1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Çatışmalı süreçte 834 kişi hayatını kaybetti!
Çatışmalı süreçte 834 kişi hayatını kaybetti!

Çatışmalı süreçte 834 kişi hayatını kaybetti!

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Sağlık Emekçileri Sendikası (SES),

A+A-

 İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), Diyarbakır Tabip Odası ve Diyarbakır Barosu tarafından “26 Haziran İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” nedeniyle Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Dalkuş, konuşmasına tutuklu olan Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin’i anarak başladı.
 
“İŞKENCE ALETLERİ YAYGIN BİR ŞEKİLDE KULLANILMAKTADIR”
 
Birçok ülkede de olduğu gibi Türkiye’de de işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini savunan Dalkuş, “Sistem içindeki tüm kurumlar ve işleyiş, işkence pratiğinin idari olarak varlığına, gelişmesine ve uygulayıcılarının korunmasına hizmet etmektedir.

İşkencenin önlenmesi, yasaklanması ve insanlık suçu sayılmasında ne yazık ki, başarı sağlanamamıştır. İşkence aletleri halen yaygın bir şekilde üretilmekte ve kullanılmaktadır. Yaşanılan; otoriter siyasi iktidar varlığının gün geçtikçe güçlü ve kalıcı bir hal aldığı ve bu nedenle evrensel insan hakları değerlerinin yaşamsal bir tehlike ile karşı karşıya olduğu gerçeğidir” diye konuştu.

Dalkuş, son yasal değişikliklerde ve uygulamalardan sonra, kişilere yönelik işkence ve diğer kötü muamele uygulama mekânlarının ve araçlarının genişletildiğine dikkat çekerek, kelepçe, tazyikli (basınçlı) soğuk su, cop, biber gazı ve göz yaşartıcı kimyasallar, kanister ve gaz bombası, plastik/kauçuk mermi, ateşli silahlar geliştirildiğini belirtti.
 
“224 KİŞİ İŞKENCE GÖRDÜ”
 
Bu süreçte insan hakları kurumlarına yapılan başvurulara değinen Pınar Dalkuş, “TİHV 2015 yılında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 597 kişi başvurmuştur.

Başvuranların 371’i aynı yıl içinde işkence ve kötü muamele gördüklerini belirtmişlerdir. 2016 yılının ilk beş ayında ise işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla toplam 210 kişi başvurmuştur. İHD yapılan başvuru ve araştırmalar sonucunda 2015 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gözaltında, gözaltı yerleri dışında, cezaevlerinde, korucular tarafından, toplumsal gösterilerde ve özel güvenlik görevlileri tarafından işkence gördüğünü belirten 379 kişi tespit edilebilmiştir. 2016 yılının ilk üç ayında ise gözaltında, gözaltı yerleri dışında, cezaevlerinde, korucular tarafından, toplumsal gösterilerde ve özel güvenlik görevlileri tarafından işkence gördüğünü belirten 224 kişi belirlenmiştir” diye konuştu.
 
“İŞKENCE VE TECRİT UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR”
 
Gözaltı merkezlerinin yanı sıra işkence ve kötü muamele uygulamalarının cezaevlerinde de devam ettiğini ileri süren Dalkuş, “2015 yılında da tutuklulara fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanmasının yanı sıra, hastanelerin fiziksel koşulları, sağlık imkanlarına erişimin kısıtlanması, hijyen ve beslenme sorunu, hücre cezaları, küçük grup izolasyonları tutukluların fiziksel ve psikolojik bütünlüklerinin ciddi şekilde zarar görmesine neden oldu.

Hasta mahpusların durumunda hiçbir iyileşme yaşanmadığı gibi, hasta mahpus sayısında ve hapishanede yaşamını yitirenlerin sayısında önemli bir artış yaşandı. 2015 yılında cinsel işkence vakalarında da önemli artış yaşandı. Bu dönemde yaşanan bir kısım işkence vakasını hatırlatmak gerekirse; Muş Varto ilçesinde Kevser Ertürk’ün işkence edilerek katledilmiş bedeninin teşhir edilmesi, iki kadının Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü’nde cinsel işkenceye maruz kalmaları, Erzurum Atatürk üniversitesinde gözaltına alınan bir kadının emniyette iç çamaşırlarına kadar soyulduktan sonra işkenceye maruz kalması. Diyarbakır’da 6 Eylül’de gözaltına alınan bir kadının Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınan kadınlara sistematik işkence uygulandığına dair mektubun yazılması ve Kasım’da Diyarbakır Bismil’de gözaltına alınan bir kadının cinsel işkenceye maruz kalması” dedi.
 
“CEZASIZLIK KÜLTÜRÜ DEVAM EDİYOR”
 
Pınar Dalkuş, cinsel işkence suçlarından bahsederek, “Diyarbakır ilinde farklı tarihlerde gözaltına alınan şahısların cinsel işkenceye, tacize ve çıplak aramaya maruz kalmalarına ilişkin ve Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumunda aralarında çocukların da bulunduğu tutuklu ve hükümlülere yönelik çıplak arama uygulamasının olması. Diyarbakır İHD Şubesine yapılan başvurular bir bütün olarak cinsel işkence uygulamasında artış yaşandığını göstermektedir. İşkence ve kötü muamele uygulamasında bulunmuş görevliler hakkında etkin, hızlı ve tarafsız soruşturmalar yürütülmemekte ve yapılanlar adeta görmezden gelinmektedir. İşkence ve kötü muamele suçunu görmezden gelerek cezasızlık kültürünü devam ettirme eğilimini özellikle hâkim ve savcıların yaklaşım ve kararlarında da gözlemlemek mümkündür” ifadelerine yer verdi.
 
“834 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ”
 
2015 yılı içerisinde Temmuz ayından itibaren çatışmasızlığın durdurulmasından sonra yaşanılanlar nedeniyle hayatını kaybedenleri açıklayan Dalkuş, “198 güvenlik gücü, 414 militan ve 222 sivil olmak üzere toplam 834 kişi hayatını kaybetti.

Ne yazık ki hayatını kaybeden siviller arasında Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ve TİHV Cizre Referans Merkezi gönüllüsü Abdülaziz Yural’da yer almaktadır. AB 2015 Türkiye İlerleme raporunda da belirtildiği gibi, şiddetin giderek artması insan hakları ihlallerine yönelik ciddi kaygıları da beraberinde getirdi. Sokağa çıkma yasakları 16 Ağustos tarihi itibari ile hiçbir yasal dayanağı olmadan süresiz ve gün boyu olarak uygulanmaya başlandı.

Sokağa çıkma yasağının ilk ilan edildiği tarih olan 16 Ağustos 2015 ile 20 Nisan 2016 tarihleri arasında en az 338 sivil (78’i kadın, 69’u çocuk, 30’u 60 yaş üstü) sadece resmi sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş zaman dilimleri içerisinde ilgili çatışma ortamlarında yaşamlarını yitirdi. Ayrıca, bu verilere dahil edilmeyen Cizre’de en az 78 cenaze ve İdil’den en az 15 cenaze kimlik teşhisi yapılmadan defnedildi” diye kaydetti.
 
“İŞKENCELER GİDEREK DEVAM EDİYOR”
 
İşkence ve kötü muamele dahil olmak üzere insan hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesinin şaşırtıcı olmaktan çıkarak kanıksandığını dile getiren Dalkuş, işkence ve kötü muamele uygulamalarının temelde ayrımcılık, nefret, baskı ve kaosa dayandığını söyledi.

Pınar Dalkuş son olarak şunları kaydetti: “İşkence ve kötü muamele uygulamalarının takip eden yıllarda da artarak devam edeceğine dair kaygılarımız mevcuttur. Bu nedenlerle de BM İşkence Karşıtı Komite’nin 13 Mayıs 2016 tarihinde yayınladığı Türkiye hakkındaki ‘Sonuç Gözlem Raporu’ da aynı kaygı verici durumu gözler önüne sermiştir.

Komite, Türkiye’de cezasızlık sorununun hakim olduğunu ifade etmiş ve işkence suçlarında ve ağır insan hakları ihlallerinde zamanaşımı uygulaması, AİHM kararlarının uygulanmaması, işkence görenlere karşıt suçlamalar getirilerek insanların yıldırılmaya çalışılması cezasızlık yönünden süreklilik arz eden uygulamalar olarak tespit edilmiştir.

İşkencenin önlenmesi açısından kurumsal yapılanmasını gerçekleştirmemesi, işkence eylemlerini etkili bir şekilde soruşturmaması, alıkonma koşulları yönünden ihlalleri önlemek ve ortadan kaldırmak konusunda sistematik bir politikasının olmaması, işkence görenlere sağlanması gereken haklar yönünden gerçekçi bir uygulamaya sahip olmaması ve Türkiye’nin işkence ile mücadele yönünden durumunu ortaya koymuştur.” 

HABERE YORUM KAT