1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Büyümez ölü çocuklar…
Büyümez ölü çocuklar…

Büyümez ölü çocuklar…

Koşuyolu Parkı'nda 8′i çocuk 10 kişinin yaşamını yitirdiği patlamanın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen, ailelerin acıları olayın gerçek failleri açığa çıkartılmadığından dolayı tazeliğini koruyor.

A+A-

Patlamada oğlu Hasan'ı kaybeden Burhan Marangoz, cezalandırılanların sadece birer “maşa” olduğunu belirterek, asıl patlamayı yaptıranların cezalandırılmamasının acılarını daha da katladığını dile getirdi. Ailelerin avukatı Rahşan Bataray Saman ise, olayın tamamen aydınlatılmadan davanın “kısır” bir şekilde sonuçlandırıldığını söyledi.

Diyarbakır Koşuyolu Parkı'nda Türk İntikam Tugayı (TİT) tarafından gerçekleştirilen ve 2′si bebek, 6′sı çocuk olmak üzere 10 kişinin ölümüne neden olan bombalı saldırının üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen ailelerin yaşadığı acı tazeliğini koruyor. 12 Eylül 2006 tarihinde akşam saatlerinde meydana gelen patlama tüm dünyanın gündemine otururken, ana akım medya ve savcılık olayın failini “PKK” olarak göstermişti.

Ancak patlamanın ardından kullanılan bombanın hazırlandığı sırada çekilen fotoğrafların “www.turkintikamtugayi.8m.com” isimli internet sitesinde yayınlanması ve olayın üzerinden 24 saat geçmeden (TİT) imzalı e-maillerin haber merkezlerine gönderilmesi patlamanın hangi “karanlık eller” tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyordu. Termos içerisine yerleştirilmiş bombanın infilak etmesi sonucu Abdullah (6 aylık), Nazlıcan (4) ve Nazar Çetinkaya (2) adlı kardeşlerle yine Lice'den gelen Şilan (6 aylık), Zilan (8), Evin (10), Mizgin Demir (12) kardeşler ve anneleri Faide Demir, Hasan Marangoz (14), Rojhilat Aslan (28) yaşamını yitirdi. Patlamada 5 yaşındaki Barış Demir, Maide Çetinkaya ve Ali Haydar Kaplan ayaklarını, Emine Yetişecek ise sol elini kaybetti. Yine patlamada onlarca kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı. TİT tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkan patlamanın ardından yavaş işleyen yargı ise, olayın arkasında bulunan gerçek faillerin kimlerin olduğunu açığa çıkarmayarak ailelerin acısını da ikiye katladı.

Yerini bulmayan adalet!

Olaydan yaklaşık 3 yıl sonra faili oldukları iddiasıyla yakalanan 3 kişi yaptıkları savunmalarda kimi zaman olayı inkâr etti, kimi zaman da kullanıldıklarını ifade etti. 17 Mayıs 2012 tarihinde sonuçlanan davada tutuklu yargılanan Hikmet Topal ve Burhan Güneş, 11′er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 216′şar yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı. Bir diğer sanığa ise 12,5 yıl hapis cezası verildi. Ancak verilen karara yapılan itirazdan dolayı dosya hala Yargıtay'da beklerken, ailelerin tazminat için açtığı ve İdare Mahkemesi tarafından çok cüzi miktarla sonuçlandırılan dava dosyası da, Anayasa Mahkemesi'nde bekliyor.

Dava dosyaları adliye raflarında tozlanırken olayın perde arkasında gerçek anlamda kim ya da kimlerin olduğu ise, bir türlü ortaya çıkartılmadı. Bundan dolayı da hem aileler hem de avukatlar için gerçek adalet bir türlü yerini bulmadı. Ergenekon davası kapsamında hazırlanan iddianamenin 442 klasörlük ekleri arasından yer alan 243 nolu klasörde patlamaya ilişkin bilgiler de yer aldı. Ancak avukatlara dağıtılan dosyalardan 537 sayfadan oluştuğu belirtilen klasörün ilk 444 sayfası yer almadı. Koşuyolu patlaması da dizinde belirtilmesine rağmen hiçbir evrakın dosyada yer almaması patlamayı TİT'in üstlenmesi nedeniyle “bir şeyler gizleniyor” yorumlarına neden oldu.

'Dava kısır bir şekilde sonuçlandı'

Dava kapsamında sadece yargılananların cezalandırıldığını, patlamanın tamamıyla aydınlatılmadığına dikkat çeken müdafii avukatlardan İHD Diyarbakır Şubesi Hukuk Komisyonu üyesi Rahşan Bataray Saman, “Olay farklı kesimlerin üzerine bırakılmaya çalışıldı. Sonuçta belki olayın tetikçileri yakalanmış ve cezalandırılmış olabilir ama olayın aslı buna teşvik edenler ve arkasındakiler maalesef ortaya çıkarılmadı. Zaten bunun üzerinde de durulmadı. Bu cezalar verilmekle de aslında davanın üzeri örtülmeye çalışıldı. Bu dava ile ilgili dosyamız Yargıtay'da sonuçlanmasını bekliyoruz. Maalesef dava kısır bir şekilde sonuçlandı” dedi.

'Tazminat davası hukuka aykırı şekilde verildi'

İdare Mahkemesi'nde açılan maddi ve manevi tazminat davasında verilen kararın da hukuka aykırı bir şekilde verildiğini belirten Bataray, kararı kişilerin sosyal durumu, yaşı ve hukuken göz önünde bulundurulması gereken birçok durumun göz önünde bulundurulmadan verilmesinden dolayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdıklarını aktardı.

'Türkiye Cumhuriyeti'ne inancım kalmadı'

Aradan geçen 7 yılda acısı dinmeyen ve patlamada oğlu Hasan Marangoz'u kaybeden Burhan Marangoz ise, acısını bir parçada olsa hafifletmek için oğlunun mezarının bulunduğu Yeniköy Mezarlığı'nda mezarlık görevlisi olarak çalışmaya başladı. Bu şekilde her gün oğlunun mezarını ziyaret etme şansı bulan baba, oğlu için bestelediği şarkıyı da her gün Hasan'ın mezar taşına okuyor. Patlamayla ilgili olarak verilen kararın olayın gerçek faillerini gizlemeye yönelik olduğunu söyleyen baba Marangoz, “Türkiye Cumhuriyeti'ne inancım kalmadı” diyerek, yargının olayın gerçek faillerini ortaya çıkarmamasına tepkisini gösterdi.

'Ceza alanlar sadece birer maşa idi'

Ceza alanların sadece birer “maşa” olduğunu söyleyen baba Marangoz, “Mahkeme bir işe yaramadı. Savcının verdiği ceza beni hiçbir şekilde tatmin etmedi. Bu eylemi yapanların arkasında olan karanlık güçlerin ortaya çıkarılması gerekirdi. Sadece bunu yapanların değil yaptıranların kim olduğunun ortaya çıkarılmasını istiyorduk. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaptığı bütün şeyler boştur benim için. Sadece oğlumun yanına gelip devamlı dua okuyorum. Şarkılar söyleyerek, konuşarak acımı hafifletmeye çalışıyorum. Bu acıyı yedi senedir yaşıyorum. Devletten tek beklentim olayın arkasında olanların da tek tek yakalanıp, cezalandırılmasıydı o da olmadı” diye konuştu.

Yargılamadan adalet duygularını tatmin etmediği de ifade eden Marangoz, “Hasan'ımı da elimden aldılar, onu bana çok gördüler. Bu ülke sadece öldürmeyi biliyor. Yaptıranların adalet önüne çıkarılması gerekirdi. Olayın gerçek failleri halen evlerinde oturuyor” dedi. Her gün oğlu Hasan'ın mezarını ziyaret ettiğini belirten baba Marangoz, mezar taşındaki fotoğrafın da polisler tarafından söküldüğünü aktararak, “Devletin oğlumun bir fotoğrafına bile tahammülü yok” diyerek, yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.

 'Büyümez ölü çocuklar'

Baba Marangoz tarafından mezara yazdırılan “On iki Eylül'de, öleli oluyor beş ay kadar, on dört yaşında bir oğlum, büyümez ölü çocuklar, saçları yandı ateşte, bir avuç kül oluverdi, külü havaya savruldu, büyümez ölü çocuklar” sözleri babanın yaşadığı acıyı kanıtlamaya yeterken, Hasan'ın mezarını ziyaretinde söylemek için de bir şarkı besteler. İşte Hasan için her ziyarette söylediği ve Zülfü Livaneli'nin “Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor” sözlerinden esinlenerek söylediği o şarkının sözleri: “Şu sılanın ufak tefek yolları. Acıdan sızıdan tutmaz ellerim. Tepeden tırnağa şiir gülleri. Yiğidim Hasan'ım burada yatıyor. Ne bir haram yedin. Ne cana kıydın. Ekmek kadar temiz, su gibi aydın. Hiç kimse duymadan ölüme gittin. Yiğidim Hasan'ım burada yatıyor. Efkârlıyım bugün açmasın güller. Hasan'ımdan kara haber verdiler. Topraktan döşeği, yastıktan taşı. Yiğidim Hasan'ım burada yatıyor. Topraktan döşeği, yastıktan taşı. Yiğidim Hasan'ım Yeniköy'de yatıyor.”

Öte yandan patlamanın yaşandığı yere Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından ”Yaşam Hakkı Anıtı” yapılırken, 90′lı yıllarda faili meçhul şekilde kaybettirilenlerin yakınları her Cumartesi İHD öncülüğünde burada biraraya gelerek kayıplarının akıbetini soruyor.

HABERE YORUM KAT