1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Demirel, anadillerin sorunları için önerge verdi
Demirel, anadillerin sorunları için önerge verdi

Demirel, anadillerin sorunları için önerge verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili ve TBMM Grup Başkan Vekili Çağlar Demirel, Türkiye’deki insanların, kendi anadillerini öğrenememe, öğretememe, kamuda kullanamama ve birçok dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması gibi sorunların araştırılması ve bu sorunların giderilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması için önerge verdi.

A+A-

Konuyla ilgili önergesinin gerekçesinde UNESCO’nun yayınladığı, Dünya Dillerinin Durumu Raporu’na yer veren Demirel “Rapora göre yeryüzünde tespit edilebilmiş 6912 dil mevcuttur.

 

Fakat son 60-70 yılda 220 dilin öldüğü ve Türkiye’de de 15 dilin tehlike altında olduğu belirtilmektedir. UNESCO, bir dili yok olmaktan koruyabilmek için yapılabilecek en önemli şeyin insanların o dili konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulların yaratılması ile egemen ulus dilinin dışındaki halkların dillerini tanıyan ulusal politikaların ve anadili eğitimini destekleyen bir eğitim sisteminin olması gerektiğini belirtmektedir” dedi.

Anadillerin, bireylerin mensup olduğu toplumun yüzlerce, hatta binlerce yıl biriktirdiği kültürel zenginliğin oluşturduğu hazinenin anahtarları olduğunu kaydeden Demirel, şöyle devam etti:

“Çocuklar, ilk bilgilerini okul öncesinde anadilleri ile edinirler ve bu bilgiler ileriki aşamalar için bir temel olur. Okul öncesi yaşadığı altı yıl öğrendiği şeyleri anadili yoluyla öğrendiği için yeni öğreneceklerini de ancak anadil yoluyla canlandırabilir, diğer bir değişle anadil düşüncel gelişimin temelidir.  Okulun görevi bunu desteklemek olmalıdır. Oysaki bir çocuk, yedi yaşında hiç bilmediği bir dilde dünyayı anlamaya ve anlamlandırmaya, konuşmaya zorlanırsa, iç dilini yitirir. Anadilinde eğitim alamayan bir çocukta pedagojik açıdan görünen en büyük sorun öğrenme kaybının meydana gelmesidir. Çünkü insanlar anadilleri ile öğrenirler. Kavramlar ve kavramlar arası ilişkiler anadil ile kurgulanır ve algılanır” diye konuştu.

Çağımızda artık çok-dilliliğin önem kazandığı bir dönemin yaşandığına işaret eden Demirel “Günümüzde dünya ülkeleri incelendiği zaman BM üyesi 194 ülkenin 113 tanesinde birden çok resmi dillin olduğu ve İngiltere, İspanya, İtalya, İsveç, Almanya Çin, Hindistan gibi birçok ülkede anadilde eğitim ve öğretim yapıldığı görülmektedir. Estonya, Macaristan ve Bulgaristan gibi birçok üniter devlet aralarında Türkçe’nin de olduğu çok dilli eğime geçmiş durumdadır. Halkların anadillerini sahiplenmek için verdiği mücadeleler sonucu kazanılan haklar ile bugün Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde, Çocuk Hakları Sözleşmesinde, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Paktında, UNESCO Sözleşmesinde, Ulusal Azınlıkların Korunması Hakkında Çerçeve Sözleşmesinde ve buna benzer birçok uluslararası metinde anadilde eğitimin önemi vurgulanmakta ve hiç kimsenin ana dilini öğrenmekten alıkonamayacağı belirtilmektedir” dedi.  

Bugün Türkiye’de çok sayıda farklı dil konuşulduğunu da vurgulayan Demirel “Türkiye dil ve kültürlerin çeşitliliği açısından oldukça zengin bir ülkedir.  Kürtçe, Gürcüce, Hemşince, Lazca, Pontusça, Süryanice, Abazca, Ermenice, Rumca, Arapça, Çeçence, Çerkes dilleri, Mıhallemice, Pomakça bunlardan yalnızca bir kaçıdır. Anadolu’nun çok kültürlü mevcut sosyolojik yapısına rağmen Türkiye’de, Türkçe dışında, konuşulan diller ile ilgili bugüne kadar, “anadili” eğitim-öğretimi ve/veya “anadili”nde eğitim-öğretim sorunları ne yazık ki sağlıklı olarak tartışılıp bu konuda çözüm önerileri üretilememiştir” diye konuştu.

Demokratik ülkelerin, farklı dilleri koruyup geliştirmenin yolunu aradığına dikkat çeken Demirel, buna karşın Türkiye’deki katı ulus devlet anlayışının, farklı dillerin kendilerini koruyup geliştirmeleri önünde çok ciddi engeller getirdiğini vurgulayıp, şöyle devam etti:

“Bir asra varan acılarla dolu Kürt sorununun en temel ayaklarından biri de hala cunta dönemi anayasa, yasa ve mevzuatlarla düzenlenen Kürtçe meselesidir. ‘‘Vatandaş Türkçe Konuş’’ kampanyalarıyla başlayıp Kürtçe konuşanlara para cezaları, daha sonra hapis cezalarıyla devam eden yasakçı ve asimilasyoncu anlayış AKP iktidarı döneminde sorgulanmış olsa da; anadilinde eğitim veren okullar bugün hala kapatılmakta, göstermelik açılan seçmeli Kürtçe derslere dahi müdahale edilmekte ve TBMM çatısı altında bile Kürtçe bilinmeyen bir dil olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan 13 yıldır tek başına iktidar olan bir hükümetin Kürtçe’nin anadil olarak tanınması hususunda gelebildiği en ileri noktanın bireysel haklar kapsamında seçmelik veya özel kursluk dil eğitimi olması da sorgulanması gereken bir hakikattir.

Bu bağlamda anadilinde eğitimin toplumsal barışa katkılarının belirlenmesi, ülkede konuşulan dillerin durumunun tespiti, anadilinde eğitimin olamayışından kaynaklı pedagojik sorunların belirlenmesi ve giderilmesi için önlemlerin alınması amacıyla meclis araştırması açılmasını talep ederiz”

 

(Mahmut Oral)

Bu haber toplam 510 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler