1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. CHP’nin Kürt Sorunu’na bakışı dizisi-2
CHP’nin Kürt Sorunu’na bakışı dizisi-2

CHP’nin Kürt Sorunu’na bakışı dizisi-2

CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Sezgin Tanrıkulu, Kürt meselesi üzerine CHP’nin yaklaşımı ve çözüm önerilerini Özgür Haber Gazetesi’ne anlattı:

A+A-

“Anadilin eğitimi ve öğretimi önündeki engeller kaldırılacak, kamu hizmetleri Türkçe dışında da verilecek”

“Yüzde 10 barajı sıfırlanacak, idari yapı yerinden yönetimi esas alacak”

“Faili meçhuller, Roboski ve diğer katliamların hebası sorulacak zaman aşımı ortadan kaldırılacak”

“Newroz tatil olacak, hasta tutsaklar tahliye edilecek, koruculuk kaldırılacak, mayınlı araziler yoksul köylülere verilecek”


“Örgüt üyelerinin silah bırakması ve toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması için gerekli yasal ve idari düzenlemeler yapılacak”.


CHP’nin Kürt sorununun çözüm için detaylı bir yaklaşımı olduğunu da vurgulayan Tanrıkulu, onu da şöyle anlattı:
“Kürt sorunu derin tarihsel ve sosyolojik kökenleri olan çok boyutlu bir sorundur. Bu nedenle siyasi ve ekonomik önlemlerin alınması, eşit vatandaşlığın ve tam demokrasinin anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması, topluma nüfuz etmiş böyle bir sorunun çözülmesi için gerekli olsa da, tek başına yeterli değildir.

Sorunun kalıcı olarak ortadan kalkması ancak çözümün toplumsallaştırılması, mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatın sağlanması, toplumumuzun farklı kesimleri arasında güvenin, kardeşliğin yeniden güçlü bir şekilde tesis edilmesiyle mümkündür. Mesele yalnızca ekonomik sorunları ortadan kaldırmak, güvenlik sorununu çözmek, insan haklarına saygıyı, hukuk devletini , temel hakları ve eşit vatandaşlığı kurumsallaştırmak değil, eşit ve özgür bir yaşam pratiğinin bütüncül olarak her alanda benimseneceği yeni bir toplumsal mutabakatı oluşturmaktır. Bu nedenle CHP’nin çözüm modelinin hem içerik, hem de yöntem boyutu bulunmaktadır”


Tanrıkulu CHP’nin Kürt sorununun içeriğine dair tespitleri ve çözüm önerilerini de şöyle sıraladı: “CHP’ye göre, Kürt sorununun üç ana ekseni bulunmaktadır. Dolayısıyla sorunun tam anlamıyla, kalıcı olarak çözümü de bu üç ana eksenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasıyla mümkün olacaktır.

Kürt sorunun birinci ana ekseni; demokrasi eksikliği, eşit ve özgür yurttaşlığın pratikte sağlanamamış olması, hak ihlalleri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan, toplum hafızasına kazınan tarihsel travmalardır. Sorunun bu boyutunun çözülmesi için Cumhuriyet Halk Partisi, eşit ve özgür yurttaşlığın hem yasal, hem de fiili olarak kurumsallaştırılmasını, tam demokrasinin tüm prensipleriyle eksiksiz inşasını ve adalet mekanizmasının hiçbir yurttaşı ayrımcılığa maruz bırakmayacak şekilde, hukuk devleti ilkeleri ışığında işletilmesini taahhüt eder.

Adalet duygusunun toplumun tüm kesimlerinde yeniden yerleşmesi ve aidiyet duygularının güçlendirilmesi, kuşkusuz, ancak geçmişte yaşanan ve toplumsal hafızamızda yer edinen travmalarla samimi ve açık biçimde yüzleşilmesiyle mümkün olabilecektir.Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi, geçmişin travmalarıyla yüzleşilmesini ve yurttaşların adalet duygusunun yeniden kökleşmesini sağlayacak kamusal bir mekanizmanın oluşturulmasını sağlayacaktır.

Kürt sorununun ikinci ana ekseni; çatışma, şiddet ve güvenlik sorunlarıdır. Kürt meselesini salt bir güvenlik sorunu olarak anlayan hatalı yaklaşımların meseleyi derinleştirdiği, çoğu zaman insan hakkı ihlalleri ve demokrasi eksikliğinin sürdürülmesi için bir gerekçe olarak kullandığı gerçek olsa da, otuz yıllık çok boyutlu bir sorun olarak Kürt meselesinin silahlı şiddet boyutu olduğu açıktır. Cumhuriyet Halk Partisi, geçen 30 yılda binlerce insanımızın yaşamdan koparılması sonucunu doğuran, halen ülkemizi bir ateş çemberinde tutarak sağlıklı bir demokratik tartışmanın önünü tıkayan silahlı şiddeti, çatışmayı, pkk yöntemlerini Türkiye’nin gündeminden çıkarmakta kararlıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, Kürt meselesi bağlamında silahlar bir daha masaya gelmemek üzere gündem çıkacak, hiç kimsenin eline silah almayacağı bir zemin mutlaka yaratılacaktır. Demokratik siyaset mekanizmaları geliştirilerek, silahın siyasetin önüne geçtiği, şiddetin toplumumuzun farklı kesimlerini birbiriyle konuşamaz hale getirdiği döneme son verilecektir.

Silahlı örgütün, pkk eylemlerine başvurması engellenecek, gerekli kamusal mekanizmalar derhal işletilerek örgütün silah bırakması sağlanacaktır. Kürt sorununun üçüncü ana ekseni; yıllardır devam eden silahlı şiddet ve ayrımcılık nedeniyle Kürt vatandaşlarımızın nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin yaşadığı ekonomik sorunlar, yoksulluk ve eşitsizliktir. Geçmişte ortaya konan ve Kürt meselesinin insan hakları, demokrasi boyutunu yok sayan, sorunu yalnızca ekonomiye indiren yaklaşımların aksine, Cumhuriyet Halk Partisi demokrasi ve ekonomi arasındaki yadsınamaz bağı da dikkate alarak, bölgenin ekonomik sorunlarının çözülmesini, demokratik standartların ve hukuk devletinin geliştirilmesiyle birlikte, bütüncül bir yaklaşımla ele alacaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bölgeler arası eşitsizliğin ortadan kaldırılması, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kronikleşen işsizlik ve yoksulluk sorununun çözülmesi için bölgeye kamu tarafından doğrudan büyük çaplı üretken yatırım yapılacaktır.

Bunun yanı sıra, bölgeye özel kalkınma programlarıyla, bölgenin içinde bulunduğu derin ekonomik sıkıntının kalıcı çözümü sağlanacaktır. GAP projesi hızla tamamlanarak, bölgede elektrik üretiminin artması ve tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesi mümkün kılınacaktır. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin bölgenin ekonomik sorunlarına dair getirdiği çözümün ayırıcı noktası hiç kuşkusuz ekonomik sorunların kalıcı çözümünün ancak daha fazla demokrasinin kurumsallaştırılmasıyla mümkün olduğunu benimsemiş olmasıdır.

Kürt sorununun çözülmesi, kalıcı barışın sağlanması, demokrasi ve hukuk devleti standartlarının geliştirilmesi bölgenin orta vadede ekonomik potansiyelini de yapısal olarak arttıracak, yoksulluğu bölge için bir kader olmaktan çıkaracaktır. Türkiye’nin Kürt meselesinin bu üç ana ekseninin çözülmesi için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında aşağıdaki adımlar hızla, vakit kaybetmeden atılacaktır:

‘*Resmi dilimiz Türkçenin her kademede eğitim ve öğretim dili olmasının yanında, anadilin eğitimi ve öğretimi önündeki engeller kaldırılacak,

*Kamu hizmetlerinin ortak dil olan Türkçenin yanı sıra, diğer dillerde de verilmesi sağlanacak! Böylece eşit vatandaşlık prensibinin gereği olarak, anadili Türkçe olmayan yurttaşlarımızın da kamu hizmetlerinden eksiksiz olarak yararlanabilmesi garanti edilecek,

*12 Eylül darbe Anayasası’nın yerine demokrasiyi, özgürlükleri, temel hakları  ve hukuk devletini eksiksiz garanti altına alan eşit yurttaşlık temelinde yeni bir Anayasa yapılacak

*Çoğulcu ve katılımcı demokrasinin gereği olarak,12 Eylül darbe rejiminin mirası olan yüzde 10 seçim barajı sıfıra indirilecek. Demokratik siyasetin ve adil temsilin önündeki bütün engeller kaldırılacak

*Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik şartı üzerindeki tüm çekinceler kaldırılacak!  İdari yapı yerinden yönetimi esas alan bir perspektifle yeniden düzenlenecek

*Faili meçhul cinayetlerde, insan hakkı ihlali ve işkence suçlarında zaman aşımı kaldırılacak. Bu suçların failleri işledikleri suçun tarihi ne olursa olsun yargılanacak

*Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamlarından biri olan Roboski katliamı yeniden soruşturulacak. Sorumlular, bulundukları görev ne olursa olsun mutlaka yargı önüne çıkarılacak

*Dersim olaylarının tüm boyutlarıyla araştırılması için Dersim arşivleri devletin tüm kurumlarından alınıp TBMM’de toplanarak halka ve araştırmacılara açılacak. TBMM’de bir komisyon kurularak gerçekleri tüm boyutlarıyla ortaya koymak için yasal bir zemin oluşturulacak

*21 Mart günü Nevroz bayramı olarak resmi tatil ilan edilecek

*Temel bir insan hakkı olarak, hasta tutuklu ve hükümlülerin cezaevinden tahliyesi kanunlaştırılacak

*Türk Ceza Kanunu ve PKK ile Mücadele Kanunu’nda yer alan ifade özgürlüğünü kısıtlayan hükümlerin tamamı kaldırılacak. Demokratik, anayasal bir hak olan “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı” özgürce kullanımı için gerekli değişiklikler yapılacak

*Koruculuk sistemi tamamen lağvedilecek

*Eski Diyarbakır Cezaevi “İnsan Hakları ve Demokrasi Müzesine” dönüştürülecek

*Mayınlı araziler temizlenerek yoksul köylüye dağıtılacak

*Örgüt üyelerinin silah bırakması ve toplumsal yaşama katılımlarının sağlanması için gerekli yasal ve idari düzenlemeler yapılacak Bu konudaki görüşmeler devletin ilgili güvenlik birimleri tarafından yapılacak, gerektiğinde tarafsız denetçilere başvurulacak

*Zorunlu göçe tabi tutulan vatandaşlarımızdan isteyenlerin topraklarına geri dönebilmeleri için gerekli tedbirler alınıp mağduriyetler giderilecek
 

*Yaşananların en önemli tanıklarından olan köy, kasaba ve şehirlerin orijinal adları iade edilecek”


Son olarak CHP’nin Kürt sorunun çözümüne dair çözüm yöntemini de aktaran Tanrıkulu “CHP’nin Kürt sorunun çözümünde benimsediği temel ilke; hak ve özgürlüklerin müzakere ve pazarlık konusu olmadan teslim edilmesi, tam demokrasiyi ve eşit yurttaşlığı hayata geçirecek reformların derhal hayata geçirilmesidir. Örgüt üyelerinin silah bırakması meselesi, Kürt sorununun kalıcı demokratik çözümü için yapılması gerekenlerin ön şartı haline getirilmemelidir. Toplumsal Mutabakat Komisyonu Kurulacak:

TBMM’de siyasi partilerin katılımıyla bir “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” kurulacaktır. Bu komisyon sorunun Anayasal boyutları da dahil olmak üzere tüm boyutlarıyla çözümü için temel mutabakat zeminini teşkil edecektir. Komisyon Kürt meselesine ilişkin hükümetin düşünce ve önerilerini alacak, hükümetin yaklaşımına ilişkin eleştiri ve öneriler tüm partiler tarafından komisyon çalışmaları sırasında ortaya konacaktır. Ayrıca devletin ilgili kurum ve kuruluşları da görüşlerini komisyona ileteceklerdir. Komisyon 12 ay boyunca çalışmalarına devam ettikten sonra, hazırladığı ve üzerinde mutabakat sağlanan raporu TBMM Genel Kurulu’na iletecektir.

Temel zemin ve uzlaşma mekanizması olan “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” ayrıca “Ortak Akıl Heyetine” de görevler verebilecektir. Ortak Akıl Heyeti Oluşturulacak: “Ortak Akıl Heyeti”, temelde TBMM’de temsil edilmeyen kesimlerin, sivil toplum örgütlerinin, sendikalar ve meslek odalarının süreçle ilgili düşüncelerini Toplumsal Mutabakat Komisyonu’na aktaracağı ana mekanizma olarak çalışacak ve barışın toplumsallaşmasına katkı sunacaktır. Bunun yanı sıra, Toplumsal Mutabakat Komisyonu’nun kendisine vereceği görevler doğrultusunda görüşmeler yapabilecek, kendi görüşlerimi ortaya koyacak ve aynı zamanda örgütün silah bırakması sürecinde “İzleme Heyeti Fonksiyonunu” yürütecektir.

Gerçekleri Araştırma Komisyonu Türkiye Modeli Oluşturulacak: Tüm dünyada “Gerçekleri Araştırma Komisyonları” Kürt sorunu benzeri sorunların çözümünde geçmişle yüzleşilmesi, geçmişin hukuksuzluklarının ortaya konularak gereğinin yapılması, toplum kesimlerinin kalıcı olarak ‘barışabilmesi’, ortak yaşam kültürünün yeniden tesis edilmesi bakımından ihtiyaç duyulan mekanizmalar olmuştur. CHP’nin çözüm modelinde, geçmiş travmaların yaralarının sarılması için, Türkiye’nin Kürt Sorunun özgün dinamiklerini dikkate alan, TBMM zemininde, bir Gerçekleri Araştırma Komisyonu kurulacaktır”

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler