1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Çalışanlar travmatize oldu
Çalışanlar travmatize oldu

Çalışanlar travmatize oldu

Çocuk Hakları Komisyonu’nun Ezidi Raporu’nda, kamp içinde başından beri gönüllü olarak çalışan belediye personelinin, mevcut yükü taşıyamayacak düzeyde yıprandıkları ve artık travmatize olmaya başladıkları belirtildi.

A+A-

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi üye avukatlar, Diyarbakır fidanlık kampında kalan Şengalli Ezidilerin yaşadığı hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı.

Raporda, tarihte 74 kez katliama maruz kalan Ezidilerin, 2014 Yılı Ağustos ayında Irak’ın Sinjar bölgesinde Terör Örgütü İŞİD’in katliamına maruz kaldıkları, birçoğunun hayatını kaybettiği, katliamdan kaçmayı başaranların ise dağlık bölgelere sığındıkları, ancak su ve gıda gibi temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamadıklarından yaşamlarını kaybettikleri kaydedildi.

2014 Yılı Eylül ve Ekim ayları içinde Türkiye’ye göçen (sığınan) Ezidi nüfusunun 30 bini aştığı kaydedilen raporda, gelenlerin Güneydoğu Anadolu Bölgesinin farklı yerlerine sığındıkları, bir kısmının yakın akrabalarını bulmak için geri gittikleri, bir kısmı da Irak’ın Duhok Bölgesine geri giderek Avrupa ülkelerine sığındıklarının bilindiği belirtildi.

Ülkemize sığınan Ezidilerin birçoğu belediyeler tarafından oluşturulan kamplara, boş evlere yada kullanılmayan lojmanlara yerleştirildiği dile getirilen raporda, bu raporun da Diyarbakır’da şehir merkezine 20 km uzaklıkta kurulan Fidanlık Kampı diye bilinen kampa yerleştirilen  Ezidilerin ve özelde çocukların,  yaşadıkları sorunların tespiti için hazırlandığı vurgulandı. Raporda gözlemler başlıklar halinde açıklandı.

Barınma Koşulları başlıklı bölümde “Geçici barınma amacıyla oluşturulan kampta  1767 kişi erkek, 1821 kişi kadın olmak üzere toplam 3580 kişi kalmaktadır. 18 yaş ve altı olan çocukların yaş gruplarına göre dağılımı şöyledir:  0-11 aylık bebek sayısı=44, 1-2 yaş arası çocuk sayısı 169,  3-5 yaş arası çocuk sayısı 340 çocuk, 6-10 yaş arası çocuk sayısı 544, 11-18 yaş arası çocuk sayısı  870  olmak üzere toplam çocuk sayısı 1967’dir.Kamp içinde 850 çadır kurulmuş olup, 831 çadır ailelerin kullanımı için, diğer 19 çadır ise ortak kullanım için ayrılmış veya giden aileler sonrası boş kalan çadırlardır. Her bir çadır genişliği 16 metrekareden ibaret olup,  her bir çadır bir alenin kullanımına ayrılmıştır. Mevcut çadırların 765 adeti belediyelerin kendi imkanları ve toplanan bağışlar ile satın alınıp kurulmuş, 85 adet çadır ise AFAD’dan alınmıştır. Her ne kadar AFAD’dan 85 çadır alınmış ise de bu çadırlar kampta kullanılmak suretiyle yada AFAD’ın kurulan bu kampa destek sunma amacı ile vermediği, talep üzerine AFAD’dan temin edildiği  kamp koordinasyonu tarafından heyetimize bildirilmiştir.

 

Çadırlarda; her ailenin yatak, battaniye, ısınma amaçlı elektrik peteklerinin bulunduğu, ısınma ve yatak ihtiyaçlarının bölge belediyeleri, ülke geneli gönüllü yardım ve bağışlar ile  temin edildiği, devletin resmi hiçbir kurumunun (AFAD, KIZILAY gibi) destek sunmadığı öğrenilmiştir.Yetişkin ve çocuk yatakları, ısınma petekleri ve battaniye ihtiyacı bulunmaz iken, 25 bebek karyolası(beşik) ve genel olarak  nevresim takımı ihtiyacının bulunduğu tespit edilmiştir. Kamp içerisinde 100 tuvalet, 84 duş, 48 çamaşır makinesi, fitnes salonu, voleybol sahası, futbol sahası, çocuk oyun parkları, televizyon odaları gibi ortak kullanım alanlarının oluşturulduğu görülmüştür.  Ortak kullanım alanlarının temizliği kamp sakinleri tarafından sağlanmaya çalışılıyor ise de özellikle tuvalet ve banyoların hijyen açısından yetersiz olduğu görülmüştür” denildi.

Raporun Beslenme Koşulları başlıklı bölümünde ise “Kampın kurulduğu günden itibaren 2 ay boyunca düzenli bir şekilde kamp içindeki yemekhanede yemeklerin yapımı ve dağıtımı sağlanmıştır.(Belediye çalışanlarından oluşturulan gönüllü koordinasyon tarafından) Ancak; kampta kalanların ağız tadına uygun olmayan yemeklerin(yöresel farklılık) kabul görmeyişi ile 2 aydan sonra, her bir çadırda kalan ailelere kendi yemeklerini yapmaları için haftalık kuru bakliyat ve sebze dağıtımı yapılarak, kendi yemeklerini yapmaları sağlanmaktadır. Bebekler için mama dağıtım odası kurulduğu, kampta bulunduğumuz sırada bu odanın önünde annelerin mama alma sırasının olduğunu gözlemledik. Bu durum heyetimizce şöyle değerlendirilmiştir; annelerin bebeklerini emzirme için sütlerinin yetersiz olduğu, bunun da tıbben iki alt etkeninin olabileceği, bunların annelerin yeterli beslenememe yada yaşadıkları savaş sendromuna bağlı psikolojik olarak süt salgısının yetersiz olduğu şeklinde görüş ve kanaati paylaşmak isteriz.

 

Bu durumun bebekler açısından hijyenik olmadığı, mama hazırlama koşullarının(mama suyunun kaynatılması, biberonların steril edilmesi) çadır içinde sağlıklı olamayacağı, bu nedenle de bebeklerin sıkça rahatsızlanması noktasında önemsenmesi gereken bir durum olduğunu önemle belirtmek isteriz. Kampın tüm beslenme ihtiyacı belediyeler tarafından ve gönüllük temelli karşılandığından, temel ihtiyaç gıdası dışında diğer ihtiyaçların sağlanamadığı ve mevcut yardımlar ile yapılan stokların en fazla Haziran ayı ortalarına kadar yetebileceği,  daha sonrası için kamp ihtiyaçlarının nasıl giderileceği konusunun ciddi bir sorun olduğu tarafımıza iletilmiştir”

Raporun Sağlık Koşulları başlıklı bölümünde ise özetle şöyle denildi:

“Geçirilen dönemin kış olması nedeniyle; çocukların çok sık hastalandığı, soğuk algınlığı ve ishal gibi hastalıkların sıkça tekrarladığı ancak tedavilerinin hastane ortamında resmi kayıtlar ile yapılamadığını öğrendik. Kampın genelinde savaş sonrası travmaya bağlı stres bozukluğunun yaşandığı,  kadınların yüzde 60’ı için bu tanı üzerinden derhal tedaviye başlanılması şuan kampta çalışan gönüllü hekim tarafından aktarılmıştır”

Raporun talep ve öneriler başlıklı bölümünde ise şu görüşlere yer verildi:

“İçişleri Bakanlığına Mültecilik Statüsünün Sağlanması için müracaatta bulunularak, gerekli yasal düzenlemeler ile birlikte başka bir ülkeye yerleştirilinceye kadar ülkemizde ikamet izninin verilmesinin sağlanması. Mültecilik statüsünün sağlanması ile Sözleşme gereği her Türk vatandaşının sahip olduğu haklara erişiminin önünün açılmasının istenmesi.Bu düzenlemeler yapılıncaya kadar  İvedilikle; Fidanlık kampı ve ülkemizin diğer İl ve İlçelerine yerleştirilen Ezidi  halkının sağlık ihtiyaçlarının anında giderilmesi için Sağlık Bakanlığına bağlı resmi hastanelerden ücretsiz faydalanması için yasal düzenlemelerin yapılması, kamp içinde birinci basamak sağlık ihtiyaçlarının ve yaşanılan savaş sonrası gelişen travmalara ilişkin rehabilitasyon tedavilerinin düzenli yapılması için sağlık istasyonu kurulmasının sağlanması.

 

Bölge Belediyeleri ve gönüllü yardımlar ile toplanan gıda ve diğer finansal desteklerin Haziran 2015 tarihi itibari ile tükenecek olması nedeniyle, bu ihtiyaçları giderecek ulusal ve uluslar arası finansal destek için resmi girişimlerin başlatılması. Kampın yarısından fazlasının 18 yaş ve altı çocuklardan oluşması nedeniyle, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi gereği tüm taraf devletlerin Sözleşmenin 22. Ve 30.maddesi başta olmak üzere, 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 18., 19.maddelere uyma hükümlülüklerinin hatırlatılarak gereklerini yerine getirmeleri için resmi yazışmaların  yapılması.

 

Vatanlarındaki İŞİD Terör Örgütü tehlikesinin ne zaman sona ereceği bilinmediğinden,  kamp içindeki tüm çocukların eğitim hakları için gerekli desteğin ülkemiz özelinde tüm taraf ülkelerce sağlanması için çalışmalar yapılması. Kamp içinde başından beri gönüllü olarak çalışan Belediye personelinin mevcut yükü taşıyamayacak düzeyde yıprandıkları ve artık travmatize olmaya başladıkları görüldüğünden, mevcut sorunların giderilmesi konusunda sorumluluğu bulunan AFAD ve KIZILAY’ın görevlerini yapmaya çağrılması”.

 

(Mahmut Oral)

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler