1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. DBP kongresinde Kürt siyaseti özerkliği tartışıyor
DBP kongresinde Kürt siyaseti özerkliği tartışıyor

DBP kongresinde Kürt siyaseti özerkliği tartışıyor

Demokratik Bölgeler Partisi'nin 3. Olağanüstü Kongresi Kürtçe direniş şarkıları özerklik talepleri ile başladı.

A+A-

Kürt siyasetini bir araya getiren Kongreye Kürtlerin dostları da katıldı. Yönetim değişikliğine gidecek olan DBP'nin çok sayıda delegesinin tutuklanmış olması salona yansıdı.
 
Kongreye, HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, DTK Eş Başkanı Hatip Dicle, Siirt Belediye Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Van Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Hatice Çoban, Bekir Kaya, Mardin Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Ahmet Türk, Februniye Akyol, HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Urfa milletvekilleri Osman Baydemir, Dilek Öcalan, Ağrı Milletvekili Leyla Zana, DEP eski Milletvekili Selim Sadak ve çok sayıda HDP milletvekilleri, Barış Meclisi üyesi İmam Canpolat, Halkevleri Yöneticisi Dilşat Aktaş ve çok sayıda konuk katıldı.
 
DBP'nin talepleri pankartlara yansıdı
 
Sık sık Kürtçe direniş şarkılarının çalındığı salona "Rojava Devrimi'ni selamlıyoruz", "Arin Mirkan ölümsüzdür, Mirkan yoldaşın fedai ruhu zaferi getirecek", "Özgür Önder, Özgür kimlik", "Arinleşen gençlikle özgür Önderliğe", "Öz yönetimlerle özgür yaşamı inşa ediyoruz" benzeri çok sayıda BDP'nin taleplerini dile getiren pankart asıldı. Salona ayrıca PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın büyük bir posteri ile özgürlüğünü talep eden pankartlar asıldı. Böylece, DBP'nin Demokratik Özerklik, özyönetim, çözüm talebi ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebi salona yansıtılmış oldu.
 
Kongre salonunda ikili güvenlik bariyeri
 
Kongrede ciddi güvenlik önlemleri alındı. Bir yandan Salon dışında polis bariyeri oluşturularak salona girenler polisler tarafından aranırken, salonun girişinde DBP görevlileri ikinci bir güvenlik koridoru oluşturdu. Salona girenlerin üstleri, çantaları aranarak katılımcılar ikili güvenlik bariyerinden geçirilerek salona alındı.
 
Delegeleri tutuklanan parti
 
Daha önce Kürt siyasi hareketinin partilerinin kongrelerinde görülmeye alışkın olunan kitlesel kongreler yerine bu kongre sadece delegelerin katılımıyla sınırlı tutuldu. Ancak son dönemlerde yapılan operasyonlarda DBP'nin çok sayıda kongre delegesi, belediye meclis üyesi ve belediye başkanı tutuklanması kongreye de yansıdı.
 
Kongrenin yapılması için salt çoğunluk yakalandığında Kongre "Kürdistan ve dünya devrim şehitleri" için yapılan saygı duruşu ile başladı. Kongrenin açılış konuşmasını yapan DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Koçuk, Kongre ile DBP'nin sadece Kürdistan ve Türkiye değil bütün Ortadoğu'daki mücadelelere öncülük edeceğini belirtti.
 
Kongre divan eş başkanlığına Siirt Belediyesi Eş Başkanı Tuncer Bakırhan ve Hafize İpek seçildi.
 
 
DBP kongresinin Divan Eşbaşkanlığı'nı yapan Tuncer Bakırhan, Kürtlere yönelik saldırılara dikkat çekerek, "Yıllardır Kürtler bu saldırılar karşısında geri adım atmadı, bugünde atmaz. Biz barış istiyoruz ama bu saldırılara karşı da meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız" dedi. DBP Eş Başkanı Kamuran Yüksek ise, Türkiye'yi kast ederek, "Değişimi algılamayanlar Libya, Suriye ve Irak'ta olduğu gibi aşılacaktır" dedi. Yüksek, Silvan'da kendisini korumaya çalışan halka, "Evlerinizi terk etmeyin" çağrısı yaparak, "Sokaklarını terk etmeyen annelerin ellerinden öpüyorum. O tuttuğunuz sopalar onların tanklardan daha güçlüdür" dedi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi'nin 3. Olağanüstü Kongresi'nde Kongre Divan Eş Başkanı seçilen Tuncer Bakırhan, son dönemlerde belediye başkanları, çalışanlar ve üyelerine yönelik geliştirilen "operasyonları" kınayarak başladığı konuşmasında, "80 döneminde rastlamadığımız uygulamalarla, insanlar evlerine baskın yapılarak, kapıları, pencereleri kırılarak gözaltına alınıp tutuklandı" dedi.
 
'Meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız'
 
Kürtlerin Cadde ve sokaklarının kurşun ve gaz bombalarıyla boğulmak istendiğini kaydeden Bakırhan, şöyle devam etti: "Kürtler yıllardır mücadele ettiler bu uygulamalara uzun süre maruz kaldılar ama geri adım atmadılar. Baskıya ve zulme karşı boyun eğmeyen bir halka karşı bu uygulamaların devreye sokulmasını hiçbir şekilde kabul etmeyeceğiz. DBP halkın yanındadır, halkın talebi ve istemidir. Halkımız neyi istiyorsa yerimiz onların yanıdır." Bakırhan, bu politikaların terk edilerek PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin yeniden başlamasını isteyerek, "Kürt halkı hiçbir zaman savaş ve çatışmanın yanında olmamıştır, ama yeri geldiğinde meşru müdafaa hakkını kullanacaktır" şeklinde konuştu.
 
Kongrenin yapıldığı dönemin önemine dikkat çeken Bakırhan, kongrenin Türkiye ve Kürdistan'a barış ve demokrasi getirmesi temennisinde bulundu.
 
 
Yüksek: Anaların kendini savunmak için tuttuğu sopalar tanklardan daha güçlüdür 
 
 
DBP Eş Başkanı Kamuran Yüksek de yaptığı konuşmasında, kongrenin Kürdistan, Anadolu ve Ortadoğu halklarının özgürleşmesine vesile olmasını diledi. Murat Bozlak, Mehmet Abasoğlu, Cihan Deniz, Hüsnü Albay ve Cezmi Altıntaş'ı anan Yüksek, hayatını kaybeden bütün arkadaşlarının anılarına bağlı kalacaklarını ve mücadeleyi yükselteceklerini söyledi. “Ben artık kendi kendimi yönetmek istiyorum diyerek alanlara çıkan ve katledilen sivil halkımızı ve onlara dayanışma için gelen ve hayatını kaybeden HPG gerillalarını rahmetle anıyorum” diyen Yüksek, dünyanın ve bölgenin değiştiğini ve bu değişimi doğru okuyanların bu yüzyıla damgasını vuracağını ifade etti.
 
'Rojava özgürlük ateşinin sönmediğini gösterdi'
 
Zamanın demokrasi ve özgürlük zamanı olduğunu bunu doğru okuyan rejimlerin varlığını sürdüreceğini belirten Yüksek, "Bunu yapamayanlar, Libya, Suriye, Irak'ta olduğu gibi aşınmak zorundadır" dedi. Ortadoğu'daki değişim dinamiğinin öncüsünün inkar edilen Kürtler olacağını dile getiren ve Kürtlerin kendileriyle birlikte halkları özgürleştireceğinin altını çizen Yüskek, "90'lı yıllarda bu sistemin ideologları 'tarihin sonu geldi, bundan sonra dünya bir daha devrimlere tanık olmayacaktır, halkların istediği eşitlik ve barış olmayacaktır kapitalizm olacaktır' dediler. Ama tarih döndü, zaman döndü ve Rojava devrimi özgürlük ve eşitliğin sönmediğini gösterdi. O ateşi yakanlara ve taşıyanlara selam olsun" diye belirtti.
 
'Özgürlük için bizimde yüzlerce yıl savaşmamıza gerek var mı?'
 
Ulus devlet modelinin değişmek zorunda olduğunu dile getiren ve "Erdoğan'ın başlattığı savaş ulus devlet modelini korumaya yöneliktir" diyen Yüksek, toplumun değişim ve demokrasi taleplerine işaret ederek, "Ortadoğu halkları demokrasi ve özgürlük isterken Erdoğan, Kadafiye, Esad'a 'değiş dönüş halkına kulak ver' diyordu. Bizde aynı şekilde Erdoğan'a sesleniyoruz, halkın taleplerine kulak ver. Halkın taleplerine doğru yanıt vermezseniz, o seslendiğiniz tiranlardan farklı olmayacaktır. Sonunuz Kadafi, Esad ve Mübarek gibi olur. Gelin Türkiye'nin rejimini tartışalım ve dönüştürelim. Bu sadece Kürtlerin talebi değildir. 80 milyonluk ülke sadece Ankara'dan yönetilemez. Demokratikleşmelidir bu sistem. Avrupa ülkelerine bakın, 400 yıl savaştılar iki dünya savaşı verdiler. Geldikleri nokta ademi merkeziyetçi demokrasidir. Bizim de yüzlerce yıl savaşmamıza gerek var mı? Biz Kürtler istiyoruz diye bunu terörize ediyor. Böyle yaparak Türkiye halkının da demokratik yerinden yönetim hakkını elinden alıyor. Yerinden yönetim Diyarbakır, Hakkari için ne kadar gerekliyse, İzmir ve İstanbul içinde o kadar gereklidir" şeklinde konuştu.
 
'Sizin tuttuğunuz o sopalar onların tanklarından daha güçlüdür'
 
"Diyarbakır ne kadar özgür olacaksa İstanbul ve İzmir o kadar özgür olsun. Biz bunu geliştirmeye kararlıyız" diyen ve Türkiye halklarına "Bu devlet yüzlerce yıldır kimliğimizden bize dayattığı köleleştirmeyi aynı şekilde size de dayatıyor, sizi eşitlikten mahrum bırakıyor, bunu artık görmenin gereği gelmiştir. Atılan yaftalara kanmayın, bu ülkeyi bölmeye çalışanlar sözde Türk milliyetçisi olanlardır" sözleriyle seslenen Yüksek, şöyle devam etti: "Biz birleştirmek istiyoruz, demokratik özerklik ve ademi merkeziyetçiliğin sınırlarla hiçbir sorunu yoktur. Devletle sorunu yoktur bugünkü yönetim biçimiyle sorunu vardır." Özerklik taleplerine karşı Kürtlerin katledildiğini belirten ve "Evlerinizi terk etmeyin" diye seslenen Kamuran, "Direnin, bu son saldırıdır buna karşı direnirsek özgürleşeceğiz. Silvan'da günlerce bekleyen anaları buradan selamlıyorum ellerinden öpüyorum. Kendinizi savunmak tuttuğunuz sopalar onların tanklarından, toplarından çok daha güçlüdür" dedi.
 
'Anayasanın anasını siz ağlattınız'
 
Varto, Silvan ve Lice gibi yerlerde "devlet terörü" estirildiğini dile getiren Yüksek, bunlara karşı sinmeyeceklerinin altını çizdi. Belediye başkanlarının "anayasayı değiştirmek" suçuyla tutuklandığını hatırlatan ve Erdoğan'a "Anayasanın anasını ağlattınız" sözleriyle seslenen Yüksek, "Daha dün anayasayı değiştirdim diyen sen değil miydin. Eğer bir anayasa değiştirme suçu varsa sana aittir ve bunun için yargılanacaksın" dedi. Yüksek, Erdoğan'a, "Kürt halkının vicdanında yargılandınız ve mahkum oldunuz, Kürt halkı sizi asla affetmeyecektir" hatırlatmasında bulunarak, rejimin tartışılması gerektiğini söyledi.
 
'Öcalan ile yeniden masaya oturun'
 
Sorunların çözümünün tamamının yolunun PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yeniden masaya oturmak olduğunu belirten Yüksek, "Sayın Öcalan ile yeniden masaya oturarak müzakereleri daha üst bir aşamadan yürüteceksiniz" diye kaydetti.
 
'Toplum savaş istemiyor'
 
Türkiye toplumunun savaş istemediğini vurgulayan Yüksek, kimi komutanların "Bu bir vatan savaşı değil ben Erdoğan için savaşmak istemiyorum" dediğini aktararak, "Son bir hafta içinde birkaç ilde firar eden asker sayısı 200'dür" dedi.
 
Kobanê gibi burayı da özgürleştireceğiz
 
Yapılacak olan erken seçimlere dikkat çeken ve "1 Kasım'da yapılacak olan seçimde dünya Kobanê günüdür, ülkemizi de Kobanê gibi özgürleştireceğiz" diyen Yüksek, HDP ile "Kendi kendilerini yönetme taleplerinin başarısı ile taçlandıracaklarını" söyledi.
 
 
Ayna: Kürtlere ya ölüm ya tehcir dayatılıyor
 
 
DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, bölgede ilan edilen demokratik özerklik taleplerine dikkat çekerek, "Demokratik özerklik politik mücadelemizin temelidir ve bu taleplerin sonuna kadar yanında olacağız" dedi. Ayna, Ermeni Soykırımı'nın yüzüncü yıldönümünde Kürtlere karşı uygulandığını belirterek, "Kürtlere ya ölüm ya da sürgün, yani tehcir dayatılıyor" dedi.
 
DBP kongresi konuşmalarla sürüyor. DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, kongrenin yapıldığı döneme işaret ederek, yapacakları kongrenin Türkiye'yi demokratikleştirme kongresi olduğunu söyledi. Nasıl bir Türkiye öngördüklerini, temel sorunları tespit ederek tartışacaklarının altını çizen Ayna, toplumsal kesimlerin sorunlarının farklılıklarına dikkat çekerek, "Hepsinin kökeni egemenlik dayatmasıdır" dedi. Siyasi partilerin "ya egemenlikten yana ya da karşısında" tutum alabileceğini dile getiren Ayna, "Ulusal egemenlikten yanayken, cins sömürüsüne karşıyım diyemezsiniz. Ya hepsine karşı olacaksınız, yada birine karşı çıkarken diğerini beslemeniz anlamına gelecek" diye konuştu.
 
DBP'nin bir "emek partisi" olduğunun altını çizen Ayna, "Biz emeğe para ile değer biçmiyoruz, Bizim için emeğin değeri ne kadar toplumlaştığıdır" ifade ederek, "Sadece emeği zamlandırarak emek özgürleştirilemez" dedi.
 
'Emek ve kadın partiyiz'
 
Ayna, "Emek sömürüsüne karşı emeğin özgürleştirilmesi mücadelesi veriyoruz" diyerek, DBP'nin aynı zamanda bir "kadın partisi" olduğuna dikkat çekti. "Toplumun özgürlüğü ancak kadının özgürlüğüyle mümkündür" diyerek sözlerini sürdüren Ayna, kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceğini dile getirdi.
 
Ermeni Soykırımı yüzüncü yılında Kürtlere dayatılıyor
 
Türkiye'de farklılıklara yönelik ayrımcılıklara dikkat çeken Ermeni sözünün hakaret olarak kullanıldığını hatırlatan Ayna, "Böylesi keskin sömürüde de kendimizi sömürülenden yana tanımlıyoruz. Her halk kendi kaderini tayin hakkına sahip olmalıdır ve bu anayasa da tanımlanmalıdır" şeklinde konuştu. Türkiye'deki yönetim modelinin "faşizm" olduğunu dile getiren Ayna, buna karşı savundukları modelin "demokratik özerklik" olduğunu söyledi. Ayna, "1915 yılında Ermenilere uygulanan katliam ve soykırım, bu katliamın yüzüncü yılında 2015 yılında Kürtlere uygulanıyor. Asker ve polis evleri tarıyor, insanları katlediyor, faşistler Kürtleri linç etmeye çalışıyor. Kürtlere dayatılan ve ya ölüm ya da sürgün yani tehcirdir" dedi.
 
'Türkler kendi adına uygulanan IŞİD yöntemlerine karşı çıkmalı'
 
"2013 yılında Başkan Öcalan'ın silahların susması çağrısı hepimizde umuda neden olmuştu" diyen Ayna, Türkiye'nin bu çağrıya yeniden silah ve savaş ile karşılık verildiğini belirtti. Başlatılan savaş konseptinin "Bu tür şeyler yaşanabilir" denilerek, yaşananlara "politik" kılıf giydirilmek istendiğini söyleyen Ayna, "Yani bize diyorlar ki bu bir politik satranç ve piyonlar yerine de insanlar kullanılıyor. Daha kaç kişinin öleceğine de Cumhurbaşkanı Erdoğan karar veriyor" dedi. Ayna, Erdoğan'ın "daha çok ölüm daha çok savaş" söylemlerinin "IŞİD'i anımsattığını" dile getirdi ve ekledi: "IŞİD'in yaptığı gibi, köyleri ormanları yakıyor, insanları katlediyor, öldürdüğü kadın gerillaları çırılçıplak soyarak teşhir ediyor. Size Türkün gücünü göstereceğiz diyerek IŞİD'in yaptıklarının yanışını yapıyor. Türkler kendileri adına yapılan bu yöntemlere karşı çıkmalıdır."
 
Ayna, yaşanan savaşta Türk halkının tutumunun önemli olduğunu vurgulayarak, "Kürtler bu savaşı tek başına da verebilir, kazanırlar da. Ama Türkler karşı çıkarsa çok daha kısa sürede ve daha az acıyla bu sona erer" dedi.
 
Özerklik taleplerinin yanındayız
 
Özerklik taleplerine de dikkat çeken ve "Oradaki halk, 'Ben devleti tanımıyorum' demiyor, 'Bu yönetimi kabul etmiyorum' diyor" diyen Ayna, demokratik özerkliğin DBP siyasetinin merkezi olduğunu belirterek, "Bu taleplerin her zaman yanında olacağız" dedi.  

Bu haber toplam 5155 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler