
Demirtaş, Arınç'ın açıklamarını değerlendirdi
26 Aralık 2011 Pazartesi 16:00Bugün Diyarbakır'da devam eden KCK davasını izleyeme gelen BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Bizi ilgilendiren Beşir Atalay'ın ve Bülent Arınç'ın söyledikleri değil İdris Naim Şahin'in yaptıklarıdır. Şu anda İdris Naim Şahin'in yaptıkları neyse hükümetin yaptığı politika bizim açımızdan odur" dedi.
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam eden 104'ü tutuklu 152 sanığın yargılandığı KCK davasının 30. duruşması bugün başlarken, davayı izlemek üzere BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP Milletvekili Sırrı Sakık, Bağımsız Milletvekilleri ve aynı zamanda DTK Eş Başkanları olan Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk da katıldı.
Adliye binası girişinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yapılan davanın göstermelik bir dava olduğunu ve bütün kararların
Ankara'da alındığını iddia ederek, "Bugün Diyarbakır'da devam eden ve 104 siyasetçinin tutuklandığı ana davanın 30. duruşması için buradayız.
Bugüne kadar tek bir tahliye çıkmadı ve tek bir ilerleme kaydedilmedi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay da açıkça belirtti, bu operasyonlar ve tutuklamalar Ankara'da planlanıyor, hükümet bunu planlıyor. Bu duruşmaya ilişkin kararların buradan çıkma ihtimali yoktur, tahliye çıkacaksa Ankara'da çıkacak, anadilde savunma izni çıkacaksa Ankara'dan çıkacak, dolayısıyla buradaki duruşmalar göstermeliktir. Buradaki hakim ve savcılara da yazık oluyor, bu kadar emek mesai sarf ediyorlar, çabalıyorlar o kadar koşturuyorlar, fakat hiçbir yetkileri yok, yargılama bile yapamıyorlar. Emniyet, istihbarat ve medya aracılığıyla yargıyı yönlendiriyor. AK Parti'nin ve cemaatin Emniyet'teki örgütlenmesi yargıyı yönlendiriyor.
Cemaatin yargıdaki yönlendirmesi adaleti yönlendiriyor. Bütün bunlar Ankara'da görüşülüyor, Milli Güvenlik Kurulu'nda tartışılıyor, Bakanlar Kurulunda tartışılıyor bu nedenle Mahkeme binası olarak tanımladığımız bu bina içi boş bir binadır. Gönül isterdi ki burada adil bir yargılama olsun, hızlı bir yargılama olsun, kim suçlu kim güçlü ortaya çıksın.
Ama 3 yıldır arkadaşlarımız kendini savunamıyor bile. İddianamenin okunması dışında hiçbir mesafe kat edilmedi, Fakat 5 binden fazla arkadaşımız tutuklandı bugüne kadar bu hükümet ve tutuklama operasyonları sadece Türkiye'ye zarar verdi.
BDP'ye zarar falan vermiş değil, Kürt halkına da zarar vermiş değil, mücadelemize de
zarar vermiş değil. Zerre kadar zarar vermiş değil. Bu operasyonları planlayanlar bunu iyi bilsinler bütün arkadaşlarımız morallidir tutuklanan arkadaşlarımızın 10 katı, yüz katı arkadaşlarımızda mücadele mevzilerini doldurmuştur. Mücadele alanlarının hiçbiri boş değildir hiç biri de boş kalmayacaktır. Bir halk hareketini tutuklayarak bitirmesi, tutuklayarak engellemesi mümkün değil. O nedenle biz bugün bu mahkeme salonundan adalet falan çıkacağını beklemiyoruz.
Keşke hakimler siyasetin bu vesayetini kıra bilecek bir tutum sergileye bilseler. Ama onlarında durumlarını anlayabiliyoruz ellerinde bir şey yok. Göstermelik bir yargılamanın aleti haline getirilmek isteniyor yargıçlar da. Hakim Savcılar Yüksek Kurulu'nun baskısı var, Bakanların baskısı var, Başbakan'ın baskısı var, MGK'nın baskısı var, bu ortamda yargılama yapılması imkansızdır. Biz herşeye rağmen tutuklu olan arkadaşlarımızın aradan geçen 3 yıla rağmen serbest bırakılmamış olmasını büyük bir rezalet olarak tanımlıyoruz. Bugün 30. duruşma başlayacak bakalım ne olacak hep beraber göreceğiz" ifadelerini kullandı.
İÇİŞLERİ BAKANI İLE BÜLENT ARINÇ AYNI KABİNENİN BAKANI MI?
Başbakan yardımcısı Bülent Arınç'ın mecliste yaptığı konuşmanın sorulması üzerine Demirtaş, "Sayın Bülent Arınç'ın Meclis'te yaptığı konuşma ve Beşir Atalay'ın demokratikleşme ile ilgili yaptığı açıklamalar söz itibari ile elbetteki pozitif mesajlar veriyor. Ama bizi ilgilendiren Beşir Atalay'ın ve Bülent Arınç'ın söyledikleri değil İdris Naim Şahin'in yaptıklarıdır. Şu anda İdris Naim Şahin'in yaptıkları neyse hükümetin yaptığı politika bizim açımızdan odur.
Bizi bağlayan, İcracı Bakan olan İçişleri Bakanının yaptığı operasyonlardır. Biz ona göre bakarız ona göre konuşuruz. Şu anda tabloya baktığımızda diğer bakanların söyledikleri ile bizim partinin ismini her ağzına aldığında ağzını köpürterek konuşan bize kan kusan İçişleri Bakanının aynı kabinede olduğunu unutmayalım. Böyle bir anlayış, böyle bir zihniyet, ya aynı projelerin parçalarıdır, ya da birbirlerinden haberleri yok. İçişleri Bakanının dün yaptığı açıklamayı bir okuyun bakalım, bir de Bülent Arınç'ın ve Beşir Atalay'ın yaptığı açıklamaları okuyun. Bunlar ayrı kabinenin Bakanları mı?" dedi.
TUTUKLULAR SERBEST KALMADIKÇA KİMSE BİZİ İNANDIRAMAZ
Demirtaş, operasyonların durması, tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması ve anayasada özgürlüklerin tanınması yapılıncaya kadar kimseye inanmayacaklarını belirterek, "Kusura Bakmasınlar ama bu iş çocuk oyuncağı değil, pratik somut adım, operasyonların durması, arkadaşlarımızın serbest kalması, siyasi soy kırıma son verilmesi ve anayasada özgürlüklerin tanınması. Bunlar yapılmadığı müddetçe kim ağzı ile kuş tutsa, açılım yapıyoruz dese, pakette açıyoruz dese bizi inandıramaz. Biz demokrasiden yana her zaman desteğimizi sunduk, sunmaya da devam ederiz. Özgürlüklerden yana desteğimizi sunduk sunmaya da devam ederiz, zulme karşıda direniş ortaya koyduk koymaya da devam ederiz. Kim özgürlükçü yaklaşır demokrasi ve insan haklarına saygılı bir yaklaşımla parlamentoya paket getirirse elbetteki biz bunu olumlu değerlendiririz. Ama bize karşı oyun oynanıyor, bunun da farkındayız, buna karşı direniş gerçekleştiriyoruz, mesele bu" diye konuştu.
TÜRK: KÜRTLERİN HAKLARINI GÜVENCE ALTINA ALINACAK BİR ANAYASA DÜŞÜNÜLÜYORSA 5 BİN KÜRT SİYASETÇİSİ İÇERİDE OLMAMALI
DTK Eş Başkanı Ahmet Türk ise, "Bugün bir anayasa hazırlık çalışmasının olduğunu gömümkün değil. O nedenle biz bugün bu mahrüyoruz. 5 bin Kürt siyasetçisinin içerde olduğu bir dönemde Kürtlerin demokratik bir anaya yasadan çok fazla da bir beklentisi yok. Eğer gerçekten fikirlerin, düşüncenin özgürce tartışılması isteniyorsa ve Türkiye'de demokratik bir yasa düşünülüyorsa Kürtlerin tüm haklarının güvence altına alınacak bir anayasa düşünülüyorsa ve bakış buysa bugün 5 bin Kürt siyasetçinin içerde olmaması
gerekir fikir ve düşüncelerinden dolayı. Bugün anayasa ile ilgili çalışmalarında sağlıklı yürümesi için Kürtlerin düşüncelerini özgürce ifade edebileceği bir alanın yaratılması gerekiyor, yol temizliğinin yapılması gerekiyor. Yani siz bir yerde Belediye Başkanını, İl Başkanını, hukukçusunu, İl Genel meclis üyesini içeri tıkacaksınız, diğer taraftan da Türkiye demokratik bir anayasa yapacak diyeceksiniz bu tabi ki Kürtler açısından inandırıcı değil.
Bugünkü icraat ve pratik gösteriyor ki Türkiye Kürtleri susturmaya yönelik bir mantığın ve çalışmanın içerisinde. Bu mantığın değişmesi gerekir. Baskı, zulüm politikaları uygulandı ama Kürtler sinmedi, ödün vermedi. Birbirimizi anlayacak yeni bir süreç başlaması gerektiğine inanıyorum. Bu mahkeme ile ilgili Başkanın dediği gibi burada bir sonuç çıkacağına inanmıyorum çünkü karar mercii bura değil" dedi.


SON HAFTANIN SKORU



Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya


































































