Biz Türk kardeşlerimizin vicdanına sesleniyoruz. Bunun görülmesi gerekiyor. Bugün buna abuk subuk yaklaşımlar gösterilirse bu işin içinden çıkamayız. Bizden Türkiyelileşmekten vazgeçmek değildir, Türkiyelileşmek tam da budur.


Türkiye nasıl kardeşleşecek?


Orada bölge halkı yok, Kürt halkı var. Bir saat grup toplantısı yapıyor Kürt diyemiyor bölge halkı da bölge halkı. Kimdir bölge halkı… Kardeşsek ismimizi söyleyecek miyiz? Türkiye de bir Kürt halkı bir de bölge halkı mı yaşıyor?

Böyle nasıl sorun çözeceğiz? Bu şekilde Türkiye nasıl kardeşleşecek? Bunlar hep AKP'nin saçmalıkları. Bu ülkede çoğulcu olan tek parti biziz. Gerisi ırkçıdır gericidir. Biz tıpkı Türkiye gibiyiz. HDP gibi bu kadar çoğulculuğu bağrında taşımaya hiç birinin cesareti yok. Bir bize bakın bir de diğerlerine bakın, vicdanınıza göre hareket edin. Biz korkan bedel ödemekten çekinmeyiz. Ama artık ülkenin bedel ödemesini istemiyoruz. Biz bunu durdurmaya çalışıyoruz. Kişisel hiçbir kaygı ve korkumuz yoktur, olmayacaktır. HDP hep birlikte ısrar etti ve hep bunda ısrar etmeye devam edecektir.
Aleviler 'İbadethanedir' diyorsa, nokta


Ortadoğu'da Arap coğrafyasında mezhep gerilimlerinin yaşandığı bir coğrafyada Türkiye, mezhep konusuna dikkat etmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 'Cemevleri kırmızı çizgimizdir' demesi kabul edilemez. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yaptığı açıklama mezhepçi olduğunu gösteriyor. Kendisine bunu yapsın diye bütçe verilmiyor.

Cemevinin ibadethane olup olmadığının tanımı ne ahlaki ne yasal ne de vicdani ona ait değildir. İnsanlar bunu ibadethane olarak ilan edebilirler, devlet buna karar veremez. Cemevlerinin ne olduğunu belirlemek sadece Alevilere aittir. Tek bir devlet görevlisi veya Alevi olmayan herhangi birinin cemevinin ne olduğuna karar verme yetkisi yoktur. Bu açıklamanın düzeltilmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çıkıp bunu düzeltmesi lazım. Aleviler ibadethanedir diyorsa öyledir. 


Suriye, Irak, Arabistan'da yaşananların Türkiye'de yaşanmasını istemiyorsak bütün mezhepleri eşit gören bir politikayı uygulamamız lazım. Seçim döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı'nı eleştirdiğimizde bizi hedef yapanlar dönüp baksınlar haklı mıyız değil miyiz? Lüks Mercedese binmeyenin inancı kıymetli olmuyor mu? Herkesin lüks Mercedesi yok, bu ülkede onların inançları farklı olabilir."


'Evet, sipariş verdik ama henüz elimize ulaşmadı'


Demirtaş, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Demirtaş, AKP'ye yakın medyadan "Demirtaş Rusya'dan PKK için füze istedi" haberlerinin hatırlatılması üzerine gülerek, "Evet, sipariş verdik ama henüz elimize ulaşmadı" dedi. Demirtaş, yapılan iftiralarında temelsiz olduğunu belirterek, "Rusya haberini dayandırdıkları kaynak yok. Rusya'da öyle bir gazete yok. İnsan bir bakar var mı böyle bir gazete yok mu diye. Hadi siz bakmadınız ama birilerinin bakacağı da akıllarına gelmiyor" diyerek tepkisini dile getirdi.


Demirtaş, önerdikleri özerklik yöntemine ilişkin bir soruya da, özellikle herhangi bir ülkeyi model almadıklarını belirterek, "Başkanlık sistemi olan bütün ülkelerde de özerklik, özyönetim, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi modeli var" diye konuştu. Demirtaş, bütün ülke modellerine baktıklarını faydalandıklarını fakat hiçbirini tam olarak model almadıklarını söyledi.


Müzakereye HDP kapalı değil


Demirtaş, "Barış çağrısı yapıyorsunuz var mı bu konuda bir formülasyonunuz" sorusuna da, "Parlamentoda bir formül önerdik. Parlamentoda bütün partiler bir araya gelsin bir komisyon kurulsun ve bu çalışmayı komisyon yürütsün. Bundan komisyon sorumlu olsun. Sorumluluk komisyonda olsun HDP ya da hükümette değil. HDP ve hükümet arasında işlemesin bu süreç. Genelkurmay Başkanı'nı göndereceğine siyasetçileri gönder diye çağrı yaptık. Diyalog ve müzakere HDP kapalı değil" diye konuştu.


Nereye davet edildiğimizi bilmiyoruz


Demirtaş, konuşması içerisinde anayasa komisyonuna iki satır yazı ile üye vermelerinin doğru olmadığı sözlerinin hatırlatılması ve "Üye verecek misiniz" sorusunun sorulması üzerine, "Partiler bir araya geldiler. Yeni anayasa konusunda tartışma yürüttüler. Bizimle yürütülmüş bir tartışma yok. Nasıl bir işe davet edildiğimizi bilmiyoruz. Hiçbir bilgimiz yok" diyerek, görüşme olmadan komisyon işine mesafeli olacaklarına işaret etti.


Demirtaş, Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'un, "Dokunulmazlıklar parti kapatmalar daha önce denendi fayda sağlamadı" sözlerinin hatırlatılması ve "Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında bir görüş ayrılığı mı var" sorusunun sorulmasına da şöyle cevap verdi:


"Grupların bu konuda karar alması bile iç tüzüğe aykırı. Türkiye'ye kazandıracak bir iş olsa biz hazırız kaldırılsın diyoruz. Numan beyin bu konularda vicdanlı olduğunu biliyorum. Kendisinin vicdanına güveniyorum. Çağrılarını ve vermek istediği mesajları yürekten anlıyoruz. Bizde aynı şekilde cevap veriyoruz. Ama bu söylenenler hükümetin resmi politikasına dönüşmediği sürece sonuç alınamaz. Numan beye katılıyorum bu işe yaramaz. HDP kendi yetmezliklerini gözden geçiriyor."


Demirtaş, "Kişisel bir açıklama olarak mı görüyorsunuz" sorusuna da, "Hayır, hükümet toplantısı sonrasında yapılan bir açıklama. Ama kişisel olarak vicdani bir duruşu sergiliyor" dedi.  Demirtaş, AKP'nin Cuma tatili açıklamalarına ilişkin de, "İnsanların Cuma namazında ibadetlerini rahatça yapabilmesi için mantıklıdır. Mantıksız olan aynı anlayışın cemeevine düşmanca yaklaşımıdır. Cumaya gitmek isteyenler ibadetlerini yapsınlar. Ama sen cemevine hakaret edeceksin Hıristiyan'ın, Yahudin'in ibadethanesi yok sayacaksın. Buradan kardeşlik çıkmaz" sözleriyle cevap verdi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler