1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. Cizre'de bu giz neden?
Cizre'de bu giz neden?

Cizre'de bu giz neden?

Cizre, geçen Cuma gününden bu yana sokağa çıkma yasağı ile gündemde. İlçeden sürekli sivil ölümleri haberleri geliyor.

A+A-

Olan bitenle ilgili olarak yetkililerin doyurucu bir açıklama yapmaması, bölge insanında olağanüstü bir tedirginlik ve gerilim yaratıyor.

 

Bölge tam anlamıyla diken üstünde. HDP, bu nedenle bugün yapmayı planladığı grup toplantısını öne çekti ancak Cizre'ye girmeleri mümkün olmadı. Güvenlik güçleri müthiş bir dirençle HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP'li bakanlar Ali Rıza Konca ve Müslüm Doğan ile 33 milletvekilini ve basını Cizre'den uzak tutmayı başardı. Ancak bu uzaklık, bölge halkını büyük bir kine itiyor.


Geçen hafta Cuma günü Şırnak Valiliği, bölgenin diğer kentlerindeki bazı yerlerdeki gibi bir karar alarak, Cizre ilçesinde “ikinci bir emre kadar” sokağa çıkma yasağı ilan etti. O kararla birlikte de Cizre'den insanlığa aykırı birçok haber alındı. Türkiye toplumu yaşamını yitiren evladını kokmasın diye evindeki derin dondurucuda saklayan kadını da gördü mesela bu yasakla.

Ya da ölümler, 35 günlük bebeğin doktora götürülemediği için öldüğünü bu belki Cizre'de olan bitenin nirengi noktasıydı ama yaşananlar bundan ibaret değil. İlçede sokağa çıkma yasağı inanılmaz bir katılıkla uygulanıyor. Öyle ki ilçede sokakta sezilen silüetler bile keskin nişancıların hedefinde.

Eczane ve fırınların açık olduğuna dair haberler gelse de bunlar da gerçeğe aykırı. Çünkü yasak sürdüğünde eczanesine gitmek için ilçe kapısındaki dikenli tellerin önünde bekleyen birine tanık olmuştuk. Fırınlar ise eğer keskin nişancıların gez, göz, arpacık düzleminin dışında ise açık. Yani öyle bol ekmek yok ilçede.


Cizre öyle çok varsıl bir kent olmadığından hanelerin kilerlerinde uzun süre yetecek kadar yiyecek bulunmaz. Bu yüzden de sokağa çıkma yasağı devam ettikçe, bir bütün olarak 120 bin kişi belki de tedrici olarak açlığa da mahkum edilmekte. Yasak nedeniyle kapanan yollar, sadece ilçenin değil bölgenin ekonomik can damarı olan İpek Yolu'nu da işlevsiz kıldığından, Cizre'deki yasak, bölge ticaretine de yasak demek.


Herşey elbette ki insanların yasak nedeniyle çektiği sıkıntılar ve ekonomik kayıplardan ibaret değil. Cizre'de çıkma yasağı üzerinden geçen bir hafta da çoğunluğunun sivil olduğu belirtilen 18 kişi yaşamını yitirdi. 13 yaşındaki Cemile Çağırga, Muhammed Tahir Yaramış isimli 35 günlük bebek, Sait Çağdavul isimli kişi, 7 çocuk annesi 53 yaşındaki Meryem Süne, 18 yaşındaki Zeynep Edin, 35 yaşındaki kayınvalidesi Maşallah Edin, 55 yaşındaki Eşref Edin ve 17 yaşındaki Sait Nayici bunlardan bazıları.


HDP de bu kaotik ortamda yaşanan çatışmaları sonlandırmak ve sokağa çıkma yasağının halkın yaşantısı üzerindeki olumsuz etkisinin sona ermesine aracı olmak üzere, bugüne kadarki en kapsamlı heyetlerinden birini oluşturarak, Cizre'ye girmeye çalıştı. HDP heyetine Eşgenel Başkan Selahattin Demirtaş başkanlık ederken, AB Bakanı Ali Haydar Konca ve Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan ile tam 33 milletvekili yer alıyordu.


Heyet bugüne kadarki en kapsamlı heyet olmasına içinde de devletin en üst mevkilerinde bulunan 2 de bakan olmasına rağmen, eşdeğer şekilde bugüne kadar görülmemiş ölçüde bir engelle karşılaştı.

 

Demirtaş ve heyeti, iki gün boyunca Cizre'ye gitmek için kah yürüdü, kah arabaya bindi, kah polisle göğüs göğüse geldi ama yine de yetemedi. Onları engellemekle görevli emniyet yetkilisinin tam da dediği gibi “İdil'den Cizre'ye bir adım bile” yaklaştırılmadılar.


HDP heyetinde yer alan Kalkınma Bakanı, kırmızı plakalı makam otosu olmadığı halde katıldığı yürüyüşte, Midyat yolunda ilk engellendiklerinden sonra dilimlenmiş kavunu ısırırken görülmüştü. “Ama siz bakansınız” dilenlere yanızı “Evet ben halkın bakanıyım, bu yüzden böyle” diye yanıt veriyordu.


Heyetin Cizre'ye ulaşma isteği o kadar çoktu ki iki kez güvenlik önlemlerini atlatmak için seçmenlerine yanlış bilgi verildi ve yönlendirme yapıldı. İlkinde heyet, yol üstündeki bir köyde geceliyeceğini belirtmiş, köy yoluna girdikten sonra da yan yolları kullanarak, koyun sürülerinin içinden geçip önceki gece geç saatlerde İdil'e ulaşmıştı. İkincisinde ise Demirtaş'ın dün sabah saat 10:00'da İdil'de halka sesleneceği ilan edildi ama onlar, sabahın ışıklarıyla birlikte yola koyuldular.

 

Ama ne çare. Daha gün ışımadan vardıkları İdil çıkışında onları polis zırhlısı bekliyordu. Onları aşıp geçmek mümkün olmayınca alternatif yollar denendi. Sabah dana gün ışırken, İdin içinde onlaca otomobil, pols zırhlıları ve panzerleri tarafından köşe kapmaca gibi dolaşıp durdu. Yine de ilçeden çıkış mümkün olmadı.
Sonunda yeniden Cizre yoluna arabalarla gelip, araçları bırakıp yola yürüyerek devam etmeye karar verdiler.

Daha asfalta ayak basar basmaz, polisler kalkanlarıyla set oluşturdu. Bakiratı yaramayan Demirtaş ve beraberindekiler, kenardan sıyrılıp yine asfalta çıksa da birkaç kez tekrarlanan bu girişim sonrasında istikamet artık dağ yolu oldu.

 

Yürünecek yol dağ yolu olunca da diğerlerine göre nispeten daha yaşlı olan iki bakan ime bazı milletvekilleri, bu zorlu yolu aşamayacaklarını düşünüp, beklemeye başlatılar. Demirtaş ve beraberindekiler, iki kilometre kadar dağda ilerledikten sonra bir anda çevreleri yüzlerce polis tarafından sarıldı ve artık yürümelerinin de imkanı kalmadı. Her ne kadar Demirtaş polislere “Biz sizin, bizim çocuklarımız babasın kalmasın diye Cizre'ye gitmek istiyoruz, Barışçıl çabalarımız olacak” dediyse de kalkanlar açılmadı.
Bir ara polisle itiş kakış sırasında HDP'li kadın

milletvekillerinden bazıları arada kalsa da Osman Baydemir, kadın milletvekilleri ile polisin arasında durup, olayın büyümesine engel oldu. Ama bu kez de başka tartışma yaşanıyordu. Demirtaş “Allah'tan kormuyor musunuz, bu sıcakta bu kadar milletvekilinin, o mazlumların yanına gitmelerine engel oluyorsunuz” diye tepki gösterince bir polisin cevabı ise “Allah'ı ağzına alma” olmuştu.


Aşırı sıcak altında Demirtaş, sürekli telefonla dağın başından Cizre'de olan bitenle ilgili bilgi almaya çalışıyordu.

 

Genel Başkan Yardımcısı avukat Meral Danış Beştaş ise yetkililerle görüşme trafiği şyürütse de muhatap bulamıyordu. Kendileri ile konuşan tek yetkili, hiçbirşeye karar verme yetkisi olmayan, dağdaki polisleri sevk ve idare eden bir emniyet amiriydi.

 

Dolayısıyla her talep önce ona, ondan Şırnak'daki müdüre, oradan valiye, ve belki daha yukarı iletiliyor ama her nedense her türlü talep de geri çevriliyordu.


Dağın başında aşırı sıcakla beraber su ihtiyacı ve yiyecek temini için İdil Belediyesi devreye girdi.

 

Zaman zaman bulunulan yerden çok uzaktaki köylerden su ve kavun ile tandır ekmeği getirenler oluyordu. Ancak getirilen su ve içecekten almak istemeyen bazı HDP'liler “Cizre ile empati kurmak için” bir şey yememeyi ve içmemeyi seçmişti.


Bir ara aşırı sıcak nedeniyle sürekli ayakta duran polislere dikkat çeken HDP'liler, emniyet amirinden onlara oturma izni vermelerini rica etti. Başta bu rica yerine getirilip polisler serbest duruşa geçse de kısa süre sonra belki de HDP'liler tarafından dikkat çekilmiş olduğundan olacak, aldıkları emirle yine ayağa kalkıp kalkanlarıyla dikildiler. Ancak bu direnme çok uzun sürmedi ve bir süre sonra onlar da sıcağa yenik düşüp, yere oturmayı seçtiler.


Saatler sonra heyettekiler ve gazeteciler ve de özellikle kadın milletvekilleri yüzlerce polisin çevrelediği böyle bir ortamda ertelenemez insani ihtiyaçları nedeniyle daha çok sıkıntı yaşamaya başladı. Bunun üzerine heyet de kendi arasında son bir toplantı yapıp, İdil'e geri dönüp, orada Cizre için bir kriz masası kurmayı kararlaştırdı.
 
Katliam tehdidi var


Aldıkları kararla ilgili açıklama yapan Demirtaş, Cizre’de yaşananları Gazze ve Kerbela’da yaşananlara benzeterek, “Cizre’de 8 gündür kesintisiz bir şekilde, 24 saat sokağa çıkma yasağı var. İnsanlar cenazelerini buzlarla soğutabiliyor, çünkü defin yasak. Su bitmiş, yiyecek ekmekleri yok, yaralılar var ambulans almıyor, 8 gündür büyük bir abluka var. Bir yönüyle Gazze bir yönüyle Kerbela’ya benzetiyoruz. Sokağa çıkma yasağı kaldırılsın, insanlar ihtiyaçlarını gidersin, cenazelerini defnetsinler.

 

Arkadaşlarım orada sürekli bilgi veriyorlar, bebek cenazeleri var, çocuk cenazeleri var, defnedilemiyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın özellikle bu yönüne hassasiyetle vurgu yaparak bir kez daha düşünmesini rica ediyorum. Çünkü bizim yola düşüş nedenimiz katliamlarla karşı karşıya kalan bir ilçeye gitmeye çalışıyoruz. Orada neler yaşanıyorsa, açsınlar birlikte bakalım. Biz şimdi İdil’e dönüyoruz ama bu geri dönüş değil. İdil’de Cizre kriz merkezini kuruyoruz” dedi.
 
Hakkımda açılan soruşturma siyasi


Demirtaş, Diyarbakır’da önceki gün yaptığı açıklamanın ardından birkaç saat içinde hakkında açılan soruşturmayla ilgili ise kendisi ve HDP’li diğer yetkililer hakkında şimdiye kadar yaklaşık 15 bin soruşturma açıldığına dikket çekerek, “Bunların tamamı da siyasi yargılamalardır. Bunlar, Cumhurbaşkanının talimatı ile HDP’yi yıpratma kampanyasının bir parçasıdır” diye konuştu.
 
AB Bakanı Konca: yaşananları AB’ye yansıtacağım


Gazetemize konuşan AB Bakanı Konca ise yaşananları AB’ye taşıyıp taşımayacağı ile ilgili soru üzerine, “Neyi gördüysem onu yansıtırım. İnsan haklarının askıya alındığı, anti demokratik bir ortam olduğunu söylerim çok net bir biçimde. Şu ana kaadar AB ile tamas olmadı. Temasımız halinde dile getiririz buradaki gerçekleri. AB, bir birlik olma dışında demokrasi, insan hakları, özgürlükler konusundaki bir takım normlara sahipse, ki biz öyle düşünüyoruz, o normların burada da uygulanıp uygulanmadığını görmek zorundadır” dedi.
 
Kutu


Şırnak ve İdil’den gidenler Cizre’ye ulaştı
Bu arada Şırnak merkez ve İdil İlçesi’nden önceki gün yola çıkan yüzlerce kişilik bir grubun Cizre’ye ulaştığı belirtildi. Tarlalardan yürüyerek giden grubun Konak Mahallesi’nden Cizre’ye girdiği belirtildi.
 
Kutu


KCK’dan Cizre açıklaması


KCK’dan Cizre ile ilgili yapılan açıklamada ise Kürdistan Halk İnisiyatifi tüm halkımızı Cizre’ye doğru büyük özgürlük yürüyüşü yapmaya çağırmıştır. Bu çağrıyı haklı ve doğru buluyor tüm halkımızı bu çağrı doğrultusunda hareket etmeye çağırıyoruz” denildi.
 
Kutu


Hezil Çayı’ndan Cizre’ye gitmeye çalışan 4 kamyoncu vuruldu
Cizre’deki yakınlarıyla iletişim kuramadıklarını söyleyen yaklaşık 500 kadar şoför, Türkiye- Irak sınırını oluşturan Hezil Çayı’na kadar gelerek, ellerindeki beyaz bezlerle yurda giriş yapmaya çalıştı. Sınırda güvenliği sağlayan Kapılı Jandarma Taburuna bağlı askerler, Hezil Çayı’nı yüzerek Türkiye’ye gelmek isteyen şoförleri önce uyardı, ardından ateş açtı. Açılan ilk ateşle yaralanan 4 şoför, arkadaşlarının yardımıyla Kuzey Irak’ın Zaho kentindeki hastanelere götürülürken, gruptan 50 kadarı Hezil Çayı’ndan Türkiye tarafına geçti, diğerleri geri döndü. Sınırı kaçak yollardan geçen şoförlerden Ali Badur, “15 gündür Irak’ta bekliyoruz. Evlerimizden, çocuklarımızdan bir haber alamıyoruz.

 

Ne oldu, ne bitti, bilmiyoruz. Peşmergeler de izin vermiyor. Kapı çalışmıyor. Ne yapacağımızı bilemiyoruz? Mecburuz. Sınırı geçmek zorunda kaldık. Yetkililere sesleniyorum gelsinler bize bir çare göstersinler” dedi.

Bu haber toplam 6524 defa okunmuştur
Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler