1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Çözüm süreci en ciddi tehlike ile karşı karşıya
Çözüm süreci en ciddi tehlike ile karşı karşıya

Çözüm süreci en ciddi tehlike ile karşı karşıya

Yaklaşık 3 aydır PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşemeyen ve her fırsatta Öcalan üzerindeki uygulanan tecridin nelere yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunan İmralı Heyeti, yaptığı son açıklama ile sürecin geldiği kritik aşama açısından "alarm zili" çaldı.

A+A-

Edinilen bilgilere göre, bütün olumsuz durumlara rağmen iyimserliğini korumaya çalışan heyet, bir yandan çözüm sürecinin bitirileceğine yönelik hükümetin MHP'ye göz kırması ama öbür yandan da "devlet heyetinin İmralı'daki görüşmeleri sürüyor" şeklinde el altında yaydığı bilgiler, heyeti harekete geçirdi. Bütün girişimlerinden sonuç çıkmayan heyet, savaş hazırlıkları ve hükümetin yaklaşımlarını tahlil ederek, sürecin gelebilecek en kritik ve tehlikeli aşamaya geldiği tespiti üzerinden söz konusu uyarıyı yaparken, aynı zamanda pratik olarak bunun önlenmesi için tedbir alma arayışları içine girdi.


PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde katı bir şekilde uygulanan tecrit ile birlikte eş güdümlü olarak savaş hazırlıklarına hız veren Türkiye, uzun süredir uygulanan iki taraflı ateşkesi boşa çıkaracak operasyonlar gerçekleştirilmeye de başladı.

7 Haziran sonrasında oluşan tablo nedeniyle faturayı Kürtlere çıkarma niyetinde olan hükümet, bu yaklaşımlarıyla bir yandan Kürtlere mesaj vermeye çalışırken, öte yandan da ortaya çıkan tablo üzerinden kendi pozisyonunu yeniden tahkim etme arayışlarına girdi.


Özellikle Meclis Başkanlığı seçimlerinde MHP ile yakınlaşan ve sürecin geleceğini bu konuda tartışmaya açan hükümet, İmralı Heyeti'nin süreci ilerletmeye yönelik bütün arayışlarını ve başvurularını da karşılıksız bıraktı.


Heyet'in 3 Temmuz tarihinde yaptığı "Toplumsal barış için alarm zilleri çalıyor" açıklaması, sürecin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi göstermesi bakımından son derece kritik bir gelişme olarak değerlendirildi.


Daha önce de kimi dönemlerde hükümeti uyaran ve kamuoyuna açıklamalarda bulunan İmralı Heyeti, iki yıllık çözüm süreci içinde yaptığı son açıklama yapılmış en kritik açıklama olarak değerlendiriliyor.
 
Pratikte çözümü boşa çıkarmaya çalışıyor


DİHA'nın edindiği bilgilere göre, hükümetin yaklaşımları ve süreci boşa çıkaracak adımlarından duyulan güçlü kaygı Heyeti böylesi bir açıklama yapmaya itti.

Heyet, seçim sürecinde başlayan gittikçe tırmandırılan gerginlik siyasetine karşı daha çok tıkanan çözüm kanallarını açmak, sürece yol aldırmak için birçok kez girişimlerde bulundu.


AKP hükümetiyle, İmralı görüşmelerinin kaldığı yerden devam etmesi ve sürece ivme kazandırılması için birçok kez resmi ve gayri resmi girişimlerde bulunan Heyet'in, bütün bu girişimleri sonuçsuz kaldı.

Daha önce Heyet ile Çözüm Kurulu arasında oluşturulan mekanizmaları da zorlayan, yaşananların ciddiyeti konusunda devlet ve hükümet yetkililerini uyarmaya çalışan Heyet, aynı zamanda Meclis Başkanlığı seçimleri sürecinde yapılan kimi görüşmelerde de konuyu gündeme getirdi.


Ancak Heyet üyelerinden edilen bilgilere göre, AKP hükümeti esas olarak bütün bu dönem boyunca, "zemin yoklayan, nabız tutan, dinleyen ama renk vermeyen" bir yaklaşım sergiledi.


Heyet, hükümetin bu dönemki yaklaşımını "Siyasi faturası nedeniyle, süreci bitirdiğini deklere etmeyen ama pratikte süreci boşa çıkaracak politik duruş" sözleriyle değerlendiriyor. Aynı zamanda, çözüm süreci boyunca oluşan hiçbir mutabakata kendisini bağlı hissetmeyen hükümet, daha çok bunların sorumluluğunu Kürt hareketine çıkarıp "talep eden ama yapmayan" bir pozisyonda olmakla eleştirme yolunu izledi.
 
Hükümet savaştan yana tercihte bulundu ama ikili oynuyor
Bütün bu yaklaşımlara rağmen çabalarını sürdüren heyet, yapılan savaş hazırlıklarını ve Medya Savunma Alanları'na yapılan saldırıları "hükümetin çözüm sürecine yönelik politik tutumunu farklılaşmasının resmi beyanı" olarak nitelendirdi. AKP'nin, MHP ile yakınlaşması ve bu konuda MHP ile yaptığı pazarlıklarda gerekirse sürecinin bitirilebileceği şeklinde verdiği mesajlarla birlikte kapalı kapılar ardında verdiği sözler, "tehlike çanlarının çalması" olarak nitelendirildi.


Heyet, bu konuda hükümetin ikili oynadığını bir yandan çözüm sürecinin bitirilmesi yönünde savaş siyaseti ile MHP'ye göz kırptığını tespit ederken; öbür yandan da hükümet, barış ve çözüm sürecine destek veren, bunu Türkiye'nin tek kurtuluş reçetesi olarak gören geniş halk kesimlerini, barıştan yana çevreleri karşısına almamak içinde yürütülen katı tecride rağmen, "İmralı ile devlet heyetinin görüşmelerinin devam ettiği" bilgilerini yaymaya başladı.


Hükümetin bu ikili yaklaşımı, yapılan İmralı Heyeti açıklamasında "Hükümet çözüm sürecini araçsallaştırıyor" eleştirilerine neden olmuştu.
 
Öcalan tecridi ile halklar perspektifsiz bırakılmaya çalışıyor
Dolayısıyla bütün bu gelişmeleri bir araya getiren Heyet, sürecin şimdiye kadar yaşadığı en ciddi krizle karşı karşıya olduğu tespitini yaparak, harekete geçmeye karar verdi.

Bu gelişmeleri teyit eden İmralı Heyeti üyesi İdris Baluken, kalıcı barışın eşiğine gelmişken hükümetin yeniden bir tasfiye konseptini devreye sokmaya çalıştığını, ateşkesi bitirecek adımlar attığını, siyasi soykırımı anımsatan tutuklamalara giriştiğini en önemlisi de Türkiye'yi yangın yerine çevirecek savaş hazırlıkları yaptığına işaret ediyor.


Öcalan'a uygulanan tecridin sıradan bir olay gibi değerlendirilmeyeceğinin altını çizen Baluken, "Sayın Öcalan'ın bölge denklemi üzerinden bugüne kadar yaptığı öngörülerin sürekli doğru çıkması ve sadece Kürtlerin değil, bölge halklarının bu görüşlerden istifa etmesinin yolları tıkanmaya çalışılıyor" sözleriyle, aslında bölgede Kürtlerin ve dostlarının bu tecritle perspektifsiz bırakılmaya çalışıldığını söyledi.
 
Sürecin ismi ve içeriği ile ilgili bir sorun yok


Baluken, Hükümet'ten gelen "çözüm sürecinin ismi ve içeriği değişse de süreç devam eder" sözlerini ise "demagoji" olarak nitelendirdi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Türkiye'de siyaset demokrasi üzerinden değil, demagoji üzerinden yürütülüyor" sözlerini anımsatan Baluken, şunları söyledi:


"Çözüm süreci ile ilgili demokratikleşmenin hemen kavşağına gelindiği bir dönede bunu ilerleteceğine demagojiye başvurup gölgelemek istiyor. Sürecin ismi, içeriği ve niteliği ile ilgili bir tartışma yok. Söylenecek söz de kalmadı.

Bundan sonrası için pratik hızlı adımlarla demokratik birliğin sağlanmasına ilişkin samimiyet testinin olduğu bir aşamadayız. Hala sürecin adlandırılması ile içeriği ile ilgili bitmemiş tartışmalar varmış gibi söylemlerde bulunmak samimiyetsizlik örneğidir. AKP hükümeti demokrasi ile demagoji arasında bir tercih yapacak. Bunun çözüm sürecinin muhataplarıyla ortaklaştırılması, uzun süredir kamuoyunun kendilerinden beklendiği adımların atılması gerekir."
 
HDP ve paydaşları 4 koldan harekete geçecek


Baluken'in yaptığı ciddi uyarılardan biri de çözüm sürecinin aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşme projesi olduğu ve hükümetin bu projeden vazgeçerek Türkiye'nin demokratikleşmesinden vazgeçmiş olduğu yönündeki uyarısı oldu.


Bu açıdan bütün demokrasi güçlerini harekete geçmeye çağıran Baluken, önümüzdeki günlerde gerek HDP, gerekse de paydaşları olan siyasi partiler, HDK, DTK, BDP gibi büyük siyasi oluşumların bu konuya ilişkin harekete geçebileceklerinin sinyalini verdi.

Süreci planlayacaklarını belirten Baluken, bu konuda demokrasiden, barış ve demokrasiden yana olan kesimlerin de geç kalmadan harekete geçmesi gerektiğini söyledi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler