1. HABERLER

  2. ALINTI YAZARLAR

  3. Bursa'daki yüzüm Diyarbakır'a bakıyor (Bülent Aslanhan)
Bursa'daki yüzüm Diyarbakır'a bakıyor (Bülent Aslanhan)

Bursa'daki yüzüm Diyarbakır'a bakıyor (Bülent Aslanhan)

Bugünlerde daha cesur olmak. Nereden bir barış fısıltısı duyarsak yüzümüzü oraya dönmek.

A+A-

Nerede bir hamaset varsa, nerede bir ırkçı hezeyan varsa, nerede bir savaş kışkırtıcılığı varsa uzak durmak.

Bugünlerde daha bir insan olmak. Daha bir “barış yürekli” olmak zamanı.

Bugünler, tuzu kuru şiddet, savaş kışkırtıcılarından çok ama çok uzak olmak zamanı.

Ben şiddetin, çatışmaların, savaşın acısını iyi bilirim. Şiddetin, savaşın hamasetini ise hiç bilmem.

Mesleki yaşamımda , 92-95 yıllarında Siirt Devlet Hastanesi'nde, çatışmaların en yoğun döneminde, defalarca çatışma bölgesinden helikopterlerle sevk edilmiş askerlerimizin ilk müdahalelerini yaparken çokça bağırmışımdır “hadi, lütfen hadi biraz daha, lütfen biraz daha inat et, yaşamı yakala.”

Ellerimde kimi gencecik çocuğumuz tekrar hayatı yakaladı. Kimini ilk müdahale sonrası hızla Diyarbakır Askeri Hastanesi'ne sevk ettik ve tıbbi sonucunu öğrenemedik bile.

Kimini ise, tüm çabamıza rağmen kaybettik.

Eruh'un dağlık alanlarında önde savcı arkada ben koştururken, dağların ardından silah sesleri gelirken. Çatışmalarda yaşamını yitirmiş onlarca yoksul Kürt gencinin “sözüm ona otopsi yapılarak gömüldüğünü göstermek” için tutulan tutanakları bilirim. Dağların tepelerin her yanına düşmüş genç ölü bedenleri bilirim.

Hemen orada toprağın altına gömülüp, akşam haberlerinde “15 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi” anonslarında genç ölü bedenlerinin sergilenmesini bilirim.

Çatışma bölgelerinden askeri kamyonlarla getirilip hastane morguna konulan genç ölümleri, yoksulluğu, hastane kapısında çaresiz çocuklarının cenazelerini almaya mahcuplanan yoksul Kürt köylülerini bilirim.

Anaları bilirim, yüzünde acıları ile dik durmaya çalışan babaları bilirim.

Dağdaki çocuklarına ekmek-aş verdikleri için köyleri yakılmış, boşaltılmış çaresiz şekilde Siirt Belediyesi'nin önüne toplanarak ellerinin arasında başları, çömelmiş ağlaşan köylüleri bilirim.
Ben savaşı bilirim, acılarını bilirim. Tanığım.
Döndükten sonra, hayatımın o yıllarını, acılarını, ellerimde yaraları, gözlerinde umutları genç ölümleri unutmaya çalıştım hep. Çoğu zaman unutamadım. Gelip yakaladı beni. Bu nedenle barışı hep kutsadım. Hamaseti anlamadım. Hele “tuzu kuruların” hamasetine hep kulaklarımı tıkadım.

Bu nedenle yüzüm barışa dönük Diyarbakır'da kutlanan Newroz'da. Oradan bir barış çığlığı yükseldi.

Bu nedenle bugün “barışa karşı savaşı yükselt” diyerek Bursa'da yapılacak MHP mitingine sırtım dönük, uzağım. Uzak durun. Barış büyüsün, çatışma, şiddet, savaş kaybolsun.
Duyuyorum ki, CHP'liler de mitinge davet edilmiş. Açık çağrımdır. Barışı arzu edin ve kesinlikle katılmayın. Katılmayın, yüz vermeyin, cesaretlendirmeyin. Onlar genç ölümler üzerinden oy toplama, biz yaşama, hayata güzelleme yapmak muradındayız.

Umarız bu barış demokrasi ile birlikte olur.
Barış ve demokrasiden birini tercih etmek zorunda kalmamak en güzeli.

Tedirginliklerimiz olabilir.

Kürt muhalefeti ile Tayyip Erdoğan başka başlıklarda anlaşmışta olabilir.

Şart değil barışın demokrasi getirmesi. Demokrasi getirmesi için mücadele etmekte boynumuzun borcu.

Ama bir şeyi biliyoruz savaş ölüm getirir, barış umut.

Hele bir de demokraside olursa çok güzel olur.
Benim yüzüm Bursa Kent Meydanı'ndaki savaş mitingine değil, Diyarbakır'daki barış Newroz'una dönük.

Döndürün yüzünüzü Diyarbakır'a, savaş değil, barış büyüsün.

Bu haber toplam 9430 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT